İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji, TÜBİTAK yarışmasında öne çıktı

İSTANBUL (AA) – İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji öğrencileri ve öğretmenleri, 15. TÜBİTAK Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması Finalleri'nde toplamda 2 üçüncülük ve bir teşvik ödülü aldı.

İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji'nden yapılan açıklamaya göre, TÜBİTAK Bölge Sergisi’ne katılan İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji öğrencileri ve öğretmenleri hazırladıkları projelerle 7 birincilik alarak Türkiye Finalleri'ne katılmaya hak kazanmıştı.

Bölge Sergisi'nde toplamda 13 proje ile derece elde etme başarısı gösteren İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji öğrencileri, 15. TÜBİTAK Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Yarışması Finalleri'nde toplamda 2 üçüncülük ve bir teşvik ödülü aldı.

Teknolojik tasarımdan yazılıma, kimyadan biyoloji alanına birçok alanda proje geliştiren öğrenciler ve danışman öğretmenler, bu başarıdan mutlu olduklarını belirterek, kendilerine destek olan herkese teşekkürlerini iletti.

İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji Alanya Kampüsü öğrencileri Ada Uzun ve Kuzey Yağdır, Danışman Öğretmenleri Mehmet Selim Çobanoğlu mentorluğunda, kimya alanında geliştirdikleri iklim değişikliği ve kuraklığa dikkati çektikleri “Bı̇tkı̇sel Çözeltı̇ Kullanılan Buğday (Trı̇tı̇cum) Bı̇tkı̇sı̇nı̇n Kuraklık ı̇le Mücadelesı̇” projesi ile üçüncülük kazandı. Proje, kurak tarım alanlarının üretime açılmasını, kuraklığa dayanıklı bitki özütlerinin kuraklığa hassas olan bitkileri korumasını ve su tüketiminin bilinçsiz kullanımını önleyerek kullanılmayan tarım alanlarının tekrardan canlandırılmasını amaçlıyor.

İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji Antalya Kampüsü öğrencisi Utku Berkay Tan, Danışman Öğretmeni Emre Toprak mentorluğunda teknolojik tasarım alanında geliştirdiği “Engellı̇ Araçları ı̇çı̇n Solar Kablosuz Şarj İstasyonları” projesi ile üçüncülük kazandı. Proje, başta şarjlı tekerlekli sandalyeler olmak üzere bireysel taşıma araçlarının halka açık yerlere kurulan güneş enerjili kablosuz şarj istasyonları üzerinden akülerinin şarj edilebilmesini sağlamayı amaçlıyor.

İTÜ ETA Vakfı Doğa Koleji Kartal Kampüsü öğrencisi İrem Bilici ise Danışman Öğretmeni Yasemin Karahan mentorluğunda biyoloji alanında geliştirdiği “Kovid-19 Pandemı̇ Sürecı̇nde Şı̇falı Bitkileri Doğru Kullanımının Önemi” projesi ile Teşvik ödülünün sahibi oldu. Proje, hastalıkların tedavisinde geleneksel tıbbın yanında, tamamlayıcı ve alternatif tıp öğelerinden biri olan doğal taşlardan da yararlanılabileceği amaçlıyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, sosyal medya hesabından videolu bir paylaşım yaparak, “Aziz Sancar hocamızın ‘100 yıl sonra benim buluşlarımı sizin gibi Türk çocukları okuyacaklar ve bunu bir Türk yaptı diyecekler’ sözlerinde olduğu gibi fikri mülkiyet hakları yüzde 100 ülkemize ait olan Türkiye’nin Otomobili’ni de Türk mühendisler yapıyor.” ifadelerine yer verdi.

Bakanlıktan konuya ilişkin yapılan açıklamaya göre, Sancar, TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal ile Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG) standını ziyaret etti. Şirket yetkililerinden yerli otomobile ilişkin bilgi alan Sancar’a Gemlik’teki fabrikanın kurulum aşmasında olduğu, gelecek yıl ile inşaatın tamamlanacağı aktarıldı.

Sancar’ın TOGG’da bütün akıllı ve modern sistemlerin kullanılıp kullanılmadığı yönündeki sorusu üzerine, yetkililer tarafından “Aracımızda, en modern ve gelişmiş radar ile kamera teknolojileri kullanılıyor. Bu, otonom sürüş ve sürücü destek sistemler için. Öndeki araçla mesafe için radarları var. Çok gelişmiş yazılımlar kullanıyoruz. Sürücü izleme sistemimiz var. Araç içinde sürücünün gözü yolda mı, uyukluyor mu, heyecanlı mı, endişeli mi, üzgün mü? Hepsini tespit eden bir kameramız var.” bilgisi verildi.

