İş dünyası, ofis dışında çalışmayı sevdi

İSTANBUL (AA) – EKİP – Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını döneminde uzaktan çalışmaya geçen iş dünyasında, Türkiye'de normalleşme kararının uygulanmaya başlayacağı 1 Temmuz sonrası da uzaktan ya da hibrit çalışma modelinin (yarı ev, yarı ofisten çalışma sistemi) devam etmesi kararı öne çıkıyor.

Yaklaşık 1,5 yıldır devam eden Kovid-19 salgını, günlük hayatta birçok değişime neden olurken, salgının etkisi iş yapış modellerine de yansıdı. Salgının arttığı dönemlerde uzaktan çalışma modeli ile hizmetlerini sürdüren şirketler, kademeli normalleşme sürecinde de hibrit çalışma modelini benimsedi.

Türkiye'de yarın başlayacak normalleşme kararı kapsamında, birçok şirketin esnek çalışma modelini devam ettirme planı olduğu ortaya çıktı. Buna göre, yeni dönemde özellikle beyaz yakalıların büyük kısmı uzaktan ya da hibrit çalışmayı sürdürecek.

– Holdinglerden hibrit modele devam kararı

Eczacıbaşı Topluluğu, 2013 yılından beri uyguladığı esnek çalışma, 2016'dan beri devam eden uzaktan çalışma modellerini, dinamik iş gücüne çeviriyor. 1 Ocak 2021 itibarıyla Türkiye'deki saha satış kadrolarını uzaktan çalışma düzenine geçiren Eczacıbaşı Topluluğu, 1 Temmuz 2021 itibarıyla da beyaz yakalı çalışanlarının yüzde 60'ının uzaktan ya da hibrit düzende çalışacakları yeni çalışma düzenini "Adresimiz farklı, konumumuz aynı" mottosuyla paylaştı.

Yurt içi ve dışındaki beyaz yaka çalışan rollerini analiz ederek işin gereksinimlerine uygun olarak belirlenen 3 ayrı çalışma modeline göre, Topluluğun beyaz yaka çalışanlarının yüzde 35'i hibrit düzende haftanın 2 günü ofis dışında farklı bir lokasyonda çalışabiliyor.

Yüzde 25'i işin gereği tam zamanlı uzaktan çalışırken, ofiste çalışma rahatlığına devam edebilmeleri için ergonomi ve teknoloji destek paketleriyle destekleniyor.

Yeni çalışma düzeni ile hem mevcut pozisyonları mekan bağımsız çalışma esnekliğine kavuşturmayı hem de global pazarda büyürken, dünyanın herhangi bir yerindeki yeteneği Topluluğa kazandırmayı amaçlayan Eczacıbaşı, bu uygulamayı yurt dışı ofisleri için de hayata geçirdi.

Eczacıbaşı Topluluğu İnsan Kaynakları Grup Başkanı Eylem Özgür, yeni çalışma düzenini belirlerken, tüm iş süreçlerini gözden geçirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:

"Hangi işlerimizin mutlaka ofiste hangi işlerimizin ise teknoloji katkısı ile ofisten bağımsız yapılabileceğini değerlendirdik. Bu yeni düzenin gerektirdiği yönetişim yapısını ve teknik ihtiyaçları belirleyerek iş gücümüzü hibrit ve dinamik olarak yapılandırıyoruz. Global olarak büyüyen bir Topluluk olarak, dünyanın her yerindeki yeteneklere ulaşabilmek ve Eczacıbaşılılar için de mekan bağımsız çalışma fırsatı yaratmak çok değerli. Eczacıbaşılılar olarak, bizim için çalıştığımız ortam küçücük bir detay. Adresimiz farklı olsa da konumumuz her zaman aynı."

Çoğu büyük holding yetkilisi, yaptıkları açıklamada, 1 Temmuz'a özel bir değişikliğe gidilmeyeceğini, mevcut düzenin devam edeceğini bildirdi.

– "Ofislerimizde sosyal mesafe ve hijyen uygulamalarının yanı sıra uzaktan çalışmaya geçtik"

TAV Havalimanları İnsan Kaynakları Grup Başkanı Hakan Öker de TAV Havalimanları olarak salgının başından bu yana önceliklerinin çalışanların ve yolcuların güvenliği olduğunu belirtti.

