İnsan Hakları Eylem Planı'nın uygulama takvimi belli oldu

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan imzasıyla İnsan Hakları Eylem Planı’na ilişkin genelgenin Resmi Gazete’de yer almasının ardından Adalet Bakanlığı, planın uygulanmasına yönelik takvimi internet sitesinden Türkçe ve İngilizce olarak yayımladı.

“Özgür birey, güçlü toplum, daha demokratik bir Türkiye” vizyonuyla hazırlanan, 9 amaç, 50 hedef ve 393 faaliyetten oluşan, uygulama takvimi 2 yıl olan İnsan Hakları Eylem Planı’ndaki her bir faaliyet için kısa (1 ve 3 ay), orta (6 ay ve 1 yıl) ve uzun (2 yıl) süreli vadeler belirlendi. Ayrıca niteliği gereği bazı faaliyetler açısından sürekli bir takvim öngörüldü.

Planda yer verilen toplam 393 faaliyetin 285’i belirlenen sürelerde hayata geçirilecek. Diğer 108 faaliyet ise niteliği itibarıyla sürekli olarak yürütülecek. 285 süreli faaliyetten bir ay içinde 6, 3 ay içinde 40, 6 ay içinde 84, bir yıl içinde 131, 2 yıl içinde de 24’ünün gerçekleştirilmesi hedefleniyor. Böylece Eylem Planı’nda öngörülen süreli faaliyetlerin yüzde 90’ından fazlasının bir yıl içinde uygulanması amaçlanıyor.

İnsan Hakları Eylem Planı’nda süreli ve sürekli olarak belirlenen faaliyetlerin takvimleri şöyle:

Bir ay içinde gerçekleştirilmesi öngörülen faaliyetler

Kapalı ceza infaz kurumlarındaki çocukların ziyaretçileri ile tüm görüşmeleri açık görüş şeklinde yapılacak.

Çocuk hükümlülere “aile görüşü” imkanı gelecek.

Adli yardıma başvuru formları oluşturulması ve e-Devlet üzerinden başvuru imkanı sağlanacak.

Hükümlü ve tutuklulara ziyaret listesinde yer alan kişileri değiştirebilme imkanı verilecek.

Engelli hükümlü/tutukluların ziyaretlerini bir refakatçi eşliğinde ya da açık görüş şeklinde yapabilme imkanı tanınacak.

Hükümlü/tutuklu anneleriyle birlikte kalan 0-6 yaş grubu çocukların, yakınlarına ve annesine açık görüş sırasında teslimi sağlanacak.

3 ay içinde gerçekleştirilmesi hedeflenen bazı faaliyetler

Sulh ceza hakimliği kararlarına dikey itiraz usulü getirilecek.

Katalog suçların kapsamı daraltılacak.

Katalog suçlar bakımından somut delile dayanma şartı getirilecek.

Adli kontrol tedbirlerine üst süre sınırı getirilecek ve belirli aralıklarla incelenecek.

“Konutu terk etmeme” adli kontrol tedbirinde geçen sürenin, sonuç cezanın infazından mahsubu sağlanacak.

Eşe karşı işlenen suçlarda ağırlaştırıcı sebep boşanmış eşi de kapsayacak.

Tek taraflı ısrarlı takip fiilleri suç olarak tanımlanacak.

İdari yargıda gerekçeli karar 30 gün içinde yazılacak.

İdareye yapılan başvurularda idarenin cevap verme süresi 60 günden 30 güne indirilecek.

Vergi suçları için etkin pişmanlık ve zincirleme suç hükümleri uygulanacak.

İletişimin tespiti ve dinlenmesi yoluyla elde edilen kayıtlar beraat kararı verilmesi halinde yok edilecek.

Görev ve yetki uyuşmazlıklarına ilişkin sorunların makul sürede çözümüne ilişkin tedbirler alınacak.

Çocuklar hakkındaki davalar ile istinaf ve temyiz incelemeleri öncelikli olarak görülecek.

Hakim ve savcıların terfi sistemleri objektif performans kriterleri doğrultusunda yeniden belirlenecek.

Hakim ve savcı adayları ile avukat stajyerlerine Anayasa Mahkemesinde staj imkanı sağlanacak.

Kişi özgürlüğü ve güvenliğine ilişkin mevzuat gözden geçirilecek.

Müdafiyle görüşme hakkını kısıtlayan hükümler gözden geçirilecek.

