İKV Başkanı Zeytinoğlu, Brexit sürecinde sağlanan anlaşmayı değerlendirdi:

İSTANBUL (AA) – İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) Başkanı Ayhan Zeytinoğlu, İngiltere ile AB arasında anlaşma sağlanmasının, özellikle Türk ihracatçılar açısından büyük bir rahatlama anlamına geldiğini belirtti.

Zeytinoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, Brexit sürecinde sağlanan anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Anlaşmanın sevindirici olduğunu aktaran Zeytinoğlu, aylardır birkaç konu üzerinde devam eden tartışmaların uzlaşı ile sonuçlanmasının Türkiye açısından da olumlu olduğunu belirtti.

Anlaşmasız Brexit tehlikesinin bu şekilde önlenmiş olduğunu vurgulayan Zeytinoğlu, şunları kaydetti:

"Birleşik Krallık, 31 Aralık 2020 itibarıyla AB üyeliğinden ayrılmış olacak. AB ile yeni ilişkisinin biçimlendiği müzakereler oldukça zorlu geçti ve aylar sonra nihayet uzlaşı sağlandı. 4 yıldan fazla bir süredir devam eden Brexit ve sonrasında AB ve Birleşik Krallık'ın yeni bir anlaşma imzalaması süreci nihayet tamamlanmak üzere. Aylardır devam eden müzakerelerde 3 konuda anlaşma sağlanamamıştı; balıkçılık hakları, adil rekabet kuralları, anlaşmanın uygulanması ve uyuşmazlıkların çözümü. Son ana kadar balıkçılık konusundaki pazarlıklar devam etti. Birleşik Krallık kara sularında AB balıkçılarının avlanmaya devam etmesi talebine karşılık Birleşik Krallık, bu hakkı sınırlandırmak istiyordu. Sonunda mal ve hizmet ticaretini içeren bir anlaşmaya varılması sevindirici. Karşılıklı olarak sıfır tarife ve sıfır kota üzerinden tam serbestliğin sağlanması yıllık yaklaşık 1 trilyon dolarlık ticareti güvence altına alıyor. Ancak buna rağmen sınır kontrolleri, regülasyon farklılıkları, bürokratik prosedürlerden doğan bazı ticari zorluklar, gecikmeler ve yığılmalar yaşanabilir."

Zeytinoğlu, artık AB ve Birleşik Krallık pazarının farklı olduğuna işaret ederek, Birleşik Krallık'ın artık kendi ticaret anlaşmalarını müzakere edip sonuçlandıracağını, regülasyonlarda AB'den farklı norm ve standartları uygulamaya koyabileceğini aktardı.

– "İki taraf arasındaki ilişkileri düzenleyecek yeni bir anlaşmaya ihtiyaç var"

Varılan anlaşmanın Türkiye için önemine değinen Zeytinoğlu, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Anlaşmasız Brexit olsaydı en fazla etkileyeceği tarafların başında AB'den sonra Türkiye gelecekti. Bu bakımdan anlaşmanın sağlanması özellikle Türk ihracatçılar açısından büyük bir rahatlama anlamına geliyor.

Birleşik Krallık, AB üyeliğinden ayrılması ile birlikte Türkiye ile AB arasında Gümrük Birliği'nin temelini oluşturan Ankara Anlaşması'ndan da ayrılmış oluyor. Bu sebeple iki taraf arasındaki ilişkileri düzenleyecek yeni bir anlaşmaya ihtiyaç var. Ticaret Bakanlığımız, Birleşik Krallık ile bu yeni anlaşmanın müzakerelerinde önemli ilerleme kaydetmiş ve sona yaklaşmıştı. Şimdi AB ile Birleşik Krallık arasında anlaşmaya varılması sonrasında Türkiye ile Birleşik Krallık arasında yeni anlaşmanın da hızla yürürlüğe girmesi mümkün olabilecek. Bu şekilde ticari kayıpların önüne geçilmiş olacak. İhracatın devamı açısından bu yeni anlaşmanın hızla onaylanarak en kısa zamanda yürürlüğe girmesini ümit ediyoruz."

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

LONDRA (AA) – Boris Johnson, İngiltere’nin ev sahipliğinde düzenlenen G7 Zirvesi kapsamında Avrupalı liderlerle yaptığı görüşmenin ardından Sky News’e konuştu.

AB ile bir ticaret anlaşmazlığında İngiltere’nin toprak bütünlüğünü korumak için ne gerekiyorsa yapacağının altını çizen Johnson, çözüm bulunamaması halinde acil durum önlemleri almakla tehdit etti.

