İsmail Demir ilk yerli ve milli MR cihazını yerinde inceledi

ANKARA (AA) – Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı (SSB) İsmail Demir, ASELSAN ve Bilkent Üniversitesi Ulusal Manyetik Rezonans Araştırma Merkezi (UMRAM) tarafından prototipi geliştirilen ilk yerli MR cihazıyla ilgili, "ASELSAN, bu MR cihazının yanında suni solunum cihazı, kalp-akciğer pompası, mobil x-ray cihazı ve taşınabilir defibrilatör üzerinde çalışmalarını sürdürüyor." ifadesini kullandı.

SSB'den yapılan açıklamaya göre Demir, ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Haluk Görgün ile Bilkent UMRAM'ı ziyaret etti.

Burada ASELSAN ve Bilkent UMRAM tarafından prototipi geliştirilen ilk yerli MR cihazını inceleyen Demir, "ASELSAN, bu MR cihazının yanında suni solunum cihazı, kalp-akciğer pompası, mobil x-ray cihazı ve taşınabilir defibrilatör üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Ayrıca savunma sanayisi olarak hasta bakımı, tanı kiti, veri ve görüntü işleme üzerine Ar-Ge çalışmalarımız devam ediyor." dedi.

Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdullah Atalar'ın da bulunduğu ziyarette devam eden çalışmalar hakkında bilgi alan Demir, savunma sanayisinde geliştirilen teknolojilerin çoklu kullanımı açısından çeşitli projelerin sürdürüldüğünü aktardı.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını nedeniyle son dönemde sağlık sektöründeki çalışmaların öne çıktığını belirten Demir, şöyle devam etti:

"Bunun ilk örneği de solunum cihazının gündeme gelmesi oldu. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığımızın da öncülüğüyle yapılan girişimle, bir KOBİ şirketimizle 2 büyük savunma sanayi şirketimiz bir araya gelerek bir solunum cihazı ürettiler ve bunun başarısı şu anda görülüyor. Ama çalışmalar sadece bundan ibaret değil. ASELSAN'ın zaten çalışmakta olduğu 5 adet cihaz daha vardı. ASELSAN, bu MR cihazının yanında suni solunum cihazı, kalp-akciğer pompası, mobil x-ray cihazı, ve taşınabilir defibrilatör üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Yine Başkanlığımız bünyesinde ultraviyole dezenfektan konularında, hem maske hem diğer ürünlerin geliştirilmesi konusunda çalışmalar hızla devam ediyor."

– Sağlık alanındaki Ar-Ge çalışmaları

Savunma sanayisinin MR çalışmalarının yanı sıra Ar-Ge çalışmaları da yürüttüğüne dikkati çeken Demir, "Bunların başında hasta bakımı ve monitör edilmesi ile ilgili teknolojilerin geliştirildiği çalışmalarımız var." ifadesini kullandı.

Hasta tanı ve veri kiti oluşturmayla ilgili çalışmaların olduğuna değinen Demir, "Diğer taraftan veri işleme, görüntü işleme, bunların akıllı sistemlerle, derin öğrenmeyle geliştirilecek yöntemlerle yaklaşımların ortaya çıkarıldığı teknolojiler var." değerlendirmesini yaptı.

Sağlık ve savunma sektörlerinde geliştirilen bazı temel teknolojilerin uygulanmasındaki benzerliklere de işaret eden Demir, bu durumun çoklu kullanım alanlarını artırdığının altını çizdi.

Demir, açıklamasını şöyle sürdürdü:

"Gerek savunma alanında askerlerimizin, güvenlik güçlerimizin sorunları gerekse öğrenilen elektronik, veri işleme, görüntü işleme ve programlama teknikleriyle ilgili sağlık sektöründe ortak çalışmanın oluşturulacağı bir alan görmüş durumdayız. Sağlık, bu çoklu kullanım alanlarının başlangıcı olarak düşünülebilir. Bunun yanında enerji, çeşitli hassas tesis ve sistem koruma çalışmaları, çeşitli dağıtım sistemlerinin monitör edilmesi ve otomatik kontrolünün sağlanması, iletişim sistemleri ve buna ilaveten oluşacak siber güvenlik alanı, iletişim alanı, çeşitli alanlarda oluşan teknolojilerin çoklu kullanımıyla ilgili devletin de çeşitli birimleriyle temas halinde çalışmalarımız devam ediyor."

