İTÜ, Ahbap Paltformu'nu ağırladı

İSTANBUL (AA) – İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca, Ahbap Platformu kurucusu, sanatçı Haluk Levent ile bir araya geldi.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, İTÜ Rektörlük binasında gerçekleşen buluşmada, Türkiye'de sosyal sorumluluk alanında yaptıkları başarılı çalışmalar ve İTÜ Vakfı’na verdiği destekten dolayı İTÜ Rektörü Prof. Dr. Karaca, Levent'e plaket takdim etti.

Levent, İTÜ'de okuyan burslu ve başarılı öğrencilere destek olmak amacıyla konser vereceğini bildirdi.

Yeni bir albüm çalışmasının da müjdesini veren Levent, "Annemin vefatından sonra onun bana söylediği ninnilerden ve türkülerden oluşan bir albüm yapmaya başladım. Annemin vasiyeti diyebilirim, şu an stüdyodayım." ifadelerini kullandı.

İTÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Karaca da Ahbap Platformu'nun yaptığı çalışmalarda sosyal sorumluluk duygusunun ön planda olmasının önemine değindi.

İTÜ'nün sosyal sorumluluk faaliyetlerinin yanında olduğunu belirten Karaca, "Sanatçımız Haluk Levent'in kalbi duyguları çok yüksek. Ülkemizde 7 den 70'e herkesin sevgi ve saygı duyduğu bir sanatçı. Vakfımıza ve dolayısıyla öğrencilerimize desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyoruz." açıklamasını yaptı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL(AA) – Ünlü sanatçı Haluk Levent ve doğuştan görme engelli “kusursuz kulak” Bager Çalışcı, Vodafone’un 5G teknolojisi sayesinde bir araya geldi.

Vodafone'den yapılan açıklamaya göre, Vodafone 5G’nin sunduğu eşzamanlı bağlantı teknolojisiyle, Haluk Levent Vodafone Park’tan, Bager Çalışcı ise Muş’tan piyanoda “Elfida” adlı parçayı çaldı. Aralarında yaklaşık 1.400 kilometre mesafe bulunan Levent ve Çalışcı, 4.5G’ye kıyasla ortalama 10 milisaniye daha düşük gecikme süresine sahip olan Vodafone 5G üzerinden karşılıklı olarak piyanolarının tuşlarına bastı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Vodafone Türkiye İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Meltem Bakiler Şahin, teknolojinin gücünün insan ruhunun gücüyle birleştiğinde hayatı iyileştirebileceğine inandıklarını belirterek, "‘Birlikte mümkün’ mottomuzla, teknoloji ve insan birlikteliğinden doğan güçle daha iyi bir geleceğin mümkün olduğuna vurgu yapıyoruz. Bu mesajımızda, gelecekte gigabit seviyesinde hızlara ulaşacak altyapıların toplum hayatı üzerindeki etkilerine dikkat çekiyoruz. Buna göre, yüksek hızlı altyapılar, insanların ve toplumların bağlantısını güçlendirecek, eğitim, sağlık ve refahı destekleyerek daha kapsayıcı ve sürdürülebilir bir toplum yaratılmasına yardımcı olacak." ifadelerini kullandı.

2023 itibarıyla Türkiye’de de hayatımıza girmesi beklenen 5G teknolojisini şimdiden insanlığın faydasına sunmaya çalıştıklarını vurgulayan Şahin, "‘Kusursuz kulak’ Bager Çalışcı’nın yeteneğini 5G teknolojimizi kullanarak milyonlara duyurduk. Aynı zamanda, Bager’in ünlü sanatçımız Haluk Levent ile birlikte piyano çalma hayalini de gerçekleştirmiş olduk. Vodafone olarak, 5G yolunda teknolojiyi insanlığın faydasına sunmaya devam edeceğiz.” açıklamasında bulundu.

