İçişleri Bakanı Soylu: Elazığ ve Malatya'da okullar 10 Şubat'ta açılacak

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Elazığ ile Malatya’nın Doğanyol, Pütürge, Kale ve Battalgazi ilçelerindeki okulların 10 Şubat’ta açılacağını söyledi.

Soylu, beraberinde Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk ile Elazığ Valiliğinde düzenlediği basın toplantısında, Sivrice ilçesinde 6,8 büyüklüğündeki depremin ardından 1348 artçı yaşandığını söyledi.

İl merkezinde kar yağışının başladığını ifade eden Soylu, “Depremin olduğu dakikadan bu dakikaya kadar Elazığ’da ve Malatya’da huzuru bozan, kamu düzenini zorlayan hiçbir asayiş olayının olmadığını büyük bir memnuniyetle iletmek isterim.” dedi.

Bankalar akşam açık

Soylu, hem çöken hem de yıktırılan binalardaki hak sahiplerine ödemelerin başladığını, vatandaşların 24.00’e kadar açık tutulan bankalardan kendilerine verilen ödeme çeklerini tahsil edebileceklerini kaydetti.

Okulların açılmasına ilişkin Elazığ ve Malatya Valisi ile istişare de bulunduklarını dile getiren Soylu, şöyle konuştu:

“Sahanın durumunu görüyoruz. Bir taraftan evlerine giremeyen vatandaşlarımız var, ağır hasarlı evler var. Çocuklarımız bu depremden en çok etkilenenler. Sosyal destekler de gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Onların kitap ve giysileri evlerde kalmış. Hem öğretmenlerin gelişi hem de deprem sebebiyle il ve ilçelerini terk edip başka yerlerde konaklayan vatandaşlarımız var. Dışarıdan gelecek öğretmenlerimiz var.”

Fırat Üniversitesi 17 Şubat’ta açılacak

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile yaptıkları değerlendirmeyi de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a arz ettiklerini vurgulayan Soylu, “Elazığ’ın tamamında, Malatya’nın Doğanyol, Pütürge, Kale ve Battalgazi ilçelerinde okullar 10 Şubat’ta açılacak. Üniversitelerde de ara tatil var. Elazığ Fırat Üniversitesinde sınavlar ertelenmişti, 17 Şubat’ta açılacak. Onun için bu esnada herhangi bir ertelemeye gerek yok.” ifadelerini kullandı.

10 okul yıkılacak

Bakan Süleyman Soylu, Elazığ’ın genelinde 200’ün üzerinde okulda yapılan inceleme sonucunda 10 okulun yıkılmasına karar verildiğini işaret ederek, şunları kaydetti:

“Güven Hastanesinin sahibesi Nükhet Hanım, Kolin İnşaatın sahibi Celal Koloğlu, Final Okullarının sahibi İbrahim Taşel, Türk-İş Genel Başkanı Ergun Bey’den istirhamda bulunduk. Bunun yanı sıra Bahçeşehir Okulları, Konya TSO Başkanı her biri Türk-İş 16, diğerleri 24 derslikli ilk öğretim okulu olmak üzere okul yapma konusunda yaptığımız görüşmelerde sevinerek katkıda bulunmayı taahhüt ettiler. Bu da bizi mutlu etti. Saran Şirketler Gurubu Doğukent de spor salonu yapma konusunda irade ortaya koydu. Kendilerine teşekkür ediyorum. Bizim yapmamız gereken ilk etapta hemen yapılacak olan okulların yapılmasını sağlayabilmek ve eğitim-öğretime açmak.”

“Herkes birbirine yardımcı oluyor”

Soylu, gelen bütün yardım ve bağışların itinayla hakkaniyet ölçüsü içinde dağıtıldığını belirterek, şunları dile getirdi:

“Geçmiş alışkanlıklardan kalan ‘acaba ne olacak?’ sorusu lütfen Elazığ ve Malatya üzerinde speküle edilmesin, bizi incitir ve üzer. İnanın sahada gönüllü ordusu var. Elazığ ve Malatyalılar çok güçlü bir iradeye sahipler. Herkes birbirine yardımcı oluyor. Sadece kurumsal bir süreç yönetilmiyor aynı zamanda ciddi bir gönüllülük süreci de yürütülüyor.”

“100 milyon liralık bir nakit desteği oldu”

Gelen bağışlara değinen Soylu, “Kızılaya 27,5 milyon lira, TV8’de 22,5 milyon liralık SMS toplanmıştı, 2 milyon 2250 bin kişi SMS gönderdi. Bu çok saygıdeğer bir şey. Toplam SMS 27 milyon 652 bin. Kızılaya 27,5 milyon lira, AFAD’a da 72 milyon liralık yani toplamda 100 milyon liralık bir nakit desteği oldu.” dedi.

