İstanbul Öğretmen Akademileri sömestirde 2 bin 183 öğretmeni ağırladı

İSTANBUL (AA) – İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğünce düzenlenen İstanbul Öğretmen Akademileri, yarıyıl tatilinde 2 bin 183 öğretmeni eğitim, kültür, sanat ve bilim dünyasından uzmanlarla bir araya getirdi.

Müdürlükten yapılan açıklamaya göre, İstanbul Öğretmen Akademileri, çalışmalarına başladığı ilk günden bu yana pek çok buluşma, söyleşi, seminer, panel, konser, kültür ve sanat çalışmalarına ev sahipliği yaptı.

2023 Eğitim Vizyonu doğrultusunda sömestir tatilinde de öğretmenlere katkı sunmaya devam eden akademilerde, eğitim ortamlarının iyileştirilmesine katkıda bulunmak için özel eğitim, liderlik, yapay zeka, artırılmış gerçeklik, iletişim becerileri, arduino, akıl-zeka oyunları ve proje eğitimleri verildi.

Yarıyıl tatilinde 2 bin 183 öğretmen, çeşitli uzmanlık alanlarından kişilerle bir araya gelerek, farklı görüşlerden ortak akıl oluşturmayı sürdürdü.

Açıklamada görüşlerine yer verilen İl Milli Eğitim Müdürü Levent Yazıcı, öğretmenlerin mesleki ve kişisel gelişimlerini sağlamayı hedeflediklerini belirtti.

İstanbul Öğretmen Akademileri kapsamındaki faaliyetlerin çeşitlendiğini ve gönüllülüğe dayandığını aktaran Yazıcı, öğretmenlerin 2023 Vizyonu doğrultusunda eğitim ve öğretimde kullanılabilecek özgün uygulamalara, tasarımlara yönelmelerinin çok değerli olduğunu, bu sayede öğretmenlerin disiplinlerarası yaklaşımla öğrenme yolculuklarını sürekli kıldıklarını, hayata ve eğitime farklı pencerelerden bakabilmeyi başardıklarını anlattı.

Akademide gerçekleşen etkinliklerle öğretmenlerin çok yönlü gelişimlerine katkı sunduklarına ve yeni ufuklar açtıklarına işaret eden Yazıcı, "Bakanlığımızın 2023 Eğitim Vizyonu hedeflerine ulaşmak için zamanın ruhunu iyi okuyarak var olan değerlerimize yenilerini ekleyip o değerleri kurum kültürümüze ve uygulamalarımıza dahil etmemiz gerekiyor. Bu perspektifle yarıyıl tatilinde de planladığımız akademi ve atölye etkinlikleriyle bu özel atmosferi birlikte güzelleştirmeye devam ediyoruz." ifadelerini kullandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji, dünyanın en gelişmiş online Almanca eğitim platformu Minticity'nin, bu platformu kullanan 500 özel okul arasından değerlendirdiği "Minticity Teenage" ödüle layık görüldü.

İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji'nden yapılan açıklamaya göre, kolej, Almanca eğitim sektörünün en prestijli ve en büyük ödül töreni olan Minticity ödül törenlerinden 2 ayrı ödülle döndü.

İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji, "Minticity Almanca Online Eğitim Platformunu Lise Kategorisinde En Etkin Ve Çok Yönlü Kullanan Okul" ödülünü alırken, Ankara Çukurambar Kampüsü Almanca Öğretmeni Nuray Aslan, "Minticity Almanca Online Eğitim Platformunu En İyi Kullanan Öğretmen" ödülüne layık görüldü.

Her yıl binlerce öğrenci ve öğretmenin katılımıyla gerçekleşen, dünya çapında 500 özel okulun katıldığı geleneksel Almanca olimpiyatları Mint-o-lympics'te 2 altın, 1 gümüş ve 1 bronz madalya İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji'nin oldu.

Minticity tarafından düzenlenen ve Almancayı yarışarak öğretmeyi hedefleyen Mint-o-lympics tamamlandı. 2 hafta süren Minticity Almanca Olimpiyatları, "Türkiye'deki okulların Almanca dil eğitimi adına yarışabilecekleri tek geleneksel yarışma" özelliği taşıyor.

