Irak’ta DEAŞ saldırıları neden artıyor?

ERBİL (AA) – Terör örgütü DEAŞ’ın Irak’ta elinde tuttuğu bölgelerin tamamının geri alınması üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen örgüt, Irak güvenlik güçlerine saldırılar düzenlemeye devam ediyor. Irak güvenlik güçleri, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) Peşmerge güçleri, ABD öncülüğündeki uluslararası koalisyon güçleri ve Iraklı Şii milislerin tüm operasyonlarına rağmen, DEAŞ’ın kırsal bölgelerden ilçe merkezlerine yönelik saldırıları ve özellikle ülkenin kuzey, batı ve doğu kesimlerinde elektrik hatlarını hedef alan bombalı saldırılarında artış yaşanıyor.

DEAŞ’a karşı zaferin dördüncü yılında saldırılar arttı

ABD’nin 2003 yılındaki Irak işgali sonrası ülkede İran etkisi artarken, özellikle Tahran’a yakın Şii lider Nuri el-Maliki’nin mezhepçi politikaları nedeniyle Sünnilerin yönetimden dışlanması ve Şii hükümetlerce ötekileştirilmesi, DEAŞ’ın toplum nezdinde taban bulmasını kolaylaştırmıştı. Irak’ın Musul, Salahaddin ve Enbar vilayetlerinin tamamı ile Diyala ve Kerkük illerinin bir kısmını 2014’te ele geçiren DEAŞ bu bölgelerde 3 yıl boyunca hakimiyet sağlamış, dönemin Irak Başbakanı Haydar el-İbadi, 9 Aralık 2017’de DEAŞ’a karşı zafer kazanıldığını duyurmuştu. Irak’ın DEAŞ’tan temizlenmesinin üzerinden 4 yıl geçmesine rağmen söz konusu vilayetlerin kırsal bölgelerinde son dönemde örgütün saldırılarında hem artış hem de çeşitlilik gözlemleniyor. Halkın hizmet yetersizliği ve yolsuzluk gibi nedenlerle hükümet karşıtı protestolara devam ettiği ülkede, yaz aylarında hava sıcaklarının ciddi artış göstermesine rağmen elektrik tedarikinde yetersizlik ve uzun süreli kesintiler yaşanıyor. Yıl başından itibaren 160 elektrik iletim kulesi ve hattına düzenlenen ve birçoğunun DEAŞ tarafından gerçekleştirildiği belirtilen saldırılar halkın öfkesini daha da artırdı ve ülkedeki protestoların da yoğunlaşmasına neden oldu.

DEAŞ’ın işgali ve çatışmalar nedeniyle yıkıma uğrayan Irak’ta başta Musul olmak üzere birçok bölgenin yeniden yapılandırılması, hem bu bölgelerdeki halkın DEAŞ sonrası hayata intibakına yardımcı olmak hem de örgütün sahadaki etkisini azaltmak bakımından önem taşıyor. Ekim ayında düzenlenecek erken seçimler öncesi geçmişte DEAŞ’ın kontrolünde bulunan bölgelerdeki Sünni gruplarla temasın güçlendirilmesi ve Sünnilerin desteğinin sağlanması da elzem görülüyor. ABD-İran çatışmasının merkezi haline gelen ülkede, DEAŞ’ın saldırılarını artırabilmek için, Irak merkezi hükümeti ve Erbil arasındaki anlaşmazlıklar, tartışmalı bölgelerdeki güvenlik boşluğu, devlet kontrolü dışında hareket eden milis gruplarının ülkeyi istikrarsızlaştırıcı hamleleri ve elektrik hatlarına saldırılar gibi konjonktürel fırsatları değerlendirdiği dikkati çekiyor.

