İçişleri Bakanı Soylu: Semt pazarlarını yasaklamayacağız ama tedbirleri artıracağız

ANKARA (AA) – İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, A Haber’de gündeme ilişkin soruları yanıtladı, değerlendirmelerde bulundu.

Bakan Soylu, insanlığın küresel boyutta büyük bir salgınla karşı karşıya kaldığını, tüm ülkeler gibi Türkiye’nin de çeşitli tedbirler aldığını söyledi.

Türkiye’nin en üst seviyede tedbir aldığını vurgulayan Soylu, “Şu ana kadar sadece bizim Bakanlığımız 38 genelge yayımlamış. Bunların 17 tanesi sınırlarla alakalı. Biz ilk önce sınırları kapatarak ciddi tedbirler aldık.” dedi.

Tedbirlerin, salgının yayılma hızını ne ölçüde azalttığını, sosyal izolasyonu ne kadar sağladığını ölçüp titizlikle takip ettiklerini vurgulayan Soylu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye’de hayatın yüzde 80’i durmuş durumda. Biz şehirler arası ve şehir içi trafiği ölçüyoruz. Yolcu otobüsü sayısını, yolcu sayılarını ölçüyoruz. Bunların hepsine ilişkin veriler elimizde. Şehirler arası yolcu otobüslerindeki azalma yüzde 73, yolcu sayısındaki düşüş yüzde 81’i buldu. Bu rakamları tek tek ölçüyoruz ve almamız gereken tedbirleri değerlendiriyoruz. Bu süreçte dünya da biz de 4 temel noktaya bakıyoruz: Sağlık sistemimizin ayakta kalması, kamu düzeninin devam etmesi, sosyal izolasyonun sağlanması ve tedarik zincirinin aksamadan devam etmesi. Bunları sağlarsak sistemi ayakta tutmuş oluruz. Bu dördüyle ilgili karşı karşıya kaldığımız durumlara göre de tedbir yükseltiyoruz. Dünyayı da takip ediyoruz.

Biz niye ‘Kişi kendi olağanüstü halini ilan etsin’ diyoruz? ABD’de yapılan bir araştırmada salgına karşı alınacak en önemli tedbirin sosyal izolasyon olduğu yani kendi olağanüstü halini ilan etme olduğu, bu yapıldığı anda yüzde 95 başarı sağlanacağına ilişkin bir görüş var. Yeni bir durumla karşı karşıyayız. Daha önce bildiğimiz bir durum değil. Yapılması gereken bu 4 temel sistemin ayakta kalmasını sağlamak.”

Salgının nasıl yayıldığını Sağlık Bakanlığı ile takip ettiklerini anlatan Soylu, alınacak tedbirlerin de buna göre seviye seviye yükseltildiğini söyledi.

“Ankara, İstanbul gibi şehirlerde neredeyse şehir içe çekilmiş durumda”

“Sosyal izolasyona büyük kentlerle küçük şehirlerde eşit şekilde uyuluyor mu?” sorusuna karşılık Soylu, toplu taşıma ve şehir hareketliliğine ilişkin Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan alınan rakamlarda sıkıntı bulunduğunu, bunun giderilmesiyle daha iyi bir noktaya gelineceğini belirtti.

Soylu, “Ancak özellikle Ankara, İstanbul gibi şehirlerde neredeyse şehir içe çekilmiş durumda.” dedi.

“Önümüzde alacağımız, önereceğimiz tedbirler var”

İçişleri ve Sağlık bakanlıkları personelinin tam kadroyla çalıştığını dile getiren Soylu, ek personele ihtiyaç duyulup duyulmadığına ilişkin soru üzerine, “Almak üzere olduğumuz personel vardı, eğitimleri tamamlanmış. Onları da sahaya sürdük. Personelimizi en üst seviyede kullanmak için çaba gösteriyoruz.” diye konuştu.

Bakan Soylu, kamu çalışanlarına çabalarından dolayı teşekkür etti.