– "Milli Teknoloji Hamlesi ülkenin gündeminde daha sıcak tutulmalı"

Veri ve görüntü işleme sitemlerine dair diğer savunma şirketlerinin çalışmalarının sonuçlarının da yakında üretime katkı yapacağını belirten Demir, bu anlamda Milli Teknoloji Hamlesi'nin ülkenin gündeminde daha sıcak tutulması ve yurt içinde geliştirilen her alandaki teknolojilerin çoklu kullanımının önemine dikkati çekti.

Demir, "İnşallah bunu, savunma sanayisinde olduğu gibi diğer sanayi alanlarıyla yakın iş birliğiyle sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı.

Bilkent Üniversitesi UMRAM ve akademideki çeşitli araştırma merkezleriyle savunma sanayisinin yakın iş birliğine de değinen İsmail Demir, şunları kaydetti:

"Çeşitli üniversitelerle bu anlamda çalışmalarımız da sürmekte. Yani bilgi ve teknoloji gelecek. Biz bu geleceğe, gençlerimizle beraber yatırım yapmaya devam ediyoruz. Savunma sanayisi de inşallah bunun öncülüğünü yapmaya devam edecek."

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Demir, Twitter hesabından “HİSAR Hava Savunma Sistemleri”nde gelinen son duruma ilişkin bilgi verdi.

“HİSAR’dan iki müjde birden.” ifadesini kullanan Demir, “HİSAR A+ sistemi tüm unsurlarıyla teslim edildi. Harp başlıklı atışında yüksek hızlı hedefi uzak menzil ve yüksek irtifada imha eden HİSAR O+ ise seri üretime geçiyor. Hayırlı olsun. Durmak yok yola devam.” değerlendirmesinde bulundu.

Menzilleri 15 ve 25 kilometre

Savunma Sanayii Başkanlığından yapılan açıklamada da konuya ilişkin detaylara yer verildi.

Buna göre, HİSAR Hava Savunma Sistemleri, SSB projesi olarak, Aselsan-Roketsan iş birliğinde yerli ve milli şekilde yürütüldü. Harp başlığı ise TÜBİTAK SAGE tarafından geliştirildi. 360 derece etkinliğe sahip sistem, 6 hedefe aynı anda angajman ve ateşleme yapabiliyor.

HİSAR A+ sisteminin önleme menzili 15 kilometre iken HİSAR O+ sistemininki 25 kilometreyi buluyor.

Her türlü hava koşulunda çalışma yeteneğine sahip HİSAR, savaş uçakları, helikopter, havadan karaya füzeler, seyir füzeleri ve silahlı/silahsız insansız hava araçlarına (İHA/SİHA) karşı etkili oluyor.

Stratejik ve kritik tesislere sahip Türkiye’de mevcut ihtiyaç ve tehditlere uygun olarak tasarlanan HİSAR, ülke hava savunmasında ciddi bir güç çarpanı olacak.

HİSAR A+ sisteminin tüm unsurları Türk Silahlı Kuvvetlerine teslim edildi

HİSAR A+ Projesi’nde Atış İdare Cihazı ile koordineli çalışan füze fırlatma sistemleri ve füzelerin envantere girmesinden sonra, son olarak tek başına görev yapabilmek üzere gerekli tüm alt sistemleri üzerinde bulunduran Kundağı Motorlu Otonom Alçak İrtifa Hava Savunma Füze Sistemi’nin (Otonom HİSAR A+) de teslimatı gerçekleşti.

Böylece HİSAR A+ sisteminin tüm unsurlarının Türk Silahlı Kuvvetlerine teslimatı yapılmış oldu. Otonom HİSAR A+ zırhlı mekanize ve hareketli birliklerin hava savunma görevini icra edecek. Sistem, zorlu arazi şartlarında hareket etme, hızlı mevzi değiştirme, kısa reaksiyon süresi ve tek başına görev yapabilme kabiliyetiyle ön plana çıkıyor.