Adliyelerde ifade alma işlemlerinin 7 gün 24 saat yapılabilmesi sağlanacak.

Hakim, savcı ve kamu görevlileri için sosyal medya etik ilkeleri düzenlenecek.

Danıştay nezdinde UYAP (Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi) üzerinden dava açılabilecek.

UYAP sisteminde Bilirkişi Görevlendirme Rehberi hazırlanacak.

Ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlü ve tutuklulara kendi dini bayramlarında ilave imkanlar sağlanacak.

Sulh ceza hakimliklerinin, idari yaptırım kararlarına karşı yapılan başvurularda ihtisaslaşmaları sağlanacak.

6 ay içinde uygulanması planlanan bazı faaliyetler

Hakim ve savcılar için coğrafi teminat sağlanacak.

Yargıtay ve Danıştay üyeliğine seçilebilmek için 45 yaş şartı getirilecek.

Yargı mensuplarına sürekli ve zorunlu eğitim getirilecek.

Adalet Bakanı’nın, hakimleri başka bir yargı çevresinde geçici olarak yetkilendirebilmesine ilişkin hüküm kaldırılacak.

Uzun yargılama ve gerekçesizlik nedenleri hakimlerin terfi ve disiplin incelemelerinde dikkate alınacak.

Hukuk fakültelerine giriş başarı sıralaması yükseltilecek.

Şiddet mağduru kadınlara avukat tayin edilecek.

Çocuk mahkemelerindeki duruşma salonlarının çocuk dostu olacak şekilde tasarlanması, duruşmalara cübbesiz katılım sağlanacak.

Spor tahkim kurullarının yapısı güncellenecek.

İnsan ticaretine ilişkin suçlar gözden geçirilecek.

İstinaf ceza dairelerine, kararların gerekçesiz olması ve savunma hakkının kısıtlanması hallerinde bozma yetkisi tanınacak.

Bozma kararı verilen dosyaların, öncelikle ve ivedilikle görülmesi sağlanacak.

İdari davaya katılanların tek başına kanun yoluna başvurabilmesi sağlanacak.

Avukatların tasdik ettikleri belgelerin, adli ve idari merciler tarafından işlemlere esas alınması sağlanacak.

Müdafinin dosya inceleme yetkisine yönelik kısıtlama kararlarına üst süre sınırı getirilecek.

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve müsadere kurumu gözden geçirilecek.

Çocuk teslimi ve çocukla kişisel ilişki kurulmasına ilişkin hükümler gözden geçirilecek.

Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izleme kurullarının yapısı güncellenecek.

Borçluya haczedilen malını satma imkanı getirilecek.

İcra takip sürecinde taraflara yansıyan maliyetler azaltılacak.

Tapu siciline konulan kamusal kısıtlamaların elektronik ortamda erişime sunulması sağlanacak.

Hakim ve savcı yardımcılığı müessesesinin ihdası sağlanacak.

Çalışanlara kendi dini bayramlarında izinli sayılma imkanı sağlanacak.

Hükümlü ve tutukluların açık görüş sürelerinin uzatılması sağlanacak.

Engelli öğrencilerin kamu yurtlarında ücretsiz barındırılması sağlanacak.

Hakim ve savcıların teftiş sisteminin etkinliği attırılacak.

Mevzuat Hazırlama Usul ve Esasları Hakkındaki Yönetmelik yeniden düzenlenecek.

İnsan hakları dersi, hukuk fakültelerinde zorunlu hale getirilecek.

Hakim ve savcı adaylarına “Staj Eğitim Merkezi” belirlenecek.

Kamu hizmetlerinin sunumunda uyulacak usul ve esaslara ilişkin mevzuat düzenlemesi yapılacak.

Türk Yargı Etiği Bildirgesi’nin bilinirliği sağlanacak.

Uyuşturucu suçlarında beş yıl süreli “bağımlılık takip modeli” getirilecek.

Ceza infaz kurumlarında anne-çocuk ünitesi oluşturulacak.

Adliyelerde halkla ilişkiler büroları oluşturulacak.

Şeffaflığın artırılması ve yolsuzlukla mücadeleye ilişkin Strateji Belgesi güncellenecek.

e-Duruşma uygulaması yaygınlaştırılacak.

Finans, sendika, imar ve kamulaştırma gibi alanlar ile vergi ve bilişim suçları bakımından ihtisas mahkemeleri kurulması sağlanacak.