“Sokağa çıkma yasağı gündemde mi? Şu anki durum ile sokağa çıkma tedbiri arasındaki tedbirler ne olabilir?” sorusu üzerine Soylu, şunları söyledi:

“Tam sosyal izolasyon her zaman bizim gündemimizde. Eğer bugünkü tedbirlerle karşı karşıya kaldığımız durumu karşılayamazsak elbette tedbirleri yükseltebiliriz. Önümüzde alacağımız, önereceğimiz tedbirler var. Sağlık Bakanlığı ve Bilim Kurulu ile paylaşacağımız, onların bizimle paylaşacağı tedbirler var. Eğer bu tedbirlerle salgının önüne geçebileceğimizi düşünmüyorsak alacağımız en büyük tedbiri elbette ki alabiliriz. Bu konuda herhangi bir beis söz konusu değil.”

Soylu, tedbirlerin sıkı şekilde kontrol edildiğinin altını çizerek, “Eğer bir uyulmamazlık söz sonusu olursa elbette bu tedbiri üst seviyeye çıkarmak bizim sorumluluğumuzdur.” dedi.

Şehirler arası otobüs seferlerinin durdurulmasına yönelik soru üzerine Soylu, ihtiyaç halinde bunun da yapılabileceğini belirtti.

“Fahiş fiyat ve stokçuluğa karşı tedbirler alındı”

Maske üretimi yapan fabrikalarda gerekli tedbirlerin alındığını anlatan Soylu, şu anda 69 firmanın Sağlık Bakanlığı ile hem maske hem de diğer ihtiyaçların üretimine ilişkin anlaşma imzaladığını, üretimin bu aşamada yeterli olduğunu söyledi.

Bakan Soylu, “Ne kadar maske üreticisi varsa bunu Sağlık Bakanlığına yönlendirmekle mükellefiz. Burada hiç kimseye tolerans sağlayamayız.” dedi.

Fahiş fiyat ve stokçuluğa karşı da gerekli tedbirlerin alındığını belirten Soylu, “Vatandaşlarımıza buradan duyurumuzdur, nereye bildirirlerse bildirsinler biz tepelerinde olacağız. Buradan fırsatçılık yapmayı ayıp ve günah addediyoruz. Bu, kanun karşısında da suçtur. Gerekli tüm adımları uygulayacağımızı bir kez daha ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.

Bakan Soylu, 65 yaş üstü vatandaşların evine kamu eliyle hizmet götürülen yegane ülkenin Türkiye olduğunu, Vefa Sosyal Destek Hattı’na gelen 360 bin talebin 320 bininin eve gidilerek karşılandığını bildirdi.

Soylu, sosyal hizmetlerde imam ve öğretmenlerden de istifade edildiğini söyledi.

Görevi başındaki personel için de tedbir alındığını, polise 2, jandarmaya 1 milyon maske dağıtıldığını ifade eden Soylu, jandarmaya kışlaya gelir gelmez 15 gün izolasyon uygulandığını kaydetti.

“Anayasa Mahkemesinin aldığı birçok karar iştahımızı altüst etmekte”

İçişleri Bakanı Soylu, sosyal medyadaki provokatif paylaşımlarla ilgili değerlendirmesinin sorulması üzerine, şu yanıtı verdi:

“İsterseniz son 10 günlük bir rakam vereyim. 2551 provokatif hesap tespit edildi, bunun 449’una işlem yapıldı. Diğerlerine işlem yapılıyor mu? Yapılmaya devam edecek. Bu sabah itibarıyla aldığım rakam Siber Suçlar Daire Başkanlığımızda, yüzde 70’i FETÖ/PDY, PKK, DHKP-C, bu hesapların sahibi. Bu hesaplar bundan önce de özellikle terör örgütü konusunda kendilerine ait görev yüklenmiş, bunun sürekli olarak propagandasını yapan hesaplar. Bu hesapların büyük bölümü yurt dışı hesaplar.”

