İş dünyası ikinci çeyrek büyüme rakamlarından memnun

İSTANBUL (AA) – İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Yönetim Kurulu Başkanı Adil Pelister, yaptığı yazılı açıklamada, bu yıl ilk çeyrekte yüzde 7 büyüyen Türkiye ekonomisinin ikinci çeyrekte güçlü bir performans göstermesinin beklendiğini hatırlattı.

Geçen yıl salgın dolayısıyla bu dönemde kapanmalar olduğu için ekonomik aktivitelerde ciddi bir düşüş olduğunu kaydeden Pelister, Türkiye’nin diğer ülkelere göre daha hızlı toparlandığını belirterek, “Dolayısıyla baz etkisinin de desteğiyle birlikte çift haneli büyüme rakamlarını görmeyi bekliyorduk. Bununla birlikte bu yıl içinde takip ettiğimiz imalat sanayi kapasite kullanım oranları, Türkiye İmalat PMI ve rekorlar kıran ihracat rakamları da bize büyümenin kuvvetli olacağı sinyallerini verdi. Bu yönüyle ülkemizin ikinci çeyrekte yüzde 21,7 büyümesini büyük bir memnuniyetle karşılıyoruz.” ifadelerini kullandı.

Pelister, özel tüketimden sonra büyümeye 6,9 puanla katkı veren net ihracatın yanı sıra sanayideki yüzde 40,5’luk büyüme ve yatırımlardaki yüzde 20,3’lük büyümenin dikkat çekici olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:

“İhracat, 2021 yılının ikinci çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 60, ithalat ise yüzde 19,2 büyüdü. Bu büyük performansta ülkemizin büyümesine en çok katkı veren ikinci sektör olan kimya sektörümüz ise ikinci çeyrekte gerçekleştirdiği 6,67 milyar dolarlık ihracat ile yüzde 71,59 büyüdü. İlk çeyreğe göre ise ihracatını yüzde 25,60 artırdı. Bu dönemde kimya sektörümüz, mayıs ve haziran aylarında ihracat lideri oldu. Haziran ayında 2,3 milyar dolarlık kimyevi maddeler ve mamulleri ihracatı ile sektörel bazda aylık yeni rekorumuzu kırdık. Yine öncü göstergelere baktığımızda bu pozitif tablonun biraz yavaşlayarak devam edeceğini öngörüyoruz. Kimya sektörü olarak bu yıl ihracatta 22 milyar doları yakalamayı bekliyoruz.”

“Türkiye tarih yazıyor”

İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz ise tüm dünyanın salgının yıkıcı etkileri ile sınandığı bir dönemde, Türkiye’nin dosta düşmana karşı gücünü bir kez daha ispat ettiğini belirterek, “Dünyanın en güçlü ekonomilerinin işsizlik ve küçülmeler ile boğuştuğu 2021 yılının ilk çeyreğinde yaşanan 7’lik güçlü büyüme, bugünlerin sinyalini vermişti. Her zaman söylediğim gibi Türkiye’nin ve Türk insanının gücüne güvenmeyenleri şaşırtmaya devam edeceğiz. Tüm engellemelerine karşın, Türkiye tarih yazıyor.” ifadelerini kullandı.

Üretim çarklarının artık güçlü bir şekilde dönmeye başladığını aktaran Kopuz, salgın boyunca tedarik zincirinin hiç kırılmadığını, bunun ekonomiye yansımasını da rekor ihracat, yüksek büyüme oranlarıyla gördüklerini ifade etti.

Kopuz, iş dünyası olarak emeklerinin karşılığını aldıklarını ifade ederek, “Bu başarıdan aldığımız cesaretle daha çok çalışmalı, üretimde yüksek teknolojileri kullanmalı ve daha çok üretmeliyiz.” değerlendirmesinde bulundu.