Sağlık otoriteleri, ulusal ve uluslararası kuruluşların tavsiyeleri doğrultusunda tüm önlemleri aldıklarını ve buna devam ettiklerini aktaran Öker, "Bu kapsamda ofislerimizde sosyal mesafe ve hijyen uygulamalarının yanı sıra uzaktan çalışmaya geçtik. Türkiye'de aşılamanın başarıyla yaygınlaşmasıyla birlikte önümüzdeki dönemde kontrollü bir şekilde hibrit çalışma düzenine geçerek ofislerimizi açmayı planlıyoruz. Çalışanlarımızın iki doz aşılanarak yüksek bir korumaya kavuşmasıyla birlikte kademeli olarak ofiste çalışma düzenine geçeceğiz. Salgının ve aşılama sürecinin seyrini yakından takip ederek risk analizlerine uygun şekilde hareket ediyoruz." ifadelerini kullandı.

– Otomotiv sektöründe mevcut çalışma düzeninin korunması planlanıyor

Otomotiv sektöründe ise şu an için salgın koşullarında alınan tedbirlerin uygulanmaya devam etmesi ve mevcut çalışma düzeninin korunması planı bulunuyor.

Hyundai Assan Genel Müdürü Murat Berkel, "Kovid-19'la ilgili Güney Kore'deki fabrikamızda uygulanan kuralların hepsi bizim fabrikamızda da uygulanıyor. İnanılmaz bir tedbir silsilesi var. Dolayısıyla biz şu an hiçbir şeyi değiştirmiyoruz. Şu an neyse 1 Temmuz'dan sonra da almış olduğumuz kararlar hem kendi merkez ofisimizde hem de fabrikada devam edecek. Biz şu an zaten hibrit çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Toyota Türkiye Pazarlama ve Satış AŞ'den yapılan açıklamada da geçen yılın mart ayında salgının ilanıyla birlikte genel merkez çalışanları için alınan uzaktan çalışma kararının, ilk etapta Eylül 2021'e kadar sürdürüleceği bildirildi. Açıklamada, "Eylül ayında pandemi koşullarına göre tekrar durum değerlendirmesi yaparak çalışma düzenimiz ile ilgili kararımızı vereceğiz. Bu süreçte tüm Türkiye'ye yayılmış yetkili satıcı ve servislerimiz, pandemi önlemlerine ve alınan kararlara uygun olarak hizmetlerini devam ettireceklerdir." ifadelerine yer verildi.

Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye ise herhangi bir değişiklik olmadığını, mevcut şartlarda ve koşullarda üretim/ihracat faaliyetlerinin devam ettiğini duyurdu.

Oyak Renault'dan yapılan açıklamada, "Olağan yıllık bakım ve modernizasyon çalışmaları nedeniyle zaten şu anda fabrikamızda araç üretimi yapılmamaktadır. Kurban Bayramı sonrasında üretimimiz kaldığı yerden devam edecektir. Çalışma düzenimizde de herhangi bir değişiklik olması öngörülmemektedir." denildi.

– "Ofislerimiz, standart mesai saatleri içinde bulunduğumuz bir alan olmaktan çıkacak"

Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Bülent Bayram, Vodafone'un salgın döneminde birinci önceliğinin, çalışma arkadaşlarının, onların ailelerinin ve sevdiklerinin sağlığını ve güvenliğini korumak olduğunu söyledi.

Virüsün tespit edildiği ilk günden itibaren çalışanları düzenli ve şeffaf bir biçimde bilgilendirdiklerini, farkındalık ve bilinçlendirme çalışmaları yaptıklarını anlatan Bayram, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Virüsün ülkemizde de görülmesiyle birlikte önlemlerimizi artırdık ve evden çalışma, online toplantı, seyahat kısıtlaması gibi pek çok uygulamayı hayata geçirdik. Hazırlıklarımızı tamamlayarak mümkün olan tüm birimlerimizi evden çalışmaya yönlendirdik. Sadece birkaç haftada tüm müşteri hizmetleri ekibimizi evden çalışma modeline geçirdik. Bu dönemde uzaktan çalışmayı destekleyen araçlar sunmayı ve evden çalışırken sağlığımızı korumayı en önemli odak alanları olarak belirledik ve bu odağımızı sürdürüyoruz. Evden çalışmayı destekleyen teknolojilerimiz sayesinde faaliyetlerimize kesintisiz devam ediyoruz. Mevcut mobil uygulamalarımız ve online platformlarımız sayesinde çalışanlarımızla sürekli olarak açık ve şeffaf diyalog halindeyiz.