DEAŞ’la mücadelede engeller

DEAŞ’ın saldırıları büyük ölçüde, Erbil ve Bağdat arasında 2017’de bağımsızlık referandumu nedeniyle yaşanan gerginliğin ardından Peşmerge’nin başta Kerkük olmak üzere önemli bir kısmından çekildiği tartışmalı bölgelerde yoğunlaşıyor. Irak güvenlik güçleri ve çoğunluğu İran destekli Şii milislerden oluşan silahlı grupların çatı oluşumu Haşdi Şabi, Peşmerge’nin çekildiği bölgelere konuşlansa da referandum sonrası söz konusu bölgelerde oluşan güvenlik boşluğu nedeniyle DEAŞ’ın eylemlerinde bariz bir artış yaşandı. Bugün de DEAŞ’lı militanların en çok saldırı düzenlediği yerler arasında Kerkük-Salahaddin-Diyala arasında ölüm üçgeni diye tabir edilen bölge bulunuyor. DEAŞ’ın da Şii milisler, Sünni ve Kürt köylerine sürekli bir şekilde baskınlar düzenleyip buralarda ciddi bir tehdit unsuru olmaya devam ettiği biliniyor.

DEAŞ’a karşı Irak güçleri, Peşmerge ve uluslararası koalisyon güçleri bazı operasyonlar gerçekleştiriyor. Ancak ABD ve İran arasında 2018’den bu yana artarak devam eden Irak toprakları üzerindeki güç çekişmesi, DEAŞ’ın asıl hedef olmaktan çıkması ve göz ardı edilmesine neden oluyor. Örgüt 2017 itibarıyla Irak’tan temizlenmesine rağmen, iki önemli yabancı güç İran ve ABD, ülkedeki güvenlik güçlerini daha iyi bir şekilde yapılandırmak yerine, güvenlik organları üzerinden güç yarışı içerisine girdi. Bu nedenle ABD anti-terör güçlerine tam destek verirken, İran ise Haşdi Şabi üzerindeki nüfuzunu pekiştirmeye, milis gruplarının güvenlik ve bürokrasiden tasfiye edilmesinin önüne geçmeye ve bu grupların sahadaki askeri kabiliyetlerini artırmaya odaklandı. İki ülkenin Irak kurumları üzerindeki çekişmesi, dört yıl boyunca bu kurumların yeniden yapılandırılması, güçlendirilmesi ve ileriye hazırlanmasının önünde büyük bir engel teşkil etti.

Öte yandan, Irak’ta özellikle 2011 yılından bu yana hükümet karşıtı gösteriler düzenleniyor fakat DEAŞ’ın ortaya çıktığı 2014’ten bu yana kitlesel gösteriler ağırlıklı olarak Şiiler tarafından gerçekleştiriliyor. Bu gösterilerin bastırılması için kolluk güçlerinin ülkenin güneyine kaydırılması, Şii milislerin göstericileri bastırmak için bölgelerini terk etmeleri ve DEAŞ’la mücadelenin kısa bir dönem için de olsa ikinci sıraya atılması, örgütün yeniden yapılanması ve faaliyet alanını genişletmesine fırsat sunuyor.

Bunların yanış sıra, tüm dünyada olduğu gibi Irak’ta da yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınının etkisiyle tam kapanmaya gidilmesi, güvenlik güçlerinin de bu bağlamda faaliyetlerine ara vermesi ve koalisyon güçlerinin bir dönem operasyon düzenlememesi, DEAŞ için bir hareket alanı ve serbest bir şekilde dolaşma imkânı da sağladı. Örgüt böylece, güvenlik boşluğundan istifade edip daha önce giremediği bölgelere ulaşabildi.

Terör örgütü DEAŞ’a karşı zafer ilan edilmesine rağmen, açık kaynaklar ve yerel medyaya göre örgüt hala ciddi bir mali güce sahip. Ülkede özellikle büyük bir yıkıma maruz kalan Musul, Salahaddin ve Enbar’daki yeniden inşa sürecindeki birçok projeden “vergi” adı altında haraç toplandığı, ailelerden, dükkân ve işletmelerden zekât kisvesi altında yine para toplandığı tüm Iraklılarca bilinen bir gerçek. Dahası, örgütün parasını işletmek, transfer etmek ve ülke dışına çıkarmak için güçlü bir ağ kurduğu da Iraklı yetkililerce birçok kez dile getirildi. Örgütün mali kaynaklarının kurutulmaması, DEAŞ’ın yeni operasyonlar düzenleme kabiliyetini artırmaya da imkan sağlayan sebepler arasında yer alıyor.