Bu başarıyı hükümetin adeta ilmek ilmek işlediğine dikkati çeken Ali Kopuz, şunları kaydetti:

“Hükümetin yıllardır birçok sektöre ve bölgeye verdiği destekler, pandemi döneminde hem çeşitlendi ve genişletildi. Sıkı çalışmalar neticesinde esnafımız da tüccarımız da işçimiz de mağdur edilmedi. Türkiye gerek aşılamadaki başarısı, gerek ise ekonomi yönetimi sayesinde bu dönemi de en az hasarla atlatacaktır. İnşallah bu rekor büyümenin etkisini azaltacak kapanma gibi bir sürece girmeyiz. Bu yüzden herkesi aşı olmaya, önce sağlıklarını sonra da geleceğimizi ve kazanımlarımızı korumaya davet ediyorum.”

“Büyüme yıl sonunda yüzde 9’lar civarında olabilir”

İstanbul ve Marmara, Ege, Akdeniz ve Karadeniz Bölgeleri (İMEAK) Deniz Ticaret Odası (DTO) Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Kıran da geçen yıl salgının ilk dönemi olmasından kaynaklı baz etkisinin bu artışta önemli payı olmakla birlikte, büyüme tablosunda olumlu bir ivmelenme ve yapısal değişim gözlemlendiğini kaydetti.

Büyümenin ana dinamiğini imalat sanayi, yatırımlar ve ihracatın oluşturduğunu belirten Kıran, şunları kaydetti:

“Özellikle imalat sanayi ürünlerine salgın döneminde artan iç ve dış talep, geçen yılın üçüncü çeyreğinden bu yana imalat sanayiinde çok güçlü bir artışa yol açmış durumda. İkinci çeyrekte imalat sanayi büyüme oranı yüzde 43,4 olarak gerçekleşti. İmalat sanayiine yönelik talep artışı, kapasite artırım ihtiyacını da doğurmuş ve ülkemizde makine ve teçhizat yatırımlarının son üç çeyrektir hızlı artışına imkan tanımıştır. İkinci çeyrekte makine ve teçhizat yatırımlarındaki artış yüzde 35,2 olarak gerçekleşti. İhracat artışı da güçlenerek ikinci çeyrekte 59,9 oldu. Bu tablonun kara, deniz ve hava taşımacılığına da olumlu yansımaları oldu. Hizmet sektörleri de kendi içinde ayrışmakla birlikte yüzde 45,8 gibi güçlü bir büyüme gerçekleştirdi. Hizmetlerdeki toparlanmanın yılın ikinci yarısında devam etmesini bekliyoruz.”

Öncü göstergelerin büyümenin yıl sonunda yüzde 9’lar civarında olabileceğine işaret ettiğini aktaran Kıran, “Pandemi ile ilgili riskler son çeyrek ve gelecek yılın başına yönelik büyüme rakamını etkileyecektir. Bununla birlikte imalat sanayi-yatırım-ihracat odaklı yakalanan büyüme yapısının devamını başta turizm olmak üzere hizmetlerin desteğini de alarak sürdürmek son derece önemli olacaktır.” ifadelerini kullandı.

“Büyüme oranlarında ihracatın katkısı yüksek”

Asrın İşadamları Derneği (ASRİAD) Genel Başkanı Adnan Danışman, yüksek büyümenin moral verici olduğunu belirterek, rakamların, bir kısım sorunların giderilmesinde ana düzeltici etki oluşturacağını ve tüm alanları etkileyecek iyileştirmeye vesile olmasını umduğunu ifade etti.

Danışman, yüzde 21,7’lik büyüme oranının son derece önemli olduğunu vurgulayarak, “Vatandaş yeniden harcamaya döndü. Bu hem ümitlerin arttığını hem de birikmiş talebin devreye girdiğini gösteriyor. Özellikle ihracatçı üzerinden moral yakalanmıştır. Devlet harcamaları kısmış ve sanayici yatırıma yönelmiştir. Bu durum, sanayinin gelecek açısından daha iyi sonuçlar üretebileceğinin de göstergesi.” ifadelerini kullandı.

Büyüme oranlarında ihracatın katkısının yüksek olduğunu ifade eden Danışman, ihracat kapasitesinin artarak devam etmesi halinde, ihracatın ekonomiye en ciddi katkıyı sunmaya devam edeceğine işaret etti.

