Kahramanmaraş'ta tasavvuf musikisi dinletisi

KAHRAMANMARAŞ (AA) – Cumhurbaşkanlığı himayelerinde, Kahramanmaraş'ın düşman işgalinden kurtuluşunun 100. yıl dönümü etkinlikleri kapsamında, kentteki gönüllü tasavvuf sanatçıları tarafından kaside, ilahi ve duanın yer aldığı Asırlık Kahramanmaraş Tasavvuf Musikisi dinletisi düzenlendi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi himayesinde, Kahramanmaraş Tasavvuf Müziğinin kayıt altına alınması için Konya Türk Tasavvuf Müziği ses sanatçılarından Ahmet Uncu önderliğinde çalışmalara başlayan gönüllü tasavvuf sanatçıları, Necip Fazıl Kültür Merkezi'nde ilk konserini verdi.

Kente özgü, kulaktan kulağa okunarak günümüze kadar gelen geleneksel tasavvuf müziğinin, okuyan şahıslarla sınırlı kalmaması ve eserlerin unutularak gitmemesi için yaklaşık 4 aydır çalışma yapan gönüllü sanatçılar, tespit ettikleri 14 parçadan 9'u ile kaside, ilahi ve duanın yer aldığı dinleti sundu.

Konya Türk Tasavvuf Müziği ses sanatçılarından Ahmet Uncu, yaptığı açıklamada, bugün şehitlerin olmasının yürekleri burktuğu için program içerisindeki ara nameleri çıkarttıklarını, bu şekilde karar aldıklarını belirtti.

Bu eserlerin bir araya getirilmesi için yaklaşık bir yıllık çalışma yapıldığını belirten Uncu, "Bu eserleri derleyip yazmak ve icra edilir hale getirmek bayağı vakit aldı. Kasımdan bugüne koro çalışması yapıyoruz. Bugün konserimizi gerçekleştirdik. Yarın ise CD kaydını alacağız." diye konuştu.

Büyükşehir Belediye Başkanı Hayrettin Güngör ise programın 100. yıl etkinlikleri kapsamında yapıldığını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın gelişi ile etkinliklerin daha coşkulu hale geleceğini ve 2020 yılının 100. yıl coşkusu ile geçeceğini söyledi.

Programa, AK Parti Kahramanmaraş Milletvekili İmran Kılıç, Dulkadiroğlu İlçe Kaymakamı Kadir Okatan, Onikişubat Belediye Başkanı Hanefi Mahçiçek, Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Niyazi Can, İl Müftüsü Celal Sürgeç ve vatandaşlar katıldı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA(AA) – Kültür ve Turizm Bakanlığı cam sanatçısı Menekşe Bilgiç, toplam değeri 1 milyon liranın üzerinde olan 6 eserini tezhip, minyatür, mozaik ve cam sanatı kullanarak Altındağ’ın Kale Mahallesi’ndeki evlerin duvarlarına daha büyük boylarda işliyor.

Bilgiç, Ankara’nın tarihi yerlerinden Kale Mahallesi’nin Hamamarkası bölgesinde bulunan Fener Sokak’taki evlerin duvarlarını sanatıyla buluşturuyor.

Bilgiç, daha önce yaptığı ve sergilediği “Uyanış”, “Yanmadan Aydınlanma Olmaz”, “Güneş”, “İdris Peygambere Atıf”, “Öte Dünya Kayığı” ve “Her An Huzurdayız” adlarını taşıyan ve Yunan ve Mısır mitolojileri, Kur’an-Kerim’den ayetler ile tasavvuf temalarını taşıyan eserlerini tezhip, minyatür çizim hareketleri, mozaik çalışması ve cam sanatıyla bu defa daha büyük boylarda yaparak, evlerin duvarlarına aktardı.

Altındağ Belediyesinin katkılarıyla çalışmalarını yürüten Bilgiç, manifestolarıyla sokakta sergileyeceği eserleri belediyeye ücretsiz bağışladı.

“Sokaktan geçerken bile insanlar sanatın içinde olsun”

AA muhabirine yaptığı çalışmalar hakkında bilgi veren Bilgiç, 14 yıldır cam sanatıyla içi içe olduğunu belirterek, sokak çalışmasında eserlerin daha büyük görünmesi için mozaik sanatına ağırlık verdiğini belirtti.

Sokaktaki duvarlara 6 büyük eserini işleyeceğini ifade eden Bilgiç, şu değerlendirmede bulundu:

“Buradaki hedefim sanatı halka sokakta sunmak. Sergi salonuna gitmeden sokaktan geçerken bile insanlar sanatın içinde olsun ve hikayelerini okuyabilsin istedim. Eserlerin hikayeleri tasavvuf, Kur’an-ı Kerim’deki bazı ayetler, Mısır mitolojisi, Yunan mitolojisi. Hepsinin harmanlaması var. Diğer taraftan da eserlerde, tezhip sanatı motifleri, minyatür çizim hareketleri var. Zaten eserler mozaik çalışma, ayrıca camla harmanlama var. Karışık 4-5 sanatı bir arada görebiliyorsunuz.”