Mart 2020 itibarıyla merkez ofis çalışanlarımız ve müşteri hizmetleri ekibimiz dahil tüm şirketimiz uzaktan çalışma düzenine geçti. Eylül 2020'de müşteri hizmetlerimizin pandemi sonrasında da kalıcı olarak uzaktan çalışacağını duyurduk. Şimdi de diğer çalışanlarımız için hibrit çalışma modelini kalıcı hale getiriyoruz. Aşı ve normalleşme takvimine bağlı olarak eylül itibarıyla hibrit modele geçmeyi planlıyoruz. Hibrit modelde, toplam çalışma zamanımızın ortalama yüzde 40'ı ofisten, yüzde 60'ı ise uzaktan olacak şekilde düzenlenecek."

Çalışanların, zamanlarının ne kadarını uzaktan ne kadarını ofislerde geçireceklerini kendi işlerinin gereklilikleri ve kişisel tercihlerine bağlı olarak belirlemekte özgür olacağını vurgulayan Bayram, ofislerin, standart mesai saatleri içinde bulunulan bir alan olmaktan çıkacağını aktardı.

"Merkez ve bölge ofislerimiz, çalışanlarımızın iş birliği, inovasyon, sosyalleşme amacıyla bir araya gelecekleri buluşma noktaları olacak. Amacımız, evdeki verimlilik ve ofisteki iş birliğinin sinerjisini en üst seviyeye çıkarmak" diyen Bayram, 'Uzaktan çalışır yakından ilgileniriz.' anlayışını benimsediklerini, fiziksel olarak uzak olsalar da her zaman çalışanlarının yanında olduklarını söyledi.

Bayram, uzaktan çalışma döneminde çalışanlar için bazı yeni yan haklar ve destek paketleri tanımladıklarını da bildirdi.

– "Çalışanlarımızın hem sosyal hem de psikolojik olarak yanlarındayız"

Turkcell Genel Müdür Yardımcısı Serhat Demir de geçen yıl mart ayında Türkiye'de ilk pozitif vakanın açıklanmasının ardından çok hızlı şekilde aksiyonlar alarak 14 gün gibi kısa bir sürede çağrı merkezi çalışanları da dahil olmak üzere binlerce çalışanla birlikte evden çalışma modeline geçiş yaptıklarını hatırlattı.

Turkcell olarak 2016 yılından beri çalışanlara "mobil çalışma" ve farklı plazalardan çalışabilecekleri "ofistasyon" imkanları sunan bir şirket olduklarını belirten Demir, şunları söyledi:

"Çalışanlarımızın hem bu düzene alışık olmaları hem de sağladığımız teknolojik altyapılar sayesinde bu süreçte olumsuz bir durum yaşamadık. Evden çalışma devam ederken mağazalarımızdaki arkadaşlarımızı da unutmadık. AVM'lerde bulunan 170'ten fazla mağazamızı ülke genelinde alınan önlemler kapsamında kapattık ve çalışanlarımızın mesailerini haftada 6 gün olacak şekilde 12.00 ila 18.00 saatleri arasına çektik. Büyük kısmını evlerden devam ettirdiğimiz pandemi sürecinde, iş yapış anlamında olumsuz bir durum yaşamasak da sosyal anlamda olumsuz etkilerinin farkındaydık. Bunun için çalışanlarımızın hem sosyal hem de psikolojik olarak yanlarında olmaya özen gösterdik. Onlar için spordan sanata kadar çeşitli online aktiviteler düzenledik, online toplantılarla belirli aralıklarla bir araya geldik ve istedikleri zaman şirket psikoloğumuzdan danışmanlık almalarını sağladık.

