İzmir depreminde yıkılan binalarla ilgili soruşturmada şüphelilere bilinçli taksirle ölüme neden olma suçlaması

İZMİR (AA) – İzmir Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan yazılı açıklamada, depremin ardından yıkılan binalarla ilgili yürütülen soruşturmanın tamamlandığı belirtildi.

Soruşturma hakkında detaylı bilgilerin paylaşıldığı açıklamada ilgili belediyelerden yıkılan binalara ait projeler, bilgi ve belgelerin ivedilikle temin edildiği, Dokuz Eylül ve İstanbul Teknik üniversitelerinden akademisyenlerle TÜBİTAK – Marmara Araştırma Merkezinin konuya ilişkin raporlar hazırladığı kaydedildi.

Yıkılan 9 yapıya ilişkin ayrı ayrı nihai raporların da tamamlandığı ve bir bölümünün soruşturma dosyasına eklendiğinin bildirildiği açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Soruşturma sonunda toplam 29 şüpheliden 10’u halihazırda tutuklu olarak ceza infaz kurumundadır. 17 şüpheli hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmıştır. Şüphelilerden 1’i hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır. 1 şüpheli hakkında da tedbir talebi reddedilmiştir.

Bilirkişi raporlarında kusurları tespit edilen 17 kamu görevlisi hakkında görevi ihmal suçundan evrak tefrik edilerek 4483 sayılı Kanun kapsamında işlem tesis edilmek üzere Memur Suçları Soruşturma Bürosuna gönderilmiştir.

Maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla başlatılıp sonuçlandırılan soruşturma kapsamında şüphelilerin lehine ve aleyhine olabilecek tüm deliller toplanarak haklarında bilinçli taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan düzenlenen iddianameler ile kamu davaları açılmıştır.”

Soruşturma süreci

İzmir’in Seferihisar ilçesinde 30 Ekim 2020’de meydana gelen 6,6 büyüklüğündeki depremde yıkılan 9 binada 117 kişi hayatını kaybetmişti.

Depremden hemen sonra İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatılmış, gözaltı kararı verilen şüphelilerden 7’si tutuklanmış, 3 şüpheli hakkında da adli kontrol kararı verilmişti.

Bilirkişi raporlarının tamamlanmasının ardından 28 Nisan’da 22 şüpheli hakkında daha gözaltı kararı verilmiş, 17 kamu görevlisinin dosyaları ayrılmıştı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, “Üsküdar’da Büyük Dönüşüm 5000 Yeni Konut Projesi” kentsel dönüşüm programında yaptığı konuşmada, süreci şantiye şefi, mimar, mühendis gibi takip ettiklerini söyledi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla Üsküdar’da yürütülen dönüşüm çalışmalarının Büyük Çamlıca Camisi’nin inşaatıyla başladığını anlatan Kurum, ilçenin bu projelerin bitmesiyle çok daha güzel ve yeşil olacağını dile getirdi.

Çamlıca Camii ve Çevresi Kentsel Dönüşüm Projesi ile yeni bir adımı hep birlikte atacaklarını kaydeden Kurum, şöyle konuştu:

“Sadece Üsküdar’ımızı değil, bütün bir İstanbul’umuzu, İstanbul’un deprem dönüşümünü, kentsel dönüşümünü ilgilendiren 5 bin konutluk yeni bir etap daha başlatıyoruz. Hep şunu istedik, vatandaşımıza örnek bir dönüşüm gösterelim. Az katlı, komşularıyla Kirazlıtepe sakinleriyle burada birlikte yaşasınlar. Gelinlerini yine aynı mahallede komşularıyla birlikte göndersinler, düğünlerini beraber yapsınlar, cenazede acılarını beraber paylaşsınlar ve aynı kültür içerisinde yaşasınlar istedik ve bu anlayışla bir proje gerçekleştirdik. Toplamda Kirazlıtepe’de yaklaşık 2 bin bağımsız bölümden oluşan projenin ilk etabını bitirdik ve gerçekten Üsküdar’a, Kirazlıtepe’ye yakışan bir proje oldu. Eminim ki tüm hak sahibi vatandaşlarımızı bu anlamda memnun ettik.”

Kirazlıtepe’de başlatılan dönüşümün Ferah, Küplüce ve Mehmet Akif mahallelerinde devam edeceğini kaydeden Kurum, “Gerek yapı denetimde gerek Kensel Dönüşüm Yasası’ndaki düzenlemelerle son 20 yılda 45 milyon vatandaşımızı güvenli konutlara kavuşturduk.” ifadelerini kullandı.

Başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür eden Bakan Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu dönüşümü kararlı bir şekilde yapmaya devam edeceğiz. Yaparken de vatandaşlarımızın rızasını alacağız, gönül birliği içerisinde olacağız. Yerinde, hızlı, gönüllü prensipleriyle dediğimiz, hiçbir şekilde onları mağdur etmeyecek anlayışla yapacağız ki bugüne kadar yaptığımız her projede olduğu gibi vatandaşımıza rağmen hiçbir iş yapmadık, yaptırmadık. Bu anlayışı kentsel dönüşüm projelerimizde de Üsküdar’ımızda da Ferah Mahallemizde de Küplüce’de de Mehmet Akif Mahallemizde de devam ettireceğiz. Vatandaşlarımızla birlikte inşallah bu güzel dönüşümü gerçekleştiriyor olacağız.”

“İstanbul’a 20 yılda 100 milyar lirayı aşkın yatırım”

Bakan Murat Kurum, Üsküdar’ın İstanbul’un, İstanbul’un da Türkiye’nin gözbebeği olduğunu dile getirerek, şöyle konuştu:

“Biz bu şehre hizmet etmeyi, ihya etmeyi sadece ülkemize değil, tüm dünyaya, tüm insanlığa yapılan bir hizmet olarak görüyoruz. İstanbul’umuzda son 20 yılda 100 milyar lirayı aşkın çevre ve şehircilik alanında yatırım yaptık. Bu sadece çevre ve şehircilik alanında yapılan yatırımlar. Bunun dışında hastanelerimiz, tünellerimiz, otoyollarımız, turizm tesislerimiz, vatandaşımıza daha iyi hizmetler sunacak, istihdamı artıracak sanayi alanlarımız gibi birçok yatırım yapıldı. Şu anda sahada devam eden 20 milyar liralık yatırımımız var. Millete hizmet etme aşkıyla inanın valimiz, belediye başkanımız, milletvekillerimiz, hep birlikte tüm ekibimizle birlikte gece gündüz demeden çalışıyoruz ve çalışmaya devam edeceğiz. Biz eser siyaseti yapacağız, hizmet siyaseti yapacağız, hep eserle öne çıkacağız ve bu anlayıştan da bir gün geri durmayacağız.”

“Mülkiyet problemlerini çözüyoruz”

Dar gelirli vatandaşlar için 15 bin sosyal konut yaparak sahiplerine teslim ettiklerini vurgulayan Kurum, bu vatandaşların aidat öder gibi depreme dayanıklı konutlarda oturmaya başladığını söyledi.

İstanbul’un 39 ilçesinde vatandaşların mülkiyet problemlerini çözdüklerini anlatan Kurum, “İstiyoruz ki devletle problemi kalmasın, devletten bekleyeceği bir iş kalmasın. Söylediği her işi sırasına, aciliyetine göre yapalım diyoruz.” dedi.

İklim değişikliğinin etkilerini aza indirmek için çalıştıklarını dile getiren Kurum, bu amaçla şehirlerdeki yeşil alanları artırdıklarını kaydetti. İstanbul’da toplam büyüklüğü 6 milyon metrekareyi bulan 40 millet bahçesi yaptıklarını belirten Kurum, Üsküdar Belediyesi ile de yürüttükleri projeyi de şöyle anlattı:

“İstanbul’un merkezinde Validebağ Korusu’nun bugünkü içler acısı halini revize etmek ve oradaki tarihi dokuya, tescilli yapılara zarar vermeden, yeni hiçbir yapılaşma yapmadan, sadece oradaki yeşili, doğayı, tarihi değerleri gün yüzüne çıkaracak önemli bir projemizi de inşallah bakanlığımız Üsküdar Belediyemizle birlikte yürütüyor ve pazartesi günü itibarıyla Validebağ’daki çevre düzenleme projemiz başlıyor. Yaklaşık 50 milyon lira yatırımla gerçekten Üsküdar’a, Validebağ’a, İstanbul’a değer katacak bir eseri de inşallah inşa edeceğiz ihya edeceğiz. Bu proje de şimdiden inşallah Üsküdar’ımıza hayırlı uğurlu olsun.”

