İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji, laboratuvar deneylerini sanal ortama taşıyor

İSTANBUL (AA) – Yüz yüze ve uzak eğitimin bir arada olduğu hibrit eğitim sistemine katkı sunan, fen programındaki biyoloji, kimya ve fizik kuramları ile uygulamalarını sanal ortama taşıyan VRLab Academy uygulaması, Doğa Koleji Genel Müdürlüğünde düzenlenen basın toplantısında tanıtıldı.

Uygulamanın tanıtım filminin ardından İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji Genel Müdürü Ali Rıza Lüle ile VRLab Academy Üst Yöneticisi Gürcan Demirci, VRLab Academy uygulamasına yönelik iş birliği anlaşmasını imzaladı.

İTÜ ETA Vakfı Başkanı ve Doğa Koleji Kurucu Temsilcisi Prof. Dr. Mehmet Karaca, toplantıda yaptığı konuşmada, salgın döneminin öğrencileri ve öğretmenleri eve hapsettiğini, bu yüzden uzaktan eğitimde yapamadıkları fizik, kimya, biyoloji gibi laboratuvarları VRLab Academy aracılığıyla sanal ortama taşıdıklarını söyledi.

VRLab’ın geliştirdiği yazılımlara içerik temin ederek iş birliği yaptıklarını dile getiren Karaca, “Öğrencilerimiz, gerçek ortamda yaptıkları laboratuvarları sanal ortama taşıdılar ve orada deneylerini yapıyorlar. Böylece teke tek laboratuvar yapmak imkanı sağlandı. Bu açıdan avantajlı. Biz de öğreniyoruz, onlar da öğreniyorlar. Bu öğrenme süreci de ülkenin ihracatına ciddi anlamda katkı sunacaktır.” diye konuştu.

En ideal eğitim yönteminin hem yüz yüze hem de sanal ortama taşıyarak yapılabileceğini belirten Prof. Dr. Karaca, hibrit modelin kaydedilen bilgilere bakıp hataları görme ve düzeltme imkanı, öğrenme sürecine de hızlı bir katkı sağladığını belirtti.

“Çocuklarımız bilimsel süreçleri deneyerek, test ederek öğreniyorlar”

İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji Genel Müdürü Ali Rıza Lüle, VRLab Academy uygulamalarıyla ilgili okulun fizik, kimya, biyoloji ve fen bölüm başkanlarının bir süredir çalıştıklarını, hazırlık ve testleri tamamladıktan sonra uygulamaya başladıklarını anlattı.

Salgın nedeniyle çocukları laboratuvara getiremediklerini belirten Lüle, “Bu uzaktan eğitimde eksik bir yöndü. VRLab Academy ile bu deneyleri artık hem sınıf içine hem eve taşıyarak tehlikesiz bir ortam oluşturduk. Çocuklarımız bilimsel süreçleri deneyerek, test ederek öğreniyorlar. Hatta bununla ilgili TÜBİTAK projeleri hazırlamaya başladılar. Çünkü orada yaptıkları deneyler, birebir laboratuvarda yaptıkları aynı, yalnızca sanal ortamda yapıyorlar.” ifadelerini kullandı.

Öğrencilerin VRLab Academy ile aldıkları teorik eğitimi uygulamaya dönüştürme imkanına kavuştuklarını dile getiren Lüle, TÜBİTAK projeleriyle öğrencilerin bundan sonraki süreçte diğer ülkelerdeki öğrencilerle yarışacaklarını bildirdi.

“Evlerinden teorik uygulamaların pratiğe yönelik deneylerini yapabiliyorlar”

VRLab Academy Üst Yöneticisi Gürcan Demirci, VRLab Academy’nin sanal gerçeklik teknolojisini de kullanarak fizik, kimya, biyoloji ve fen bilgisi deneylerine yönelik bir laboratuvar ve öğrencilerin 3 boyutlu etkileşimli ortamda laboratuvar cihazlarını kullanmalarını sağlayan bir eğitim platformu olduğunu söyledi.

