İçişleri Bakanı Soylu, Elazığ'da AFAD Koordinasyon Merkezinde açıklamada bulundu (2)

ELAZIĞ (AA) – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Malatya ve Elazığ'da 3 bin 300 konteynerin kurulduğunu söyleyerek, "Alt yapısı hazır. Orada bir hayat devam edebilir, özellikle ortak yaşama alanlarını arkadaşlarımız bir kısmını oluşturdular, bir kısmını oluşturmaya devam ediyorlar." dedi.

Bakan Soylu, Elazığ İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü (AFAD) Koordinasyon Merkezi'nde düzenlenen basın toplantısında, Elazığ'daki depremden sonra yapılan çalışmaları hem değerlendirmek hem de buradaki çalışma gruplarıyla bu çalışmaların üzerinden geçebilmek için toplantı yaptıklarını söyledi.

Elazığ'da depremden sonra hayatın yavaş yavaş normale dönmesi içinde herkesin elinden geleni yapmaya hızlı bir şekilde devam ettiğini belirten Soylu, AFAD koordinasyon merkezlerine 112 bin 646 yazılı ve sözlü talepte bulunulduğunu, bunların hepsinin karşılandığını bildirdi.

Yeni bir sistemle her mahallede AFAD koordinasyon birimleri oluşturduklarını ve birimlerde vatandaşların tüm değerlendirmelerini, taleplerini karşılamaya çalıştıklarını anlatan Soylu, Elazığ'da 24 bin 670, Malatya'da 10 bin 607 ağır hasarlı bina tespit edildiğini aktardı.

Orta hasarlılarla birlikte Elazığ'da sayının 38 bin 748, Malatya'da ise 12 bin 607 olduğunu kaydeden Soylu, hasar tespit itirazlarının da 17 Mart'ta kadar süreceğini anlattı.

– 473 milyon lira ayni ve nakdi yardım yapıldı

Bakan Soylu, şöyle devam etti:

"Şu ana kadar yapılan toplam hasar tespit itirazı 23 bin 714 yani 23 bin 714 bağımsız bölümün sahibi 'Çevre ve Şehircilik tarafından biçilen hasarı kabul etmiyorum, onun için bunun tekrar yapılmasını istiyorum' şeklinde bir talepte bulundu. Bugüne kadar Elazığ ve Malatya'ya 136 milyon 500 bin liralık nakdi yardım yapıldı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bir taraftan AFAD'ın bir taraftan Sosyal Yardımlaşma Ve Dayanışma Vakfımızın aynı zamanda da AFAD olarak bizim depolarımızdaki ki, Kızılayı buna katmıyorum, Kızılayın yaptıklarını sadece devletin Elazığ ve Malatya'ya bugüne kadar ayni ve nakdi olarak gönderdiğinin toplamı 473 milyon lira. Bunda hem sivil toplum örgütlerimiz hem Kızılayımız hem de diğer yardım yapan vatandaşımızın ulaştırdığı veya birtakım ticaret ve sanayi odaları olsun bir takım kurum ve kuruluşlar olsun bunların gönderdikleri, ulaştırdıkları yok. Sadece devletin yaptığı ayni ve nakdi yardımların toplamı. Sadece bizim depolarımızda bulunan ve depolarımızdan sevk ettiğimiz ve nakit olarak verdiğimiz toplam 473 milyon lira."

Depremin ardından vatandaşlara yönelik yardımlar konusunda bilgi veren Soylu, ticari hayatın normalleşmesi ve esnafın karşı karşıya kaldığı mağduriyetlerin giderilmesi için esnafa da 50 bin liralık faizsiz bir kredi imkanı oluşturulduğunu, bundan da bin 641 esnafın yararlandığını ifade etti.

Esnafın başvurusunun sürdüğünü, bin 773 daha talebin olduğunu, bunların değerlendirildiğini bildiren Soylu, "Yaklaşık 86 milyon civarında bir meblağa ulaşıyor. Özellikle bugüne kadar Elazığ ve Malatya'da toplam 2 milyon 600 bin öğün yemek ve kumanya dağıttık. Bütün misafirhanelerimizi ve yurtlarımızı harekete geçirdik. Oralarda çok az kalan insanımız var. Mümkün olduğunca onları da konteynerlere taşıma çalışıyoruz." diye konuştu.

Vatandaşlardan gelen giyim yardımlarını yine halka aktardıklarını, giyim market ve mobil giyim tırı oluşturduklarını dile getiren Soylu, köylere kadar bunları getirmek suretiyle toplam 40 bin 500 kişiye giyim yardımı yapıldığını aktardı.