– Teknoloji gelişince müzik gelişiyor

Sanatçı Haluk Levent ise teknolojinin gelişimiyle müziğin de geliştiğini hatırlatarak şu değerlendirmelerde bulundu:

"Gelişen teknolojiyle müzik yapmak ayrı bir güzellik. Vodafone 5G’ye biz teşekkür ediyoruz. Bundan sonraki müzikal yolculuğumuzda o da olacak. Artık, dünyanın neresinde olursa olsun, bir müzisyenin başka bir ülkeye saatlerce yolculuk yapmasına gerek kalmayacak. 5G ile herkes birbirine çok daha fazla yaklaşıyor. Elfida’nın küçük bir çocuğa yazılmış olmasının Bager’i etkilediğini ve bu nedenle daha duygulu çaldığını düşünüyorum. Hayallerin peşinden gitmek ve onlara sadık kalmak gerekiyor. Bir hayalin hayata geçmesine ortak olmak çok güzel. Ne mutlu bana ki Bager’i tanıdım ve bundan sonraki yolculuklarıma Bager’i de alıp götürüyorum.”

Piyanoyu çok sevdiğini ve iyi eğitim alarak başarılı bir piyanist olmak istediğini anlatan Bager Çalışcı da, “Ailem ben küçükken müziğe karşı bir duygum olduğunu anlamış. Piyano parçaları çalıyorum. Darbuka ile ritim tutmayı da seviyorum. Dünya çapında bir piyanist olmak, konservatuvarda müzik çalmak istiyorum. Müzik beni her türlü etkiliyor. Haluk Levent ile çalmak beni çok heyecanlandırdı. Elfida benim ilk dinlediğim parça. Güne başlarken dinlediğim şarkılardan biriydi. Bu şarkının hayatımda önemli bir yeri olduğu için çaldım.” şeklinde konuştu.

-Duyduğu sesleri notaya dökebiliyor

Muş’un Murat Paşa Mahallesi'nde yaşayan 9 yaşındaki Bager Çalışcı, doğuştan görme engeline rağmen piyano üzerinde aynı anda basılan 6 notayı ayırt edebiliyor ve dinlediği her müziği piyanoya uyarlayabiliyor. “Kusursuz kulak” Çalışcı’nın bu yeteneği, kendisi gibi görme engelli müzik öğretmeni Caner Keser tarafından keşfedildi. Daha önce Muş’un bir köyünde çocuklara piyano konseri veren, ardından Muş Ovası’nda verdiği konserlerle kamuoyunun dikkatini çeken Çalışcı, kendini geliştirmek için çalışmalarını sürdürüyor.

İSTANBUL (AA) – Marmara’nın çeşitli noktalarında görülen ve yer yer denizin dibi ile yüzeyini de kaplayan müsilajın temizlenmesi için çalışmalar devam ediyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının “Marmara Denizi Koruma Eylem Planı” kapsamındaki temizlik çalışmalarına Liman Başkanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Tarım ve Orman Müdürlüğü ile belediyeler destek veriyor.

Temizleme çalışmalarının yanı sıra müsilaja neden olan sebeplerin çözümü için de bir çok araştırma ve çalışma yapılıyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bu anlamda araştırma yapan kurumlardan biri. İTÜ MEM-TEK bünyesinde yerli ve milli olarak nanoteknolojik yöntemle membran filtreler, İstanbul’da Ağva Atıksu Arıtma Tesisinde, tekstil endüstrisi atık sularının arıtımı ve geri kazanımında, süt endüstrisi atık sularının arıtımında, çöp sızıntı suları gibi kuvvetli atık suların arıtımında ve paket atık su arıtma tesislerinde kullanılıyor.

Membran biyoreaktör teknolojisinin evsel ve endüstriyel atıkların arıtılmasında yüzde 99 başarı sağladığı belirtiliyor.

İTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Marmara Denizi’nin kapalı bir deniz olması nedeniyle su hareketliliğinin çok düşük olduğunu söyledi.