Mint-o-lympics yarışmasında ortaokul, lise öğrencileri ve öğretmenlerin katıldığı toplam 3 farklı kategori bulunuyor. İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji, olimpiyatlarda 3 kategoride de yarışarak birçok derece ve başarıya imza attı. İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji Büyükçekmece Kampüsü öğrencisi Öykü Taçkın, lise öğrencilerinin katıldığı "Minticity Teenage" kategorisinde altın madalya aldı. Öğrenciler Duru Özer, Yelda Aydın, Ece Sevim ve Ilgım Varol ise, lise öğrencilerinin katıldığı "Minticity Teenage" kategorisinde ilk 10'da yer aldı.

– Öğretmenler kategorisinde ilk üç sıra Doğa Koleji'nde

Öğretmenler kategorisinde ilk 3 sırayı İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji öğretmenleri paylaştı. Öğretmenlerin katıldığı "Minticity Lehrer" kategorisinde, İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji Almanca öğretmenleri Nuray Coşkun Aslan birinci, Burcu Yalçın ikinci, Murat Balcı üçüncü olurken, Şükrü Kapusuz, Gün Demiralay, Burcu Dinç, Yasemin Erbil ve Özge Karaca ilk 10'da yer aldı.

Açıklamada değerlendirmeleri yer alan İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji Genel Müdürü Ali Rıza Lüle, tüm dil öğrenme tekniklerini kullanarak öğrencilerin Almanca yeterliliklerini geliştirdiklerini belirterek, şu açıklamalarda bulundu:

"Minticity Almanca olimpiyatlarında, lise öğrencilerinin katıldığı 'Minticity Teenage' kategorisinde ilk 10'da 5 öğrencimiz, öğretmenlerin katıldığı 'Minticity Lehrer' kategorisinde ise ilk 10'da 8 Almanca öğretmenimiz yer aldı. Almanca eğitimine verdiğimiz önem ve değer, olimpiyatlarda kazandığımız derecelerle karşılık buluyor. Olimpiyatlara katılan tüm öğrenci ve öğretmenlerimizi tebrik ediyorum."

DİYARBAKIR (AA) – 28 Şubat Kadın Platformu Diyarbakır Temsilcisi Aysel Yaşar, 28 Şubat sürecinde yaşadıklarını AA muhabirine anlattı.

Dicle Üniversitesi Fen Fakültesi Kimya Bölümü 3. sınıf öğrencisiyken bazı hocalarının başörtüsünden dolayı kendilerini derse almamaya başladığını aktaran Yaşar, girdikleri derslerden çıkarıldıklarını söyledi.

FETÖ’cü öğrencilerin talimatla başörtülerini açması ve o dönem bölgede olağanüstü hal uygulanması nedeniyle bu duruma yeterince direnemediklerini belirten Yaşar, okula alınmadıkları için eğitimlerini bırakmak zorunda kaldıklarını kaydetti.

Allah rızası için örtündüklerinden dolayı başörtülerini açmadıklarını ifade eden Yaşar, şöyle konuştu:

“Ben başımda Kur’an-ı Kerim’den bir ayet taşıyorum. Ben onu asla ayaklar altına alıp ezdirmem. Dünyalık bir şey uğruna ben onu açmam, çiğnetmem. Bu benim inancımın gereğidir. Bu şekilde siyasi bir örgütün kolu olmadığımızı da ispatladık. Kimin siyasi amaçlar için bir şeyler yaptığı, kimin yapmadığı zaten anlaşıldı. Bugün FETÖ’nün yüzünün tam olarak net şekilde ortaya çıkması da bazı şeylerin göstergesidir.”

Darbenin dış güdümlü bir proje olduğunu belirten Yaşar, 28 Şubat ile Türkiye’deki gençlerin yozlaşmasının, inançsız ve gayesiz şekilde yetişmesinin amaçlandığını aktardı.

14 yıl sonra üniversiteye dönebildi

Üniversiteye ancak 2011’de 3 çocuk annesiyken dönebildiğini aktaran Yaşar, aradan geçen yıllar nedeniyle ders konularının neredeyse hiçbirini hatırlayamadığını ifade etti.