Danışman, şimdilik en büyük sorunun, büyümeden tüm kesimlerin yeterli payı alamaması olduğunu aktararak, özellikle sabit gelirli kesimlerin büyük sıkıntı içinde olduğunu, mevcut büyümenin onların durumunu perdelemesine izin verilmemesi gerektiğini vurguladı.

Muhabir: Ergin Garip

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İZMİR (AA) – Muş, AA muhabirine, İzmir ziyareti kapsamında iş dünyası temsilcileriyle bir araya geldiklerini ve iş dünyasının taleplerine kulak verdiklerini söyledi.

İzmir’in ihracatının yıl sonunda 15 milyar doların üzerine çıkmasını beklediklerini aktaran Muş, kentin dış ticaret hacminin ise 26 milyar dolar seviyesinde gerçekleşeceğini ifade etti.

“İş dünyası gelecekten umutlu. Yatırımlar son sürat devam ediyor.” diyen Bakan Muş, bu trendin devam etmesi için de yoğun bir hazırlık süreci içinde olduklarına işaret etti.

Muş, özellikle ihracatın lojistiği ve finansmanıyla alakalı çalışmalara değinerek finansa erişim ve bunların vadesiyle ilgili problemlerin bulunduğunu aktardı.

Finansman alanında ilk etapta Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) kaynaklarıyla sunulan reeskont kredilerini 30 milyar dolara çıkardıklarını, bunun bir rahatlama getireceğini ifade eden Muş, “Artan ihracatın finansmanı ile alakalı kafa yoruyoruz. İnşallah orada bir çare bulacağız.” diye konuştu.

Muş, Eximbank’ı yeniden yapılandırma konusunda da çalışma yaptıklarını aktararak “Belki mevzuatıyla alakalı Meclis’te bazı değişiklikler yapılabilir. Oradaki işler, süreçler, işleyişle alakalı Eximbank’ın yapılandırması noktasında bir çalışmamız olabilir. Bu büyüyen ihracata bankanın daha hızlı karşılık vermesine yönelik planladığımız çalışmalar var.” diye konuştu.

E-ihracatla alakalı altyapı çalışmalarında da sona gelindiğine işaret eden Muş, şunları kaydetti:

“2022’den itibaren son sürat oraya eğilmek ve odaklanmak istiyoruz. Dolasıyla bunlar hep Türkiye’nin önümüzdeki dönem itibarıyla ticari fazla vermeye yönelik motivasyonunu gösteriyor. İş dünyasının motivasyonunu yüksek gördüm. Biz Allah nasip ederse, bu trendi de sürdürmeyi başarırsak dünyada beklemediğimiz, öngörülmeyen bir aksilik olmazsa ümit ediyorum, önümüzdeki yıldan itibaren artık kronikleşmiş hale gelen cari açığı bozup fazla veren ülke ligine geçmiş olacağız.”

Bakan Muş, Türkiye’nin kilogram başına ihracat değerinin de finansman olanaklarına erişimin artması ve imkanların çeşitlenmesiyle yapılacak yeni yatırımlarla artacağına işaret etti.

İSTANBUL (AA) – EKİP – Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde uzaktan çalışmaya geçen iş dünyasında, Türkiye'de normalleşme kararının uygulanmaya başlayacağı 1 Temmuz sonrası da uzaktan ya da hibrit çalışma modelinin (yarı ev, yarı ofisten çalışma sistemi) devam etmesi kararı öne çıkıyor.

Yaklaşık 1,5 yıldır devam eden Kovid-19 salgını, günlük hayatta birçok değişime neden olurken, salgının etkisi iş yapış modellerine de yansıdı. Salgının arttığı dönemlerde uzaktan çalışma modeli ile hizmetlerini sürdüren şirketler, kademeli normalleşme sürecinde de hibrit çalışma modelini benimsedi.

Türkiye'de yarın başlayacak normalleşme kararı kapsamında, birçok şirketin esnek çalışma modelini devam ettirme planı olduğu ortaya çıktı. Buna göre, yeni dönemde özellikle beyaz yakalıların büyük kısmı uzaktan ya da hibrit çalışmayı sürdürecek.

