İran'da Cumhurbaşkanlığı seçimi propaganda dönemi sönük geçiyor

TAHRAN (AA) – Seçime 10 gün kala heyecandan uzak bir havanın hakim olduğu İran’da, Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri, Tebriz Milletvekili Mesud Pizişkiyan ve Mustafa Taczade gibi reformist isimler ile ılımlı muhafazakar eski Meclis Başkanı Ali Laricani ve eski Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın adaylığı Anayasayı Koruyucular Konseyince (AKK) reddedildi.

Veto edilen isimlerden Ahmedinejad ve Taczade oy kullanmayacaklarını belirterek “seçimleri boykot” çağrısında bulunurken, 31 reformist parti ve hareketin çatı kuruluşu Reformist Cephe Sözcüsü Azer Mansuri de blok olarak hiçbir adayı desteklemeyeceklerini açıkladı.

Ülkede reformist ve ılımlı muhafazakar adayların saf dışı kalması nedeniyle muhafazakarların blok olarak desteklediği Yargı Erki Başkanı İbrahim Reisi’nin seçimleri kazanmasına kesin gözüyle bakılıyor.

Reformistler ve ılımlı muhafazakarlar, Cumhurbaşkanının bugünden belli olduğu eleştirisinde bulunuyor.

Adaylığı onaylanan Yargı Erki Başkanı Reisi, eski Devrim Muhafızları Ordusu Genel Komutanı ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, eski Ulusal Güvenlik Yüksek Konseyi Genel Sekreteri ve Nükleer Başmüzakereci Said Celili, Milletvekili Emir Hüseyin Kadızade Haşimi ve Milletvekili Ali Rıza Zakani 28 Mayıs’ta propaganda çalışmalarına başladı.

Tahran’da Reisi’nin posterleri daha fazla

Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturabilmek için yarışan 7 adayın başkent Tahran’daki propaganda çalışmalarının sönük geçtiği ve geri sayım sürerken seçimlerin halkta heyecan yaratmadığı görülüyor.

Başkent caddelerinde seçimin favori ismi muhafazakar aday Reisi’nin posterleri daha fazla göze çarparken, Rızai ve Celili de propaganda çalışmalarını sürdürüyor.

Tahran’ın bazı caddelerinde reformist adaylardan eski Cumhurbaşkanı Yardımcısı Muhsin Mihralizade ile eski Merkez Bankası Başkanı Abdunnasır Himmeti’nin posterleri dikkati çekiyor.

Propaganda faaliyetleri sınırlı sayıdaki pankartlardan ibaret

Adayların veto edilmesi, reformistlerin blok halinde boykot yolunu tercih etmesi, yaşanan ekonomik kriz ve halkın seçim sonuçlarından fazla bir şey beklememesi gibi nedenlerle “seçime katılımın düşük kalacağı” yorumları yapılırken, adayların İran sokağındaki propaganda faaliyetleri de posterler ve sloganların yer aldığı sınırlı pankartlardan ibaret.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri nedeniyle mitingler ve geniş katılımlı toplantıların yapılamadığı İran’da adaylar engelli olan sosyal medya mecraları üzerinden seçmene ulaşmaya çalışıyor.

Devlet televizyonunun Reisi’ye “ayrıcalık tanıdığı” eleştirisi

Reformist adaylardan Mehralizade ve Himmeti, devlet televizyonunun kendilerine “sansür uyguladığını” ve muhafazakar aday Reisi’ye “ayrıcalık tanıdığını” söylerken, muhafazakarlar ise bu yöndeki eleştirileri kabul etmiyor.

Ülkede 18 Haziran’da Cumhurbaşkanlığı seçimiyle eş zamanlı olarak il, ilçe ve beldelerde yönetim konseyi seçimleri ile İran Meclisi ve Uzmanlar Meclisi ara seçimleri de yapılacak.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

TAİZ (AA) – Dünyanın en fakir ülkeleri arasında yer alan Yemen’de İran destekli Husiler ile hükümete bağlı güçler arasında yaklaşık 6 yılı aşkın süredir devam eden iç savaş nedeniyle büyüyen insani kriz korkunç boyutlara ulaşmış durumda. Birleşmiş Milletler’e (BM) göre, dünyanın en büyük insani krizlerinden birinin yaşandığı ülkede nüfusun yüzde 80’i insani yardım ve korumaya ihtiyaç duyuyor.

Uluslararası kurumların verilerine göre çatışmalar nedeniyle ülkedeki sağlık kuruluşlarının neredeyse yarısına yakını kapandı. Bu durum özellikle kronik hastalıkları bulunan Yemenlileri olumsuz etkiliyor.

Ülkede meşru hükümetin idaresinde olan Taiz kentinde Husilerin ablukası da hayat şartlarını daha çok zorlaştırıyor.

Kentte insani durum gittikçe kötüleşirken bu durum birçok sektörü de olumsuz etkiliyor. Sağlık sektöründe ciddi sıkıntılar yaşanan bölgede, sağlık kuruluşlarının yetersiz kalması hastaların çektiği acıları arttırıyor.