Johnson, “AB içindeki bazı kişiler, İngiltere’nin tek bir ülke ve tek bir bölge olmasını yanlış anlıyor. Bence bunu kafalarına sokmaları gerekiyor.” dedi.

AB’yi anlaşma şartlarında tek taraflı değişiklik yapmayı ve anlaşmadan çekilmeyi mümkün kılan 16. maddeyi uygulamakla tehdit eden Johnson, “Protokol, bu şekilde uygulanmaya devam ederse o zaman açıkça 16. maddeye başvurmaktan çekinmeyeceğiz.” ifadesini kullandı.

Anlaşmazlığa neden olan protokol

Brexit Anlaşması’nın bir parçası olan Kuzey İrlanda Protokolü, Birleşik Krallık’ın parçası olan Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasındaki ticareti düzenliyor.

Protokole göre, Brexit’e rağmen Kuzey İrlanda, AB’nin gümrük birliği kurallarına tabi olmaya devam ediyor. Birleşik Krallık’ın geri kalanıyla ticareti ise Kuzey İrlanda limanlarında gümrüğe tabi tutuluyor.

Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle Birlik yanlısı Protestanlar arasındaki savaşı sona erdiren Belfast Anlaşması (Hayırlı Cuma) gereği, kontrollerin yapılabildiği fiziki bir kara sınırı oluşturulamıyor. Bu yüzden kontrollerin ancak denizde yapılması kararlaştırılsa da uygulanmasında sorunlar yaşanıyor.

Protokolün ticarete zarar verdiğini ve Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’taki konumunu tehdit ettiğini savunan Protestanların protokole karşı mart ve nisandaki gösterilerinde otobüs ve araçlar ateşe verilmişti. Protestoların Katoliklerle çatışmaları yeniden başlatmasından endişe edilmişti.

İrlanda sorunu

İngiliz imparatorluğunun ilk sömürgesi İrlanda Adası’ndan İngiltere’nin elinde kalan kısmı teşkil eden Kuzey İrlanda, 1960’lı yıllardan 1998’e kadar Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle birlik yanlısı Protestanlar arasındaki çatışmalara ve terör olaylarına sahne olmuştu. 40 yıla yayılan ve “Sorunlar” diye anılan yıllarda terör olaylarında 3 bin 500 kişi hayatını kaybetmişti.

Ada ancak 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması ile sükunete kavuşurken Kuzey İrlanda’da çatışan tarafların ortaklığına dayalı bir bölgesel yönetim kurulması üzerinde anlaşılmıştı.

Belfast Anlaşması olarak da bilinen metinler, Kuzey İrlanda’da bugün yürürlükte olan bölgesel yönetimin temelini oluşturuyor.

Barış anlaşmasının üzerinden geçen 20 yılı aşkın süreye karşın bölge halkı arasında güven tam olarak tesis edilebilmiş değil.

Muhabir: Zuhal Demirci

LONDRA (AA) – İkili arasındaki görüşme, G7 Zirvesi’nin yapıldığı tatil beldesi Cornwall’da gerçekleştirildi.

Başbakanlıktan yapılan açıklamaya göre, görüşmede ikili ilişkilerin yanı sıra Afganistan, Çin, İran ve Rusya dahil olmak üzere bir dizi dış politika konusu ele alındı.

Liderler, 1941’de İngiltere Başbakanı Winston Churchill ve ABD Başkan Franklin D. Roosevelt’in savaş sonrası dünya için hedeflerini belirledikleri Atlantik Bildirisi’nin güncellenmesi üzerinde de mutabık kaldı.

Johnson ve Biden, iki ülke arasındaki iş birliğini, İngiltere-ABD Serbest Ticaret Anlaşması’na doğru ilerletme konusunda anlaştı.

Kuzey İrlanda görüşüldü

İki lider, Belfast (Hayırlı Cuma) Anlaşması’na ve barış sürecinin kazanımlarını korumaya olan bağlılıklarını yineledi.

Johnson ve Biden, hem İngiltere hem de AB’nin birlikte çalışma ve Kuzey İrlanda, Büyük Britanya ve İrlanda Cumhuriyeti arasında serbest ticarete izin vermek için pragmatik çözümler bulma sorumlulukları olduğu konusunda anlaştı.

Atlantik Bildirisi güncellendi

Başbakanlıktan yapılan diğer açıklamada da demokrasi ve serbest ticareti teşvik eden, Birleşmiş Milletler ile NATO’nun kurulmasına yol açan orijinal Atlantik Bildirisi’ne siber saldırılarla mücadele etmek, iklim değişikliği konusunda acilen harekete geçmek ve biyolojik çeşitliliği korumanın da eklendiği ifade edildi.