– Holdinglerden hibrit modele devam kararı

Eczacıbaşı Topluluğu, 2013 yılından beri uyguladığı esnek çalışma, 2016'dan beri devam eden uzaktan çalışma modellerini, dinamik iş gücüne çeviriyor. 1 Ocak 2021 itibarıyla Türkiye'deki saha satış kadrolarını uzaktan çalışma düzenine geçiren Eczacıbaşı Topluluğu, 1 Temmuz 2021 itibarıyla da beyaz yakalı çalışanlarının yüzde 60'ının uzaktan ya da hibrit düzende çalışacakları yeni çalışma düzenini "Adresimiz farklı, konumumuz aynı" mottosuyla paylaştı.

Yurt içi ve dışındaki beyaz yaka çalışan rollerini analiz ederek işin gereksinimlerine uygun olarak belirlenen 3 ayrı çalışma modeline göre, Topluluğun beyaz yaka çalışanlarının yüzde 35'i hibrit düzende haftanın 2 günü ofis dışında farklı bir lokasyonda çalışabiliyor.

Yüzde 25'i işin gereği tam zamanlı uzaktan çalışırken, ofiste çalışma rahatlığına devam edebilmeleri için ergonomi ve teknoloji destek paketleriyle destekleniyor.

Yeni çalışma düzeni ile hem mevcut pozisyonları mekan bağımsız çalışma esnekliğine kavuşturmayı hem de global pazarda büyürken, dünyanın herhangi bir yerindeki yeteneği Topluluğa kazandırmayı amaçlayan Eczacıbaşı, bu uygulamayı yurt dışı ofisleri için de hayata geçirdi.

Eczacıbaşı Topluluğu İnsan Kaynakları Grup Başkanı Eylem Özgür, yeni çalışma düzenini belirlerken, tüm iş süreçlerini gözden geçirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Hangi işlerimizin mutlaka ofiste hangi işlerimizin ise teknoloji katkısı ile ofisten bağımsız yapılabileceğini değerlendirdik. Bu yeni düzenin gerektirdiği yönetişim yapısını ve teknik ihtiyaçları belirleyerek iş gücümüzü hibrit ve dinamik olarak yapılandırıyoruz. Global olarak büyüyen bir Topluluk olarak, dünyanın her yerindeki yeteneklere ulaşabilmek ve Eczacıbaşılılar için de mekan bağımsız çalışma fırsatı yaratmak çok değerli. Eczacıbaşılılar olarak, bizim için çalıştığımız ortam küçücük bir detay. Adresimiz farklı olsa da konumumuz her zaman aynı."

Çoğu büyük holding yetkilisi, yaptıkları açıklamada, 1 Temmuz'a özel bir değişikliğe gidilmeyeceğini, mevcut düzenin devam edeceğini bildirdi.

– "Ofislerimizde sosyal mesafe ve hijyen uygulamalarının yanı sıra uzaktan çalışmaya geçtik"

TAV Havalimanları İnsan Kaynakları Grup Başkanı Hakan Öker de TAV Havalimanları olarak salgının başından bu yana önceliklerinin çalışanların ve yolcuların güvenliği olduğunu belirtti.

Sağlık otoriteleri, ulusal ve uluslararası kuruluşların tavsiyeleri doğrultusunda tüm önlemleri aldıklarını ve buna devam ettiklerini aktaran Öker, "Bu kapsamda ofislerimizde sosyal mesafe ve hijyen uygulamalarının yanı sıra uzaktan çalışmaya geçtik. Türkiye'de aşılamanın başarıyla yaygınlaşmasıyla birlikte önümüzdeki dönemde kontrollü bir şekilde hibrit çalışma düzenine geçerek ofislerimizi açmayı planlıyoruz. Çalışanlarımızın iki doz aşılanarak yüksek bir korumaya kavuşmasıyla birlikte kademeli olarak ofiste çalışma düzenine geçeceğiz. Salgının ve aşılama sürecinin seyrini yakından takip ederek risk analizlerine uygun şekilde hareket ediyoruz." ifadelerini kullandı.

– Otomotiv sektöründe mevcut çalışma düzeninin korunması planlanıyor

Otomotiv sektöründe ise şu an için salgın koşullarında alınan tedbirlerin uygulanmaya devam etmesi ve mevcut çalışma düzeninin korunması planı bulunuyor.