Provokasyon yapanları deşifre etmelerine rağmen hala yaygınlığının olduğuna işaret eden Soylu, bunu yapanlar kadar bunu kamusallaştıranların da suçlu olduğunu vurguladı.

Soylu, “Tabii burada Anayasa Mahkemesinin özgürlükçü aklı devreye girebilir her zaman olduğu gibi. Bize ‘Siz bunu yapamazsınız.’ diyebilirler. Anayasa Mahkemesinin bazı verdiği kararlar Türkiye’ye ait kararlar değil, Norveç’e ait kararlar.” diye konuştu.

“Maalesef Anayasa Mahkemesinin almış olduğu birçok karar, mücadeleyle ilgili iştahımızı altüst etmektedir, bizi gönülsüzlendirmektedir.” diyen Soylu, Anayasa Mahkemesinin aldığı ama yayımlamadığı yeni bir karar olduğunu, bu kararı şiddetle reddettiğini ve eleştirdiğini söyledi.

– “4 bin 600 kişi Pazarkule önünde bekliyor”

Yunanistan sınırında bekleyen sığınmacılara ilişkin soru üzerine de Soylu, “Şu ana kadar Yunanistan’dan Avrupa’ya 28 Şubat akşamından itibaren geçen kaçak göçmen, yabancı göçmen, mülteci sayısı toplam kara sınırından geçen 148 bin 360.” dedi.

Denizden geçen 2 bin 390 kişi olduğunu belirten Soylu, “150 bin 600 civarında kişi 28 Şubat akşamından itibaren karşı tarafa geçti.” bilgisini paylaştı.

Bakan Soylu, 4 bin 600 kişinin ise Pazarkule önünde beklediğini söyledi.

“Türkiye’nin hayatı, yüzde 80 seviyesinde durdu”

Herkesin koronavirüsle mücadelede sosyal izolasyonu aklından çıkarmaması gerektiğini vurgulayan Soylu, özellikle gençlerin hayatlarını yavaşlatmasının önemine işaret etti.

“Türkiye’nin hayatı, yüzde 80 seviyesinde durdu.” diyen Soylu, 211 bin 645 iş yerinin kapalı olduğunu ve bunların sürekli denetlendiğini söyledi. Soylu, şu ana kadar 2 bin 130 iş yerine adli ve idari işlem yapıldığını ve uyarıların devam ettiğini kaydetti.

Yurt dışından gelenleri gözetim altında tuttuklarını dile getiren Soylu, “Yurt dışından gelenlerin sayısı 15 bin 181 kişi. 29 ilde 48 yurt.” dedi.

İlk gün umreden gelenler için acele tedbir aldıklarını, Gölbaşı’ndaki yurda yerleştirdiklerini anımsatan Soylu, yaklaşık 6 saat sonra ise sistemi oturtup devam ettiklerini belirtti.

Soylu, “Suudi Arabistan, bize ve dünyaya hiçbir vaka bildirmedi. Umreden insanlar geldiler. Ne zaman ilk vaka çıktı, Sağlık Bakanımız hemen tedbirini aldı. Dedi ki ‘Hemen bunları izolasyona, yurtlara alıyoruz.’ Hemen yurtlara aldık, ilk vakası çıkar çıkmaz. Bu konuda ilk adımımızı attık.” şeklinde konuştu.

Nisan, mayıs ve haziran aylarında hem il genel meclislerinin hem belediye meclislerinin yapılmamasına ait kararı valilere tebliğ ettiklerini söyleyen Soylu, olağanüstü toplanma koşulu getirildiğini, bunun da kısıtlı maddelerle ve sağlık şartlarına uyularak gerçekleştirileceğini söyledi.

Pazarlarla ilgili bir tedbir üzerinde çalışacaklarına da değinen Soylu, “Semt pazarlarını yasaklamayacağız ama tedbirleri daha fazla artıracağız, giriş çıkışları kontrol altına almaya çalışacağız. Elimizden ne geliyorsa sosyal izolasyon için her şeyi gerçekleştireceğiz.” dedi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Evinde dün hayatını kaybeden şehit annesi Zeynep Şafak (68) için Ayyıldız Camisi’nde tören düzenlendi.

