İlik nakli olan Öykü Arin'in yüzü artık gülüyor

İZMİR (AA) – “Öykü Arin’e Umut Ol” isimli kampanya sayesinde lösemi hastalarına umut olan, babasından yapılan yarı uyumlu kök hücre nakliyle de yaşama tutunan 6 yaşındaki Öykü Arin’in artık yüzü gülüyor.

İzmir’de 3 yıl önce Juvenil Miyelomonositik Lösemi (JMML) teşhisi konulan Öykü Arin’in için kan bağışı kampanyası düzenlendi. Daha sonra ülke geneline yayılan kampanyaya “Öykü Arin’e Umut Ol” adı verildi. Kampanya sayesindeki bağışlar da başka lösemi hastalarına umut oldu.

Tedavi için 2019 yılında Antalya’ya giden Öykü Arin’e özel bir hastanede annesi Eylem Şen Yazıcı’dan yarım uyumlu kemik ilik nakledildi. İliğin uyum sağlamaması üzerine Öykü’ye 2 ay sonra babası Çağdaş Yazıcı’dan yarı uyumlu kök hücre nakli yapıldı.

Tetkiklerde babasından nakledilen iliğin yüzde 98,5 tuttuğunun belirlenmesinin ardından bir süre daha Antalya’da kontrol altında tutulan Arin, tekrar İzmir’e döndü.

Bayraklı ilçesinde yaşayan Şen ailesi, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sürecinde tüm vakitlerini kızlarıyla evlerinde geçiriyor.

Kontrolleri için 3 ayda bir Antalya’ya giden Öykü Arin, evdeki zamanlarını da resim yaparak ve şarkı söyleyerek geçiriyor.

“Kızımla en çok deniz kenarında yürümeyi özledim”

Anne Eylem Şen Yazıcı, AA muhabirine, kızının rahatsızlığı nedeniyle zor günler yaşadıklarını söyledi.

Eşinden yapılan yarı uyumlu kemik iliği naklinin ardından kızının vücudunda ilik savaşı sürecinin başladığını belirten anne Şen, “Yarı uyumlu nakillerde bu tür sorunlar daha yaygın oluyor. Kızımız, ilik savaşını engellemek için ağır ilaçlar kullanıyor. O mücadeleci bir çocuk ve her geçen gün daha iyiye gidiyor. İlik savaşı sürecinin normale dönmesini bekliyoruz. Bu süreç tamamlansa bile her şeyin yoluna girmesi için 5 yıl geçmesi lazım. Kızımla en çok deniz kenarında yürümeyi özledim.” diye konuştu.

Kızının moralinin çok iyi olduğunu vurgulayan Yazıcı, nakil sürecinde olduğu gibi iyileşme döneminde de sevenlerinin kendilerini yalnız bırakmadığını dile getirdi.

“Öykü Arin’e Umut Ol” isimli kampanyanın birçok hastaya şifa olduğunu anlatan Yazıcı, şunları kaydetti:

“İlk ayda 100 bin kişiye ulaşmıştı. Bu kampanyaya başladığımız zaman ülkemizde donör sayısı 180 bin civarındaydı. Şu anda ise 700 bine yakın ama hala bu sayı çok az. Başlattığımız kampanya sayesinde binlerce kişiye uygun kemik iliği bulundu. Kampanyanın ilk ayında Türk Kızılay Genel Başkanı bizi evimizde ziyaret etti. Bu süreçte hem onlar hem de Sağlık Bakanlığı hep yanımızda oldu. TÜRKÖK laboratuvarlarında görev yapan sağlık çalışanları yoğun mesai harcadı. Bu süreçte kampanya düzenleyen ailelere destek oluyoruz.”

Öykü Arin ise annesinin çektiği videoda sözlerini kendisinin yazdığı çocuk şarkısını söylerken, vatandaşlara “donör olun umut olun ve asla vazgeçmeyin” mesajı verdi.

“Hastalığı açısından herhangi bir sorun yok”

Öykü Arin’in doktoru Prof. Dr. Akif Yeşilipek ise yaptıkları son testlerde nakledilen iliğin yüzde yüz tuttuğunu belirlediklerini ifade etti.

Tedavinin sürdüğünü hatırlatan Yeşilipek, “Şu an Öykü Arin ilik savaşı durumunu yaşıyor. Bunun hastalıkla bir ilişkisi yok, yeni çalışan ilikle vücudun bir anlaşmazlığı oluyor. Yeni çalışan ilik vücudu yabancı kabul ediyor. Bazı organlara saldırıyor. Öykü’de de cilt döküntüleri oldu. Şu anda onun için ilaç kullanıyor. Hastalığı açısından herhangi bir sorun yok.” şeklinde konuştu.

Ailenin kızları için uygun donör bulunması için çok mücadele verdiğini kaydeden Prof. Dr. Yeşilipek, başlatılan kampanyalar sayesinde artık hastaların Türkiye’de verici bulma şansınız arttığını sözlerine ekledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Kandaki beyaz kan hücrelerinde oluşan kanser türü olan löseminin çocukluk çağı kanserleri arasında görülme sıklığı açısından ilk sırada yer aldığı, ancak son yıllarda risk gruplarına göre uygulanan tedavi protokolleri sonucunda sağ kalım oranlarının arttığı belirtildi.

Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hale Ören, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası dolayısıyla AA muhabirine açıklama yaptı.

Löseminin çocukluk çağı kanserleri arasında görülme sıklığı açısından ilk sırada yer aldığını ifade eden Ören, erişkinlerden farklı olarak çocukluklarda görülen löseminin büyük çoğunluğunun “akut lenfoblastik lösemi” tipinde olduğunu anlattı.

