İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’dan Türkiye ve bölgedeki ülkelere mesaj

KUDÜS (AA) – Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçiliği Kültür ve Tanıtma Müşaviri Selim Öztürk, sosyal medya hesabından yaptığı yazılı açıklamada, “Geçen hafta Batı Kudüs’teki İslam Sanatları Müzesinde ‘Kahve: Doğu ve Batı’ adlı serginin açılışı yapıldı. Sergide Türk kahvesi, kahvenin tarih içindeki yolculuğu ve İslam-Osmanlı dönemi sanat eserleri ziyaretçilere sunuldu.” ifadelerini kullandı.

İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog’un da video konferans yöntemiyle konuşma yaptığı sergide, Türkiye’den Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Sungur Bursa da konuştu.

Kültür ve Tanıtma Müşaviri Öztürk, Herzog’un söz konusu sergiye gönderdiği video kaydını sosyal medya hesabından paylaştı.

Herzog burada, “Geçen günlerde Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve bölgedeki diğer liderler ile görüştüm. Eminim ki bir masa etrafında kahve eşliğinde toplandığımızda, bütün bölgemizi kültürel ve diğer konularda iş birliği ile daha iyi bir geleceğe taşıyabiliriz.” diye konuştu.

Bir masanın etrafına kahve içmeye oturulduğunda, aradaki farkların ve anlaşmazlıkların o kadar da büyük ve korkutucu olmadığının görüleceğini vurgulayan Herzog, “Yaşadığımız bu geniş coğrafyada bizlere dinler ve kültürler arası zengin kesişim noktalarını öğretiyorlar. Bunu açık yüreklilikle yapıyorlar. Kudüs’teki Cumhurbaşkanlığı Konutu’ndan sizlere en iyi dileklerimi yolluyorum.” ifadelerini kullandı.

Herzog, Sürdürülebilirlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Bursa ile Türkiye’nin Tel Aviv Büyükelçiliği Kültür Müşaviri Öztürk’e teşekkür etti.

Öztürk de sosyal medya hesabından yaptığı, “Bu sıcak ve dostane konuşmayı serginin açılışına ilettiğiniz için teşekkürler Sayın Herzog. Ayrıca bu güzel müzeyi, bu sergiye ev sahipliği yapmasına imkan sağladığınız için de minnettarız.” açıklamasıyla İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’a teşekkür etti.

Öztürk, “Eminim ki bir fincan Türk kahvesi bir masanın etrafındaki bölge liderlerine sunulduğunda pek çok sorunun çözümüne katkı sağlayacaktır. O gün geldiğinde emin olun kahveler bizden olacak.” ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, 12 Temmuz’da İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog ile telefon görüşmesi gerçekleştirmişti. Erdoğan, görüşmede, Herzog’u göreve başlaması dolayısıyla tebrik etmişti.

Türkiye-İsrail ilişkilerinin, Orta Doğu’nun güvenliği ve istikrarı bakımından büyük önem taşıdığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, iki ülke arasında enerji, turizm ve teknoloji başta olmak üzere muhtelif alanlarda yüksek bir iş birliği potansiyeli olduğunu ifade etmişti.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

NEW YORK (AA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, BM 76. Genel Kurul Görüşmeleri için bulunduğu New York’ta Amerikan CBS televizyonuna mülakat verdi.

Tamamı pazar günü yayımlanacak röportajdan paylaşılan bir bölümde, Türkiye’nin “mülteci ambarı” olmayacağı yönünde sözleri hatırlatılan ve Afgan mültecilerin sorumluluğunu ABD’nin mi alması gerektiği sorusu yöneltilen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şu anda ABD zaten bu tür sorumlulukları yerine getirmedi. Bizim ülkemizde şu anda kayıt dışı 300 binden fazla Afgan mülteci var. Ülkemizin hala Afgan mültecileri almaya gücü yetmez.” dedi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin Afgan mülteciler konusunda daha fazlasını yapmasını gerektiğini belirterek, “ABD orada 20 yıldır neden var, önce bu soruların cevabını kendi kendisine vermesi gerek.” değerlendirmesinde bulundu.

LEFKOŞA (AA) – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, yaptığı yazılı açıklamada, 76. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nun ilk gününde BM Genel Kurul Salonu’nda katılımcılara hitap eden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs konusuna değinerek önemli açıklamalarda bulunduğunu kaydetti.

Erdoğan’ın Kıbrıs meselesinde adil, kalıcı, sürdürülebilir çözümün ancak sonuç odaklı, gerçekçi bir yaklaşımla mümkün olacağını belirttiğini hatırlatan Tatar, BM’nin eşit olarak kabul ettiği Ada’daki iki halktan birinin BM’ye hitap edebilirken, diğer liderin bu platformda sesini duyuramamasının adil olmadığını ifade ettiğini de anımsattı.

Tatar, Erdoğan’ın, çözüm için Kıbrıs Türk halkının egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi gerektiğini ve Kıbrıs Türk halkının ortaya koyduğu yeni çözüm vizyonunu desteklediğini açıklamasına da değindi.

Erdoğan’ın Kıbrıs Türkü’nün görüşlerine ve yeni politikasına (Kıbrıs’ta iki devletli çözüm) güçlü destek veren bu konuşmasından büyük memnuniyet duyduklarını belirten Tatar, Kıbrıs Türklerinin 1963’ten bu yana uluslararası alanda eşit muamele ve söz hakkından mahrum bırakıldığını hatırlattı.

“Bizim sesimiz ve gücümüz olmuştur”

Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs’ın iki eşit sahibinden biri ve Kıbrıs sorununa taraf olan iki eşit halktan biri olarak Kıbrıs Türk halkının, başta BM olmak üzere uluslararası alanda hak ettiği eşit söz hakkına saygı duyulmasını beklediğinin altını çizdi ve şöyle devam etti:

“BM Genel Kurulu’nda konuşacak olan Rum lider Anastasiadis, hiç şüphesiz yine Kıbrıs Türk tarafı ve Türkiye aleyhine bilinen görüşlerini ve propagandasını tekrarlayacaktır. Basına düşen haberlerden de bunu görüp anlamak mümkündür. Hak ve adalet bize de aynı platformda yani BM Genel Kurulu’nda ve BM’nin diğer organlarında eşit söz hakkı verilmesini gerektirir. Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan uluslararası topluma bu konuda çağrı yapmakla bizim sesimiz ve gücümüz olmuştur. Kendisine teşekkür ediyoruz. Bugün Rusya Federasyonu’nun BM nezdinde Daimi Temsilciliği İle yapılan görüşmede tutum ve pozisyonumuz kendilerine anlatılmıştır. Önümüzdeki günlerde yapacağımız temaslarda da görüş ve düşüncelerimizi anlatmaya devam edeceğiz.”

Kıbrıs’ta, kendi haklarından fazlasını istemediklerini vurgulayan Tatar, Erdoğan’ın da değindiği gibi, egemen eşitlik ve eşit uluslararası statü talebine uluslararası toplumun, açık fikirlilikle yaklaşmasını ve Kıbrıs’ta 1963-64’ten sonra bozulan dengenin yeniden tesis edilmesine yardımcı olmalarını beklediklerini ifade etti.

Tatar, “Sayın Erdoğan’ın değindiği bir diğer konu olan Doğu Akdeniz’deki gelişmeler bağlamında, başta Türk-Yunan dengesi olmak üzere, bölgedeki dengelerin korunması bu bölgede en uzun sahili bulunan Türkiye’nin meşru hak ve çıkarlarına sözde ve özde saygı gösterilmesiyle mümkündür.” değerlendirmesinde bulundu.