Soylu, tırlarla gelen yardımların bin gönüllü tarafından ayrıldığını vurgulayarak, şöyle devam etti:

“Isıtıcı, gıda ve battaniye dışında özellikle başımızın üzerine belki mont olabilir, günlük kışlık ihtiyaçlarını karşılayabilecek onun dışında vatandaşımızdan veya ilgili kurum ve kuruluşlardan bir talebimizin olmadığını belirtmek istiyorum. Özellikle yaş sebze ve meyve geliyor ama bunları zaman bakımında alabilmek ve tüketebilmek açısından sıkıntımız var. Aşevlerine veriyoruz ama aşevlerimizin de ihtiyaçlarını başka kanallardan karşılamaya çalışıyoruz. Isıtıcı konusunda sıkıntı vardı, AFAD başkanlığımızla birlikte 10 bin ısıtıcıyı İstanbul’dan yola çıkardık bugün öğlenden sonra elimizde olacak.”

23 bin çadır dağıtıldı

Gelecek mont, kaban, kazak, kaşkol gibi kışlık giyecekleri dağıtacaklarını bildiren Soylu, şunları söyledi:

“Elazığ ve Malatya’da şu ana kadar 23 bin 286 çadır, 52 bin 658 battaniye, 19 bin 565 yatak dağıtıldı. Bugün akşama kadar tüm çadırlar tek tek taranarak eksik ne varsa verilecek. En uzak yerler köyler her gün iki defa ziyaret edilerek kumanya veriliyor. Günde 30 bin kişiye sıcak aş çıkıyor, günlük 65 bin kişilik kumanya dağıtılıyor. Beslenme ve aş mekanizmamızı Kızılay yürütüyor. Türk Polis Teşkilatı günde 50 bin kumanya gönderiyor.”

Deprem bölgesinde kurulacak geçici konaklama merkezleri sayesinde vatandaşların barınma sorunun giderileceğini aktaran Soylu, şunları kaydetti:

“15-20 gün içerisinde ağır hasarlı binalarda ve çadırlarda oturmalarını kaldıracağız. Şu anda 2 binin üzerinde çadırımız boş. Eski eğitim ve araştırma hastanesinin binası depremden güçlendirilmiş şekilde 500 kişilik yataklı yer hazırlanmaktadır. Yarın itibarıyla hazır olacak. Hazar Gölü etrafında 500 kişilik kamu misafirhanemiz var.”

52 camide 4 bin 150 kişi barınıyor

Bakan Soylu, il genelinde 52 camide 4 bin 150 kişi barındırıldığını, 150 din görevlisinin depremzedelere manevi destek sunduğunu dile getirerek “Ayrıca depremzedelerin yoğun olarak kaldığı Kültür Park’ta Diyanet İşleri Başkanlığı çadırı kurulmuş, burada 10 manevi rehberimiz vatandaşlarla ilgileniyor.” dedi.

Yakınını kaybeden ailelere 10 bin lira

Depremde hayatlarını kaybeden her aileye 10 bin lira, yaralılara 1000 lira yardım yapıldığını belirten Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ayrıca vatandaşımıza sevk edilen erzak kolisi 26 bin 850 adet. 21 bin 150 kişiye giyim, 23 bin 152 bebek bezi dağıtıldı. Depremden zarar gören vatandaşlarımıza Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfımızca şu ana kadar 850 bin lira nakdi yardımda bulunuldu. Enerji Bakanlığımızın talimatları doğrultusunda 30 bin ton kömür dağıtılıyor. Cumhurbaşkanımızın talimatıyla deprem bölgesine 44 milyon lira kaynak aktarıldı. Bunun yarısı Malatya yarısı Elazığ’a gönderildi.”

Çocuklara oyuncak dağıtacaklarını, bu yaş grubundakilerin depremin psikolojisinden kurtarmak için ekiplerin faaliyet yürüttüğünü ifade eden Soylu, internet hizmeti sunma çalışmalarının da sürdüğünü söyledi.

