İstanbul'da en huzurlu yer Eyüpsultan, en romantik yer Kız Kulesi

İSTANBUL (AA) – Ruh Sağlığı Derneği; psikiyatri, psikoloji, pedagoji gibi ruh sağlığıyla ilgili branşlarda hizmet vermek, uzman ve öğrencilere yönelik çalışmalar yürütmek üzere, toplumun ruh sağlığını güçlendirmek amacıyla 2011’de faaliyetlerine başladı.

“Ne nerede yenilir, içilir? Nerede kalınır?” gibi sorulara verilen yanıtlarla 2017’de “CheckFeel” (Duygu Atlası) adlı bir mobil uygulama geliştiren dernek, Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin “Aynı dili konuşan insanlar değil, aynı duyguları paylaşan insanlar anlaşırlar” öğretisinden hareketle yola çıktı.

İstanbul’un en hüzünlü, en eğlenceli ve en romantik mekanlarını tek bir uygulamada birleştiren “Duygu Atlası”, kullanıcılarına hem yer bildirimi yapma hem de bulundukları yerin kendilerine hissettirdiği duyguyu ifade edebilme fırsatı sunuyor.

Türkçe ve İngilizce olarak hazırlanan, İstanbul’da pilot olarak uygulanan ve 10 bine yakın kullanıcıya ulaşan uygulamayla 150 bine yakın mekanda duygu paylaşımı yapıldı. Buna göre, İstanbul’un en huzurlu yeri Eyüpsultan, en hüzünlü yeri Karacaahmet, en heyecanlı yeri havalimanı, en romantik yeri Kız Kulesi oldu.

“Duygu Atlası”yla İstanbul’daki mekanların duygu haritası çıkarılarak, kişilerin hissetmek istedikleri duyguyu en iyi yansıtan adreslere “duygu turizmi” gerçekleştirmesi hedefleniyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür AŞ, Türk Hava Yolları ve Turkcell iş birliğiyle hazırlanan uygulama, İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA) tarafından destekleniyor.

Bulunduğunuz lokasyondan hissettiğiniz duyguyu paylaşın

Ruh Sağlığı Derneği Başkanı Dr. Ömer Akgül, AA muhabirine, geçen yıl hayata geçirdikleri “Duygu Atlası” adlı mobil uygulamaya ilişkin bilgi verdi.

Akgül, “Kişiler bulundukları lokasyondan hissettikleri duyguları paylaşıyorlar. O lokasyonda biriken duyguların içerisinde en baskın olan duygu o mekanın ruhunu oluşturuyor. Çünkü aslında bir mekanı var eden şey, fiziki yapısı değil ruhudur. Örneğin, Çanakkale Anıtı’nı yıksanız da Çanakkale ruhunu yıkamazsınız. Çünkü oranın ruhu o anıttan önce vardı. Yani asil olan ruhtur, vekil olan mekandır.” diye konuştu.

Akgül, modern hayatta insanların, mekanların fiziki görüntülerini esas alarak yaşamaya çalıştıklarını, bunun da dünyanın maddi olarak algılanmasını sağladığını fakat dünyanın maddenin ötesinde bir boyutu olduğunu ifade etti.

“Mekanın duygu öz geçmişini tutuyor”

Uygulamanın mekanın ruhunu görmeyi sağladığını vurgulayan Akgül, şunları anlattı:

“Böylece kişiler hissetmek istedikleri duyguyu en iyi yansıtan mekanlara seyahat edebiliyorlar. Örneğin, çok duygusal bir haldeyim, şiir yazacağım. Bu duygumu yansıtan mekana çevremde bakıyorum. Üsküdar’da en duygusal yer akşam güneş batımında Kız Kulesi’nin karşısı. Bu bilgiyi nereden elde ediyorum? Uygulama, o mekanda şimdiye kadar insanların paylaşmış oldukları duyguları biriktiriyor, mekanın duygu öz geçmişini tutuyor. Kişiler de hissetmek istedikleri duyguyu en iyi yansıtan mekana gidiyor. Buna da ‘duygu turizmi’ diyoruz. Aslında kahvenin hatırı tadında değil hissettirdiği duygudadır. Mekanları da aslında orada yaşattığı duygu yüzünden geziyoruz.”

Uygulamanın kullanıcılara geri bildirimde bulunduğunu aktaran Akgül, bu sayede bireyin duygu farkındalığının arttığını ve daha iyi hissedeceği mekanlara yöneldiğini söyledi.