Sancar, daha sonra 4×4 çeker sistemine sahip ve tamamen elektrikli SUV TOGG’un direksiyonuna geçerken, TOGG Üst Yöneticisi Gürcan Karakaş, kendisine eşlik etti.

Hidrojen ile çalışan aracı da inceledi

Sancar, TÜBİTAK Başkanı Mandal ile TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi (MAM) tarafından geliştirilen ve hidrojenle çalışan aracı da inceledi. Mandal, TÜBİTAK’ın görevinin geleceği çalışmak olduğunu belirterek hidrojen ile çalışan araçların geleceğin teknolojisi olduğunu dile getirdi.

Sancar, Bursa Teknik Üniversitesinden gençlerin “Sancar” adını verdiği elektrikli aracı da inceleyerek bilgi aldı. Gençlerin ısrarıyla aracın üzerine imzasını atan Sancar’ın araca isminin verilmesi konusunda izin verdiği belirtildi. Aracı tanıtan gençlerden biri “Daha önce biz mailleşmiştik, görüşmüştük. Yaptığımız araca sizin adınızı vermek için izin istemiştik. ‘Sancar’ 100 kilometre hıza ulaşabiliyor.” ifadesini kullandı.

Holografik görüntüsü yansıtıldı

TÜBİTAK Bilişim ve Bilgi Güvenliği İleri Teknolojiler Araştırma Merkezi (BİLGEM) standını da ziyaret eden Sancar’a gemiler arası iletişimi sağlayan lazer cihazının ışınlanma kabinine dönüştürülmüş hali tanıtıldı. Cihaz, Sancar ve Mandal’ın holografik görüntüsünü ekrana yansıttı.

TÜBİTAK MAM Kutup Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Burcu Özsoy da Antarktika’da yapmış oldukları araştırmaları anlatan İngilizce ve Türkçe bir kitabı Sancar’a hediye etti.

İSTANBUL (AA) – Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi (AİÇÜ) Meslek Yüksekokulu Mekatronik Bölümü 2. sınıf öğrencileri Kemalettin Demirbaş (27) ile yeğenleri Habip (22) ve Resim Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Rumeysa Demirbaş (21) teknolojiyle yakından ilgileniyor. Amca ve yeğenleri bugüne kadar başta insansız hava araçları olmak üzeri birçok proje geliştirirken, son 2 yıldır ise “Robot Kuş Projesi”ne odaklandı.

Havalimanları ve tarım arazileri çevresine gelen kuş sürülerini uzaklaştırmak ve askeri keşif amacıyla yapımına başlanan atmaca görünümlü robot kuş, fiber destekli maddelerle 9 aylık zorlu bir çalışmayla tamamlandı. Robot kuşun kamufle özelliğine kavuşması ise daha uzun sürdü. Robot kuş, 2 yılın sonunda bugünkü görümüne kavuştu.

Aynı üniversitede okuyan Resim Öğretmenliği Bölümü öğrencisi Rumeysa Demirbaş, robot kuşun kanat, kuyruk ve başını, doğanın renklerine uyumlu hale getirmek için 18 kez çizdi.

TÜBİTAK tarafından düzenlenen yarışmada geçen yıl ikincilik, bu yıl ise birincilik elde eden proje, İstanbul Atatürk Havalimanı’nda düzenlenen TEKNOFEST’te sergileniyor.

Robot kuşu tasarlayan ve geliştiren Ağrılı öğrenciler, proje hakkında AA muhabirine açıklamalarda bulundu.

“50 metre ve üzerindeki uçuşlarda ses neredeyse hiç duyulmuyor”

Kemalettin Demirbaş, diğer insansız hava araçları ile ilgili deneyimlerinin ardından 2 yıl önce robot kuş projesine başladıklarını söyledi.

Yeğeni Habip Demirbaş ile Türkiye’de hastaneler arası tıbbı numune taşıyan ilk dronu geliştirdiklerini belirten Demirbaş, bu ve benzeri projelerde istedikleri sonuçları almadıkları için yeni projelere üzerinde çalıştıklarını anlattı.

Yeni projeleri için çalışma başlattıklarını ve avcı kuşları yakından incelediklerini ifade eden Demirbaş, “Bu kapsamda robot kuş projesine yöneldik özellikle kamufle özelliği olduğu için. 2 yılın ardından ilk uçuşunu gerçekleştirdik ve tamamladık. Projemiz halen gelişim aşamasında. Daha sonra askeri ve savunma sanayinde kullanılabilecek kameralar, haritalandırma gibi özellikler ekleyebiliriz.” diye konuştu.