Turkcell olarak çalışan deneyimine ve mutluluğuna çok önem veren bir şirketiz ve bunların kurum başarısındaki olumlu etkisinin bilincindeyiz. Bu yüzden uzaktan çalışma modelinin çalışanlarımız için ne ifade ettiğini ve bu modeli ne kadar istedikleri konusuyla ilgili çalışmalar yürüttük. Belirli aralıklarla yaptığımız anketlerle ve birebir çalışan görüşmeleri ile onların deneyimlerini ölçümledik. Çalışanlarımızın memnuniyetini 'duygu durumu', 'sanal çalışma ortamı' ve 'uzaktan çalışma verimliliği' ölçümlenme anketleri olmak üzere 3 aşamada takip ettik."

Demir, pandemi dönemi uzaktan çalışma deneyimleri ve hem çalışanlardan aldıkları geri bildirimler hem de şirkete uzun vadede faydalarını göz önünde bulundurarak geliştirdikleri "esnek çalışma modeli" ile çalışanların bundan sonra istedikleri kadar uzaktan istedikleri kadar da ofisten çalışabileceklerini bildirdi.

"Yani çalışanlarımıza tamamen bir özgürlük verdiğimizi söyleyebilirim. Onları günlere, saat dilimlerine göre sınırlandırmadık. İşlerinin gereklilikleri doğrultusunda ister ofisten ister sahadan isterlerse de bulundukları yerden çalışabiliyorlar" diyen Demir, "Dijital Ofis" uygulamasıyla ofislere gelmek istemeleri durumunda masalarını, otoparkı, hatta kuaför, kuru temizleme gibi pek çok imkanı kullanmak için çalışanların hızlıca rezervasyon yapabildiğini aktardı.

Demir, yeni çalışma modeli ile ofislerin her zaman açık tutularak tüm hizmetlerin kesintisiz sunulmaya devam edeceğini bildirdi.

– "Çalışanlarımız hibrit çalışma düzeninde de kurum kültürünü, şirketin parçası olduğunu hissetmeli"

Yapı Kredi'den yapılan açıklamada, pandemi sonrası çalışma dönemi için çalışmalara pandeminin başında başlandığı aktarılarak, şöyle denildi:

"Hem uzaktan hem de ofisten çalışmanın mümkün olduğu hibrit bir model olan 'yalın çalışma' sistemine pandemiden sonra da devam edeceğiz. Bu sistemde, pandemi başında belirlediğimiz şekilde, merkezi bir planlama ile ekiplerin çalışma düzenini belirlemek yerine, bizim oluşturduğumuz çerçeve üzerinden yöneticilerin ekipleri ile birlikte planlama yaptığı düzen devam edecek.

Çalışanlarımız hibrit çalışma düzeninde de kurum kültürünü, şirketin parçası olduğunu hissetmeli. Bunu sağlayabilmek için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Yöneticilerimize de bu aşamada önemli bir iş düşüyor. Ekipleri ile kuracakları iletişim ve çalışma düzenlerini beraber oluşturmaları sayesinde çalışanların yeni çalışma düzenine daha kolay adapte olacaklarını düşünüyoruz. Yöneticilerimizin yeni çalışma düzeninin getirdiği ihtiyaçları bilerek bu yaklaşımımıza uygun bir yönetim anlayışı oluşturacaklarına inanıyoruz."

– ING'de, 2015 yılından bu yana çalışanlar haftada 2 gün uzaktan çalışıyor

ING Türkiye, "ING'de önce kendin olursun, sonra ING'li" yaklaşımı ile çalışanlarının önce kendileri olabilmeleri için yenilikçi bakış açısıyla farklı çalışma modelleri geliştiriyor. Çalışanlarına uzaktan ve esnek çalışma modelleri sağlayan ING'de, 2015 yılından bu yana çalışanlar haftada 2 gün uzaktan çalışıyor ve esnek çalışma saatlerinden yararlanıyor. Yaz dönemine özel tasarlanan Flexi Yaz uygulaması ile ING, çalışanlarına istedikleri şehir ve lokasyondan çalışma ayrıcalığı sağlıyor.