Ticari hayatın yoğun olduğu il ve ilçelerde ticaret mahkemeleri ile fikri ve sınai haklar mahkemeleri kurulacak.

Hakimlerin tayinlerine esas bölge sistemi yeniden düzenlenecek.

Yargıda belirli unvanlı görevler için asgari kıdem şartı getirilecek.

Noterlik işlemlerinde dijital dönüşüm olacak.

Birleşmiş Milletler Gençlik Merkezi kurulacak.

Yabancılara yönelik hazırlanan şüpheli, sanık ve mağdur hakları formları yaygın dillere tercüme edilecek.

Bir yıl içinde yapılması hedeflenen bazı faaliyetler

İşkence iddiasına dair disiplin suçlarında zaman aşımı kaldırılacak.

Uzun yargılamadan kaynaklı zararlar yönünden İnsan Hakları Tazminat Komisyonu nezdinde doğrudan başvuru imkanı getirilecek.

Bireysel başvuru sisteminin etkinliği arttırılacak.

Siyasi partiler ve seçim mevzuatı gözden geçirilecek.

Lekelenmeme hakkının kapsamı genişletilecek.

Mahkeme temelli aile ara buluculuğu müessesesi oluşturulacak.

Adli kontrol tedbirleri yönünden tazminat imkanı sağlanacak.

Denetimli serbestlikle cezanın infazında nispi uygulama getirilecek.

Özel infaz usullerinin kapsamı genişletilecek.

Engellilik, hastalık veya kocama hallerinde cezanın denetimli serbestlik altında infazının kapsamı genişletilecek.

Gayrimenkul satış sözleşmeleri noterliklerde yapılabilecek.

İstinaf ve temyiz süreleri kararın tebliğinden sonra başlayacak.

Özel hukuk tüzel kişileri bilirkişilik yapabilecek.

Gençlere yönelik evlilik yardımının kapsamı genişletilecek.

Noterlerin çalışma gün ve saatleri yeniden belirlenecek.

Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumunun yapısı gözden geçirilecek ve BM akreditasyonu alması sağlanacak.

Ceza İnfaz Kurumları İnsan Hakları İzleme Komisyonu kurulacak.

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Danışma Kurulu yeniden yapılandırılacak.

Türkiye Adalet Akademisi yeniden yapılandırılacak.

Seri ve basit yargılama usullerinin kapsamı genişletilecek.

Kamu İhale Mevzuatı gözden geçirilecek.

Kanun yollarına başvuru süreleri yeknesak hale getirilecek.

Kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımların kapsamı genişletilecek.

Kabahatler Kanunu’nda öngörülen başvuru ve itiraz yollarının etkinliği arttırılacak.

Basın, yayın ve internet yoluyla işlenen suçlarda muhakeme şartı olan süreler gözden geçirilecek.

İfade hürriyetine ilişkin mevzuat gözden geçirilecek.

Din hürriyetine ilişkin mevzuat gözden geçirilecek.

Ayrımcılık ve nefret suçuna ilişkin Türk Ceza Kanunu’nda yeni bir düzenleme yapılacak.

Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, Avrupa Birliği standartları ile uyumlu hale getirilecek.

Acele kamulaştırmaya ilişkin hükümleri de içerecek şekilde Kamulaştırma Kanunu gözden geçirilecek.

Kamulaştırmasız el atma gibi müdahalelere karşı valilikler nezdinde idari başvuru yolu getirilecek.

Kamu idarelerinin taraf olduğu aynı nitelikteki uyuşmazlıklarda pilot dava usulü getirilecek.

Gayrimüslim cemaat vakıflarına ilişkin Vakıflar Yönetmeliği’nde düzenleme yapılacak.

Elektronik tebligat uygulaması yaygınlaştırılacak.

Havalimanlarında 7 gün 24 saat adliye uygulaması yaygınlaştırılacak.

İcra dairelerinde kağıtsız ofis ortamına geçilecek.

Aile ve çocuk mahkemelerinin müstakil bir kampüs içinde bulunacağı yeni bir adliye mimarisi modeli yapılacak.

İnsan Hakları Araştırma Bursu sağlanacak.

2 yıl içinde gerçekleştirilmesi öngörülen bazı faaliyetler

Ticari sırra ilişkin düzenleme hayata geçirilecek.

Yatırım ombudsmanlığı getirilecek.

Toplanma hürriyetine ilişkin mevzuat gözden geçirilecek.