Sabit veya döner kanat bir hava aracının uçtuğu zaman boyutu ne kadar küçük olursa olsun insanlar tarafından fark edilebildiğine dikkati çeken Demirbaş, şunları kaydetti:

“Robot kuş projesi doğayı taklit ettiği için, istenilen bölgede karşıdaki kişi ve hedeflere kendini fark ettirmeden bilgiler toplayabilir. Uçtuğunda kuş olarak görülüyor. Diğer insansız hava araçlarından farkı ise çok daha sessiz olması. Diğer hava araçlarının pervanelerinin sesi dünyada bir sorundur. Bizim robot kuş projemizde pervane olmadığı için, redaktör dişli sistemiyle çalıştığı için, sesine de müdahale etmek mümkündür. Normal bir hava aracından yüzde 90 daha sessiz. 50 metre ve üzerindeki uçuşlarda ses neredeyse hiç duyulmuyor.”

“Pil dışında her şey bizim elimizden çıktı”

Habib Demirbaş ise robot kuşun teknik özellikleri hakkında bilgi verdi.

Robot kuşun diğer hava araçlarından farklı olduğunu anlatan Demirbaş, şöyle devam etti:

“Diğer tüm hava araçlarından farklı olarak kanat çırparak uçabiliyor, pervane ile çalışmıyor. Kanat açıklığı yaklaşık 1 metre, boyu 80 santimetredir. Yaklaşık 300-350 gram ağırlığında. Bir atmaca boyutunda ürettik ki doğayla iç içe ve uyumlu olsun. Çok verimli bir pili var. 500 mil amperlik pille kanat çırpması halinde 20 dakika uçabiliyor, süzülmelerle birlikte 40-50 dakika uçuş yapabiliyor. Manevrayı kuyruk üstleniyor. İrtifayı da kuyruk ile yükseltip alçaltabiliyoruz. Pil dışında her şey bizim elimizden çıktı. Üzerinde bulunan motorların sargısına kadar bizim müdahalemiz oldu. Yazılım noktasında diğer hava araçlarının hazır kurulumları dışında kendi algoritmaları ile oynadığımız yazılımlar ürettik.”

Demirbaş, şu an robot kuşun aktif uçuşunu tamamladıklarına dikkati çekerek, bundan sonra istedikleri kuş türünü örnek alarak, farklı görevleri icra edecek robot kuşlar üretebilecekleri anlattı.

Demirbaş, sadece hava araçları değil kara araçları ve sualtı sistemleri ile de ilgilendiklerini ifade etti.

Amaçlarını kuşları belli bölgelerden uzak tutmak olduğuna vurgu yapan Demirbaş, şöyle konuştu:

“Robot kuşla, havalimanları çevresinde, tarım arazileri ile arı kovanlarını yok eden istilacı kuş sürülerini uzaklaştırmayı hedefliyoruz. Yaptığımız devriye uçuşları ile kuşlar kendilerini o bölgeye ait hissetmeyecekleri için bir sonraki dönemde daha güvenli hissedecekleri bölgelere göç ediyorlar. Böylece kalıcı bir çözüm üretiyoruz. Diğer hava araçları aynı etkiyi oluşturmaz. Yırtıcı bir kuş havada kanat çırpmadığında keşif amacı güderek kendini diğer kuşlara tanıtıyor. Kanat çırptığında da ise diğer kuşlar kendilerini tehlikede hissediyor. Kuşlar, yırtıcı kuşun kanat çarptığını gördüklerinde av moduna geçtiğini düşünüp kendilerini savunmaya alarak o bölgeden uzaklaşıyor.”

Demirbaş, başta istihbarat olmak üzere farklı amaçlar için de kullanılabilecek projeleri için ilgililerden destek istedi.

“Yaklaşık 18 ayrı kanat çizdim”

Robot kuşun tasarımında görev alan AİÇÜ Resim Öğretmenliği Bölümü 3. sınıf öğrencisi Rümeysa Demirbaş da kanat çırpma kadar, robot kuşun kamufle olma özelliğine de odaklarını anlattı.

Bu amaçla tasarım sırasında çok sayıda deneme yaptıklarına vurgu yapan Demirbaş, “Avcı kuşları gözlemleyerek poliüretan madde üzerinde özgün bir desen oluşturmaya çalıştım. Gövde içinde kauçuk köpük kullanarak doğal renkler yakalamaya çalışarak görsel tasarımı tamamladık. Yaklaşık 18 ayrı kanat çizdim. Her bir kanat bir haftamı aldı.” dedi.

Demirbaş, ödül alan bir projede görev almaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, akranlarına da bu tür projelerde görev almaları tavsiyesinde bulundu.