Karacaahmet’te hüzün, havalimanında vuslat…

Uygulamayla insanların hangi mekanlarda nasıl hissettiklerine dair veri elde ettiklerini kaydeden Akgül, “İnsanlar sosyal medya etkisiyle bir yere seyahat ediyor. Bu kanaatler sosyal medyada lezzet, görsel sunumlar gibi maddi boyutla ilgili. Halbuki insan sadece maddi boyutu olan bir varlık değil, mana boyutuna da sahip olduğundan mekanın manasını, ruhunu yani duygusunu da ön plana çıkarmak için böyle bir mobil uygulamayı hayata geçirdik.” dedi.

Akgül, uygulamanın nasıl çalıştığını şu sözlerle anlattı:

“Kişi telefonunu açıyor, konum bilgisini otomatik buluyor. ‘Ben şu an ne hissediyorum?’ diye duygu seçeneklerine bakıyor, hangi şiddette hissettiğini seçiyor. Daha sonra o duygu iğnesi bulunduğu lokasyona yapışıyor. Orada onlarca, binlerce duygu iğnesi birikiyor. En baskın hangi duygu ön plana çıkıyorsa o mekanın birincil duygusu o oluyor. Karacaahmet’te hüzün, havalimanında vuslat, yenilen bir takımın stadyumunda hayal kırıklığı, çok yenen bir takımın stadyumunda gurur, Eyüpsultan’da huzur veya huşu gibi duygular ön plana çıkıyor.”

Kullanıcıya hissettiği duyguya göre mekan seçeneği sunuyor

“Duygu Atlası”nın kullanıcısına uygulamada paylaştığı mekan ve duyguya yönelik öneriler sunduğuna işaret eden Akgül, “Kişi çok duygusal, hüzünlü olabilir. ‘Bugün çok hüzünlüyüm, acaba nasıl bir yere gitmeliyim?’ diye düşündüğünde uygulama ona iki yer önerebiliyor. Hüznünden kurtulmak istiyorsan seni daha eğlenceli ortama yönlendiriyor. Hüznünü yalnız yaşamak istemiyorsan çevrendeki en hüzünlü ortama gönderiyor, duygudaşlarınla buluşturuyor.” dedi.

Uygulamanın İngilizcesinin yazıldığını, Arapça ve birçok başka dilde de yazılacağını dile getiren Akgül, mobil uygulamada datalar biriktikçe büyük veriyi elde edeceklerini ve hangi ilde hangi duyguların ön plana çıktığını göreceklerini söyledi.

Kullanım oranı arttıkça birçok ülkenin duygu haritasına ilişkin verileri toplayabileceklerini belirten Akgül sözlerini şöyle tamamladı:

“Bir ülkenin yaşadığı duygu ortalamasını göreceğiz. En çok hangi duygular ön plana çıkıyor? Şunu diyebileceğiz, ‘Dünya duygu haritası budur, şu duygular bu ülkenin şu lokasyonunda daha iyi hissedilmektedir.’ ‘Eğer bu duyguyu hissetmek istiyorsanız duygu turizmine yelken açmalısınız.’ diye tavsiyelerde bulunacağız.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Keçiören Belediyesi, salgın önlemleri kapsamında ayrın başlayacak yeni dönemde toplumsal ve bireysel ruh sağlığının korunması için Psiko-Sosyal Danışmanlık Destek Merkezi'yle vatandaşın yanında olacak.

Keçiören Belediyesi'nden yapılan açıklamaya göre, merkez, yeni dönemde, talepte bulunan vatandaşlara uzmanlar tarafından psikolojik destek sunacak.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Keçiören Belediye Başkanı Turgut Altınok, yaklaşık 35 gün önce çalışmalarına başlayan, haftanın 3 günü telefonla, diğer 2 gün ise gerek görüldüğü takdirde yüz yüze hizmet veren merkezin bugüne kadar 208 kişiye telefonla, 27 kişiye ise yüz yüze destek verdiğini bildirdi.