Yargı, icra ve noter harç ve masrafları sadeleştirilecek.

Mahkeme uzmanı istihdamına yönelik çalışmalar yapılacak.

Bazı ağır suçlar hariç olmak üzere 15 yaşından küçük çocukların ilk defa işledikleri fiillerin soruşturmaya konu edilmemesi sağlanacak.

Hukuk fakültelerinde öğrenim süresi 5 yıla çıkartılacak.

İmar Kanunu’nun 18’inci maddesi uygulamasından kaynaklı mağduriyetler giderilecek.

Sürekli nitelikteki bazı faaliyetler

Hukuk fakültesi mezunlarının adli kollukta istihdamı sağlanacak.

Mevzuat ya da uygulamadan kaynaklı aksaklıkların Ceza Hukuku Bilim Komisyonu görüşleri dikkate alınarak sürekli izlenmesi sağlanacak.

Ceza infaz kurumlarında kampüs kütüphaneleri kurulacak.

Sivil toplum kuruluşlarıyla periyodik görüşmeler yapılması sağlanacak.

Tutuklama ve adli kontrol tedbirlerine ilişkin olarak sulh ceza hakimleri ve savcılara düzenli eğitim verilecek.

Kamu görevlileri hakkında rücu ve disiplin işlemlerinin etkili yürütülmesi sağlanacak.

Çevrim içi çocuk istismarı fiilleri ile etkili mücadele edilmesi sağlanacak.

Mülki idare amirleri ve kamu yöneticilerine insan hakları eğitimi verilecek.

Kamuda kadın istihdamı arttırılacak.

İlköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretimde insan hakları dersleri yaygınlaştırılacak.

Abonelik sözleşmelerine ilişkin güvence bedeli hakkında yeni düzenleme getirilecek.

“Yol haritası belli oldu”

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül de takvime ilişkin sosyal medyadan paylaşımda bulundu.

Gül, “Özgür birey, güçlü toplum, daha demokratik bir Türkiye anlayışıyla hazırlanan İnsan Hakları Eylem Planı’nın yol haritası belli oldu. Planın tamamı, 2 yıllık bir süreçte hayata geçmiş olacak.” ifadelerini kullandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

SOFYA(AA) – Eski komünist diktatör Todor Jivkov’un inisiyatifinde girişimler ve kanlı baskı sonucu yaklaşık 1 milyon Türk ve Müslümanın isimlerinin zorla değiştirilmesi, dini ibadetlerinin yasaklanmasının ardından Haziran 1989’da Türkiye Bulgaristan’daki yaklaşık 400 bin göçmene kucak açmıştı.

Komünist rejime direnişleri sonucu Jivkov’un tahtından devrilmesine vesile olan Türk ve Müslümanların yaşadıkları eziyetin hesabını araştıracak adli organlar ise 1991 yılında açılan davayı bir türlü sonuçlandıramıyor.

Davada sanık olarak Todor Jivkov’ın yanı sıra dönemin İçişleri Bakanı Dimitar Stoyanov, Dışişleri Bakanı Petar Mladenov ve asimilasyonun uygulanmasından sorumlu tutulan politbüro üyesi Penço Kubadinki sanık olmuştu.

Sanıklar “ırk ve din temelli düşmanlığı kışkırtmakla” suçlanmıştı. Bürokratik bir labirente giren bu dava 1995 yılında 5 ayrı davaya bölündükten sonra, Askeri Yargıtay 1989 yılına dek süren asimilasyon kampanyasında taraf olan tüm şahısların ifadelerinin alınması talimatı vermişti.

Davada Türkiye ve başka ülkelere göç etmiş çok sayıda tanığın ikamet yerinin bulunamaması ve dolayısıyla ifadelerinin alınamaması nedeniyle süreçte ilerleme sağlanamamıştı.

Bu arada Kubadinski 1995, Jivkov 1998, Stoyanov 1999 ve Mladenov 2000 yılında yaşlılıktan ölmüştü.

Aradan geçen zamanda yaklaşık 30 tanığın ifadesinin alınamaması nedeniyle dava konusunda ilerleme sağlanamıyor.

Bulgaristan Parlamentosu 11 Ocak 2012 tarihinde onayladığı bir bildiride asimilasyon kampanyasını kınamıştı. Bildiride, “Türk kökenli 360 bini aşkın vatandaşın 1989 yılında sınır dışı edilmesi, totaliter rejimin bir etnik temizlik girişimi olarak kabul edilmektedir.” ifadeleri kullanılmıştı.

