İTO Başkanı Avdagiç: “Hizmetler sektöründeki firmalar için kayırıcı tedbirler alınmalı”

İSTANBUL (AA) – İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, “Salgın tüm sektörleri derinden etkiledi, ama hizmetler sektörünü çok daha fazla etkiledi. Açık açık söylüyoruz, hizmetler sektöründeki firmalar için kayırıcı tedbirler alınması gerektiğine inanıyoruz. Pandeminin yol açtığı mağduriyetlerin giderilmesi, bu sektörlerdeki işletmelerin ve çalışanların hayatlarına devam edebilmeleri ancak buna bağlıdır.” dedi.

Avdagiç, İTO’nun video konferans yöntemiyle yapılan aralık ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada, İTO’nun 440 binden fazla üyesini temsil eden 261 meclis üyesine hitap etti.

Kendisinin de Kovid-19’a yakalandığını ve atlattığını belirten Avdagiç, “Tedavi sürecini hastanede geçirdim. Kelimelerle tarif edilemeyecek bir dönemdi. O zorlu günlerde benim için en büyük destek ve moral kaynağı, sizlerin açtığı telefon, sizlerin attığı mesaj ve paylaştığınız güzel temenniler ile dualarınız oldu.” değerlendirmesinde bulundu.

Avdagiç, aralık ayının İTO’nun hüzün ayı olduğunu aktararak, Meclis ve Komite Üyeleri ile yakınlarından önemli kayıplar yaşandığını bildirdi.

İTO 19. Dönem Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Çağlar’ın da 11 Aralık 2017’de hayatını kaybettiğini hatırlatan Avdagiç, “İTO olarak İbrahim Başkanın adını, Arnavutköy’de yaptırdığımız Anadolu İmam Hatip Lisesi’ne verdik. Buradan yetişen öğrenciler ve biz, onun adını her zaman hayırla yad edeceğiz.” dedi.

Avdagiç, Kovid-19 salgınının ekonomiye ve sektörlere etkisine değinerek, hükümetin açıkladığı Kısa Çalışma Ödeneği için yeni başvuru imkanı getirilmesini memnuniyetle karşıladıklarını söyledi.

Avdagiç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“ Kredi Garanti Fonu'ndan KOBİ'lere 7,5 milyar TL yeni kredi sağlanması da finansman sıkıntısı çeken tüccara önemli bir açılım oldu. Hizmetler sektörümüzdeki servis taşımacılığı, turizm-otelcilik, sağlık hizmetleri ve tıbbi malzemeler, fuarcılık, kültür-sanat, spor faaliyetleri, yeme-içme kısıtlamalar sebebiyle kapalı olan sektörlerden birkaçı. Bu sektörlerde faaliyet gösteren işletmelerin ve ilişkide olduğu sektörlerin ayakta durması için daha etkin tedbir ve teşvikler alınması gerekiyor. Salgın tüm sektörleri derinden etkiledi, ama hizmetler sektörünü çok daha fazla etkiledi. Açık açık söylüyoruz, hizmetler sektöründeki firmalar için kayırıcı tedbirler alınması gerektiğine inanıyoruz. Pandeminin yol açtığı mağduriyetlerin giderilmesi, bu sektörlerdeki işletmelerin ve çalışanların hayatlarına devam edebilmeleri ancak buna bağlıdır.”

– "Mücadelemizi hem sağlık hem de ekonomi alanında sürdürmeliyiz"

Avdagiç, olağanüstü şartların, olağanüstü yollara başvurmayı gerektirdiğini belirterek, “Hükümetin bu süreçte aldığı önlemler ekonominin ve üretimin durmamasını sağlamıştır. Şimdi, yeni yol ve yöntemler geliştirerek, devam etmekte olan koronavirüs tehdidine karşı mücadelemizi, hem sağlık hem de ekonomi alanında sürdürmeliyiz.” diye konuştu.