“İstanbul’a marka değer katacak proje”

Gürültü problemini çözmek için de ses ve gürültü bariyerleri yaptıklarını kaydeden Kurum, atık su arıtma tesisleri ve otopark projelerini hayata geçirdiklerini anlattı. Atatürk Kültür Merkezi inşaatının TOKİ Başkanlığınca yürütüldüğüne değinen Kurum, “Bu proje de inşallah çok yakın zamanda İstanbullu kardeşlerimizin hizmetine sunulacak.” dedi.

İstanbul Finans Merkezini inşa ederek İstanbul’u dünyanın en büyük şehircilik markası haline getirmek için çaba sarf ettiklerini kaydeden Kurum, Ümraniye’deki projenin gelecek yıl hizmet vermeye başlayacağını bildirdi. Bu projenin İstanbul’a marka değer katacağının altını çizen Kurum, “Depremin olduğu saatin hemen arkasında finans sistemimizin ayakta durması bu ülkenin birliği, geleceği adına çok önemli. Dolayısıyla her türlü deprem senaryoları tasarlanmış, düşünülmüş finans merkezimiz de önümüzdeki yıl itibarıyla hizmet verecek ve doğrudan 50 bin kişiye istihdam kaynağı olacak.” ifadelerini kullandı.

“Biz inançlı kadrolarız” diyen Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:

“İnanıyoruz ki İstanbul kalkındıkça, Türkiye büyüyor, İstanbul güzelleştikçe Türkiye güzelleşiyor, dünya güzelleşiyor. Tüm bunların yanında, bilhassa deprem dönüşümü seferberliğimizde önceliğimiz, İstanbul. Üzülerek söylüyorum ki üstat Yahya Kemal’in, ‘Sade bir semtini sevmek bile, bir ömre değer.’ dediği, medeniyetimizin en güzel eseri olan bu aziz şehir, maalesef, deprem tehdidi altında. Ülkemizdeki riskli bölge listesinin en başında, İstanbul gelmektedir. Bu anlamda İstanbul’u yerinde, gönüllü ve hızlı prensibiyle mahalle mahalle, sokak sokak depreme hazır hale getirmek için çalışıyoruz.”

İstanbul Kartal’da kendiliğinden yıkılan binayı hatırlatan Kurum, bu olaydan 6 ay sonra yıkılan binanın yerinde mahalle kültürünü yaşatacak dönüşümü gerçekleştirdiklerini anlattı. Kağıthane’de de benzeri bir dönüşümü başlattıklarına değinen Kurum, “Konutlarımız inşallah bitme seviyesine geldi, toplamda 700 konutluk bir dönüşüm projesini gerçekleştiriyoruz.” dedi.

Bahçelievler’de de bir binanın kendiliğinden çöktüğünü belirten Kurum, şöyle konuştu:

“Artık baktığımızda İstanbul’da deprem olmadan da canlarımızı yitiriyoruz, yavrularımızı yitiriyoruz. İstikbalimizi toprağa veriyoruz. Üniversitelerimiz, bilim insanlarımız ve Bakanlığımız şu an, ülkemizin genelinde acil öncelikli dediğimiz 1,5 milyon konutun dönüşümü için seferberlik ilanı şeklinde çalışmaktadır. Bunların 300 bini de maalesef İstanbul’da yer alıyor. Acilen bu 300 bin konutu hep birlikte dönüştürmemiz gerekiyor. Şunu samimi bir şekilde söylüyorum ki isteyen her vatandaşımıza yardım elimizi, devletin yardım elini uzatmaya gayret gösteriyoruz. Gerek planlama süreciyle finansal desteklerle gerek kira ve taşınma süreçleriyle kentsel dönüşüm projelerinde, deprem dönüşüm projelerinde hiçbir vatandaşımız mağdur olmasın istiyoruz. Bakanlık olarak da bugüne kadar İstanbul’da 126 bin konutun dönüşüm sürecini başlattık.”

Üsküdar’da yürütülen proje

Üsküdar’da 2018 yılında Büyük Çamlıca Camisi’nin batısında bulunan 180 bin metrekarelik alanı riskli alan ilan ettiklerini hatırlatan Kurum, bunun ardından hemen çalışmalara başladıklarını anlattı.