Sektörde fark yaratan esnek çalışma uygulamalarının ardından bu alandaki liderliğini sürdürecek yeni modeller üzerinde çalışmaya salgın döneminden önce başlayan ING, bu doğrultuda 4 yeni çalışma modelini daha geliştirerek 1 Ocak 2021'den itibaren kalıcı olarak uygulamaya koydu. Bu modeller "Flexi 365", "Ayda Bir Haftam Flexi", "Haftam 3 ve 4 Gün Flexi" olarak sıralanırken, ING Türkiye, yeni çalışma modelleri ile ilgili uygulama başladığından bu yana çalışanlarından çok olumlu geri bildirimler aldı.

ING Türkiye'nin sunduğu farklı seçenekler sayesinde "ING'de önce kendin olursun sonra ING'li" yaklaşımına uygun olarak herkes, iş ve yaşam dinamiklerine uygun modeli seçebiliyor ve modeller arası geçiş esnekliği de sunuluyor.

ING Türkiye, yeni çalışma modelleri dahil hayata geçirdiği tüm uygulamalarda işin ihtiyaçlarının karşılandığı ve uyulması gereken regülatif gereklilikler, yasal sorumluluklar yerine getirildiği sürece esnek, özgür ve yenilikçi olmayı önde tutuyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Abdurrahman Kaan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kamusal reformların sermaye, ham madde ve emek piyasalarında hem kabul görmesi hem de yankı bulması adına, sadece kamu kurum ve kuruluşlarının çabalarının yeterli olmayacağını, sivil toplum örgütlerinin de bu sürece destek vermesinin önem taşıdığını vurguladı.

Kaan, sürdürülebilir bir ekonomik büyümenin sağlanmasında hukuk reformunun oldukça önemli bir rol oynayacağına işaret ederek, şunları kaydetti:

“Kovid-19 salgını sebebiyle ortaya çıkan kriz, milli sanayinin önemini bir kez daha gösterdi. Nitekim sadece hizmetler sektörüne dayanan ekonomiler bu süreçte çok daha ciddi hasarlar almaktadır. Türkiye ise bu dönemde mevcut sanayi kapasitesiyle diğer ülkelerden olumlu ayrışmaktadır. Bu fırsatın birçok sektörümüz ve her kapasitedeki üretim gücünü kapsayacak şekilde, oldukça geniş bir çerçevede olanak tanıyacağına inanıyoruz. Kriz sonrası dönemde ortaya çıkacak muhtemel fırsat ortamının, ilk bakışta tıbbi malzeme ve hizmetler, gıda üretimi ve perakende, bilgi ve iletişim teknolojileri ve e-ticaret sektörleri için büyük avantaj sağlama potansiyeli taşıdığını söyleyebiliriz. Elbette bu sektörler arasında gıda sektörü de ön plana çıkmaktadır. Gıda ürünlerine yönelik yaşanabilecek küresel tedarik sorununa ilişkin, dünya genelindeki tüketim algısında olumlu bir imajı olan ülkemizin ciddi anlamda avantajlı bir konuma sahip olacağını ifade edebiliriz.”

Salgının sadece mal, hizmet ve insan hareketliliğini değil, aynı zamanda sermaye hareketliliğini de olumsuz etkilediğini ifade eden Kaan, 2020’de küresel yabancı sermaye yatırımlarının önceki yıla göre yüzde 33 azalarak 1,5 trilyon dolardan 1,03 trilyon dolara gerilediğini bildirdi.

“Doğrudan yabancı sermaye yatırımları yeniden artışa geçecek”

Abdurrahman Kaan, 2021 yılında sermaye hareketlerinin eski düzeyini yakalamasının zor olduğunu vurgulayarak, sermaye hareketlerinin bu yıl durgun bir görünüm arz edeceği tahmininde bulundu.

Türkiye’ye gelecek yabancı yatırımlardaki toparlanmanın 2022 itibarıyla hız kazanacağına işaret eden Kaan, ülkenin doğrudan yabancı sermaye yatırımları konusunda önemli avantajlara sahip olduğunu söyledi.

Kaan, “Coğrafi konumu sayesinde oldukça geniş bir coğrafya için lojistik üs görevi görmesi, güçlü imalat sanayi altyapısı ile katma değerli ürünlere odaklanabilme imkanıyla Türkiye’nin, söz konusu reformların da hızlandırıcı etkisiyle önümüzdeki dönemde ciddi bir sıçrama yapacağına inanıyoruz.” dedi.