Hyundai Assan Genel Müdürü Murat Berkel, "Kovid-19'la ilgili Güney Kore'deki fabrikamızda uygulanan kuralların hepsi bizim fabrikamızda da uygulanıyor. İnanılmaz bir tedbir silsilesi var. Dolayısıyla biz şu an hiçbir şeyi değiştirmiyoruz. Şu an neyse 1 Temmuz'dan sonra da almış olduğumuz kararlar hem kendi merkez ofisimizde hem de fabrikada devam edecek. Biz şu an zaten hibrit çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış AŞ'den yapılan açıklamada da geçen yılın mart ayında salgının ilanıyla birlikte genel merkez çalışanları için alınan uzaktan çalışma kararının, ilk etapta Eylül 2021'e kadar sürdürüleceği bildirildi. Açıklamada, "Eylül ayında pandemi koşullarına göre tekrar durum değerlendirmesi yaparak çalışma düzenimiz ile ilgili kararımızı vereceğiz. Bu süreçte tüm Türkiye'ye yayılmış yetkili satıcı ve servislerimiz, pandemi önlemlerine ve alınan kararlara uygun olarak hizmetlerini devam ettireceklerdir." ifadelerine yer verildi.

Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye ise herhangi bir değişiklik olmadığını, mevcut şartlarda ve koşullarda üretim/ihracat faaliyetlerinin devam ettiğini duyurdu.

Oyak Renault'dan yapılan açıklamada, "Olağan yıllık bakım ve modernizasyon çalışmaları nedeniyle zaten şu anda fabrikamızda araç üretimi yapılmamaktadır. Kurban Bayramı sonrasında üretimimiz kaldığı yerden devam edecektir. Çalışma düzenimizde de herhangi bir değişiklik olması öngörülmemektedir." denildi.

– "Ofislerimiz, standart mesai saatleri içinde bulunduğumuz bir alan olmaktan çıkacak"

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Bayram, Vodafone'un salgın döneminde birinci önceliğinin, çalışma arkadaşlarının, onların ailelerinin ve sevdiklerinin sağlığını ve güvenliğini korumak olduğunu söyledi.

Virüsün tespit edildiği ilk günden itibaren çalışanları düzenli ve şeffaf bir biçimde bilgilendirdiklerini, farkındalık ve bilinçlendirme çalışmaları yaptıklarını anlatan Bayram, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Virüsün ülkemizde de görülmesiyle birlikte önlemlerimizi artırdık ve evden çalışma, online toplantı, seyahat kısıtlaması gibi pek çok uygulamayı hayata geçirdik. Hazırlıklarımızı tamamlayarak mümkün olan tüm birimlerimizi evden çalışmaya yönlendirdik. Sadece birkaç haftada tüm müşteri hizmetleri ekibimizi evden çalışma modeline geçirdik. Bu dönemde uzaktan çalışmayı destekleyen araçlar sunmayı ve evden çalışırken sağlığımızı korumayı en önemli odak alanları olarak belirledik ve bu odağımızı sürdürüyoruz. Evden çalışmayı destekleyen teknolojilerimiz sayesinde faaliyetlerimize kesintisiz devam ediyoruz. Mevcut mobil uygulamalarımız ve online platformlarımız sayesinde çalışanlarımızla sürekli olarak açık ve şeffaf diyalog halindeyiz.

Mart 2020 itibarıyla merkez ofis çalışanlarımız ve müşteri hizmetleri ekibimiz dahil tüm şirketimiz uzaktan çalışma düzenine geçti. Eylül 2020'de müşteri hizmetlerimizin pandemi sonrasında da kalıcı olarak uzaktan çalışacağını duyurduk. Şimdi de diğer çalışanlarımız için hibrit çalışma modelini kalıcı hale getiriyoruz. Aşı ve normalleşme takvimine bağlı olarak eylül itibarıyla hibrit modele geçmeyi planlıyoruz. Hibrit modelde, toplam çalışma zamanımızın ortalama yüzde 40'ı ofisten, yüzde 60'ı ise uzaktan olacak şekilde düzenlenecek."

