İklim Değişikliği ve Su Sempozyumu

İSTANBUL (AA) – TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezinden Doç. Dr. Kemal Güneş, iklim değişikliği nedeniyle Büyükçekmece Gölü'nün su kapasitesinin önemli oranda azalacağını belirterek, "Elimizdeki senaryoya göre su kapasitesi, 2050 yılına kadar yüzde 25 düşerek 89 hektometre küpe kadar gerileyecek. 2100 yılında ise gölün su kapasitesi 44,7 hektometre küpe kadar azalacak." dedi.

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin düzenlediği İklim Değişikliği ve Su Sempozyumu'nda, "Su Yönetiminin Enerji Boyutu" başlıklı oturum yapıldı. TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezinden Doç. Dr. Güneş, iklim değişikliğinin Büyükçekmece Gölü'ne etkisine ilişkin sunum gerçekleştirdi.

İklim değişikliği ile ilgili farklı simülasyonlar üzerine çalıştıklarını ifade eden Güneş, "İstanbul'da hava sıcaklığı yüzyılın sonuna doğru 1 ila 5 derece artacak, yağışlar ise yüzde 12 seviyelerinde düşecek. İklim değişikliği modellerindeki en kötü senaryoya dayanarak, sıcaklığın ve etkilerinin 2030'lardan itibaren güçlü bir şekilde hissedileceğini söyleyebiliriz. 2030 yılına kadar yağış ortalaması çok düşmese de sıcaklık artacağı için buharlaşma olacak." değerlendirmesini yaptı.

İklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin azaltılması için tavsiyelerde bulunan Güneş, tatlı su kaynaklarına gelen kirliliğin bertaraf edilmesi, arıtılmış su kaynaklarının yeniden kullanılması ve yağmur suyu hasadının hayata geçirilmesi gerektiğini belirtti.

İstanbul'un en önemli su kaynaklarından olan Büyükçekmece Gölü ile ilgili tespitlerde bulunan Güneş, "Bugün gölün su kapasitesi 119 hektometre küp değerlerinde. Elimizdeki senaryoya göre su kapasitesi, 2050 yılına kadar yüzde 25 düşerek 89 hektometre küpe kadar gerileyecek. 2100 yılında ise gölün su kapasitesi 44,7 hektometre küpe kadar azalacak." ifadelerini kullandı.

Güneş, ayrıca yer altı ve yer üstü kaynaklarında, havza bazlı bütüncül bir su yönetimi planlamasının yapılması gerektiğinin de altını çizdi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – İklim değişikliğinin zeytin ve zeytinyağına etkilerini değerlendiren uzmanlar, bu konuya ilişkin bir çalışma yapılması çağrısında bulundu.

Türkiye Gıda ve İçecek Sanayii Dernekleri Federasyonundan (TGDF) yapılan açıklamaya göre, TGDF tarafından çevrim içi olarak "İklim Değişikliği-Tarladan Sofraya Zeytin ve Zeytinyağı Webinarı" gerçekleştirildi.

Etkinlikte konuşan Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği (BYSD) Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, dünyanın en güzel coğrafyasından birine sahip olduklarını belirterek, bu özelliklerin ne kadar etkili, verimli ve kolektif akılla kullanıldığının önemli olduğunu vurguladı.

Büyükhelvacıgil, zeytin ve zeytinyağının kalite parametrelerinin iklimsel değişikliklerden sürekli etkilendiğine işaret etti.

Zeytin ve zeytinyağı haricinde, ayçiçeği ve daha birçok alanda problemlerinin olabileceğini aktaran Büyükhelvacıgil, ortak akılla bu sorunları çözebilmeleri gerektiğini kaydetti.

Tüketicilerin, sektördeki büyük ve yüksek teknolojiye sahip markaları tercih ettiğini belirten Büyükhelvacıgil, "Ancak taklit ve tağşişle ilgili sorunlar yaşıyoruz. Burada yalnızca devletten beklenti içinde olmak doğru değil. Birbirimizi kontrol etme konusunda iyi olabilmeliyiz. Planlamada ve haritalamada da kendimizi geliştirmeliyiz." ifadelerini kullandı.

Büyükhelvacıgil, zeytinyağında Şubat 2020'de yaşanan etil ester konusunda sektörün haksız eleştirilere maruz kaldığını, sürecin sonunda "tek başına etil esterlerin ifşaya vesile olmadığı" kararı alındığını bildirdi.