Geçen yıl yabancı yatırımcıların gerçekleştirdiği şirket birleşme ve satın almaları hacminin 2019’a göre yüzde 35 artarak 4,6 milyar dolara yükseldiğini aktaran Kaan, fiyat istikrarı ve ekonomik güven ortamının yeniden sağlanmasıyla doğrudan yabancı sermaye yatırımlarının yeniden artışa geçeceğini söyledi.

“Reform hazırlıkları, yatırımcının güvenini tazeleyecek”

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç de hukuk ve ekonomi alanında hazırlanan reformların, “uluslararası yatırımların aradığı güçlü altyapı ve ekonomik gelişmenin üzerinde yükseldiği temel harç” anlamı taşıdığını ifade etti.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın duyurduğu hukuk ve ekonomi alanındaki kapsamlı reform hazırlıklarının, yatırımcının güvenini tazeleyeceğini belirten Avdagiç, “Türkiye, tedarik üssü olma avantajını hukuk ve ekonomideki reform çalışmalarıyla birlikte yabancı yatırımcıya çok daha güçlü şekilde sunacak.” dedi.

Türkiye’nin 20 yılda elde ettiği kazanımları hukuk, demokrasi ve ekonomi üçgeninde reform yapma kararlılığına borçlu olduğunu vurgulayan Avdagiç, “Bu sayede Türkiye, Dünya Bankası verilerine göre satın alma gücü paritesinde dünyadaki en büyük 13. ekonomi oldu. Ülkemiz, yine Dünya Bankası’nın İş Yapma Kolaylığı Endeksi’nde 2018’de 60. sırada iken, 2020’de 33. sıraya çıkarak önemli bir sıçrama gerçekleştirdi.” diye konuştu.

“Türkiye, en çok tercih edilen tedarik merkezi olarak öne çıkıyor”

Türkiye’nin, hem AB ülkelerine yakın konumu hem de güçlü üretim kapasitesiyle en çok tercih edilen tedarik merkezi olarak öne çıktığını aktaran Avdagiç, şu değerlendirmelerde bulundu:

“2021’de sanayi sektörlerindeki ivmelenmenin devam edeceğini öngörüyoruz. Dış ticarette öne çıkan hazır giyim, mobilya, otomotiv, kimyevi maddeler gibi sektörler için yine başarılı bir yıl olacağına inanıyoruz. İç talep tarafında izolasyon süreciyle değişen tüketici tercihlerine bağlı olarak hızlanan gıda, mobilya, elektrik-elektronik gibi sektörlerde 2021 yılında talebin yoğun şekilde devam etmesi muhtemel. 400 milyar liraya çıkması öngörülen hacim doğrultusunda elektronik ticarete ağırlık veren hem yerli hem de yabancı yatırımcılar için önemli bir fırsat kapısı açık.”

Şekib Avdagiç, dünya ekonomisinde küresel değer zincirlerinin gittikçe değiştiğini, küresel salgının da bu değişiklikleri kökünden etkilediğini ifade etti.

Dünyanın en büyük ihracatçısı olan Çin’de başlayan salgın ile tedarik zincirlerinde yaşanan aksamaların diğer ülkeleri yeni tedarik ağları aramaya yönelttiğini belirten Avdagiç, şunları kaydetti:

“Türkiye, alternatif arayışları çerçevesinde potansiyel olarak daha avantajlı konuma geçebilecek ülkelerin başında geliyor. Ülkemizin, jeopolitik avantajı ile birlikte yeni yatırımlar ve ticari ortaklıkları içeren bir fırsat dalgası yaşayabilme potansiyeli çok açık. Avrupa’nın en hızlı büyüyen havalimanı olan İstanbul Havalimanı ile bugün 120’den fazla ülkeye uçulabiliyor. 3 saat içinde farklı kıtalardan 146 destinasyona ulaşmak mümkün. Bu yatırımcılar açısından büyük bir avantaj. Coğrafi konum, nitelikli nüfus ve üretim gücü ülkemizin güçlü yapısının temellerini oluşturuyor.”