Demirci, “VRLab Academy ile hibrit eğitim sistemine uygun bir şekilde öğrenciler okullarından ya da evlerinden teorik uygulamaların pratiğe yönelik deney uygulamalarını yapabilmekteler. Doğa Koleji okulları ile geliştirdiğimiz akademik iş birliğiyle hem içerik çalışmaları ürettik hem de pandemi döneminde laboratuvar deneylerini yapmak imkanı buldular.” dedi.

VRLab Academy’nin 28 farklı ülkede kullanıldığını aktaran Demirci, bunun, sadece salgın döneminde değil sonrasında da hibrit eğitime geçişle dünyada ses getirmeye başlayacak bir uygulama olacağını ifade etti.

Doğa Koleji Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Özeren’in de katıldığı toplantıda, VRLab Academy Üst Yöneticisi Gürcan Demirci; İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji Genel Müdürü Ali Rıza Lüle, Bilişim ve Eğitim Teknolojileri Direktörü Hakan İnanır, Liseler Koordinatörü Sibel İzgiman, Eğitim Danışmanı Özgür Kapan, Fizik Bölüm Başkanı Sema Balkan, Kimya Bölüm Başkanı İbrahim Türken, Biyoloji Bölüm Başkanı Muhammet Kılıçöz, Fen Bilimleri Bölüm Başkanı Fatih Tüfekçi ile İş Geliştirme ve Süreç Yönetimi Müdürü Hamza Yılmaz’a plaket verdi.

VRLab Academy uygulamaları

İTÜ Eta Vakfı Doğa Koleji öğrencileri, fen programındaki kuram ve uygulamaları VRLab Academy uygulaması ile sanal laboratuvara taşıyor.

Öğrenciler, gerek derslerde gerek evde fizik, kimya ve biyoloji derslerinde sanal deneyler yaparak, bilim ve teknoloji alanında tam donanımlı yetişiyor. Ayrıca öğrenciler, sanal deney uygulamaları yaparak ve sonuçlarını raporlaştırarak, sanal laboratuvarlar ile evlerinde bilim uygulamalarıyla buluşuyor.

Öğrenciler, 2021-2022 eğitim öğretim döneminde başlayacak VRLab Academy Yapay Zeka Bilim Ligi’nde uluslararası okullarla yarışacak. Öğrencilerin yapay zekanın temel kavramlarını anlamalarını ve bilim laboratuvarı içerisinde kendi algoritmalarını oluşturmalarını destekleyen bilim ligi katılımıyla lise seviyesindeki öğrenciler, yapay zeka çalışmaları konusunda ilk adımlarını atacaklar.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Marmara’nın çeşitli noktalarında görülen ve yer yer denizin dibi ile yüzeyini de kaplayan müsilajın temizlenmesi için çalışmalar devam ediyor.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığının “Marmara Denizi Koruma Eylem Planı” kapsamındaki temizlik çalışmalarına Liman Başkanlığı, Sahil Güvenlik Komutanlığı, Tarım ve Orman Müdürlüğü ile belediyeler destek veriyor.

Temizleme çalışmalarının yanı sıra müsilaja neden olan sebeplerin çözümü için de bir çok araştırma ve çalışma yapılıyor.

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) bu anlamda araştırma yapan kurumlardan biri. İTÜ MEM-TEK bünyesinde yerli ve milli olarak nanoteknolojik yöntemle membran filtreler, İstanbul’da Ağva Atıksu Arıtma Tesisinde, tekstil endüstrisi atık sularının arıtımı ve geri kazanımında, süt endüstrisi atık sularının arıtımında, çöp sızıntı suları gibi kuvvetli atık suların arıtımında ve paket atık su arıtma tesislerinde kullanılıyor.

Membran biyoreaktör teknolojisinin evsel ve endüstriyel atıkların arıtılmasında yüzde 99 başarı sağladığı belirtiliyor.

İTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Marmara Denizi’nin kapalı bir deniz olması nedeniyle su hareketliliğinin çok düşük olduğunu söyledi.