Kirazlıtepe ve Ferah mahallerinde toplam 1876 konut ve 142 ticari ünite yaptıklarını belirten Kurum, “İlk etabını bitirdik. TOKİ Başkanlığımız eliyle inşaat çalışmaları hızıyla devam ediyor. Diğer etapların da inşası devam ediyor. Hem ikinci etabın hem üçüncü etabın… İnşallah onları da önümüzdeki yıl sonuna kadar bitirme hedefiyle çalışıyoruz. Eylül ayında inşallah 504 konutumuzu ve 47 dükkanımızı, yine önümüzdeki yılın sonuna kadar da 1370 konut ve 95 dükkanımızı Üsküdarlı kardeşlerimize teslim edeceğiz. Şimdiden projemiz hayırlı olsun diyorum. İstanbul hizmet noktasında bekletilmeye gelmez. Yeni yatırım, yeni proje, yeni vizyon ister.” dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçen günlerde vatandaşların kentsel dönüşüme dair talepleri dinlediğini hatırlatan Kurum, şöyle konuştu:

“Biz de hemen ekibimizle Üsküdar Belediyemizle birlikte harekete geçtik, çalışmaları başlattık. Bu kapsamda, tıpkı Kirazlıtepe’de ve Ferah’ta olduğu gibi Mehmet Akif ve Küplüce mahallelerindeki kardeşlerimiz de aynı haklara sahip olacaklar, hayırlı uğurlu olsun. Bugün inşallah 16 binanın yıkımını gerçekleştiriyoruz. Bu 16 binayla birlikte etap etap, pazartesi günü itibarıyla bakanlığımız, Üsküdar Belediyemiz hep birlikte vatandaşlarımızla görüşmelere protokollere başlayacaklar. Bu süreçte vatandaşlarımıza kira yardımı, taşınma yardımı vereceğiz. Aynı birinci etapta ne yaptıysak onları mağdur etmeyecek şekliyle bu süreci yürüteceğiz. Birazdan yıkacağımız alanı da tamamen, sosyal alan ve yeşil alan olarak planladık. Burada yaşayan vatandaşlarımıza, yerinde, hızlı ve gönüllü dönüşüm prensibimizle inşa edeceğimiz rezerv konutlarda hak sahibi olma hakkı vereceğiz. İnşallah yeni etaplarımızın temellerini iki ay sonra, yani eylül ayında hep birlikte aynı coşkuyla aynı heyecanla atacağız.”

Büyük Çamlıca Camisi ve çevresinde yürütülen tüm projelerle toplamda 7 bin konutluk bir dönüşüm sürecinin etaplar halinde devam edeceğini kaydeden Kurum, kendilerine diğer mahallelerden de talepler geldiğini söyledi. Bakan Kurum, projeye emeği geçenlere teşekkür ederek, hayırlı olmasını diledi.

Konuşmaların ardından Bakan Kurum’un talimatlarıyla iş makineleri kentsel dönüşüm alanındaki 16 binanın yıkım çalışmalarına başladı. Kurum, bir süre yıkım çalışmalarını izledi.

Güç Gönel

ANKARA (AA) – Türkiye’de 3 tür faylanmanın görüldüğü 3 pilot bölgede yapılacak çalışmayla fay hattı ve fay hattı çevresindeki riskli alanları ifade eden “fay sakınım zon”larındaki yapılaşmaya uygunluk durumu belirlenecek.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, “Mekansal Planlama Sürecinde Aktif Fay Zonlarının 1/1.000 Ölçekli Haritalanması ve Fay Sakınım Zonu Oluşturma Kriterlerinin Belirlenmesi Projesi” kapsamında 21 Haziran’da ihale düzenleyecek.

Bu kapsamda, yürütülecek çalışmayla Türkiye’deki deprem üreten ya da deprem üretme potansiyeli olan aktif fayların, fay bölgelerini kestiği alanlarda 1/1.000 ölçekli planlamaya esas teşkil edecek haritalama yapılacak.

Ayrıca deprem üreten, deprem riski taşıyan ve mevcut bilimsel veriler ışığında tanımlanan aktif fay ya da fay zonları boyunca faylanmanın türü de göz önüne alınarak, fay sakınım zonu kriterleri belirlenecek.

Fay sakınım zonu içerisindeki alanın nasıl değerlendirileceği, bu alanda ne tür düzenlemeler yapılacağı da çalışmayla ortaya konacak.

Çalışmalar, “normal fay”, “ters/bindirme fayları” ve “doğrultu atımlı” faylanmanın görüldüğü 3 pilot bölgede yürütülecek. Buralarda 30 hendek kazılarak aktif fay hatları alınan örneklerle incelenecek ve riskli bölgelerin yapılaşmaya uygunluk durumu tespit edilecek.