Şafak’ın cenazesi, öğle namazının ardından Yukarı Tekke Mezarlığı’nda defnedildi.

Cenazeye katılan İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, aileye başsağlığı diledi.

Bakan Soylu, daha sonra Eğriköprü Mahallesi’ndeki Çocuk Trafik Eğitim Parkı’nı ziyaret etti.

Trafik konusunda bilgiler veren ve akülü arabayla gezen çocuklara, önceliğin yayada olduğunu anlatan Soylu, çocuklarla fotoğraf çektirdi.

İSTANBUL (AA) – Merhum Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan, idam edilişlerinin 60. yılında Topkapı’daki Anıt Mezar’da düzenlenen törenle anıldı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, törende yaptığı konuşmada, çocukluğunun, gençliğinin, siyasi yaşantısının Adnan Menderes, Zorlu, Polatkan ve diğer tüm arkadaşlarının hatıralarıyla onların hayaliyle onları düşünerek, onları yaşayarak geçtiğini dile getirdi.

Tüm bu zaman içerisinde 27 Mayıs Darbesi’nin tüm kurgusunun dış bağlantılarını, nasıl bir süreç yönetilerek bu insanların şehit edildiğini, Türk demokrasisinin ayağına nasıl pranga takıldığını her yönüyle çok iyi öğrendiklerini ifade eden Soylu, “Demokrat Parti iktidarı ve 27 Mayıs’ın her saniyesini bize öğrettiler. Ancak bu kadar yıllık ilgiye ve merakımıza rağmen, bu kadar yıl bu meseleyi içimizde canlı tutmamıza rağmen, sadece bir noktayı hala zihnimizde aydınlatabilmiş değiliz. Nedendi bu kadar nefret? İşin bütün politik istihbaratı, bütün kurgu yanı tamam. Batı’nın ne yaptığı ve bu darbeyi planlayanların ne yaptığı tamam. Hangi telkinleri, hangi anlaşmaları ortaya koydukları, hangi menfaatleri temin ettikleri bunlar da tamam. Aslen iktidar hırsı da tamam. Ama bizim içimizdeki insanların, bu topraklarda yetişmiş bizimle aynı dili konuşan, aynı milletten gelen insanların nasıl vicdanla böyle büyük bir nefret ortaya koyabildiklerini, bu nefretin bu kadar büyümesinin altında yatan sebebi inanın ben hala anlayabilmiş değilim.” diye konuştu.

Herkesin kendi hayatında sevmediği, tasvip etmediği siyasilerin muhakkak olduğunu dile getiren Soylu, sözlerine şöyle devam etti:

“Ama hangi iç gücüyle karşınızda duran ve son görüşmeleri olduğunu bildiğiniz bir aileyi birbirine sarılmaktan men edersiniz? Birkaç gün sonra idam edileceğini bildiğiniz halde, bir babanın oğluna, eşine son bir kez sarılmasını nasıl bir vicdanla engellersiniz? Ufak tefek gazete haberlerindeki bir iki yalanı anlayabiliriz. Bugün hala bizlere de aynısı yapılıyor. Ama darbeci de olsa hukuksuz da olsa bir şekilde devleti temsil eden örfi idare denilen bir kurumun ‘Adnan Menderes ile Celal Bayar 12 askeri uçak dolusu altınla kaçmaya hazırlanırken yakalandı’ diye bir iftirayı resmi tebliğ olarak yayınlamasını hangi ruh haliyle sağladınız?”

“Nasıl bir kininiz vardı?”

