İklim değişikliği tarım sigortalarını kaçınılmaz kılıyor

ANKARA (AA) – Günal, AA muhabirine, iklim değişikliğinin son yılların küresel sorunlarından birisi olduğunu söyledi.

İklim değişikliğinin çevresel, sosyal ve ekonomik boyutta çeşitli sonuçlara yol açtığını, tarımsal sürdürülebilirliği önemli ölçüde etkilediğini ve bu durumun giderek hız kazandığını belirten Günal, Birleşmiş Milletlere bağlı Hükümetler Arası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) son raporuna göre, küresel ısınmanın 2030 yılına kadar 1,5 derece artacağını ve nadir görülen aşırı hava olaylarının sıklaşacağını hatırlattı.

Günal, tarım sigortasının üretici ve yetiştiriciler için önemine işaret ederek, “İklim değişikliği tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de etkilerini gösteriyor. İklim değişikliğinin etkileri tarım sigortalarını kaçınılmaz kılıyor. Tarım sigortası ihmal edilmemesi gereken bir konu.” ifadelerini kullandı.

Orman yangınları ve selden etkilenen üreticilerin zararları karşılanıyor

Günal, ülkenin pek çok noktasında meydana gelerek, can ve mal kayıplarına yol açan ve aynı zamanda tarımsal faaliyetleri de olumsuz yönde etkileyen orman yangını ve Batı Karadeniz’de etkili olan sel hadiseleri sebebiyle ekiplerin çalışmalarını büyük bir hassasiyetle ve titizlikle sürdürdüğünü aktardı.

Günal, Batı Karadeniz’de etkili olan sel sebebiyle Genel Müdürlükçe hasar raporlarının incelenmesi sonrasında dosyaları tamamlanan sigortalı üretici ve yetiştiricilere hasar ödemeleri yapılmaya başlandığına işaret ederek, “Sel nedeniyle Bartın, Kastamonu, Ordu ve Sinop’ta toplam 66 hasar dosyasına karşılık 301 bin lira hasar ödemesi gerçekleştirildi.” diye konuştu.

​​​​​​​​​​​​​​Orman yangınlarının ardından Adana, Osmaniye, Antalya, Mersin, Muğla, Balıkesir, İzmir, Karaman, Aydın ve Burdur’dan yaklaşık binin üzerinde ihbar alındığına dikkati çeken Günal, şunları kaydetti:

“Antalya 750 adet civarında hasar ihbarı ile en çok ihbar alınan ilimizdir. Bu ilimizdeki ihbarların büyük bir kısmını hayvan hayat sigortaları branşı oluşturmaktadır. Bu branşı, sera ve bitkisel ürün sigortaları branşları takip etmektedir. Şimdiye kadar toplam 10 ilden yangın nedenli ihbar alınmıştır. Genel Müdürlüğümüzde hasar raporlarının incelenmesi sonrasında dosyaları tamamlanan sigortalı üretici ve yetiştiricilerimize hasar ödemeleri yapılmaya başlanmıştır. Mevcut durumda dosyaları tamamlanan üretici ve yetiştiricilerimize 11,6 milyon lira hasar ödemesi gerçekleştirilmiş olup, 503 bin lira daha ödeme yapılacaktır.”

Günal, üretici ve yetiştiricilerin, gerekli işlemlerin yapılabilmesi için hasar ihbarında bulunması gerektiğini anımsatarak, hasar ihbarlarının, kolaylıkla ve hızlı bir şekilde, pek çok kanal aracılığıyla 7 gün 24 saat esasına göre gerçekleştirilebildiğini sözlerine ekledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – ODTÜ Deniz Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Barış Salihoğlu liderliğinde Ezgi Şahin Yücel, Valeria Ibello ve Mustafa Yücel tarafından yapılan “İklim Değişikliği, Ekosistem Servisleri ve Bölgesel Yönetim Stratejileri” başlıklı araştırmaya göre, küresel ısınma nedeniyle son 20 yılda Akdeniz’de deniz seviyesi 6 santimetre yükseldi ve önlem alınmazsa yükselme artarak devam edecek.