Görüşme sonrası gazetecilere açıklamalarda bulunan İngiltere Başbakanı Johnson, çok çeşitli konuları ele aldıklarını belirterek, “Biden yönetimini ve Joe Biden’ı dinlemek harikaydı. Çünkü güvenlikten NATO ve iklim değişikliğine kadar bizimle birlikte yapmak istedikleri çok şey var.” dedi.

“Biden baskı yapmadı”

Johnson, Biden’ın Kuzey İrlanda Protokolü’nün uygulanması konusunda herhangi bir baskı yapıp yapmadığına ilişkin bir soru üzerine ise “Hayır, yapmadı. Ama şunu söyleyebilirim; ABD, İngiltere ve AB’nin kesinlikle yapmak istediği tek bir şey var, o da Hayırlı Cuma Anlaşması’nı desteklemek ve barış sürecinin dengesini devam ettirdiğimizden emin olmak. Bu mutlak bir ortak payda. Bunu yapabileceğimiz konusunda iyimserim.” diye konuştu.

Çözüm bulma ve Hayırlı Cuma Anlaşması’nı destekleme konusunda tam bir uyum olduğunu kaydeden Johnson, “Şimdi yapmamız gereken şey, yeni düzenlemelerde dengeyi doğru ayarlamak.” ifadesini kullandı.

Biden uyarmıştı

Times gazetesi, İrlanda kökenli olan Biden’ın İngiltere’nin tutumundan rahatsız olduğu ve görüşme öncesi “olağanüstü bir adım” atarak ABD’nin Londra’daki en kıdemli diplomatı Yael Lempert’ten İngiltere’nin Brexit Bakanı David Frost’a resmi bir protesto vermesini istediğini yazmıştı.

Haberde, 3 Haziran’da gerçekleşen görüşmede, ABD maslahatgüzarı Lempert’in, İngiltere’nin AB’yle arasında soruna neden olan Kuzey İrlanda Protokolü’nün uygulanmasıyla ilgili durumu alevlendirdiğini söylediği kaydedilmişti.

Anlaşmazlığa neden olan protokol

Brexit anlaşmasının bir parçası olan Kuzey İrlanda Protokolü, Birleşik Krallık’ın parçası olan Kuzey İrlanda ile AB üyesi İrlanda Cumhuriyeti arasındaki ticareti düzenliyor.

Protokole göre Brexit’e rağmen Kuzey İrlanda, AB’nin gümrük birliği kurallarına tabi olmaya devam ediyor. Birleşik Krallık’ın geri kalanıyla ticareti ise Kuzey İrlanda limanlarında gümrüğe tabi tutuluyor.

Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle birlik yanlısı Protestanlar arasındaki savaşı sona erdiren Hayırlı Cuma Anlaşması gereği, kontrollerin yapılabildiği fiziki bir kara sınırı oluşturulamıyor. Bu yüzden kontrollerin ancak denizde yapılması kararlaştırılsa da uygulanmasında sorunlar yaşanıyor.

Protokolün ticarete zarar verdiğini ve Kuzey İrlanda’nın Birleşik Krallık’taki konumunu tehdit ettiğini savunan Protestanların protokole karşı mart ve nisan aylarında gösterilerde otobüs ve araçlar ateşe verilmişti. Protestoların ayrıca Katoliklerle çatışmaları yeniden başlatmasından endişe edilmişti.

Sorunun çözümü için AB ile İngiltere arasında yapılan görüşmeler dün bir anlaşmaya varamadan sonlandırılmıştı.

İrlanda sorunu

İngiliz imparatorluğunun ilk sömürgesi İrlanda adasından İngiltere’nin elinde kalan kısmı teşkil eden Kuzey İrlanda, 1960’lı yıllardan 1998’e kadar Katolik ayrılıkçılar ile İngiltere’yle birlik yanlısı Protestanlar arasındaki çatışmalara ve terör olaylarına sahne olmuştu. 40 yıla yayılan ve “Sorunlar” diye anılan yıllarda terör olaylarında 3 bin 500 kişi hayatını kaybetmişti.

Ada ancak 1998’de imzalanan Hayırlı Cuma Anlaşması ile sükunete kavuşurken, Kuzey İrlanda’da çatışan tarafların ortaklığına dayalı bir bölgesel yönetim kurulması üzerinde anlaşılmıştı.

Belfast Anlaşması olarak da bilinen metinler, Kuzey İrlanda’da bugün yürürlükte olan bölgesel yönetimin temelini oluşturuyor.

Barış anlaşmasının üzerinden geçen 20 yılı aşkın süreye karşın, bölge halkı arasında güven tam olarak tesis edilebilmiş değil.