Bulgaristan’daki asimilasyon kampanyasının tarihçesi

Eski Sovyetler Birliği’nin (SSCB) Kızıl Ordu’nun desteği ile 1944 yılında darbe ile iktidara gelen Bulgaristan Komünist Partisi, (BKP) 45 yıllık yönetiminin daha ilk yıllarında Türk ve Müslümanlara karşı asimilasyon girişimlerinde bulundu.

Ülkede 1948 yılında 10 bin Müslüman, yurt içinde farklı yerlere sürüldü. Todor Jivkov, 1956 yılında iktidara gelir gelmez sözde “Müslümanların topluma ortak edilmesi” amaçlı bir talimat kararnamesi imzaladı. Rejim, 1958 yılında Türk ve Müslümanlara yönelik geleneksel kıyafetlerin giyilmesi ve sünnet yapılmasının yasaklanmasını öngören diğer adımlar da attı. Asimilasyon girişimleriyle 1970-1974 döneminde kökeni Bulgar ancak dini ve isimleri Müslüman olan Pomakların adları değiştirilmeye başlandı. Bu asimilasyona karşı çıkanlar cezalandırıldı ve işkence gördü.

Jivkov rejiminin “Yeniden Doğuş” adını verdiği esas asimilasyon kampanyası ise 1884-1985 döneminde başlatıldı. Medyanın baskı altında tutulduğu, ifade özgürlüğün olmadığı bir ortamda girişilen bu kampanya dünyaya rejimin tarafından dünyaya çarpık bir şekilde tanıtıldı. Rejimin uluslararası alanındaki propaganda tutumuna göre, “farklı etnik şuura sahip olan vatandaşların, yanılgılarının farkında olup, gönüllü olarak Bulgar soyuna doğru dönüş yapmak istedikleri” öne sürüldü. Direniş hareketlerinin bastırılması kapsamında kısa sürede ülkenin en korkunç toplama kampı olan Belene’ye Türk ve Müslüman kökenli en az 500 kişi siyasi mahkum olarak yollandı.

Jivkov’un rejimine son veren “Büyük Seyahat”

Nüfusu 8,5 milyon olan ülkede yaşayan Türk, Pomak, Roman ve Tatar kökenli Müslümanlara karşı girişilen asimilasyon, dünya çapında yankı ve tepki uyandırdı.

Türkiye, 4 Haziran 1989’da Kapıkule Sınır Kapısı’nı açtı. Bulgaristan’da halen “Büyük Seyahat” olarak anılan, göç dalgasıyla en az 360 bin Türk ve Müslüman Türkiye’ye göç etti.

İnsanlar evlerini, mal ve mülklerini geride bırakarak taşıyabildikleri eşyalarla gözyaşı dökerek kervanlar halinde Türkiye’ye göçe zorlandı.

Jivkov, kansız darbe ile tahtından devrilmesine 2 hafta kala, 26 Ekim 1989’da BKP Merkez Kurulu geniş oturumunda “Maalesef, SSCB ve Mihail Gorbaçov’dan beklediğimiz desteği göremedik.” dedi.

Jivkov rejiminin düşmesinden sonra, 1990 yılının sonuna kadar Büyük Seyahat’e katılan göçmenlerin 150 bin kadarı Bulgaristan’a geri döndü.

Jivkov’un tek uluslu millet yaratma çabalarının sonucunda derin bir kriz yaşayan Bulgaristan, uluslararası arenada itibar kaybına uğradı, zaten zayıf olan ekonomisi de iş gücü kaybından dolayı büyük zarar gördü.

Asimilasyon kampanyası sırasında binlerce Türk ve Müslüman meydanlarda toplanıp protestolara katılırken askerlerin ateş açması sonucu onlarca insan hayatını kaybetti.

Komünist terörün ilk günlerinde 26 Aralık 1984’te ülkenin güneydoğusundaki Mogilyane köyünde protesto sırasında annesinin kucağında öldürülen 18 aylık Türkan bebek, rejimin en küçük kurbanı oldu.

“Affettik ama unutmadık” diyen Bulgaristan Türkleri, her yıl Mogilyane’de kurdukları Türkan Çeşme Anıtı başında bir araya gelerek Türkan ile protestoda öldürülen diğer iki kişi ve bu acı olayların bir daha yaşanmaması için dua ediyor.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Türkiye’nin de girişimleriyle Dışişleri Bakanları düzeyinde çevrim içi düzenlenen “Açık Katılımlı İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İcra Komitesi Olağanüstü Toplantısı”nda konuştu.