Bu nedenle Marmara Denizi’nde giriş ve çıkış dengesinin çok iyi kontrol edilmesi gerektiğini dile getiren Koyuncu, “Bu tür kapalı su ortamlarında kirlilik yükünün özümleme kapasitesinin üzerine çıkmaması gerekiyor. Bu özümleme kapasitesinin çok üzerinde bir karbon, azot ve fosfor, Marmara Denizi’ne verildiği için şu anda deniz ortamındaki fitoplankton türü canlılar, aşırı besin maddeleriyle beslenerek, büyüyüp müsilajı ortaya çıkarıyor” dedi.

“Evsel ve endüstriyel atıklar kirlilikte büyük problem oluşturuyor”

Prof. Dr. Koyuncu, hassas bir ortam olan Marmara Denizi’ndeki kirlilik yükünün çok iyi kontrol altına alınması gerektiğinin altını çizdi.

Marmara Denizi’ndeki tekil kirliliğin, yani evsel ve endüstriyel sular ile deniz ortamına verilen kirliliklerin büyük problem oluşturduğunu belirten Koyuncu, şunları kaydetti:

“Bu evsel ve endüstriyel atıkların kontrol altına alınması gerekiyor. Bu şekilde kirlilik yükünü azaltarak Marmara Denizi’ndeki müsilaj problemini orta vadede kontrol altına alabiliriz. Deniz ortamına verilen evsel ve endüstriyel atık sulardaki karbon, azot ve fosfor kirliliğinin azaltılabilmesi ve sıfırlanması açısından membran teknolojileri çok önemli rol oynuyor. Membran biyoreaktör teknolojisi şu anda ülkemizde ve dünyada birçok yerde kullanılıyor. İTÜ bünyesindeki MEM-TEK’de yerli ve milli olarak biz de membran filtrasyon modülleri üretiyoruz. Şu anda bunu seri üretime geçirdik. Membran filtreler, polimerik malzemelerden üretilen nanometre düzeyinde çok küçük gözeneklere sahip seçici geçirgen zar görevi gören filtrelerdir.”

Türkiye’de bu teknoloji üretildikten sonra maliyetlerin düşürüldüğünü aktaran Koyuncu, “Membran biyoreaktör teknolojisi ile atık suyu yeniden kullanılabilir seviyede arıtabiliyoruz. İTÜ bünyesinde ürettiğimiz membran biyoreaktör teknolojisini hassas bölge olan Marmara Denizi’nde uygulayıp kirlilik yükünü kontrol altına alabilmek mümkün. Membran biyoreaktör teknolojisi evsel ve endüstriyel atıkların arıtılmasında yüzde 99 başarı sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Membran biyoreaktör teknolojisinin Türkiye’de üretilebiliyor olmasının önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koyuncu, “Talep olması halinde istenilen kapasitede Marmara havzasındaki bütün atık su arıtma tesislerinde bu teknolojinin kullanılması mümkün” dedi.

“Marmara havzası için uygun bir teknoloji”

Prof. Dr. Koyuncu, membran biyoreaktör teknolojisinin konvansiyonel arıtma teknolojilerine göre 4’te bir daha az yer kapladığını anlattı.

Marmara Denizi’nde nüfus yoğunluğunun da fazla olduğunu anlatan Koyuncu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dolayısıyla bu tür arıtma teknolojilerinin az yer kaplaması önemli. Bunun yanında membran biyoreaktör teknolojisi daha az çamur üretiyor. Bu arıtma tesisi açısından önemli. Az çamur üreten membran biyoreaktör teknolojilerinin uygulanması ileriye dönük olarak hassas olan Marmara Havzası için çok uygun bir teknoloji olacaktır. Ayrıca bu yurt dışından ithal edilen ürünlerle maliyetleri 1/2 oranında daha düşüktür. Bunun yanı sıra teknoloji yerli olduğundan herhangi bir bakım onarım gerektiği durumlarda hızlı teknik servis imkanı bulunduğundan belediyeler için tercih sebebidir.”

İTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, atık suyu arıtırken, arıtılan suyun içerisindeki azot ve fosforun geri kazanılabilmesinin önemli olduğunu, membran biyoreaktör teknolojileriyle azot ve fosforun denize verilmeyip gübre kalitesinde çok farklı şekillerde değerlendirilebileceğini sözlerine ekledi.