DEAŞ son günlerde ülkede ciddi bir kronik kriz haline gelen elektrik sektörünü de gözüne kestirmiş durumda. Ülkede son 30 yıldır yaşanan elektrik kesintileri, özellikle yaz aylarında daha büyük bir soruna dönüşüyor. Elektrik kesintileri bilhassa ülkenin güney bölgelerinde kitlesel gösterilerin gerçekleşmesine ve hükümetin düşmesi/istifa etmesine yol açabilecek bir baskı unsuru. DEAŞ da ülkenin yeniden kalkınmasını sekteye uğratmak ve Bağdat hükümetinin toparlanmasına fırsat vermemek için hayati öneme sahip enerji altyapısını sürekli hedef alıyor. Aynı zamanda ölüm üçgeni bölgesinde enerji sektörüne yatırım yapmak isteyenleri de caydırmayı hedefliyor.

Sonuç olarak, terör örgütü DEAŞ başta Sünnilerin de yaşadığı bölgelerde gerçekleştirdiği vur-kaç taktiği saldırılarıyla halkın merkezi hükümete karşı memnuniyetsizliğini artırarak sahada etkin olduğu izlenimi veriyor ve ülkedeki güvenlik boşluğundan faydalanarak eleman tedarikini güçlendirmeyi hedefliyor. Bütün bunlar, Irak’ın en büyük ikinci kenti Musul’u ele geçirdiği Haziran 2014 ve Musul’un Irak güvenlik güçlerince geri alındığı Temmuz 2017’nin yıldönümlerinde DEAŞ’ın kırsaldaki hücre yapılanmaları üzerinden gerçekleştirdiği saldırılarını artırarak zamanla kaybettiği alan hakimiyetine yeniden ulaşmayı amaçladığını gösteriyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Ev tekstili markası Linens, yeni satış mağazasını İstanbul Bağdat Caddesi'nde açtı.

Linens'ten yapılan açıklamaya göre, Zorlu Tekstil tarafından kurulan ve Türkiye'den yurt dışına açılan "ilk" ev tekstili zinciri olma özelliğini taşıyan Linens, yurt dışı büyümesinin yanı sıra Türkiye'deki mağaza yatırımlarını sürdürüyor.

Yeni satış ve hizmet noktasını İstanbul Bağdat Caddesi olarak konumlandıran Linens, bu yatırımla Türkiye'deki mağaza sayısını 68'e çıkardı.

Ev yaşamına dair trend ürünleri tek çatı altında sunan Linens, 400 metrekare büyüklüğündeki yeni mağazasında, nevresimden banyo grubuna, aksesuardan bebek koleksiyonu ve mutfak grubuna kadar pek çok kategorideki ürünün satışını gerçekleştirecek.

HATAY (AA) – Bakan Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Musa Avsever ile sınır hattı ve sınır ötesinde görevli birliklerin komutanlarıyla Suriye hududunun sıfır noktasında toplantı yaptı.

6. Kolordu Komutanlığı Bahar Kalkanı Harekat Bölgesi Sektör Komutanlığı’ndaki toplantıda Akar, İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki hain saldırıda şehit olan 2 askere ve tüm şehitlere rahmet, gazilere şifa dileyerek sözlerine başladı.

Saldırıda yaralanan askerlerin sağlık durumunun iyi olduğunu, birinin ise ameliyatının sonucunu beklediklerini ifade eden Akar, şunları söyledi:

“Aldığımız bilgilerde görüyoruz ki oradaki arkadaşlarımız her türlü tedbirleri almışlar. Her türlü olasılığa, ihtimale karşı personeliyle, silahıyla, aracı gereciyle tüm hareket tarzlarını uygulamışlar. Haince, alçakça bir saldırı sonucu arkadaşlarımız şehit oldu. Şehitlerimizin kanları yerde kalmadı, kalmayacak. Buradaki mücadele devam edecek. Mücadeleyi sabırla, azimle ve kararlılıkla sürdüreceğiz. Bu mücadelede sona gelmeden bir şey bitti diyemeyiz. Daha önce yaptıklarımızın anlam kazanabilmesi için mücadelemizin sonuna kadar gitmesi lazım. Buradaki emeklerin boşa gitmemesi için çalışmayı sürdürüyoruz. Şehitlerimizin kanlarının boşa akmadığını da göstermek için verilen vazifeyi mutlaka başarmamız lazım.”