Jandarma yaralı inek için çadır kurdu

Soylu, Çevrimtaş köyünde hayvanların telef olduğunu aktararak, “Tarım Bakanlığımızın gönderdiği hayvanları teslim ettik. Depremde yaralanan bir ineğimiz vardı Nazlı. Jandarmamız, kalkamadığı için bulunduğu yerde güzel bir çadır yapıldı. Hepimizin ders alacağı önemli manzaralar var burada. Herkes kendi hassasiyetini çok farklı şekilde yansıtıyor.” diye konuştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

MALATYA (AA) – Yeşilyurt ve Akçadağ ilçelerinde üretilen ve kendine has tadıyla bilinen Banazı karası üzümünde hasat, mevsimsel şartlara bağlı olarak eylül ayının ikinci haftasında başlıyor. Üreticiler tarafından bağdan toplanan üzümler, kurutma işlemlerinin ardından tüketicilere sunuluyor.

Yeşilyurt Belediye Başkanı Mehmet Çınar, AA muhabirine, ilçenin tarım, sanayi ve turizmle ön plana çıktığını söyledi.

İlçe tarımının gelişimine katkı sağlamak amacıyla 2019’da Yeşilyurt Tarımsal Hizmetler Müdürlüğünü kurduklarını belirten Çınar, yörede yetişen ancak bilinirliği az olan tarım ürünlerinin tanıtılması ve katma değerinin arttırılması hedefiyle çalışmalar yürüttüklerini ifade etti.

Çınar, üreticilerin nitelikli ürünlere yönelmesi noktasında onlara teknik destek verdiklerini dile getirerek, “Bu kapsamda ilçenin farklı noktalarında sera ile kapama kiraz ve vişne bahçeleri oluşturduk. Tarımsal üretim merkezimizde nohut, fasulye, buğday ve arpa ektik. Her yıl bahar ayında üreticilerimize daha kaliteli ürün elde edebilmeleri için fide desteği veriyoruz. Bu yıl 200 bin fide çiftçilere verdik.” dedi.

Kentin, dünya kayısı başkenti olarak bilindiğini ancak meyve çeşitliliği açısından Malatya’nın her bölgesinde farklı ürünlerin yetiştiğine işaret eden Çınar, Yeşilyurt’un kendine özgü kirazı ve üzüm çeşitlerinin bulunduğunu kaydetti.

Çınar, ilçeye has tarım ürünlerinin tescillenmesi için çalışma yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti:

“İlçede kurutmalık amacıyla yetiştirilen Malatya Banazı karası üzümünün tescili için yaptığımız başvuru Türk Patent ve Marka Kurumunca olumlu sonuçlandı. Gündüzbey Mahallesi’nin üst kesimleri, Banazı, Cafana ve Gözene bölgelerinde yöreye ait çok güzel üzümler yetişiyor. Banazı karası siyah üzümümüz hasadın ardından güneşte kurutuluyor. Banazı karası, kuru yemişçilerde çerez olarak tüketiciye sunuluyor. Bu üzüm, gün kurusu kayısı çekirdeğiyle gerçekten kış gecelerinin en güzel muhabbet yiyeceği diyebiliriz.”

Banazı karası üzümünün bölgede uzun yıllardır yetiştirildiğini ancak yeterince tanıtılmadığını dile getiren Çınar, “Fırat Kalkınma Ajansının desteğiyle tescil için süreci takip ettik. Ürünümüzü Türk Patent ve Marka Kurumu tescilledi. Malatya Banazı karası üzümü, tescille Türk Patent ve Marka Kurumunun listesinde ilçemizin ürünü olarak yerini aldı. Böylece ticari olarak talep artacak.” ifadelerini kullandı.

“Geçen yıl kurusunun kilogramı 30-35 liradan alıcı buldu”

Yeşilyurt Ziraat Odası Başkanı Doğan Solmaz da üzümün tescillenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

Solmaz, geçmişte yörede yetişen üzümü bilenlerin tanıdıkları vasıtasıyla temin etmeye çalıştıklarını belirterek, “Daha önce İstanbul, Ankara ve diğer büyük şehirlerden Malatya Banazı karası üzümü, tanıdıklar vasıtasıyla temin edilirdi. Geçen yıl üzümün kurusunun kilogramı 30-35 liradan alıcı buldu, fiyatların bu yıl yükselmesi yönünde çiftçinin beklentisi var.” dedi.

“Mutluyuz, pazarımız artacak”

Özkan Koca da yıllardır ilçede ürettikleri üzümün tescillenmesinin kendileri için memnuniyet verici bir gelişme olduğunu söyledi.

Malatya Banazı karası üzümünün pazarda hak ettiği yeri şimdiye kadar alamadığını ancak tescilin ardından hak ettiği noktaya geleceğine inandıklarını anlatan Koca, “Üzümümüzün tanınırlığı daha da artacak, bazı yerlerde ismimizi kullanarak farklı üzümler satıyorlardı. Tescillendiği için artık bizim üzümün ismini kullanarak farklı satamayacaklar. Mutluyuz, pazarımız artacak.” diye konuştu.