Çalışanların, zamanlarının ne kadarını uzaktan ne kadarını ofislerde geçireceklerini kendi işlerinin gereklilikleri ve kişisel tercihlerine bağlı olarak belirlemekte özgür olacağını vurgulayan Bayram, ofislerin, standart mesai saatleri içinde bulunulan bir alan olmaktan çıkacağını aktardı.

"Merkez ve bölge ofislerimiz, çalışanlarımızın iş birliği, inovasyon, sosyalleşme amacıyla bir araya gelecekleri buluşma noktaları olacak. Amacımız, evdeki verimlilik ve ofisteki iş birliğinin sinerjisini en üst seviyeye çıkarmak" diyen Bayram, 'Uzaktan çalışır yakından ilgileniriz.' anlayışını benimsediklerini, fiziksel olarak uzak olsalar da her zaman çalışanlarının yanında olduklarını söyledi.

Bayram, uzaktan çalışma döneminde çalışanlar için bazı yeni yan haklar ve destek paketleri tanımladıklarını da bildirdi.

– "Çalışanlarımızın hem sosyal hem de psikolojik olarak yanlarındayız"

Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Serhat Demir de geçen yıl mart ayında Türkiye'de ilk pozitif vakanın açıklanmasının ardından çok hızlı şekilde aksiyonlar alarak 14 gün gibi kısa bir sürede çağrı merkezi çalışanları da dahil olmak üzere binlerce çalışanla birlikte evden çalışma modeline geçiş yaptıklarını hatırlattı.

Turkcell olarak 2016 yılından beri çalışanlara "mobil çalışma" ve farklı plazalardan çalışabilecekleri "ofistasyon" imkanları sunan bir şirket olduklarını belirten Demir, şunları söyledi:

"Çalışanlarımızın hem bu düzene alışık olmaları hem de sağladığımız teknolojik altyapılar sayesinde bu süreçte olumsuz bir durum yaşamadık. Evden çalışma devam ederken mağazalarımızdaki arkadaşlarımızı da unutmadık. AVM'lerde bulunan 170'ten fazla mağazamızı ülke genelinde alınan önlemler kapsamında kapattık ve çalışanlarımızın mesailerini haftada 6 gün olacak şekilde 12.00 ila 18.00 saatleri arasına çektik. Büyük kısmını evlerden devam ettirdiğimiz pandemi sürecinde, iş yapış anlamında olumsuz bir durum yaşamasak da sosyal anlamda olumsuz etkilerinin farkındaydık. Bunun için çalışanlarımızın hem sosyal hem de psikolojik olarak yanlarında olmaya özen gösterdik. Onlar için spordan sanata kadar çeşitli online aktiviteler düzenledik, online toplantılarla belirli aralıklarla bir araya geldik ve istedikleri zaman şirket psikoloğumuzdan danışmanlık almalarını sağladık.

Turkcell olarak çalışan deneyimine ve mutluluğuna çok önem veren bir şirketiz ve bunların kurum başarısındaki olumlu etkisinin bilincindeyiz. Bu yüzden uzaktan çalışma modelinin çalışanlarımız için ne ifade ettiğini ve bu modeli ne kadar istedikleri konusuyla ilgili çalışmalar yürüttük. Belirli aralıklarla yaptığımız anketlerle ve birebir çalışan görüşmeleri ile onların deneyimlerini ölçümledik. Çalışanlarımızın memnuniyetini 'duygu durumu', 'sanal çalışma ortamı' ve 'uzaktan çalışma verimliliği' ölçümlenme anketleri olmak üzere 3 aşamada takip ettik."

Demir, pandemi dönemi uzaktan çalışma deneyimleri ve hem çalışanlardan aldıkları geri bildirimler hem de şirkete uzun vadede faydalarını göz önünde bulundurarak geliştirdikleri "esnek çalışma modeli" ile çalışanların bundan sonra istedikleri kadar uzaktan istedikleri kadar da ofisten çalışabileceklerini bildirdi.