İstanbul Ticaret Odası olarak işletmelerin pandemi sürecini en az kayıpla atlatmaları için birçok farklı platformda çalıştıklarını ifade eden Avdagiç, “Pandemi sürecinde, biz iki şeye önem verdik. Birincisi sektörlerimizle dinamik bir iletişim içinde olmaya önem verdik. İkinci olarak da Bakanlıklarımızla, TOBB ile verimli bir çalışma mekanizmasına sahip olmayı önemsedik. Bu iki kollu iletişim, pandemi döneminde bizim ‘olmazsa olmazımız’ oldu. Bir kanaldan sizlerin görüş ve önerilerinizi alırken, diğer kanaldan bunları gruplayıp, sistematik halde çözüm mercilerine ilettik. Memnuniyetle söylemeliyim ki geçtiğimiz 11 ay içinde hükümetin açıkladığı pek çok düzenleme ile aldığı tedbirlerin temelinde, İstanbul Ticaret Odası’nın harcı vardır.” dedi.

Avdagiç, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile 18 Kasım’da Türkiye Ekonomi Şurası’nda video konferans yöntemiyle bir araya geldiklerini ve İstanbul iş dünyasının görüşünü paylaştıklarını kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın iş dünyası temsilcilerinin görüşlerine büyük önem verdiğini aktaran Avdagiç, İTO olarak iş dünyasının düşüncelerini yetkililerle yaptıkları ikili görüşmelerde ya da bakanlıklarla yapılan heyet toplantılarında da naklettiklerinin altını çizdi.

Avdagiç, “Bununla da yetinmedik, kamuoyuyla da paylaşıp gerekli etkiyi oluşturmaya özen gösterdik. Böylece iletişimin tüm yöntemlerini, sizlerin ve üyelerimizin dertlerine derman bulmak için kullandık, kullanmaya devam ediyoruz.” dedi.

Bunun yakın zamanda gerçekleşen iki örneğini aktaran Avdagiç, “İTO olarak 2021 yılında reel sektörün güçlendirilmesi için alınması gereken 8 önemli tedbiri, 'Üretim ve İhracatta Anti-Kovid 2021 Önlemleri' adı altında kamuoyuyla paylaştık. Çünkü biz Sayın Cumhurbaşkanımızın açıkladığı ekonomide yeni dönemin, bu tedbirlerin uygulanması için önemli bir fırsat olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca bu tedbirler, özel sektörümüzün dayanıklılığını artırarak, yeni yıla dirayetli bir başlangıç yapmasını da sağlayacaktır." yorumunu yaptı.

– "Türkiye, kimsenin sınırlarına, çıkarlarına yan gözle bakmıyor"

Avdagiç, Avrupa Birliği’nin 10 Aralık’ta başlayan ve bugün de devam edecek liderler zirvesine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Önce şunun altını çizelim; biz de iş dünyası olarak, ‘Kendimizi başka yerlerde değil Avrupa'da görüyor, geleceğimizi Avrupa ile birlikte kurmayı tasavvur ediyoruz.’ Ancak, bu ülküye sahip olmamız, millî çıkarlarımızdan ve şahsiyetimizden vazgeçeceğimiz anlamına gelmez. İbni Haldun’un dediği gibi coğrafya kaderdir. Türkiye’nin kaderi bu coğrafya ile Avrupa ile bütünleşmiştir. Öyle olmaya da devam edecektir. AB ülkeleri de bu gerçeğin farkında olmalı. Türkiye, kimsenin sınırlarına, çıkarlarına yan gözle bakmıyor. Ama Doğu Akdeniz’deki çıkarlarına saygısızlık edilmesini de kabul etmeyecektir. Türkiye, Doğu Akdeniz’de doğal kaynak gelirlerinin adaletli ve eşitlik ilkesine uygun biçimde paylaşılmasını istiyor. Bunlar en tabi ve haklı isteğidir.”

Türkiye ekonomisinin pandeminin yanı sıra uluslararası önemli gelişmelerle de doğrundan etkileşim halinde olduğuna işaret eden Avdagiç, "Dolayısıyla hem AB ile girilen sürecin hem de ABD seçimlerinden sonraki sürecin dikkatle yönetilmesi gerekiyor. İş dünyası olarak biz, ekonomimizin bu zorlu iç ve dış baskıları da başarıyla bertaraf edip yoluna güvenle devam edeceğine inanıyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – İTO, piyasaların şeffaflığını sağlamak ve kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla geçen ay İstanbul’da perakende fiyatı en fazla artan ve azalan ürünleri, fiyatları ve değişim oranlarıyla birlikte açıkladı.