Koronavirüs günlerinde ücretsiz olarak hizmet vermeye başlayan merkezin, yarından itibaren normalleşme sürecinde de yeni normal düzene insanları adapte etmek için çalışacağını aktaran Altınok, şu ifadeleri kullandı:

"Psiko-Sosyal Danışmanlık Destek Merkezimizde vatandaşımıza 7 farklı alanda destek veriyoruz. Aile içi iletişim desteği başta olmak üzere çocuklarda öfke problemi, ebeveyn stilleri, çocuklarda gece korkusu, anne-baba ayrılığı, engelli çocuk desteği, yaş krizleri, dikkat eksikliği, ebeveyn vefatı ve kardeş kıskançlığı durumlarında yapılması gerekenler uzmanlarımız tarafından ilgili vatandaşımıza anlatılıyor. Ayrıca, gençlerimize yönelik sınav kaygısı, uyku hijyeni, ders programı, öfkeyle baş etme stratejileri, ergenlikte yaşanabilecek bilişsel, fizyolojik ve davranışsal durumlarla ilgili desteğimiz de devam ediyor."

– "Okul öncesi çocuklar için de hizmet veriliyor"

Turgut Altınok, aynı zamanda okul öncesi çocuklara yönelik de hizmet verdiklerini belirterek, "Evde kaliteli zaman geçirilmesi için tavsiyeler, kardeş kıskançlığı, tuvalet eğitiminde dikkat edilecek durumlar, öz bakım önerileri gibi eğitici bilgiler veriliyor. Eşlerin birbirlerine ve etrafındaki insanlara karşı geliştirdikleri olumsuz davranışların törpülenmesi için de gerek görüldüğünde uzmanlarımız yüz yüze görüşmeler gerçekleştiriyor." ifadelerini kullandı.

Açıklamada verilen bilgiye göre, merkeze ulaşmak isteyenler, telefon başında bekleyip zaman kaybetmek zorunda kalmıyor. Vatandaşlar, Keçiören Belediyesi web sitesinde bulunan Psiko-Sosyal Danışmanlık Destek Merkezi linkine tıklayarak kişisel bilgileriyle birlikte kayıt oluşturup sekreter ya da telesekreterle muhatap olmadan başvurularını gerçekleştirebiliyor.

Uzmanlar, randevu alan vatandaşı arayarak randevu gününe ilişkin bilgilendiriyor. Randevu saati yaklaşan vatandaşa tekrar hatırlatmada bulunmak için ikinci bir arama daha yapılarak terapi için hazır olması konusunda uyarıda bulunuluyor.

İSTANBUL (AA) – Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Pervin Sevda Bıkmaz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu dönemde kitlesel travmatik bir deneyimden geçildiğini belirterek, vatandaşların beden sağlıklarını korudukları gibi ruh sağlıklarını da korumaları gerektiğini söyledi.

Salgın nedeniyle evde kalma sürelerinin arttığını vurgulayan Bıkmaz, “Geçmiş yaşam deneyimlerimiz, mevcut yaşam koşullarımız, duyarlılıklarımız, kırılganlıklarımız, fiziksel ve duygusal bakım ve destek mekanizmalarımız bedensel direncimizi olduğu kadar ruhsal direncimizi de etkiler. Dolayısıyla bu süreç travmatik deneyimlere dönüşebilir.” dedi.

Bıkmaz, travmanın, dış dünyadan gelerek, tolerans sınırını, baş etme kapasitesini aşan zorlayıcı, örseleyici olay ve durumlarla, şiddetli bir duygusal yükle iç dünyayı sarstığını ifade ederek, güvende hissetmenin, yeterli korunma ve ekipmana sahip olmanın, doğru bilgilerden haberdarlık durumu ile yakın duygusal ilişkilerin koruyucu faktörler olduğunu kaydetti.

“Birçok insanda ruhsal bozukluklar artış gösterdi”

Bıkmaz, herkesin salgının yarattığı bu travmatik deneyimden etkilenme eşiğinin, baş etme biçiminin ve kapasitesinin farklılık gösterdiğini, bu durumdan kurtulmanın en önemli unsurunun bireyin yol haritası olduğunu aktardı.

Salgın nedeniyle insanların çalışma ve yaşam koşullarının büyük ölçüde değiştiğini hatırlatan Bıkmaz, şöyle konuştu:

“Alışkın olduğumuz, yoğun sosyal temas içeren yüz yüze işlerimizi online ve telefon gibi kısmi çalışma modellerine dönüştürdük. İş yeri kavramı çoğumuz için çok gerilerde kaldı. İşler zamansızlaştı, iş yerleri mekansızlaştı. Evden çalışır olduk. Bu hızlı dönüşümün çok yönlü etkileri oldu ve olmaya devam ediyor. Bu süreçte birçok insanda, depresyon, panik atak, kaygı bozuklukları, ağrı bozuklukları, travma sonrası stres bozukluğu gibi ruhsal sorunlarda artış görülmekte. Bu tür ruhsal durumlar özellikle bireyin salgından sonraki hayatı için büyük önem teşkil ediyor.”