Özellikle kronik böbrek yetmezliğinden muzdarip hastalar, diyaliz makinesi eksikliği, ilaç yetersizliği, ilaç fiyatlarındaki artış, fakirlik gibi nedenlerle zorlu bir hayat mücadelesi veriyor.

Bir yandan hastalıkla diğer yandan ülkenin içinde bulunduğu insani krizle mücadele eden hastaların çektiği sıkıntılar her geçen gün katlanıyor.

Abluka altındaki Taiz kentinde tek bir ana diyaliz merkezi bulunuyor. Kentin en büyük hastanelerinden hükümete bağlı Devrim Hastanesi’ndeki bu merkez, hastalara hizmet vermekte yetersiz kalıyor.

“Diyaliz makineleri yeterli değil”

Devrim Hastanesi Diyaliz Merkezi Müdürü Fehmi el-Hanani, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bölgedeki tek diyaliz merkezi olan kurumda yaklaşık 300 hastanın diyaliz ihtiyacı olduğunu, günde 80-88 kişinin makineye bağlandığını belirtti.

Hanani, kurumdaki diyaliz makinelerinin yeterli olmadığını belirterek, “Yeni makinelere ve şu an elimizdeki makinelerdeki bazı parçaların değişmesine ihtiyacımız var. Çok uzun süredir makineler de değişmesi gereken bazı eski parçaları da değişmedi.” dedi.

“Yalnızca Taiz değil civar bölgelerden de gelen hastalar var. Hudeyde, İb ve Aden’den gelenler oluyor.” diyen Hanani, yerel ve uluslararası kurumlara böbrek yetmezliği çeken hastaların ihtiyaçlarının giderilmesi için acil yardım çağrısında bulundu.

Hastaların bölgedeki tek merkez olması nedeniyle buraya yoğunlaştığını ancak çoğuna uzak olması nedeniyle ulaşım nedeniyle pek çok sıkıntı yaşadıklarını söyleyen Hanani, uzaklık ve ulaşım ücretleri nedeniyle düzenli olarak gelemeyen hastalar olduğunu ekledi.

“Abluka nedeniyle köye dönmem bir günü buluyor”

Hastanedeki merkezde diyalize giren böbrek hastası Muhib Kaid de yıllardır süren savaş nedeniyle yaşadıkları sıkıntılardan bahsetti.

13 yıldır diyalize girdiğini belirten Kaid, “Savaştan önce hayat daha kolaydı. Şu an böbrek hastaları için yaşam şartları çok zorlaştı. Savaş nedeniyle fiyatları 5 kat artan ilaçları alamıyoruz. Hatta fakirlik ve fiyat pahalılığı nedeniyle tedavi için doktora bile gidemeyen böbrek hastaları var.” dedi.

Kaid, ulaşım ücretlerinin dahi 4 kat arttığını bu durumun başta hastalar olmak üzere tüm halkı olumsuz etkilediğini ifade etti.

Ayrıca Husilerin kenti abluka altında tutmasının ciddi sıkıntılara yol açtığını ekleyen Kaid, “Ablukadan önce hastaneden bir saate gittiğim köye dönmem artık bir gün sürüyor. Hatta bazılarının evine varması iki günü buluyor.” diye konuştu.

Taiz kırsalında yaşayan Hişam Ali Said de Devrim Hastanesi’nde diyalize girdiğini belirterek, 3 yıldır böbrek yetmezliği çektiğini, yakınında bomba patlaması sonucu sağlık durumunun daha kötüleştiğini ifade etti.

Said, aylardır maaş alamadığını, abluka nedeniyle hastaneye gidip gelmenin çok zor olduğunu, hastane yakınlarında bir yerde oturmak istediğini ancak hayat pahalılığı ve ekonomik durumların buna müsaade etmediğini söyledi.

TAHRAN (AA) – Başkent Tahran’daki Bakanlar Kurulu toplantısının ardından konuşan Ruhani, cumhurbaşkanlığı seçimleri ve adayların eleştirileriyle ilgili değerlendirmede bulundu.

Ruhani, cumhurbaşkanı adaylarının hükümete yönelik eleştirilerine sert tepki göstererek, “Ne yazık ki bu günlerde ahlak konusu ciddi bir yara almıştır. Gerçekler tahrif ediliyor. Seçimler önemlidir ancak ondan daha önemlisi ahlaktır.” görüşlerini paylaştı.

Adaylıkların veto edilmesi ve sonrasında yaşanan gelişmeleri de eleştiren Ruhani, “Bu seçimlerde birçok haksızlık yapıldı. Bu seçimlerde yapılan en kötü haksızlık rejimin bizzat kendisinedir. Kamuoyu ve halkın seçimlere katılımıyla dalga geçemeyiz. Halkı gerçekçi bir şekilde seçimlere davet etmeliyiz. Rehberlik (Hamaney) adayların onaylanmasında haksızlık yapıldığını ve bunun telafi edilmesini istedi. Bunun telafi edilip edilmediği ayrı konu.” ifadelerini kullandı.