– "Zeytin ve zeytinyağının kalite parametreleri iklimsel değişikliklerden sürekli etkileniyor"

Ankara Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aziz Tekin de iklim değişikliği ile bağlantılı olarak zeytin ve zeytinyağı konusunda Tarım ve Orman Bakanlığına çok sayıda talep geldiğini aktararak, "Benim de üyesi olduğum Katı ve Sıvı Yağlar Alt Komisyonu olarak bunları değerlendirmeye alarak ve bilimsel verileri temel alarak sektörün önünü açmaya çalışıyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Komisyon olarak, iklim değişikliği kaynaklı bir sapma olduğu zaman saflık ve kalite kriterlerini güncelleme yetkilerinin bulunduğunu belirten Tekin, daha önce böyle çalışmalar yaptıklarını bildirdi.

İklim değişikliği ve tarımsal sürdürülebilirlik uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu ise iklim değişikliğinin mevcut sorunları artırdığını ancak her şeyi buraya bağlamamak gerektiğini, iklim değişikliğinin "günah keçisi" olarak görülmeye başlandığını kaydetti.

Kadıoğlu, "İklim değişikliği sıcaklıkla ilgili. Sıcaklığın giderek artması, yağışların azalması trendleriyle ilişkilendiriliyor. Afetlerde de büyük artışlar var. Bunlar tabii ki hayvancılığı ve tarımı olduğu gibi, zeytinciliği de etkiliyor. Aşırı yağışlar ve zeytin sineği, zeytinde kaliteyi düşüren en önemli faktörler arasında. Yağışın olmaması da sorun, aşırı olması da sorun." ifadelerini kullandı.

Türkiye'de zeytin yetiştirilen bölgelerin iklimden nasıl etkileneceğine ilişkin bir çalışma yapılması gerektiğini kaydeden Kadıoğlu, zeytin üretiminde alınabilecek önlemlere değindi.

– "Zeytinyağı kültürü oluşturmalıyız"

İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Ünal Kaya, iklim değişikliğinin 50-100 yıllık verilerle değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, zeytinyağı kültürü oluşturmaları, vatandaşa zeytin ve zeytinyağının ne olduğunu anlatmaları gerektiğini bildirdi.

Bazı üreticilerin iyi yetiştiricilik yapma gayesiyle aşırı gübreleme ve sulama yapabildiğini aktaran Kaya, "Bunlar, bitkiyi hastalığa ve zararlı canlılara açık hale getiriyor. İlerleyen süreçte iklim değişikliğinin en ufak bir etkisi bu ağaçlarda ciddi zararlar meydana getiriyor." değerlendirmesinde bulundu.

İzmir Zeytincilik Araştırma Enstitüsü Gıda Teknolojisi Bölümü'nden Dr. Didar Sevim de yağış ve sıcaklığın, zeytinyağının birçok kalite parametresini değiştirdiğini belirterek, "Yağışlar ve sıcaklıklar yıldan yıla değişmektedir. Bu değişimlerin zeytin rekoltesine, sofralık zeytin ve zeytinyağı kalitesine etkisi net bir şekilde gözlemlenmektedir." ifadelerini kullandı.

İSTANBUL (AA) – Türkiye Sürdürülebilir Enerji Finansman Programı (TurSEFF) Proje Direktörü ve Stantec Türkiye Genel Müdürü Dr. Murat Sarıoğlu, enerji verimliliğinin öneminin artık daha iyi kavrandığını ve önümüzdeki dönemde sürdürülebilir enerji projelerine gösterilen ilginin ve talebin daha da artacağını bildirdi.

TurSEFF'den yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Sarıoğlu, enerjinin sadece yenilenebilir kaynaklardan üretilmesinin yeterli olmadığını, aynı zamanda üretilen enerjinin de verimli bir şekilde kullanılması gerektiğini belirtti.

Sarıoğlu, enerjinin hem sürdürülebilir kalkınma hem de sürdürülebilir bir çevre için en önemli faktörlerin başında geldiğini aktararak, şunları kaydetti:

"TurSEFF finansmanı Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası'ndan (EBRD) anlaşmalı banka ve leasing kurumlarına Türkiye'nin yeşil ekonomiye geçişinde katkı sağlamak için aktarılan bir fon. 2021 itibarıyla TurSEFF anlaşmalı finansal kurumların kredi ve leasing ürün yelpazelerine baktığınızda, pek çok yeşil finansman çözümün portföylerine eklendiğini görebilirsiniz. Bunları hem TurSEFF internet sitesinde hem de anlaşmalı finans kurumlarının internet sitelerinde görmeniz mümkün. İşletmesinde enerji verimliliğine yatırım yapmak isteyen şirketlere ve bu alanda projeleri olan kamu kuruluşlarına yönelik geliştirilen pek çok yeşil finansal ürün mevcut. Bu ürünlerin arkasında elbette TurSEFF anlaşmalı finans kurumlarının çok ciddi bir bilgi birikimi ve deneyimi var. Bizim de TurSEFF olarak bu ürünlerin geliştirilmesinde anlaşmalı finans kurumlarına önemli kapasite geliştirme desteklerimiz oluyor. TurSEFF'in sürdürülebilir enerji alanında 10 yılı aşkın deneyimi ve mühendislik, finans, pazarlama gibi alanlarda konusunda uzman danışman kadrosunun bilgi birikimi ve çabalarıyla önümüzdeki dönemde bu yelpazenin daha da çeşitleneceğini bekliyoruz."