Ören, “Akut lenfoblastik löseminin görülme sıklığı yüz binde 3-4’tür. Özellikle erkeklerde ve 2-5 yaş arasında ortaya çıkar. Çocuklarda akut miyeloid lösemiye daha az rastlanır, lösemilerin yüzde 20’sini oluşturur. Bu tip löseminin görülme sıklığı her yıl milyonda 5-7’dir ve ilk 2 yaş ve ergenlik döneminde görülme sıklığı fazladır.” bilgisini verdi.

Çocukların çoğunda lösemi gelişimini açıklayabilecek bir neden bulunamadığına dikkati çeken Ören, sözlerine şöyle devam etti:

“Ancak bazı olgularda lösemi ailesel olabilir veya çocuğun maruz kaldığı, lösemiye yatkınlık yaratan risk faktörleri saptanabilir. Doğum öncesi dönemde annenin alkol, pestisidler, topoizomeraz II inhibitör içeren yiyecekler ve viral enfeksiyonlara maruziyeti lösemi için risk yaratabilir.

Down sendromu gibi çeşitli kromozom anomalileri bulunan bebeklerde lösemi gelişebilir. Kazanılmış risk faktörleri arasında iyonize radyasyon ilaçlar, petrol ürünleri, benzen gibi organik maddeler, herbisid ve pestisidler sayılabilir. Lösemi gelişimi için günümüzde ‘iki vuruş’ modeli daha çok kabul görmektedir; önce birinci, sonra eklenen ikinci olayın genetik anormalliğe neden olduğu ve sonuçta lösemiyi başlatan hücrelerin ortaya çıktığı düşünülmektedir.”

“Lösemiden şüphelenildiğinde öncelikle kemik iliği incelemesi yapılmalı”

Akut löseminin başlangıç bulgularının kısa süreli olduğunu ve farklılık gösterebildiğini belirten Ören, hastaların sıklıkla iştahsızlık, halsizlik, yorgunluk, huzursuzluk, ateş, kanama bulguları, kemik ağrısı ve solukluk nedeniyle hekime başvurduğunu aktardı.

Ören, “Blast denilen lösemik hücrelerin organlara yerleşmesiyle farklı klinik bulgular gelişebilir. Lösemiden şüphelenildiğinde öncelikle kemik iliği incelemesi yapılmalıdır.” diye konuştu.

Prof. Dr. Ören, hastalığın tedavisine ilişkin şu bilgileri verdi:

“Akut lenfoblastik lösemide güncel standart tedaviyle sağ kalım yüzde 80’i aşmıştır. Akut miyeloid lösemide farklı tiplere göre değişkenlik gösterse de sağ kalım yüzde 60 dolayındadır. Son yıllarda risk gruplarına göre uygulanan tedavi protokolleri sonucunda hastaların sağ kalım oranı artırılmıştır. Özellikle yüksek riskli, ilaca dirençli veya lösemisi tekrarlamış hastaların tedavisinde standart kemoterapi ile birlikte kullanılan hedefe yönelik ilaçlar sağ kalım oranlarını gelecekte daha da yükseltecektir.”

Türkiye’de üniversite ve devlet hastanelerinde birçok şehirde deneyimli pediatrik hematologların lösemi tedavisini başarıyla yaptığının altını çizen Ören, “18 yaşına kadar tüm ilaç, kemik iliği nakli ve hastane masrafları devlet tarafından karşılanmaktadır. Çocuklarda löseminin artık tedavi edilebilir bir hastalık olduğu unutulmamalı ve tedavi sonrası yaşam kalitesini artırmak için gereken destek verilmelidir.” dedi.

İZMİR (AA) – İzmir'de bir ay önce lösemi teşhisi konulan 1,5 yaşındaki Hilal bebek, sağlığına kavuşmak için kemik iliği nakli olmayı bekliyor.

Bornova ilçesinde yaşayan Yunus-Yeşim Yıldız çiftinin ilk çocukları Hilal'e, rahatsızlanmasının ardından başvurdukları Ege Üniversitesi Çocuk Hastanesinde lösemi teşhisi konuldu. Doktorlar, hastanede tedavi altına aldığı Hilal bebeğin kemik iliği nakli olmasına karar verdi. Sıhhi tesisatçılık yapan baba, kızı için uygun iliğin bulunması için memleketi Kağızman ilçesinde ve İzmir'de, çok sayıda kişinin kök hücre bağışında bulunması için Türk Kızılaya başvurmasını sağladı.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) önlemleri nedeniyle hastanede tedavi olan kızını günlerdir göremeyen baba, hastanenin önünde gelecek güzel haberleri bekliyor.

– "İlik nakli olmazsa hayati tehlike söz konusu"

Baba Yunus Yıldız, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kızına lösemi hastalığı teşhisi koyulduğunda yaşadığı şoku unutamadığını dile getirdi. Kızını yaşatmak için eşiyle birbirlerine söz verdiklerini aktaran Yıldız, bunun için her şeyi yapmaya hazır olduğunu belirtti. Yıldız, "Kızım tedaviye yanıt vermedi. Hastaneye ilk geldiğimizde orta risk seviyesindeydi kısa sürede yüksek risk grubuna girdi. Doktorlar da kemik iliği nakli yapmaya karar verdi. En kısa sürede kemik iliği nakli olmazsa hayati tehlikesi söz konusu." dedi.

İlik nakline karar verildiğinde memleketi Kars ve İzmir'de yakınlarına ulaştığını aktaran Yıldız, "Kızımız için şimdiye kadar 400 kişinin kök hücre bağışçısı olmasını sağladık. Kızımız için yola çıktık ama artık tüm hasta çocuklar için çalışmalarımıza devam ediyoruz. Umarım herkese umut olabiliriz." şeklinde konuştu.