Tek seferde birçok şeyi sanatseverlerin beğenisine sunmak için bütün eserlerini harmanladığını belirten Bilgiç, “Benim halkımın tamamı sergi salonuna gidemiyor ve sanatı takip edemiyor diye düşündüm. Proje aslında oradan çıktı. Ne yapabilir diye düşündüm? ‘Birçok sanatı harmanlayarak, sokağa koyarsam, sokaktan geçen insan bunu görebilir. Bunu ben halkıma sağlayabilirim’ diye düşündüm.” dedi.

Bilgiç, altı eserinin toplam değerinin bir milyon liranın üzerinde bulunduğunu bildirerek, eserlerini ücretsiz bağışladığını söyledi.

“Uyanış” adlı eserini tamamladı

Sokaktaki evlerin duvarlarına eserlerini işlemeyi sürdüren Bilgiç, burada tamamladığı ilk eserin “Uyanış” adını taşıdığını aktardı. Eserde Mevlana’nın tasarruf ritmine ve Kıyamet suresine atıfta bulunduğunu anlatan Bilgiç, şunları kaydetti:

“Mevlana’nın tasavvuf ritmine atıfta bulunuyorum. Üzerinde 42 tane notayı da Konya’ya atfettim. Üzerindeki sarmal yaratılışın sırrını sakladığına inanılan altın oranı simgeliyor. Tasavvufun ritmi düşük başlar, yavaş yavaş yükselir, insanlar aydınlanır. Mevlevilikte insanın aurası aslında rengarenktir, arınıp temizlendikten sonra sadece menekşe moru kalır. Dolayısıyla mor menekşe de erenlerin sırrını saklar diye inanılıyor. Eser üzerinde 313 yuvarlak parça var. Hz. Peygamber’in ortaya çıkışında ona ilk inanan 313 kişiye, yani sahabelere atıf olarak 313 tane çalıştım. Eserin sonucunda manifestoda şöyle bir seslenişte bulunuyorum. Eser teklik ve birliğe çağrıdır. Yani biz ülke olarak inançlarımızla, düşüncelerimizle farklılıklarımızla bir mozaiğiz. Bu mozaikten bir parça olmadığı zaman bütünlük ve görüntü bozulur. O nedenle biz hepimiz tekiz ve biriz.”

KAHRAMANMARAŞ(AA) – Kırsaldaki Çiçek Mahallesi Merkez Camisi minaresinin alemindeki yuva, baharın gelmesiyle leylekleri konuk etmeye başladı. Yarım asrı aşkın süredir aynı yuvayı kullanan leylekler, köyün sembolü haline geldi.

Çiçek Mahallesi sakinleri, leyleklerin gelmesiyle her yıl aynı coşkuyu yaşıyor. Yıllar önce yıldırım düşmesi sonucu hasar gören minare, konukların rahatsız edilmemesi için onarılmıyor.

Çiçek Mahallesi Muhtarı Ergün Bozkuş, AA muhabirine, leyleklerin minarede yavruladıklarını, göç zamanı gittiklerini ve ilkbaharın gelmesiyle tekrar aynı yere geldiklerini söyledi.

Bozkuş, minarenin 1959’da yapıldığını belirterek, “Minaremiz yapıldığından itibaren leylekler gelip buraya yuva yapıyor. Leyleklerin her yıl ilkbahar aylarında gelmesi köylülerimiz tarafından uğur sayılmaya başlandı. Leylekler ilkbaharda gelip, sonbahar aylarında göç ediyor. Mahallelilerimiz bundan mutlu oluyor. Leylekler 62 yıldır mutluluk ve sevinç amblemi, simgemizdir. Mahallelilerimiz leylerin geldiği anda bir sevinç ve uğurla kutluyor.” dedi.

Mahalle sakinlerinden 84 yaşındaki Vahap Türk de leyleklerin yıldırım düşmesi sonucu yanan yuvayı yeniden yapıp yurt edindiğini söyledi.

Leylekleri çok sevdiklerini anlatan Türk, şunları kaydetti:

“Minaremiz 1959’da yapıldıktan sonra leylekler yuva yapmaya başladı. Daha önce kavak ağaçlarında yuva yapan leylekler minare yapıldığında yuvalarını minareye taşıdı. Bir ramazan ayında kuvvetli bir yağmurla minareye yıldırım düştü. Minaredeki yuva yanmaya başladı. Yavrular yandı ama anne babaları uçarak kurtuldu. Olayın ardından gökyüzü görünmeyecek çoklukta leylek gelip yanan yuvanın üzerinde 3 gün boyunca uçtu. Kısa zaman sonra leylekler gelip minarenin tepesine yeniden yuva yaptı. Leylekler 62 yıldır da aynı yuvaya gelip gidiyor.”