– "Üretimdeki başarı tüketimde de gösterilmeli"

Dr. Murat Sarıoğlu, TurSEFF'in sürdürülebilir enerji yaklaşımı hakkında bilgi verirken, "Dünyada ve ülkemizde yenilenebilir enerji projelerinin sayısı her geçen gün artarken, gelişen teknoloji sayesinde bu projelerin maliyetleri de hızla düşüyor. Ülkemizde başta güneş olmak üzere yenilenebilir enerjinin payının artmasında TurSEFF olarak 10 yıldır çok önemli katkılarımız oldu. Enerjinin hem temiz hem de ucuz hale gelmesiyle çevresel ve ekonomik avantajlar elde etmekteyiz ancak üretimde göstermiş olduğumuz bu başarıyı tüketimde de göstermezsek bir taraf hep eksik kalacaktır." ifadelerini kullandı.

Türkiye'nin enerji dönüşümünü tamamlayacak olan tüketim bileşeninde de ülkece atağa geçilmesi gerektiğini aktaran Sarıoğlu, "O bileşen de en ekonomik enerji kaynağı olan enerji verimliliğidir. TurSEFF olarak bu alanda da ödevimizi yaparak enerji verimliliğine yönelik pek çok yeşil finansman çözümü geliştirdik. Sanayide ve binalar ölçeğinde uygulanabilecek bu çözümlerle tıpkı yenilenebilir enerjide olduğu gibi enerji verimliliğinde de TurSEFF'in katalizör bir rol üstleneceğini düşünüyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

Enerji verimliliği yaklaşımının, enerjiyi verimli tüketerek birim iş başına düşen enerji tüketimini azalttığını belirten Sarıoğlu, "Bu sayede işletmelerin enerji maliyetleri düşerken, aynı zamanda karbon salınımları da azalıyor ve böylece önemli bir çevresel fayda yaratılmış oluyor. Kurumsal ölçekte sağlanan bu fayda, ulusal ölçekte de ülkenin enerji arzı güvenliğini sağlamanın ve sera gazı emisyonlarını azaltmanın en önemli unsurlarından biri." yorumunu yaptı.

Sarıoğlu, TurSEFF'in sürdürülebilir enerjiye katkısının proje finansmanı ve teknik destek paketinden ibaret olmadığını, aynı zamanda proje paydaşlarına kapasite geliştirme ve farkındalık artırma çalışmalarıyla da destek olduklarını aktararak, TurSEFF anlaşmalı banka ve leasing kurumlarının sürdürülebilir enerji finansmanı konusunda yeni finansal ürünler geliştirerek pazarda yeni açılımlar yaptıklarını ve öncü rol oynadıklarını kaydetti.

Sarıoğlu, enerji verimliliğinin öneminin artık daha iyi kavrandığını ve önümüzdeki dönemde sürdürülebilir enerji projelerine gösterilen ilginin ve talebin daha da artacağını bildirdi.

– 2 binden fazla projeye 680 milyon avroyu aşan finansman

Verilen bilgiye göre, TurSEFF, yenilenebilir enerji ve enerji verimliliğinden oluşan "sürdürülebilir enerji" konseptinde 2010 yılından bugüne 2 binden fazla projeye 680 milyon avroyu aşan finansman sağlarken, bu projelerin başarıyla hayata geçirilmesinde sağlamış olduğu teknik desteklerle de hem yatırımcılar için hem de finansal kurumlar için önemli bir paydaş olma misyonunu sürdürüyor.

Açıklamada TurSEFF'in faaliyet verilerine de yer verildi. Buna göre, 2 bin 39 sürdürülebilir enerji ve kaynak verimliliği projesine finansman ve teknik destek sağlandı. 683 milyon avro büyüklüğünde bir fon bu projelerin finansmanı için tahsis edildi. 592 megavat toplam yenilenebilir enerji kurulu gücüne erişildi. 1 milyondan fazla otomobilin yol açtığı karbon salınımına denk emisyon azaltımına katkıda bulunuldu. 1 milyona yakın hanenin yıllık elektrik tüketimine denk enerji tasarrufu sağlandı.