Araştırmayı AA muhabirine değerlendiren Salihoğlu, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) yeni raporunun iklim krizi konusunda öne sürülen bilgilerin doğruluğunu daha da güçlendirdiğini belirtti.

Salihoğlu, Akdeniz’in iklim değişikliğinden en fazla etkilenecek hassas bölgeler arasında yer aldığına işaret ederek, küresel ısınma nedeniyle deniz yüzeyi sıcaklığında yer yer 2 dereceye yakın artış olduğunu kaydetti.

Türkiye denizlerinde deniz yüzeyi sıcaklığının daha fazla olduğunu anlatan Salihoğlu, “Küresel ısınma nedeniyle Akdeniz’de deniz yüzeyi sıcaklığı 1,4 derece arttı ve son 20 yılda su seviyesi 6 santimetre yükseldi. Eğer önlem alınmazsa önümüzdeki 10 yıllarda ek bir 6 santimetre üzerine deniz seviyesinin yükselmesini bekliyoruz. Önlem alınmadığı takdirde iklim değişikliğinin sıcaklık artışı üzerine etkisi olacak. Denizlerin karbondioksiti alma kapasitesi düştükçe sıcaklıklar daha da hızlı bir şekilde artacak, bu durumun Akdeniz’de deniz seviyesinde yansıması olacak.” diye konuştu.

Prof. Dr. Barış Salihoğlu, Akdeniz’in her geçen gün ısınmaya devam ettiğine dikkati çekerek, şöyle devam etti:

“Özellikle kıyılarımızın olduğu yerlerde ciddi sıcaklık artışları var. İklimin etkisi sadece sıcaklık olarak deniz ekosistemine yansımıyor. Denizlerdeki su kütlelerinden akıntı sistemlerine hepsini değiştiriyor. Bunun yanında denizlerin asitlik seviyesinde artış, pH değerinde de bir düşüş var. Bu durumun bazı deniz canlılarını, kabuklu canlılarını etkilediğini görüyoruz. Akdeniz sistemi üzerinde kirlilik yoğun. Su kalitesi özellikle Doğu Akdeniz’de düşük. Sıcaklık baskısı, av baskısı gibi nedenler üst üste bindiğinde bazı sıkıntılar ortaya çıkıyor. Bu sıkıntıları ortadan kaldırmak için önlemler almamız, çeşitli yönetim politikaları geliştirmemiz gerekiyor. Akdeniz’de biyoçeşitlilik üzerinde de bir baskı var. Özellikle istilacı türler, sıcaklık ve kirlilik öne çıkıyor. Biyoçeşitlilik ve ekosistem üzerindeki dayanıklılığın azaltılmasıyla ilgili bütünlükçü önlemler geliştirmemiz gerekiyor.”

“Artan yangınların da deniz ekosistemine ciddi bir etkisi var”

Türkiye’nin iklim değişikliğiyle kuraklaştığının altını çizen Salihoğlu, gelecek yıllarda sadece Karadeniz’de yağışların artacağını belirtti.

Prof. Dr. Barış Salihoğlu, küresel iklim değişikliği nedeniyle karadan denize girecek tatlı su miktarının da azalacağını dile getirerek, “Yağışların azalmasıyla nem azalacak, yangınlar artacak. Artan yangınların da deniz ekosistemine ciddi bir etkisi var. Ek bir baskı deniz ekosistemine, Akdeniz’e binmeye başlayacak. Bu bölgelerin, özellikle hassas olan bölgelerin kademeli olarak koruma alanı ilan edilmesi çok önemli. Kuraklık nedeniyle 2040’lı yıllarda bazı iç göllerimiz tamamen kuruyabilir.” değerlendirmesinde bulundu.