Doğu Kudüs, Batı Şeria ve Gazze’de gerginliğin artmasında İsrail’in sorumluluğu olduğunu belirten Çavuşoğlu, Mescid-i Aksa’da ibadet kısıtlamaları, insanların zorla evlerinden edilmeleri gibi hareketlerin mevcut duruma yol açtığını kaydetti.

Çavuşoğlu, İsrail’in yapılan uyarıları duymazdan geldiğini ve böylelikle yeni bir trajedinin ortaya çıktığını dile getirerek, “Bu İsrail’in sistematik olarak yürüttüğü etnik, dini ve kültürel temizlik kampanyasının bir parçası.” diye konuştu.

Yasa dışı İsrail yerleşim yerleri ve Filistin halkının mülkünün yıkımlarının önemli boyutlara ulaştığına dikkati çeken Çavuşoğlu, “Bu eğilim geri çevrilmezse, iki devletli çözüm fiziksel olarak imkansız hale gelir.” değerlendirmesinde bulundu.

Çavuşoğlu, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) ise bir kez daha başarısız olduğunu, ABD’nin karşı çıkması nedeniyle bir basın açıklaması dahi kabul edemediklerini kaydetti.

BM Genel Kurulunun düzenleyeceği toplantıya kendisinin bizzat katılacağını ve Filistin halkının korunması için herkesin çaba sarf etmesi gerektiğini vurgulayan Çavuşoğlu, aynı zamanda İnsan Hakları Konseyi (İHK) ve UNESCO gibi platformlarda da konunun takip edileceğini vurguladı.

Çavuşoğlu, bu çerçevede İHK’ de bir “durum tespit komisyonu” kurulabileceğini, Filistin topraklarında uluslararası hukukun ihlalinin araştırılmasının talep edilmesi gerektiğini söyledi.

“Türkiye gereken her adımı atmaya hazır”

Son dönemde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ve kendisinin birçok muhatabıyla irtibatta olduğunu anımsatan Çavuşoğlu, bu çerçevede aynı zamanda sivil toplumun da dahil edilmesi gerektiğini ifade etti.

Çavuşoğlu, İsrail’in basın mensuplarını da hedef aldığını, Gazze’de hayatını kaybedenlerin yarısının kadınlar ve çocuklardan oluştuğunu dile getirdi.

Bakan Çavuşoğlu, “Sadece bildiriler ve açıklamalar yapamayız. Daha fazlasını yapmalıyız. Uluslararası toplum, Filistinli sivilleri korumakla yükümlü ve bu bağlamda İİT’nin de sorumluluğu büyük. Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 2018 kararı uyarınca Filistinli sivilleri korumak için bir uluslararası koruma mekanizmasının kurulması yönünde çaba sarf etmeliyiz.” diye konuştu.

Bu mekanizmanın gönüllü ülkelerin maddi ve askeri katkılarıyla kurulabileceğini aktaran Çavuşoğlu, aynı zamanda İsrail’in savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan sorumlu tutulması gerektiğini, bu bağlamda Uluslararası Ceza Mahkemesinin özel bir rolü olduğunu belirtti.

Çavuşoğlu, Filistin’de seçimler ve toplum arasında uzlaşı çabalarının de aktif şekilde desteklenmesi gerektiğine işaret ederek, “Bazı ahlaki pusulasını kaybedenler İsrail’e destek veriyor. Aynı kişilerin ırkçı ve İslam karşıtı politikalarla tanınmış olmaları da şaşırtıcı değil. Tarih bu kişileri yargılayacaktır. Ancak biz kendi ailemiz içinde isteksiz açıklamalar yaparsak, başkalarını nasıl eleştiririz? Bizi kim ciddiye alır?” ifadelerini kullandı.

İsrail’le normalleşme çabalarının da İsrail’i güçlendirdiğine dikkati çeken Çavuşoğlu, “Tutumumuz net olmalı ve insanlık ile adalete sahip çıkarak tarihin doğru tarafında yer almalıyız.” vurgusunda bulundu.

Çavuşoğlu, “(Filistin’de) Birlik ve kararlılığımızı gösterme vakti. Ümmet bizden liderlik bekliyor. Türkiye gereken her adımı atmaya hazırdır.” diye konuştu.