Invamed-RD Global, ABD'ye teknoloji transferi işlemlerini başlattı

İSTANBUL (AA) – Invamed-RD Global, FDA kayıt süreçlerinin tamamlanmasının ardından Amerika Birleşik Devletleri'ne teknoloji transferi işlemlerini başlattı.

Invamed-RD Global'den yapılan açıklamada, şirketin, gelişmiş tasarımları ve güvenli uygulamaları ile dört kıtada insan sağlığı için çalışmalara devam ettiği bildirildi.

Açıklamada verilen bilgiye göre, Avrupa'nın en büyük üretim tesisi ve Ar-Ge laboratuvarlarına sahip olan ve Avrupa Komisyonu kriterlerinden tam not alan Invamed-RD Global, ABD Gıda ve İlaç Dairesi (The US Food and Drug Administration- FDA) kayıt süreçlerinin tamamlanmasının ardından ABD'ye teknoloji transferi işlemlerini başlattı. Florida eyaleti Free Zone bölgesinde kurulacak üretim tesisi, Türkiye tesisleri ile entegre biçimde çalışacak.

Invamed-RD Global, başta kanser araştırmaları olmak üzere, insan hayatı için önem arz eden birçok yeni tedavi yöntemlerine dair çalışmalarına, Cleveland Clinic & New York University Medical Center & NYU Langone Medical Center akademik iş birliği çerçevesinde devam edecek.

FDA kayıt süreçlerinin tamamlanmasının ardından High Impact Performance Incentive Grants (HIPI) Sistemi ile kurulacak yeni üretim tesisi için bölgede başlatılan hazırlık çalışmaları devam ediyor.

– Şirket, FDA şirket kayıt süreci sonrasında dünyadaki pazar payını artırmayı hedefliyor

Açıklamada yer alan bilgiye göre, K-FDA, TGA, CE, ISO 13485 gibi uluslararası sertifikaları ile başta Avustralya, İngiltere, İtalya, Japonya, Kore olmak üzere toplam 70 ülkeye tedarik zincirine sahip Invamed-RD Global'in ABD Sağlık Bakanlığı’nın önde gelen denetim kurumu olan FDA nezdindeki kayıtları geçtiğimiz günlerde onaylandı.

Yüksek teknolojik altyapısı ile geliştirdiği farklı tedavi yöntemleri ile Amerika Patent Ofisi tarafından tescillenmiş patentlere sahip Invamed-RD Global, FDA şirket kayıt sürecinin tamamlanmasıyla beraber dünyadaki pazar payını artırmayı hedefliyor.

ABD'nin en eski tüketici koruma kuruluşlarından biri olan FDA, birçok gıda ürünü, insan ve hayvan ilacı, biyolojik kökenli tedavi maddesi, tıbbi cihaz, radyasyon yayan ürün ve kozmetik alanında yürüttüğü bilimsel çalışmalar ve toplum sağlığı konusundaki düzenlemeleriyle ilaç ve tıbbi cihazların, satışa sunulmadan önce güvenli ve etkili olup olmadığının takibini üsteleniyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

HONOLULU (AA) – ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS), Kilauea Yanardağı’nın Halemaumau kraterinde patlama meydana geldiğini duyurdu.

Kraterde meydana gelen patlamanın kaydedildiği görüntülerde, kraterin lavla kaplandığı ve dalgalı volkanik gaz bulutlarının havaya yükseldiği gözlendi.

Patlamanın evlerin bulunduğu bölgede olmadığı, lavların tamamının Hawaii Yanardağlar Ulusal Parkı’nda gerçekleştiği bilgisi paylaşıldı.

USGS yetkilisi Ken Hon yaptığı açıklamada, lavların yerleşim yerine doğru hareket ettiğine yönelik işaret görülmediğini belirterek volkan faaliyetlerinin parkın içinde olduğunu bildirdi.

Patlamanın ardından yanardağ için alarm seviyesi, “yerde ve havada olası tehlikeli aktivite” anlamına gelen “kırmızı”ya yükseltildi.

Dünyanın en aktif volkanlarından Kilauea’da 1983’ten bu yana patlamalar oluyor.

Muhabir: Sümeyye Dilara Dinçer

NEW YORK (AA) – California Üniversitesi Berkeley Ötekileştirme ve Aidiyet Enstitüsü tarafından yapılan ankette, Müslüman katılımcıların yüzde 67,5’i, hayatlarında en az bir kez İslamofobi tecrübesi yaşadığını söyledi.

Müslüman kadınlarda bu oran yüzde 76,7’ye çıkarken, Müslüman erkeklerin ise yüzde 58,6’sının İslamofobik yaklaşıma maruz kaldığı kaydedildi.

Ankete katılanların yüzde 93,7’si ise Amerikan toplumunda yaşanan İslamofobinin genel olarak duygusal ve zihinsel sağlıklarını etkilediğini ifade etti.

Her 3 Müslüman’dan 1’i dini kimliğini sakladı

Ankette, İslamofobik eylemlere maruz kalmamak için katılımcıların yaklaşık yüzde 33’ü, bazı anlarda dini kimliklerini gizlemeye çalıştığını, yüzde 88,2’sinin ise tepki ile karşılaşma korkusundan dolayı bazı konuşma ve eylemlerden sakındığını belirtti.

Özellikle 18-29 yaş grubu arasında dini kimliğini saklamaya çalışanların oranının yüzde 45’leri bulduğu kaydedildi.

Çalışmayı yürüten Enstitünün Küresel Adalet Programı Direktörü Elsadıg Elsheikh, “Bu anket, bir Müslüman doğrudan İslamofobik bir eyleme uğramasa bile, 11 Eylül’den sonra medyamızda ve kültürümüzde yer alan İslamofobinin, Müslümanların izlendikleri, yargılandıkları veya dışlandıklarını hissettikleri bir atmosfer yaratıyor.” değerlendirmesinde bulundu

Diğer yandan ankete katılan Müslümanların yaklaşık yüzde 73’ü, toplumdaki İslamofobik yaklaşımlara rağmen Müslüman olmayanlarla günlük ilişkileri sürdürdüğünü, yüzde 93.7’sinin ise çocuklarının Amerikalı olarak kabul edilmesini önemli gördüklerini belirtti.

Ankete, ABD’de yaşayan her etnik grup ve yaştan yarısı kadın bin 123 Müslüman katıldı.

ABD’de yaşayan Müslüman nüfusun 3,5 milyon civarında olduğu tahmin ediliyor.