Bu nedenle Marmara Denizi’nde giriş ve çıkış dengesinin çok iyi kontrol edilmesi gerektiğini dile getiren Koyuncu, “Bu tür kapalı su ortamlarında kirlilik yükünün özümleme kapasitesinin üzerine çıkmaması gerekiyor. Bu özümleme kapasitesinin çok üzerinde bir karbon, azot ve fosfor, Marmara Denizi’ne verildiği için şu anda deniz ortamındaki fitoplankton türü canlılar, aşırı besin maddeleriyle beslenerek, büyüyüp müsilajı ortaya çıkarıyor” dedi.

“Evsel ve endüstriyel atıklar kirlilikte büyük problem oluşturuyor”

Prof. Dr. Koyuncu, hassas bir ortam olan Marmara Denizi’ndeki kirlilik yükünün çok iyi kontrol altına alınması gerektiğinin altını çizdi.

Marmara Denizi’ndeki tekil kirliliğin, yani evsel ve endüstriyel sular ile deniz ortamına verilen kirliliklerin büyük problem oluşturduğunu belirten Koyuncu, şunları kaydetti:

“Bu evsel ve endüstriyel atıkların kontrol altına alınması gerekiyor. Bu şekilde kirlilik yükünü azaltarak Marmara Denizi’ndeki müsilaj problemini orta vadede kontrol altına alabiliriz. Deniz ortamına verilen evsel ve endüstriyel atık sulardaki karbon, azot ve fosfor kirliliğinin azaltılabilmesi ve sıfırlanması açısından membran teknolojileri çok önemli rol oynuyor. Membran biyoreaktör teknolojisi şu anda ülkemizde ve dünyada birçok yerde kullanılıyor. İTÜ bünyesindeki MEM-TEK’de yerli ve milli olarak biz de membran filtrasyon modülleri üretiyoruz. Şu anda bunu seri üretime geçirdik. Membran filtreler, polimerik malzemelerden üretilen nanometre düzeyinde çok küçük gözeneklere sahip seçici geçirgen zar görevi gören filtrelerdir.”

Türkiye’de bu teknoloji üretildikten sonra maliyetlerin düşürüldüğünü aktaran Koyuncu, “Membran biyoreaktör teknolojisi ile atık suyu yeniden kullanılabilir seviyede arıtabiliyoruz. İTÜ bünyesinde ürettiğimiz membran biyoreaktör teknolojisini hassas bölge olan Marmara Denizi’nde uygulayıp kirlilik yükünü kontrol altına alabilmek mümkün. Membran biyoreaktör teknolojisi evsel ve endüstriyel atıkların arıtılmasında yüzde 99 başarı sağlıyor” ifadelerini kullandı.

Membran biyoreaktör teknolojisinin Türkiye’de üretilebiliyor olmasının önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Koyuncu, “Talep olması halinde istenilen kapasitede Marmara havzasındaki bütün atık su arıtma tesislerinde bu teknolojinin kullanılması mümkün” dedi.

“Marmara havzası için uygun bir teknoloji”

Prof. Dr. Koyuncu, membran biyoreaktör teknolojisinin konvansiyonel arıtma teknolojilerine göre 4’te bir daha az yer kapladığını anlattı.

Marmara Denizi’nde nüfus yoğunluğunun da fazla olduğunu anlatan Koyuncu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Dolayısıyla bu tür arıtma teknolojilerinin az yer kaplaması önemli. Bunun yanında membran biyoreaktör teknolojisi daha az çamur üretiyor. Bu arıtma tesisi açısından önemli. Az çamur üreten membran biyoreaktör teknolojilerinin uygulanması ileriye dönük olarak hassas olan Marmara Havzası için çok uygun bir teknoloji olacaktır. Ayrıca bu yurt dışından ithal edilen ürünlerle maliyetleri 1/2 oranında daha düşüktür. Bunun yanı sıra teknoloji yerli olduğundan herhangi bir bakım onarım gerektiği durumlarda hızlı teknik servis imkanı bulunduğundan belediyeler için tercih sebebidir.”

İTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, atık suyu arıtırken, arıtılan suyun içerisindeki azot ve fosforun geri kazanılabilmesinin önemli olduğunu, membran biyoreaktör teknolojileriyle azot ve fosforun denize verilmeyip gübre kalitesinde çok farklı şekillerde değerlendirilebileceğini sözlerine ekledi.

İSTANBUL (AA) – İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Kariyer Zirvesi 2021'in ilk gün etkinlikleri farklı sektörlerden çok sayıda firmanın katılımıyla çevrim içi olarak gerçekleştirildi.

Yarın da sürecek etkinliğin interaktif yapısı sayesinde öğrenciler, insan kaynakları yetkilileriyle bir araya gelerek özgeçmişlerini bırakma imkanı buluyor. Ayrıca, çeşitli paneller, iş ve staj mülakatları, "case study", "tea talk" ve "workshop" etkinlikleriyle de öğrencilerle insan kaynakları yönetici ve çalışanları arasında diyalog kurulması amaçlanıyor.

İTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Şule Itır Satoğlu, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, böyle zirveleri, özellikle öğrencileri açısından üniversite-iş dünyası tanışmasının ilk ayağı olarak gördüklerini ve bu nedenle çok önemsediklerini belirterek, "İstiyoruz ki her bir öğrencimiz, daha okulunun ilk senesinden itibaren kendi alanıyla ilgili iş fırsatlarını görsün, deneyim edinsin ve yeni bağlantılar kursun. O nedenle, öğrencilerimizin bu zirveye katılımı geleceğin iş dünyası ve trendleri için bilhassa önemlidir. Teknik üniversite olarak en çok önem verdiğimiz meselelerin başında da akademi-iş dünyası iş birliğini her zaman en üst seviyede tutmak gelmektedir. İşte bugün, yedincisini yaptığımız zirvemizle bu iş birliği ve kaynaşmanın daha fazla artarak çoğalmasını temenni ediyoruz." ifadelerini kullandı.

– "Birden fazla disipline hakim olmak gerekiyor"

Türkiye Bilişim Vakfı Başkanı Faruk Eczacıbaşı da kendisine doğru çalışma alanı belirleyen gençler için büyük fırsatlar olduğunu belirterek, "İş gücü piyasasında yetkin kişiler özelliklerini çok daha rahat oluşturabilecek. Alıştığımız iş değiştirme yapısında bir şirketten bir şirkete atlama yerine, gençler kendi özellikleriyle bağımsız olarak diğer yerlere servis vermeye başlayacaklar diye düşünüyorum. Bireysel olarak hiç kimse kendi kendisine yetmiyor. Mutlaka birlikte çalışmanın önemini vurgulamak gerekiyor. Hem farklı düşünebilmek hem birlikte düşünme alışkanlığı önem taşıyor. Disiplinler arası ve 'kutu dışında' düşünebilmek, farklı alışkanlıklar edinerek dünya sorunlarına bakmak çok önemli bir özellik." diye konuştu.

Siemens Türkiye Ar-Ge Direktörü Erdem Alptekin ise bir konuda çalışırken artık birden fazla disipline hakim olmak gerektiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

"Çalıştığınız sektöre hakim olmanız gerekiyor. Takım çalışmasına da ihtiyacımız var. 'Hiç kimse mükemmel olamaz ama bir takım olabilir.' diye bir deyim vardır. Mühendis arkadaşlara şunu söylemek istiyorum, mezun olduğunuz gün öğrendikleriniz artık geçmişte kaldı. Sıfırdan tekrar başlayacaksınız. Öğrenme motivasyonunun içinizde olması lazım. Çalıştığı alanı bilmesi, farkında olması, sevmesi, çalıştığınız firmanın amacıyla sizin amacınızın aynı paralelde olması ve sürekli öğrenme. Yeni mezunlarda baktığımız şey genelde bunlar. Teknoloji ve dünyamız çok hızlı değişiyor. Şu konuyu öğrenin dememiz sadece bugün için geçerli olacaktır."