Bakan Soylu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Nasıl bir kininiz vardı ki hasta olmasına rağmen alelacele idam edebilmek için rahmetli Menderes’i sehpaya götürürken fotoğrafta sağlıklı görünsün diye kollarına girmiş iki askere ‘çekilin’ talimatı verdiniz? Nasıl bir kininiz vardı ki Menderes’in son arzusu yerine getirilmedi? ‘Son dakika gelişmeleri geliyor. İkinci baskıyı bekleyin’ diye, acil manşetler attı. Acaba daha neler yazacaktınız? Siz bu ülkenin havasından solumadınız mı? Bu ülkenin suyundan içmediniz mi? Ezan-ı Muhammedi’nin bin yıldır okunduğu gibi, İstiklal Marşı’nda geçtiği gibi okunmasına karşı nasıl bir nefretiniz vardı da darbenin çete başı, koltuğu işgal eder etmez ‘Ezan aslından tekrar ayrılmalıdır’ diye açıklama yaptı. O çete başının ya nasıl bir yüzsüzlüğü vardır ki ‘Menderes ülkeyi Ruslara satmaya kararlıdır’ diye gazetelere beyanat verdi.

Şurada Şehzadebaşı var. Rahmetli Adnan Menderes’in, Fatin Rüştü Zorlu’nun, Hasan Polatkan’ın idam edildiği gün orada davullar çaldı. Bu nasıl bir kin? Sizin içinizde nasıl bir kin nefret vardır ki İçişleri Bakanı Namık Gedik’i dövüp, işkence edip, ikinci kattan attınız ve sonra utanmadan balkon camındaki küçücük bir deliği gösterip, ‘buradan kendini attı’ diyebildiniz? Kayıtlara da kalp krizi diye yazdı. Nasıl bir hırsınız vardı ki çete başını Cumhurbaşkanı yapmak için, Cumhurbaşkanı adayı Ali Fuat Başgil’e ‘Cumhurbaşkanı olursunuz ama sizi makama götürmek için gelen araç sizi alır, belki Etlik’e götürür, belki oraya gömülürsünüz’ diye utanmadan tehdit edip geri döndüler.”

“Aynı yalanları Cumhurbaşkanımıza atmaktan geri durmuyorsunuz”

Bakan Soylu, darbecilerin bütün bu yalanları, kinleri, ilk günkü tazeliği ile nasıl diri tuttuğunu ve kendilerinden sonrakilere nasıl aktardığının, anlamakta zorluk çektikleri bir mesele olduğunu söyledi.

“Bugün aynı yalanları, sadece rakamları ve isimleri değiştirip, milletin adamlarına, bugünkü Cumhurbaşkanımıza atmaktan geri durmuyorsunuz.” diyen Bakan Soylu, şöyle devam etti:

“Bugün hala maalesef bir siyasetçi, utanmadan, sıkılmadan ‘her gün bir arkadaşı kıyma makinesine atıyorlar’ diye bir ifade kullanabiliyor ve aklı sıra kendi zihnince bir gönderme yapabiliyor. Bugün hala aynı yalanlarla ülkeyi 17-25 Aralık’a taşıdılar. Aynı provokasyonlarla Türkiye’de 6-7 Eylül ile aynı taktiklerle 6-7 Ekim’i yaptılar. 15 Temmuz’da aynı heyecanı yaşayıp, tankları alkışladılar. 1960’a Türkiye’yi getiren olayları daha sonra dönemin aktörleri ‘biz tezgahladık’ diye böbürlene böbürlene anlattı. Nasıl tezgahladınız da o 60 yıl önce Menderes’e ve arkadaşlarına yaptıklarını bugün, Erdoğan ve arkadaşlarına yapmak için gün sayıyorlar. Şunu açık açık ifade etmek isteriz, herkesin de duymasını isteriz; şu arkamızda yatanlar bu iftiralara, bu ihanetlere karşı nasıl dik durmuşlarsa başlarına gelenlere karşı nasıl vakar içerisinde ölüme gitmişlerse bize her gün parmak sallayanlara söylemek isteriz ki bizler de aynı şekilde aynı yoldan, sonunu düşünmeden yürümeye hazırız.”

Törende daha sonra Bakan Soylu ve beraberindekiler, merhum Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan’ın kabrine karanfil bıraktı, Aydın Menderes’in kabrini de ziyaret etti.