MALATYA (AA) – İlçedeki ağaçlardan toplanan dutlar, büyük kazanlarda kaynatılarak şıraya dönüştürülüyor. Bu şıraya un, süt ve nişasta eklenerek kaynatma işlemine devam ediliyor.

Bir süre kaynatıldıktan sonra kıvama getirilen şıra, kap kacak yardımıyla damlara taşınıp bezlere serildikten sonra üzerine haşhaş serpilerek güneşte kurutulmaya bırakılıyor.

Bezlerde kuruyan ve çıkarılan pestiller, daha sonra kadınlar tarafından çeşitli ölçülerde kesilerek yurt içi ve yurt dışına gönderiliyor.

Malatya’nın “damak çatlatan” lezzetleri arasında yer alan ürün, yıllardır geleneksel yöntemlerle imece usulü hazırlanıyor.

Her hanede kadınlar tarafından yaklaşık 500 kilogram üretilen ve kilogramı 45-50 liraya alıcı bulan pestil, yörede kış aylarının vazgeçilmez yiyecekleri arasında yer alıyor.

“Komşu ve akrabalarla bir araya gelip imece usulüyle yapıyoruz”

Hekimhan ilçesine bağlı Kocaözü Mahallesi’nde 67 yaşındaki Feride Doğan, AA muhabirine, her yıl akraba ve komşularla toplanarak pestil sezonunu açtıklarını söyledi.

Sezonun yaklaşık bir ay sürdüğünü dile getiren Doğan, şöyle devam etti:

“Pestili dut pekmezinden yapıyoruz. Dutlarımız çekirdekli olduğu için şeker oranı da fazla. Pestilimiz doğaldır. Önceleri kendi ailemiz için yapıyorduk, daha sonra komşular ve akrabalardan gelen misafirlere verdikçe siparişler başladı. Siparişler çok olunca işimiz daha da çoğaldı. Önce kendi ailemize ayırıyoruz, fazla olanları gönderiyoruz.

Pestil, haziran ayında dutların olmasıyla başlıyor. Pekmezlerimizi yapıyoruz. Tabi bu süreçte kayısı araya giriyor. Kayısı işini bitirdikten sonra pestil sezonuna yeniden başlıyoruz. Komşular ve akrabalarla bir araya gelip sıra oluşturuyoruz, imece usulüyle yapıyoruz.”

“Pestili yapmadan siparişler geliyor”

Pestilin asırlardır kentte ve ilçelerde yapıldığını aktaran Doğan, 20 yıldır pestil yapım işiyle uğraştığını ifade etti.

Pestil yapımının zahmetli bir iş olduğunu anlatan Doğan, “Yapımı için bir gün önceden hazırlık yapıyoruz. Sabah ezanı okunmadan önce kalkıyoruz. Kazanın altını yakıp suyu kaynatıyoruz. Komşularla bir araya gelip malzemeleri hazırlayıp pestili yapmaya başlıyoruz. Müşterilerimiz var. Pestili yapmadan siparişler geliyor. İstanbul, Ankara ve Almanya’dan isteyenlere gidiyor. Daha önce yiyenler birbirlerine haber verdiği için sipariş ağı daha da gelişiyor.” dedi.

Yaklaşık 30 yıldır pestil yapan Bediha Doğan da komşular ve akrabalarla böyle bir ürün çıkardıkları için ev ekonomisine de katkı sağladıklarını belirtti.

Pestilin yapım aşamalarının zahmetli olduğuna değinen Doğan, şunları kaydetti:

“Önce suyundan başlıyoruz pekmezi koyuyoruz. Daha sonra hamurunu yapıyoruz. 1 kilogram un 3 kilo nişasta 5 kilo süt ile hamurunu yoğurduktan sonra haşlıyoruz. Tekrar kazana koyup karıştırıyoruz. Kaynadıktan sonra da bezlerin üzerine seriyoruz. Bezden çıkardıktan sonra kurumuş oluyor zaten kesme aşamasıyla beraber bitiyor. Kayısı sezonu erken bitti. Komşularla bir araya geldik ve erken yapmaya karar verdik. Bu yıl 50 liradan satacağız. İstanbul, Ankara ve Almanya’dan sipariş edenler var. Malatya içerisinden var. Malatya haşhaşlı dut pestilinin coğrafi işaret almasından dolayı siparişlerimizde yoğunluk var.”