HİSAR O+ nokta ve bölge hava savunma görevleri yapacak

HİSAR O+ Hava Savunma Füze Sistemi, son olarak gerçekleştirdiği harp başlıklı atışında yüksek hızlı hedefi uzak menzil ve yüksek irtifada imha etmeyi başardı. Sistem böylece seri üretime geçme aşamasına geldi.

Yerli ve milli imkanlarla geliştirilen HİSAR O+ sistemi dağıtık ve esnek mimari yeteneğiyle nokta ve bölge hava savunma görevleri icra edecek.

HİSAR O+ sisteminin batarya ve tabur yapılarında teşkilatlanma altyapısı bulunuyor. Sistem, Atış Kontrol Merkezi, Füze Fırlatma Sistemi, Orta İrtifa Hava Savunma Radarı, Elektro Optik Sistem, Kızıl Ötesi Arayıcı Başlıklı Füze ve RF Arayıcı Başlıklı Füze unsurlarından oluşuyor.

ANTALYA (AA) – ARES Tersanesi ve Meteksan Savunma şirketlerinin iş birliğiyle geliştirilen “ULAQ” serisinin ilk platformu olan SİDA’nın ilk atışını canlı yayında izleyen Demir, daha sonra Antalya Serbest Bölge’deki tersaneyi gezerek çalışmalar hakkında bilgi aldı.

Demir, AA muhabirine yaptığı açıklamada, insansız sistemlerin artık Türkiye’nin savunma sanayii stratejisinin ön sıralarında yer alan bir kavram olduğunu söyledi.

Türk Silahlı Kuvvetleri ve güvenlik güçlerinin çok geniş ölçüde SİHA’ları kullandığını belirten Demir, “Harekat alanlarında tecrübeleri ve başarıları görülüyor. İnsansız sistemleri kara, deniz üstü ve deniz altı araçlarına taşımayla ilgili bir müddettir çalışmalarımız devam ediyor. Bu çalışmaların neticelerinden birisini burada gördük. Silahlı insansız deniz üstü aracımız, takılan Cirit ve UMTAS füzeleriyle seyre çıktı ve hareketliyken 5 kilometreden atış yaparak belirlenen hedefi başarıyla tahrip etti. Teknemizin hızı, manevra kabiliyeti ve vuruş mesafesiyle ilgili çok tatminkar sonuçlar aldık. Daha da geliştirilmesi için çalışılacak.” ifadelerini kullandı.

Atışın mühimmat başlığıyla yapıldığını, Roketsan’ın daha önce tecrübe edilmiş füzelerinin kullanıldığını dile getiren Demir, SİDA’lara ileride daha başka vurucu unsurlar da yerleştirilebileceğini kaydetti.

Bu sistemin grubu ve sınıfının ilk örneği olduğunu anlatan Demir, şöyle konuştu:

“Sırada başka örnekler de var. Hatta bu operasyonel kavramın çeşitlendirilerek hayata geçeceğini söyleyebilirim. Türkiye insansız harekat ortamını oluşturmak ve elde ettiği teknolojileri geliştirerek bu sınıfta üst ligde oynayan bir oyuncu olduğunu gösterecek. Nasıl SİHA’larda bunu gösterdiysek, diğer sistemlerde de adım adım geliyoruz. Başarıları görüyoruz ve görmeye devam edeceğiz. Ortaya konulan başarılarla Türkiye bu ligdeki yerini yükseltecek. Dünyada bu anlamda ilgi çeken bir ülke olduğu kadar ortaya koyduğu konsept, kavram ve uygulamalarla da dikkati çekecek.”

Demir, insansız araçların gerek elektronik harp unsurları gerekse deniz altı ve üstü vuruş yapabilecek silahlarla donatılması gibi bir dizi kavramın gündemlerinde olduğunu bildirdi.

Bu konularda çalışan başka şirketlerin de bulunduğuna değinen Demir, “Onların ürünlerini de bekliyoruz. Ürün çeşitliği olacak ve onların kullanımıyla ilgili de çeşitli faaliyetler yapılacak. İnşallah bu firmamız seri üretime geçecek. İnşallah diğer faaliyetlerin de hayata geçtiğini göreceğiz.” dedi.

Demir, bu alanda kara, deniz üstü, deniz altı ve hava araçlarının çeşitli versiyonlarıyla ilgili yarışmalar düzenleyip, çağrılarda bulunacaklarını sözlerine ekledi.