“Birçok Avrupa menşeli ürünün üretilmesinde lokomotif olacağımız kanaati içerisindeyiz”

Anadolu Aslanları İşadamları Derneği (ASKON) Genel Başkanı Orhan Aydın ise yatırımcıların aradığı en önemli kaidelerden birinin “güvenli liman” olduğuna dikkati çekerek, “Bu güvenin içine istikrar, potansiyel, sürdürülebilirlik, adalet, hukuk ve şeffaflığı koyabiliriz. Yatırım ortamının bu şekilde güçlendirilmesi o alanı da güvenli kılar. Ülkemiz, potansiyel olarak çok güçlü olmakla birlikte bu alandaki reformlar ile bu potansiyeli arzulayan yatırımcıların da ilgisini ziyadesi ile çekecek.” dedi.

Avrupa’nın kendi içine kapandığını ve nüfus olarak yaşlandığını ifade eden Aydın, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Günümüzde birçok ülke, sanayileşmesini gerçekleştirmek üzere. Bu çıtayı yükseltebilmek daha katılımlı projeleri gerek kılıyor. Türkiye, yüksek teknolojik ürünler üzerine rüşdünü ispatlamaya başladı. AB ülkelerinin buna kayıtsız kalacaklarını zannetmiyoruz. Çok yakın tarihlerde ortak projeler yürütmek üzere bizlerle masaya oturacaklar.

Keza genç nüfusumuz ile enerjimiz büyük. Bu bağlamda birçok Avrupa menşeli ürünün de üretilmesinde lokomotif olacağımız kanaati içerisindeyiz. AB’nin, pandemide yaşadığı sıkıntıyı bir daha yaşamamak adına yanı başındaki Türkiye’ye kayıtsız kalmayacağı büyük olasılık. Zaten yakın tarihte kapıların tekrar açılması ile birlikte bu iş birliklerini içeren çokça anlaşmayı hep birlikte göreceğiz.”

Kasım 2020’den bugüne Türkiye’ye 16 milyar dolardan fazla sıcak para girdiğini tahmin ettiklerini aktaran Aydın, “Bu ivme artarak devam edecektir. Yeni reformların güven ortamını artırması, pandeminin etkisini azaltması, turizmin canlanması ve ülkemizin yeni süreçte aranan ülke konumuna erişmesi bu oranı yukarılara taşıyacaktır.” dedi.

İSTANBUL (AA) – E-Güven, elektronik imza altyapısı ile imza süreçlerini kolaylaştırmak için yeni nesil LetSign platformunu hayata geçirdi.

E-Güven'den yapılan açıklamaya göre, elektronik ve mobil imza altyapısı ile imza süreçlerini dijitale taşıyan yeni nesil LetSign platformu, istenildiği zaman istenilen yerden imza atılmasını sağlıyor.

İşler dijital ortamlara taşınırken imza süreçleri de kağıt ortamdan elektronik ortamlara aktarılıyor. E-Güven, elektronik imza altyapısı ile imza süreçlerini kolaylaştırmak için yeni nesil, kullanımı kolay LetSign platformu ile işletmelerin ve bireylerin hayatını kolaylaştırmayı hedefliyor. LetSign, Word, Excel ve PDF dokümanlarını elektronik ortamda imzalamayı mümkün kılıyor.

LetSign, karşılıklı imza veya onay gerektiren dokümanların tek bir platform üzerinden paylaşılmasını, dağıtılmasını, hedef sistemlere aktarımını sağlıyor.

Kullanıcılar, elektronik veya mobil imza ile imza atabiliyor, dokümanlar üzerinde karşılıklı yorum yapabiliyor. İmzası talep edilen kişinin LetSign paketi kullanması zorunlu değil.

İmza atabilmek için dokümanın bilgisayara indirilmesi ve başka bir imzalama aracına sahip olması da gerekmiyor.

Uygulama, anlaşmaların, sözleşmelerin doğrudan ve elektronik ortamda imzalanmasını sağlıyor. Ayrıca anlaşmaların oluşturulma, müzakere edilme, gözden geçirilme ve onaylanma süreçlerinin daha hızlı ve kolay gerçekleştirilmesine olanak sunuyor.