Buna göre, İTO’nun İstanbul Ücretliler Geçinme İndeksi’nde yer alan 242 üründen 130’unun perakende fiyatı artarken, 16 ürünün fiyatı düştü, 96 ürünün fiyatı ise değişmedi.

Ağustos ayında gıda harcamaları yaş, kuru sebze ve meyveler alt grubunda yer alan salatalık yüzde 49,48 ile fiyatı en fazla artış gösteren ürün oldu.

Fiyatında artış yaşanan diğer ürünler; aynı gruptan yüzde 43,09 ile limon, yüzde 40,87 ile kabak, yüzde 24,40 ile taze fasulye, ulaştırma ve haberleşme grubundan yüzde 15,14 ile şehir içi tren ve şehir içi otobüs bilet ücretleri olarak belirlendi.

Ağustosta erik yüzde 24,32 ucuzladı

Geçen ay gıda harcamaları yaş kuru sebze ve meyveler alt grubunda yer alan erik, yüzde 24,32 düşüşle fiyatı en fazla azalan ürün oldu.

Fiyatında azalış izlenen diğer ürünler; kültür, eğitim ve eğlence grubundan yüzde 12,95 ile maç giriş bilet ücreti, gıda harcamaları grubundan yüzde 11,73 ile yaş üzüm, aynı gruptan yüzde 10,94 ile armut olarak kayıtlara geçti.

İSTANBUL (AA) – İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, AA muhabirinin son ekonomik gelişmeler ve istihdam politikalarına ilişkin sorularını yanıtladı.

Türkiye’nin salgın sürecinde makul bir anlayışla hareket ettiğini vurgulayan Avdagiç bunun sonucunda makul bir büyüme rakamı elde edildiğini ifade etti.

Avdagiç, sonbaharda tekrar kapanma olmazsa Türkiye’nin önünde çok iyi bir iki çeyrek olduğunu kaydederek, müteşebbisiyle, çalışanıyla, lojistikçisiyle ve tüm paydaşlarıyla salgın sürecinde diğer ülkelere göre daha entegre bir faaliyet yürüttüklerini söyledi.

Salgın süreci öncesi dijital dönüşüme yatırım yapan şirketlerin süreçten büyük bir kazançla çıktığını aktaran Avdagiç, “Dijital altyapısını kurgulayan şirketler pandemi sürecinde çok hızlı büyüdüler. Bizim araştırmalarımıza göre pandemi öncesine göre kargo sayılarında 6.5 kat bir artış olduğu görülüyor. Tüketim alışkanlıkları bu süreçte değişti. Bunun kalıcı bir tortu olduğunu düşünüyorum. Pandemi öncesi alışkanlıklara oldukça sınırlı bir dönüş olacaktır.” dedi.

TÜFE ile ÜFE arasındaki farkın çok iyi yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Avdagiç şu değerlendirmelerde bulundu:

“Türkiye şimdiye kadar enflasyonla mücadeleyi kendi iç problemi olarak yönetiyordu. Türkiye ilk defa enflasyon ithal ediyor. Şu an Avrupa’da Amerika’da yılda görmedikleri enflasyonu ayda görmeye başladılar. Türkiye’nin kendi enflasyonunun üstüne bir de ithal enflasyon eklenince TÜFE ile ÜFE arasındaki makas iyice açıldı. Türk iş dünyası şu anda ciddi bir yükü sübvanse ediyor. 44’lere gelen ÜFE’yi piyasaya 19 olarak yansıtıyorsanız burada bir problem vardır. Daha evvelki tecrübelerimizden şunu anlıyoruz ÜFE TÜFE farkının yüzde 40’nın 6-8 ay arasında piyasaya yansıdığını görüyoruz. Emtia fiyatlarında bir normalleşme olmazsa TÜFE’nin üzerine ciddi bir fiyat baskısının geleceğini öngörmemiz lazım.”

Türkiye’nin eğitim piramidinde problem olduğunu bildiren Avdagiç, “Mevcut eğitim piramidinden meydana gelen çıktılar iş dünyasının taleplerini karşılamıyor. Devlet, eğitim piramidini inşa ederken iş dünyası ile koordineli olmalı. Aksi takdirde karşılıklı memnuniyetsizlikler ortaya çıkıyor. Avrupa’da başarılı olmuş iki ülke göze çarpıyor. Bunlar Almanya ve Avusturya. Bu ülkelerde mesleki eğitimin ağırlıklı olduğunu görüyoruz.” şeklinde konuştu.