Pilot bölgelerde yürütülecek çalışmalar

Pilot bölgelerde yaklaşık 2 bin 500 metre derinlikte yer radarı ölçümü yapılarak fayın yeri, derinliği ve geometrisi belirlenecek.

Üç farklı bölgede hazırlanacak mikrobölgeleme raporları ile inceleme alanındaki jeolojik tehlike, afet riskleri ve yerel zemin koşulları araştırılarak yerleşime uygunluk durumu da belirlenecek.

Jeolojik olarak sorunlu bölgelerde ayrıca 30-40 metre derinlikte pilot araştırma sondajları yapılacak.

Çalışmanın, ihalenin sonuçlanmasının ardından 18 ay içinde tamamlanması hedefleniyor.

“Türkiye Diri Fay Haritası yerleşime uygunluk değerlendirmesinde kullanılamıyor, kullanılmamalı”

Gazi Üniversitesi Deprem Mühendisliği Uygulama ve Araştırma Merkezi Uzmanı Doç. Dr. Bülent Özmen, AA muhabirine yaptığı açıklamada, mevcut fay haritalarına ilişkin bilgi verdi.

Türkiye Diri Fay Haritası’nın son sürümünün Maden Tetkik ve Arama (MTA) Genel Müdürlüğünce 2010 ila 2012 yıllarında 1/250.000, 2013’te ise açıklama kitapçığı ile birlikte 1/1.250.000 ölçekli yayınlandığını hatırlatan Özmen, Türkiye Diri Fay Haritası’nın hem sayısal hem de kağıt çıktı olarak MTA Genel Müdürlüğünden 1/25.000 ölçeği hassasiyetinde temin edilebildiğini aktardı.

Özmen, bu haritada gösterilen fayların “yüzey faylanması tehlikesi” için değerlendirilmeye alınması önerilen faylar olduğunu dile getirerek imar planından önce yapılması zorunlu “yerleşime uygunluk değerlendirmesi”nin yanı sıra konuya özel ve haritanın ölçeğine uygun yeni bir araştırmanın daha yapılması gerektiğini anlattı.

Bu kapsamda 2014’te Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’nin yayımlandığını anımsatan Özmen, yönetmeliğe göre nazım imar planlarının çevre düzeni planlarına uygun olmak kaydıyla 1/5.000 ile 1/25.000 arasında, uygulama imar planlarının da nazım imar planlarına uygun olmak kaydıyla 1/1.000 ölçekte hazırlanması şartı getirildiğine dikkati çekti.

Bu planlar hazırlanmadan öncede mutlaka onaylı jeolojik-jeoteknik veya mikrobölgeleme etüt raporlarının ilgili kurumca onaylanmış olması gerektiğini de vurgulayan Özmen şöyle devam etti:

“Yani Mekansal Planlar Yapım Yönetmeliği’ne göre her plan kademesinde plana altlık olarak kullanılacak jeolojik-jeoteknik etütlerin yapılması ve bu etütler sonucunda oluşturulan yerleşime uygunluk değerlendirmelerine uyulması zorunlu hale getirilmiştir.

Bu yerleşime uygunluk değerlendirmelerinin sağlıklı ve doğru bir şekilde yapılabilmesi ve fay türüne bağlı olarak gelişen ‘Yüzey Faylanması Tehlike Kuşağı ve Sakınım Bandının’ belirlenebilmesi için MTA Genel Müdürlüğü tarafından yayınlanmış olan ve hassasiyeti 1/25.000 olan diri fay haritaları yeterli olmamaktadır.”

Bu küçük ölçekli haritadaki fayların 1/5.000 ve 1/1.000 gibi daha büyük ölçekli haritaya taşınmaya çalışıldığında fayın geçtiği yerin yanlış işaretleneceğini ve yanlış yerlerin “yerleşime uygun olmayan alan” ilan edilmesine neden olacağına dikkati çeken Özmen şunları kaydetti:

“Yüzey faylanması tehlike kuşağı ve sakınım bandı olarak belirlenen alanlar, yerleşime uygun olmayan alan olarak değerlendirileceği ve bu alanlara hiçbir şekilde bina ve bina türü yapılar, enerji tesisleri, sanayi tesisleri yapılamayacağı için, yüksek hassasiyette ve doğrulukta ve planın ölçeğine uygun hassasiyette yapılması gerekir. Kısaca ifade etmek gerekirse Türkiye Diri Fay Haritası yerleşime uygunluk değerlendirmesinde kullanılamıyor, kullanılmamalı.”