İklim sorunun küresel bir sorun olduğu için etkisinin doğrudan kontrol edilemediğine değinen Salihoğlu, şu önerileri sundu:

“İklimi tek bir ülke olarak kontrol edemediğimiz için başka önlemlere yönelmemiz gerekiyor. Örneğin avcılık baskısını azaltmalıyız. Ayrıca bütün denizlerimizde kirliliği azaltmamız gerekiyor. Önlemler almalıyız ki denizdeki ekosistem, değişen iklime karşı daha dayanıklı hale gelsin. Bunun yanında koruma alanları çok önemli. Biyoçeşitliliği artırırsanız, denizler iklim değişimine daha dayanıklı hale gelecektir.”

Muhabir: Hikmet Faruk Başer

ANKARA (AA) – Dünya Hava İlişkilendirme Girişimi (WWA), iklim değişikliğinin 12-15 Temmuz tarihleri arasında Batı Avrupa’da yaşanan sel felaketine etkisini inceleyen ilişkilendirme analizini yayımladı. Çalışma, Belçika, Fransa, Almanya, Lüksemburg, Hollanda, ABD ve Birleşik Krallıktaki üniversiteler, meteoroloji ve hidroloji kurumlarından bilim insanlarının da dahil olduğu 39 araştırmacı tarafından gerçekleştirildi.

Bilim insanları, iklim değişikliğinin sellere neden olan yoğun yağış üzerindeki rolünü hesaplamak için hava durumu kayıtlarını ve bilgisayar simülasyonlarını kullanarak, 1800’lerin sonlarından beri yaklaşık 1,2 derece ısınan bugünün iklimiyle geçmişi karşılaştırdı.

Analize göre, aşırı yağışlar 12-15 Temmuz tarihleri arasında Batı Avrupa’nın belirli bölgelerini vururken, aşırı yağışların sebep olduğu sel, Belçika ve Almanya’da en az 220 kişinin ölümüne sebep oldu.

Analiz, insan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliği nedeniyle bir günde düşen yağmur miktarı yüzde 3 ila 19 oranında arttığını ortaya koydu.

Ayrıca bilim insanları, iklim değişikliği selleri tetikleyen yağışlara benzer şiddetli yağış olaylarını 1,2 ila 9 kat daha olası hale getirdiğini hesapladı.

Benzer olayların mevcut iklimde yaklaşık 400 yılda bir Batı Avrupa’nın herhangi bir bölgesini vurması beklenen çalışmada, bu tür olayların daha geniş bir zaman diliminde daha geniş bir bölgede gerçekleşmesinin ihtimali tespit edildi.

Buna göre, daha fazla sera gazı emisyonu ve devam eden sıcaklık artışıyla bu tür yağışlar daha yaygın hale gelecek.

Newcastle Üniversitesi İklim Değişikliği Etkileri Uzmanı Prof. Hayley Fowler, çalışmaya ilişkin değerlendirmesinde, son teknoloji iklim modellerinin gelecekte daha sıcak bir dünyada aşırı yağış olaylarında artışa işaret ettiğini belirterek, “Bu olay, toplumların mevcut aşırılıklara karşı dirençli olmadığını gözler önüne seriyor. Kayıpları ve maliyetleri azaltmak ve aşırı sel olaylarına karşı daha dayanıklı olmak için sera gazı emisyonlarını mümkün olduğunca hızlı azaltmalı, acil durum uyarı ve yönetim sistemlerini iyileştirmeli ve altyapımızı ‘iklim dirençli’ hale getirmeliyiz.” ifadelerini kullandı.

Oxford Üniversitesi Çevresel Değişim Enstitüsü Direktör Yardımcısı Friederike Otto ise sellerin, aşırı hava olaylarının şiddetli etkilerinden gelişmiş ülkelerin bile güvende olmadığını gösterdiğine dikkati çekerek, “Bu acil bir küresel problemdir ve bunu çözmek için adım atmamız gerekiyor. Bilim açık ve yıllardır açıktı.” değerlendirmesinde bulundu.