– "170 bin 574 kişiye psikososyal destek verildi, sosyal rehabilitasyon yapıldı"

Depremde üzerinde durdukları meselelerden birinin ailelerin özellikle çocukların, öğrencilerin deprem travmasını atlatması olduğunu ifade eden Soylu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Yaklaşık 170 bin 574 kişiye psikososyal destek verildi, sosyal rehabilitasyon yapıldı. Bütün ilgili bakanlık ve kurumlar burada ellerinden gelen bütün gayreti ortaya koydular, samimiyetle, iyi niyetle ve bu yaraların hem beraber sarılması gayretiyle birlikte. Elazığ depreminin bize hem öğrettikleri var. Deprem öncesi yapılacak ve elde edilecek hazırlıklar aynı zamanda deprem anı, arama kurtarma anı ve arama kurtarma anından sonraki safalar konusunda çok dersler aldık, tecrübeler edindik ve sistemimizi sürekli yenilediğimizi, yenileyeceğimizi buradan vatandaşlarımıza ifade etmek istiyorum. Allah milletimizden, milletimizin yardım duygusundan el uzatma duygusundan bu topraklarda eksik etmesin, duamız o. Hakikaten çok başarılı bir şekilde bütün kurumlarımız kuruluşlarımız ellerinden gelen her şeyi ortaya koydular. Meselenin hayvancılık tarım boyutu var, çadırından telef olan hayvanların yerine yenisini vermeye kadar hiçbir eksiklik söz konusu değil. Sayın Cumhurbaşkanımız Elazığ ve Malatya'daki her süreci takip etmektedir ve dönem dönem de biz kendilerine gerek talimatları çerçevesinde gerekse biz fırsat bulduğumuz zaman bu sürecin arzını gerçekleştirmeye çalışmaktayız."

– Şimdiye kadar 3 bin 300 konteyner kuruldu

Depremin ardından sadece konteyner şehirler oluşturmadıklarını köylere yüzlerce evin önünde alt yapısını oluşturarak konteynerler kurduklarını bildiren Soylu, "Şu ana kadar Malatya ve Elazığ'da 3 bin 300 konteynerimiz kurulmuş durumda, alt yapısı hazır. Orada bir hayat devam edebilir, özellikle ortak yaşama alanlarını arkadaşlarımız bir kısmını oluşturdular, bir kısmını oluşturmaya devam ediyorlar. Gerek kafeteryalar gerek öğrencilerimizin hem 8. sınıf hem 12. sınıf öğrencilerimizin kafeteryaları, ana sınıfları yani çok mükemmel ana sınıfları oluşmuş." diye konuştu.

Orada yaşayan insanlara evlerinin sıcaklığını kaybettirmemek için ellerinde gelen her şeyi yapmaya çalıştıklarını vurgulayan Soylu, ortaya koydukları gayret ve mücadele için tüm Elazığ'a, Elazığlılılara, sivil toplum örgütlerine ve tüm kuruluşlara teşekkür etti.

İçişleri Bakanı Soylu, "Hakikaten çok önemli bir süreci, muhakkak ki eksiklikler olacaktır, eksiksiz olmak cenabıallah'a mahsustur, biz kuluz eksiklerimiz olacaktır, uzanamadığımız yerler olacaktır ama karşı karşıya kaldığımız bir afet hali vatandaşlarımızla el birliğiyle Türkiye'nin her yanından dünyanın her tarafından buraya gelen bağışlarıyla buraya uzanan vatandaşlarımızla birlikte ki, onlara da minnetlerimizi şükranlarımızı ifade ediyoruz, onlarla birlikte atlatmaya, yaralarımızı sarmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

– Geçici konaklama merkezlerinde elektrik ve su ücreti alınmayacak

Süreci hep 2021'in nisan olarak nitelendirdiklerini anlatan Soylu, şöyle dedi:

"İlk geldiğimiz andan itibaren yani temellerin atılması yaraların sarılması vatandaşlarımızın yeni evlere geçmesi olarak nitelendirmiştik. Zannediyorum ki önümüzdeki yılın nisan ayı içerisinde muhakkak depremin acıları kayıpları unutulmaz ama bu yaraları sardığımız, sarmaya çalıştığımız bir süreci Allah hem Elazığlı hem Malatyalı hemşehrilerimize göstermeyi nasip etsin. Bir taraftan Çevre ve Şehircilik Bakanlığımız bu konuda hakikaten önemli bir çalışma ortaya koyuyor. Bir çok yerde temeller atıldı, devam ediyor bir taraftan. Kalıcı barınmayı tesis edecek adımlarımız da süratle atılıyor. Merak edilen, arkadaşlarımızın sorduğu sorular var. Konteyner kentlerden elektrik ve su ücreti alınacak mı alınmayacak mı? Burada Elazığlı ve Malatyalı hemşehrilerimize söylüyoruz. Konteynerlerden müteşekkil geçici konaklama merkezleri oluşturduk. Geçici konaklama merkezlerimizden elektrik ve su ücreti almayacağız."

"Hizmetler bitene kadar devletimizin hiçbir birimi buradan ayrılmayacaktır. Herkes elinden gayreti ortaya koymaktadır. Herkes elinden geleni yapmaya çalışıyor, yapmaya da devam edecek." ifadelerini kullanan Soylu, bütün birimlere teşekkür etti.

(Bitti)

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Evinde dün hayatını kaybeden şehit annesi Zeynep Şafak (68) için Ayyıldız Camisi’nde tören düzenlendi.

Şafak’ın cenazesi, öğle namazının ardından Yukarı Tekke Mezarlığı’nda defnedildi.

Cenazeye katılan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, aileye başsağlığı diledi.

Bakan Soylu, daha sonra Eğriköprü Mahallesi’ndeki Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nı ziyaret etti.

Trafik konusunda bilgiler veren ve akülü arabayla gezen çocuklara, önceliğin yayada olduğunu anlatan Soylu, çocuklarla fotoğraf çektirdi.

İSTANBUL (AA) – Merhum Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan, idam edilişlerinin 60. yılında Topkapı’daki Anıt Mezar’da düzenlenen törenle anıldı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, törende yaptığı konuşmada, çocukluğunun, gençliğinin, siyasi yaşantısının Adnan Menderes, Zorlu, Polatkan ve diğer tüm arkadaşlarının hatıralarıyla onların hayaliyle onları düşünerek, onları yaşayarak geçtiğini dile getirdi.

Tüm bu zaman içerisinde 27 Mayıs Darbesi’nin tüm kurgusunun dış bağlantılarını, nasıl bir süreç yönetilerek bu insanların şehit edildiğini, Türk demokrasisinin ayağına nasıl pranga takıldığını her yönüyle çok iyi öğrendiklerini ifade eden Soylu, “Demokrat Parti iktidarı ve 27 Mayıs’ın her saniyesini bize öğrettiler. Ancak bu kadar yıllık ilgiye ve merakımıza rağmen, bu kadar yıl bu meseleyi içimizde canlı tutmamıza rağmen, sadece bir noktayı hala zihnimizde aydınlatabilmiş değiliz. Nedendi bu kadar nefret? İşin bütün politik istihbaratı, bütün kurgu yanı tamam. Batı’nın ne yaptığı ve bu darbeyi planlayanların ne yaptığı tamam. Hangi telkinleri, hangi anlaşmaları ortaya koydukları, hangi menfaatleri temin ettikleri bunlar da tamam. Aslen iktidar hırsı da tamam. Ama bizim içimizdeki insanların, bu topraklarda yetişmiş bizimle aynı dili konuşan, aynı milletten gelen insanların nasıl vicdanla böyle büyük bir nefret ortaya koyabildiklerini, bu nefretin bu kadar büyümesinin altında yatan sebebi inanın ben hala anlayabilmiş değilim.” diye konuştu.

Herkesin kendi hayatında sevmediği, tasvip etmediği siyasilerin muhakkak olduğunu dile getiren Soylu, sözlerine şöyle devam etti:

“Ama hangi iç gücüyle karşınızda duran ve son görüşmeleri olduğunu bildiğiniz bir aileyi birbirine sarılmaktan men edersiniz? Birkaç gün sonra idam edileceğini bildiğiniz halde, bir babanın oğluna, eşine son bir kez sarılmasını nasıl bir vicdanla engellersiniz? Ufak tefek gazete haberlerindeki bir iki yalanı anlayabiliriz. Bugün hala bizlere de aynısı yapılıyor. Ama darbeci de olsa hukuksuz da olsa bir şekilde devleti temsil eden örfi idare denilen bir kurumun ‘Adnan Menderes ile Celal Bayar 12 askeri uçak dolusu altınla kaçmaya hazırlanırken yakalandı’ diye bir iftirayı resmi tebliğ olarak yayınlamasını hangi ruh haliyle sağladınız?”