Suriye’nin kuzeyindeki gelişmelere Türkiye’nin seyirci kalmadığını, hudutlarının ve vatandaşlarının güvenliği için Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı, Barış Pınarı harekatlarının yapıldığını hatırlatan Akar, “Hudutlarımızın güneyinde adı ‘ister terör koridoru’ ister başka bir şey olsun herhangi bir oluşuma müsaade etmemiz asla söz konusu olamaz. Mehmetçik eğer bu terör koridorunu parçalamasaydı bugünlerde çok daha yoğun, kapsamlı, derin farklı problemlerle uğraşıyor olurduk. Bunun kıymetinin çok iyi anlaşılması gerekir.” diye konuştu.

Bahar Kalkanı Harekatı sonrası İdlib Gerginliği Azaltma Bölgesi’ndeki faaliyetlere de değinen Akar, şu ifadeleri kullandı:

“Rusya Federasyonu ile yaptığımız görüşmeler sonrasında imzalanan mutabakatlar var. Biz bu mutabakatlara uyuyoruz. Sorumluluklarımızı yerine getirdik, getirmeye devam ediyoruz. Muhataplarımızın da bu mutabakatlara, buradaki sorumluluklarına uymalarını bekliyoruz. Buradaki ateşkesin sürmesi, istikrarın bir an önce sağlanması, bölgenin güvenli bir hale gelmesi ve özellikle oradaki Suriyelilerin rahat ve güven içinde yaşayabilmelerine yönelik ortamın sağlanması lazım. Bu oradaki insanların güvenliği ve huzuru için önemli olduğu kadar herhangi bir şekilde yeni bir göç dalgasının meydana gelmemesi için de önemli. Bizim Türkiye olarak yeni bir göç dalgasına tahammülümüz yok. Göçün önlenmesi için elimizden gelen gayreti göstermemiz lazım. Bunun da temelinde bölgenin güvenli, istikrarlı hale gelmesi yatıyor. Buna gayret gösteriyoruz.”

“Taarruzi ruh”

TSK personelinin kahramanlığı, azim ve kararlılığıyla ülkesinin ve milletinin savunması ve güvenliği için gerekenleri yapmayı kararlılıkla sürdürdüğünü belirten Akar, “Bu yılın başından itibaren yurt içi, Irak ve Suriye’nin kuzeyindeki operasyonlarda 1926 terörist etkisiz hale getirildi. En son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar mücadelemiz artan bir şiddet, tempo ve taarruzi bir ruhla devam edecek. İnşallah Mehmetçik en son teröristi etkisiz hale getirerek terör belasından milletimizi kurtaracak ve hudutların güvenliğini sağlayacak.” diye konuştu.

Akar, söz konusu faaliyetlerin Irak ve Suriye’nin sınırlarına ve egemenlik haklarına saygılı şekilde gerçekleştirildiğini belirterek, “Bizim tek hedefimiz teröristler. Teröristlere karşı mücadele ediyoruz. Terörist neredeyse hedefimiz de orasıdır. Teröristler, Mehmetçiğin nefesini enselerinde hissediyor.” dedi.

“Hudut namustur”

Hudut güvenliğine yönelik faaliyetlere de değinen Akar, şunları kaydetti:

“Hudut namustur. Çok açık ve net. Bu konuda Mehmetçik büyük emek harcıyor. Bunu çok yakından görüyoruz. Gece-gündüz, yağmur-çamur, yaz-kış demeden büyük emek harcıyor, ter döküyor, gerektiği yerde hayatını, canını ortaya koyuyor. Yapılan bu mücadele son derece saygıdeğer ve anlamlıdır. Herkesten beklentimiz bu mücadeleye saygı göstermeleridir. Mehmetçik bu konuda elinden geleni yapıyor, bundan sonra da yapmaya devam edecek.”

Toplantının sonunda Akar’ın bir araya geldiği birlik komutanları, verilecek tüm görevlere hazır olduklarını belirtti.

Akar ve komutanlar, toplantının ardından Harekat Merkezi’ne geçerek sahadaki son duruma ilişkin bilgi aldı.

Muhabir: Sarp Özer