“Slogan değil çözüm odaklı stratejiler üretilmeli”

Türkiye’nin son yıllarda hızlı bir üniversitelileşme süreci yaşadığını anımsatan Avdagiç, şunları kaydetti:

“Hızlı üniversitelileşme, iş dünyasının taleplerini karşılamayan yüzbinlerce işsiz üniversiteliyi çıkardı. Bu arkadaşlarımızın ek bir formasyon ile iş dünyasına entegre edilmeleri gerekiyor. Bütün sanayici dostlarımızla yaptığımız toplantılarda mavi yakalı personel eksikliğinin olduğunu ve bu durumun sanayicinin en önemli sorunu olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin büyük bir ilçesinde İŞKUR kayıtlarına baktığımızda 150’den fazla dış ticaret mezunu gencimizin iş için başvuru yaptığını görüyoruz fakat bu ilçemizde 240 CNC operatörü aranıyor.

Bir şeyler üretmişiz fakat talebi karşılamıyor. Meslek liselerinin teşvik edilmesi gerekiyor. Karşılıklı suçlamalar ve kışkırtmalarla bir yere varamayız. Fevri, popülist, puan toplamaya yönelik söylemleri bir kenara bırakıp sonuç odaklı stratejiler üretmemiz gerekiyor. Milli Eğitim Bakanlığı, İŞKUR ve İş Dünyası bir araya gelip bu sorunu birlikte çözebilirler. Mutlaka bir çözüm üretmemiz gerekiyor. Ülkemizin ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik bir organizasyon inşa edilebilir.”

İTO olarak İstanbul’da bulunan meslek liselerinde hamilik projesini başlattıklarını hatırlatan Avdagiç, “Şu an şehrimizde bulunan 250 meslek lisesinin 70 tanesinde İTO hamileri bulunuyor. Burada öğrenim gören öğrencilerimizin her türlü ihtiyaçlarıyla ilgileniyorlar. Müfredattan, gerekli olan teçhizatın teminine kadar okullarımızla beraber çalışıyoruz. Ayakkabı sektörü temsilcilerimiz ayakkabı üretimi ile ilgili eğitim alan öğrencilerle bizzat ilgileniyorlar. Ve bu sürecin sonunda yüzde yüze yakın istihdam garantisi veriyoruz. 2023 yılına kadar hedefimiz 250 lisemizde de bu uygulamayı yürütmek.” yorumunu yaptı.

“Hayallerinize imkan tanıyın”

“Gençlerimiz mezun olur olmaz çok büyük şirketlerde çok iyi şartlarda çalışmak istiyorlar. Bu tamamen yanlıştır demiyorum fakat hayallerine de imkan tanımaları gerektiğini düşünüyorum. Çünkü gençken hata yapma lüksü var. Bu noktada devletimizin gençlere ciddi destekler var. Bunları takip etmeliler.” diyen Avdagiç sözlerini şöyle tamamladı:

” Bilgiyi Ticarileştirme ve Araştırma Vakfımız aracılığı ile startup projeleri destekliyoruz. Gençlerimiz fikirlerini bizlere getiriyor ve değerlendirme kurulunda fikirleri onaylanırsa onlara yer sağlıyoruz, eğitim süreçlerini takip ediyoruz, potansiyel müşterilerle buluşturuyoruz. Buraya genç girişimci olarak girenler istihdam üreten bir işveren olarak çıkıyorlar. Şu ana kadar 10 bin girişimciye hizmet verdik. Halihazırda 700 girişimci arkadaşımız şu an bu hizmetimizi kullanıyorlar. Yine Savunma Sanayi Başkanlığımız ile birlikte kurduğumuz Teknopark İstanbul var. 10 bin metrekarelik bir yapı kurduk. Orada da 100’den fazla startup arkadaşımız var. Rahmetli İbrahim Çağlar başkanımızın dediği gibi fikri olan fikrini kapıp gelsin.”

Furkan Gençoğlu