“Nasıl bir kininiz vardı?”

Bakan Soylu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Nasıl bir kininiz vardı ki hasta olmasına rağmen alelacele idam edebilmek için rahmetli Menderes’i sehpaya götürürken fotoğrafta sağlıklı görünsün diye kollarına girmiş iki askere ‘çekilin’ talimatı verdiniz? Nasıl bir kininiz vardı ki Menderes’in son arzusu yerine getirilmedi? ‘Son dakika gelişmeleri geliyor. İkinci baskıyı bekleyin’ diye, acil manşetler attı. Acaba daha neler yazacaktınız? Siz bu ülkenin havasından solumadınız mı? Bu ülkenin suyundan içmediniz mi? Ezan-ı Muhammedi’nin bin yıldır okunduğu gibi, İstiklal Marşı’nda geçtiği gibi okunmasına karşı nasıl bir nefretiniz vardı da darbenin çete başı, koltuğu işgal eder etmez ‘Ezan aslından tekrar ayrılmalıdır’ diye açıklama yaptı. O çete başının ya nasıl bir yüzsüzlüğü vardır ki ‘Menderes ülkeyi Ruslara satmaya kararlıdır’ diye gazetelere beyanat verdi.

Şurada Şehzadebaşı var. Rahmetli Adnan Menderes’in, Fatin Rüştü Zorlu’nun, Hasan Polatkan’ın idam edildiği gün orada davullar çaldı. Bu nasıl bir kin? Sizin içinizde nasıl bir kin nefret vardır ki İçişleri Bakanı Namık Gedik’i dövüp, işkence edip, ikinci kattan attınız ve sonra utanmadan balkon camındaki küçücük bir deliği gösterip, ‘buradan kendini attı’ diyebildiniz? Kayıtlara da kalp krizi diye yazdı. Nasıl bir hırsınız vardı ki çete başını Cumhurbaşkanı yapmak için, Cumhurbaşkanı adayı Ali Fuat Başgil’e ‘Cumhurbaşkanı olursunuz ama sizi makama götürmek için gelen araç sizi alır, belki Etlik’e götürür, belki oraya gömülürsünüz’ diye utanmadan tehdit edip geri döndüler.”

“Aynı yalanları Cumhurbaşkanımıza atmaktan geri durmuyorsunuz”

Bakan Soylu, darbecilerin bütün bu yalanları, kinleri, ilk günkü tazeliği ile nasıl diri tuttuğunu ve kendilerinden sonrakilere nasıl aktardığının, anlamakta zorluk çektikleri bir mesele olduğunu söyledi.

“Bugün aynı yalanları, sadece rakamları ve isimleri değiştirip, milletin adamlarına, bugünkü Cumhurbaşkanımıza atmaktan geri durmuyorsunuz.” diyen Bakan Soylu, şöyle devam etti:

“Bugün hala maalesef bir siyasetçi, utanmadan, sıkılmadan ‘her gün bir arkadaşı kıyma makinesine atıyorlar’ diye bir ifade kullanabiliyor ve aklı sıra kendi zihnince bir gönderme yapabiliyor. Bugün hala aynı yalanlarla ülkeyi 17-25 Aralık’a taşıdılar. Aynı provokasyonlarla Türkiye’de 6-7 Eylül ile aynı taktiklerle 6-7 Ekim’i yaptılar. 15 Temmuz’da aynı heyecanı yaşayıp, tankları alkışladılar. 1960’a Türkiye’yi getiren olayları daha sonra dönemin aktörleri ‘biz tezgahladık’ diye böbürlene böbürlene anlattı. Nasıl tezgahladınız da o 60 yıl önce Menderes’e ve arkadaşlarına yaptıklarını bugün, Erdoğan ve arkadaşlarına yapmak için gün sayıyorlar. Şunu açık açık ifade etmek isteriz, herkesin de duymasını isteriz; şu arkamızda yatanlar bu iftiralara, bu ihanetlere karşı nasıl dik durmuşlarsa başlarına gelenlere karşı nasıl vakar içerisinde ölüme gitmişlerse bize her gün parmak sallayanlara söylemek isteriz ki bizler de aynı şekilde aynı yoldan, sonunu düşünmeden yürümeye hazırız.”

Törende daha sonra Bakan Soylu ve beraberindekiler, merhum Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın kabrine karanfil bıraktı, Aydın Menderes’in kabrini de ziyaret etti.