Günlük rutinleri koruyarak, belirsizlikten ve karmaşadan kurtulun

Salgın sürecinde kişinin ruhsal yapısını korumasının yol haritasını anlatan Bıkmaz, günlük rutinleri sürdürmenin, belirsizlikten ve karmaşadan korunmak için önemli olduğunu dile getirdi.

Bıkmaz, rutin oluşturmanın temelinde uyku düzenine sadık kalınmasının yattığını belirterek, şöyle devam etti:

“İyi ve düzenli uyku stresle başa çıkmaya yardımcı olur. Sabahları erken uyanmaya devam edin. Online çalışmalarınızda mesai ve hafta sonu tatili mefhumuna sadık kalmaya özen gösterin. Her ne kadar evde olsanız da en az bir saatlik öğle arası verin. Yakın geçmişte kullandığımız, ‘Eve iş getirmeme’ tavsiyeleri geçerliliğini yitirse de kişisel hayatınıza alan ayırın. Mümkünse akşam üzeri çalışmalarınızı sonlandırın, geceye iş bırakmayın. Kalan işlerinizi sabah tamamlamayı hedefleyin. Evden çalışma sürecinde dikkat edilmesi gereken diğer bir konu da yeme alışkanlıkları. Bu süreçte yeme alışkanlıklarında değişimler olabilmekte. İnsanlar olduğundan fazla yiyecek, atıştırmalık tüketme eğilimindeler. Bu durum biraz da yiyecek kaynaklarına yakın olmakla, zulalar bulundurmakla ilişkili. Öğün mantığına sadık kalın. Mümkünse işlerinizi mutfaktan yürütmeyin. Yemek masası ile çalışma masasının taşıdığı anlamlar, zihnimizdeki karşılıkları ve davranışlarımız üzerinde yaratacakları etkiler birbirinden farklıdır.”

Pandemi sürecinde kişisel bakımınızı ihmal etmeyin

Sosyal temasın az olması nedeniyle insanların öz bakım alışkanlıklarında da değişikliklerin olduğunu anlatan Uzman Dr. Bıkmaz, bu süreçte insanların öz bakımlarına daha az önem gösterdiğini söyledi.

Bıkmaz, öz bakımın, öz saygı, öz değerlilik ve öznel iyi oluşla yakından ilişkili olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

“Her koşulda asgari öz bakımınızı sağlayın; örneğin düzenli olarak duşunuzu alın, tıraşınızı olun, temiz kıyafetler giyinin. Fiziksel ve duygusal bakım en temel ihtiyaçlarımızdır. Evde rahat kıyafetler giymek elbette çoğu insanın tercih ettiği bir durum. Ancak iş yaparken giyiminize özen gösterin. Pijamalarınızla iş yapmayın. ‘Pijama’ tasarımı zihnimizde uyku, yatak ve dinlenmeyle ilgili bağlantılar içerir. Son olarak rutinleri korumak yetmez yeni rutinler oluşturun. Keyif aldığınız uğraşıları rutininizin bir parçası haline dönüştürün. Hobiniz yoksa edinmek için hala iyi bir fırsatınız var. Egzersiz yapmıyorsanız başlayabilirsiniz. Hep merak ettiğiniz ancak fırsat bulamadığınız konuları araştırabilirsiniz. Örneğin derin denizlerdeki yaşam formları, grup içinde insan davranışları, Eflatun’un mağara alegorisi… gibi. Bunları ‘öteki’lere göstermek için değil kendiniz için yapın. Keyif aldığınız, size iyi gelen, sizin için gerçek bir anlamı olan uğraşları keşfedin. Yaşadığımız kitlesel travmada onarıcı olan kayıplarımızın kabulü ve bütün bunlar kolektif bir acıya dönüşmeden yasının tutulmasıdır. Kayıplarımızın geride bıraktığı eksikliğin izlerini, iç dünyamızı, uygarlığı ve geleceği onarabilmemiz ancak her birimizin kendisinde keşfedeceği ruhsal panzehirle mümkün olacak.”