"Yani çalışanlarımıza tamamen bir özgürlük verdiğimizi söyleyebilirim. Onları günlere, saat dilimlerine göre sınırlandırmadık. İşlerinin gereklilikleri doğrultusunda ister ofisten ister sahadan isterlerse de bulundukları yerden çalışabiliyorlar" diyen Demir, "Dijital Ofis" uygulamasıyla ofislere gelmek istemeleri durumunda masalarını, otoparkı, hatta kuaför, kuru temizleme gibi pek çok imkanı kullanmak için çalışanların hızlıca rezervasyon yapabildiğini aktardı.

Demir, yeni çalışma modeli ile ofislerin her zaman açık tutularak tüm hizmetlerin kesintisiz sunulmaya devam edeceğini bildirdi.

– "Çalışanlarımız hibrit çalışma düzeninde de kurum kültürünü, şirketin parçası olduğunu hissetmeli"

Yapı Kredi'den yapılan açıklamada, pandemi sonrası çalışma dönemi için çalışmalara pandeminin başında başlandığı aktarılarak, şöyle denildi:

"Hem uzaktan hem de ofisten çalışmanın mümkün olduğu hibrit bir model olan 'yalın çalışma' sistemine pandemiden sonra da devam edeceğiz. Bu sistemde, pandemi başında belirlediğimiz şekilde, merkezi bir planlama ile ekiplerin çalışma düzenini belirlemek yerine, bizim oluşturduğumuz çerçeve üzerinden yöneticilerin ekipleri ile birlikte planlama yaptığı düzen devam edecek.

Çalışanlarımız hibrit çalışma düzeninde de kurum kültürünü, şirketin parçası olduğunu hissetmeli. Bunu sağlayabilmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yöneticilerimize de bu aşamada önemli bir iş düşüyor. Ekipleri ile kuracakları iletişim ve çalışma düzenlerini beraber oluşturmaları sayesinde çalışanların yeni çalışma düzenine daha kolay adapte olacaklarını düşünüyoruz. Yöneticilerimizin yeni çalışma düzeninin getirdiği ihtiyaçları bilerek bu yaklaşımımıza uygun bir yönetim anlayışı oluşturacaklarına inanıyoruz."

– ING'de, 2015 yılından bu yana çalışanlar haftada 2 gün uzaktan çalışıyor

ING Türkiye, "ING'de önce kendin olursun, sonra ING'li" yaklaşımı ile çalışanlarının önce kendileri olabilmeleri için yenilikçi bakış açısıyla farklı çalışma modelleri geliştiriyor. Çalışanlarına uzaktan ve esnek çalışma modelleri sağlayan ING'de, 2015 yılından bu yana çalışanlar haftada 2 gün uzaktan çalışıyor ve esnek çalışma saatlerinden yararlanıyor. Yaz dönemine özel tasarlanan Flexi Yaz uygulaması ile ING, çalışanlarına istedikleri şehir ve lokasyondan çalışma ayrıcalığı sağlıyor.

Sektörde fark yaratan esnek çalışma uygulamalarının ardından bu alandaki liderliğini sürdürecek yeni modeller üzerinde çalışmaya salgın döneminden önce başlayan ING, bu doğrultuda 4 yeni çalışma modelini daha geliştirerek 1 Ocak 2021'den itibaren kalıcı olarak uygulamaya koydu. Bu modeller "Flexi 365", "Ayda Bir Haftam Flexi", "Haftam 3 ve 4 Gün Flexi" olarak sıralanırken, ING Türkiye, yeni çalışma modelleri ile ilgili uygulama başladığından bu yana çalışanlarından çok olumlu geri bildirimler aldı.

ING Türkiye'nin sunduğu farklı seçenekler sayesinde "ING'de önce kendin olursun sonra ING'li" yaklaşımına uygun olarak herkes, iş ve yaşam dinamiklerine uygun modeli seçebiliyor ve modeller arası geçiş esnekliği de sunuluyor.

ING Türkiye, yeni çalışma modelleri dahil hayata geçirdiği tüm uygulamalarda işin ihtiyaçlarının karşılandığı ve uyulması gereken regülatif gereklilikler, yasal sorumluluklar yerine getirildiği sürece esnek, özgür ve yenilikçi olmayı önde tutuyor.