“Kimyanın birçok konusunu unutmuştum. O acı hayatı kafamızdan sürekli resetlemeye çalışıyorduk. Rüyamda okula gittiğimi görüyordum. O bile kabus gibi geliyordu. Okula hiç dönebileceğimi sanmıyordum Hamdolsun ‘bin yıl sürecek’ dediler, bin yıl sürmedi.” diyen Yaşar, AK Parti hükümetlerinin yaptığı değişikliklerle başörtülü insanların okumasının önünün açıldığını dile getirdi.

O dönem üniversite sayısının az, kazanmanın da çok zor ancak atanmanın kolay olduğunu ifade eden Yaşar, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ben kimya bölümünü bitirdiğim zaman kimyager, hem kimya hem de ilkokul öğretmeni olabiliyordum. O dönem atanma gibi bir sorunumuz yoktu. Bu hayalimiz, gerçekleşmedi. Öğretmen olmayı çok istiyordum. Çocuklarla ilgilenmek, onlara bir şey verebilmek en büyük hayalimdi. Bu hayalimi çaldılar. Bu idealist bir insan için çok acıdır. 2000’li yılların başında öğretmen olacaktım ve bir mesleğim olacaktı. Belki maddi olarak da rahat bir hayat yaşayacaktım.”

Üniversiteden 2014’te 40 yaşında mezun olduğunu bildiren Yaşar, 3 çocuk annesi olarak okul döneminde zorluk yaşadığını kaydetti.

Yaşar, “Kendimize bakacak halimiz yokken okula gitmek zorundaydım. Allah razı olsun arkadaşlık kurduğum inançlı kardeşlerim bana destek oldular. Çocuklarıma bakıcı tuttular ve 3 yıl o şekilde okula gittim.” ifadelerini kullandı.

“Öğretmenliğin o izzetini yaşayamadım”

28 Şubat nedeniyle sıkıntı yaşayan, zulüm gören, mağdur edilen ve işten ayrılanların işlerine geri dönebildiğini kaydeden Yaşar, şöyle konuştu:

“O dönemde öğrencilikten atılıp sonra okulunu bitiren kardeşlerimiz için bir sıkıntı var. Bu sıkıntının da giderilmesini istiyorum. O dönemde beraber olduğumuz sınıf arkadaşlarımızla her türlü hakta eşitlenmek istiyoruz. Okuldan atıldığımız ya da ayrılmak zorunda kaldığımız dönemlerde öğretmen olabilmenin şartı neyse bugün de aynı şartların bize sağlanmasını istiyoruz. Hamdolsun bin yıl sürmedi ve okullarımıza dönebildik ama bunun gerisinin de gelmesini istiyoruz. Öğretmenlik hayalimiz gerçekleştirilsin, yapılamayacak bir şey değil. Bu mağduriyeti yaşayan insan sayısı çok fazla değil. Çalıştığım her işte vasıfsız eleman olarak görülüyordum. Öğretmenliğin o izzetini yaşayamadım. O da bana büyük bir dert oldu.”

Çocuklarına sahip çıkan bir anne olarak onların, maddi manevi bütün sorumluluğunu aldığını aktaran Yaşar, evlatlarını inançlı, dürüst, kendilerine ve topluma faydalı bireyler olarak yetiştirmeyi amaçladığını dile getirdi.

28 Şubat’ı her platformda anlattığını ve anlatmaya devam edeceğini söyleyen Yaşar, şu ifadelerini kullandı:

“Gençlerimizin o dönem bizi okula almayan bu CHP zihniyeti ve onun gibi zihniyetleri çok iyi tanıması istiyorum, inancımızın, başörtümüzün ne kadar değerli olduğunu bilip inançlarını o şekilde, kıymetli bir şekilde yaşamaları gerekiyor. Ömrüm yettiğince her platformda 28 Şubat’ı anlatacağım. İnsanların o dönem yaşadıkları sıkıntıları, başörtülü okumanın ne kadar zor kazanıldığını bilip başörtülerine sımsıkı sarılmayı ve hakkını vermelerini istiyorum.”

Muhabir: Ahmet Kaplan