Kalebodur'la Mimarlar Konuşuyor'un konuğu Murat Şahin oldu

İSTANBUL (AA) – Kalebodur'un, mimarlık sektörünün gelişimine katkıda bulunmak amacıyla başlattığı "Kalebodur'la Mimarlar Konuşuyor"da Prof. Dr. Abdi Güzer'in temmuz ayındaki konuğu, İstanbul ve Houston'daki ofisleriyle hizmet veren PDG Mimarlar'ın kurucu ortağı Murat Şahin oldu.

Kale'den yapılan açıklamaya göre, karma kullanım, kentsel tasarım, konut, ticaret, eğitim, ofis, konaklama gibi birçok farklı alanda projeler üreten ve Hatay Dinler ve Medeniyetler Projesi gibi ulusal ve uluslararası çapta birçok ödüllü projede imzası bulunan Şahin, söyleşide Prof. Dr. Abdi Güzer'in sorularını yanıtladı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen PDG Mimarlar'ın kurucu ortağı Murat Şahin, mimarlıkta ticari olanın ötesine geçmeyi, iyi tasarıma odaklanmanın temel felsefeleri olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Balkon, apartman kültürümüzde çok önemli yer tutuyor. Balkonu kapatıyor olmayı hem bir mimar hem de kullanıcı olarak içime sindiremiyorum. Yönetmelikte de, kullanımda da balkon, evin dışarı hali; emsal dışı olarak tanımlanan bir alan. Balkonu emsal içine alıp eve dahil ettiğinizde aslında kendinize metrekare kazandırıyorsunuz ama dışarıyla temasınızı kesiyorsunuz. Kapanan balkon ardiyeye, depoya dönüyor. Bu nedenle son çalışmalarımızdan Kiptaş Silivri 4. Etap Sosyal Konutları projemizde balkonları şaşırtmalı uygulayarak balkonu kapatamamaları üzerine bir kurgu yaptık.

Yeni mezun olacaklar çok zor bir dönemde mezun oluyorlar. Çünkü yeni mezunların karamsarlığını görüyorum ancak onlara hep şunu söylüyorum; mimarlık, bireysel bir meslek. Bir noktaya kadar mezun olduğunuz okul veya yeteneğiniz önemli değil. Çünkü mimarlık eğitim kurumları dışında öğrenilebilen bir meslek. Türkiye'deki yapı stokunun yüzde 90 vasat olması nedeniyle geriye kalan yüzde 10'da ne yaparsanız yapın, öne çıkıyor. Bu şansı değerlendirmek için kendinizi geliştirmelisiniz. Hangi programı öğrenmeli değil, kendimi nasıl geliştirmeliyim diye soruyor olmanız lazım."

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

HATAY(AA) – Merkez ilçe Antakya’da yaşayan Şahin Kadınoğlu, 12 yaşından bu yana kendine ait atölyesinde ağaçtan rengarenk topaçlar yaparak, uzun bir tarihi geçmişi olan bu oyuncağı çocukların tanımasına katkı sağlıyor.

Kadınoğlu, AA muhabirine, topaçların 80’li yıllardaki gibi ilgi görmediğini söyledi.

Kar amacı gütmeden yaptığı topaçları maliyetine satan Kadınoğlu, 34 yıldır ürettiği topaçlarla teknolojiye direnmeye çalıştıklarını dile getirerek, “Her işin zor olduğu gibi topaç işi de zor ve emek isteyen bir iş, yeter ki çocuklarımız bilsin, biz yaparız. Çocuklarımızın bizim zamanımızda oynadığımız topaçlardan oynamalarını istiyoruz. Çocuklarımıza çok zevkli bir oyun olduğu için de topacı tavsiye ediyorum” dedi.

Gelecek nesillerin bu eski oyuncağı tanıyabilmesi için sağlığı yettikçe topaç imalatına devam edeceğini vurgulayan Kadınoğlu, “Bizler, babalarımız, annelerimiz, teyzelerimiz bile bu topaçlarla oynuyordu. Bu topaçlarda karımız, kazancımız yok. Sadece bizler gibi çocuklarımızın da bu oyunu oynayarak mutlu olmalarını istiyoruz. Bunu çarşıdan almaya kalkışsan 5 TL, 10 TL’dir yani karlı bir iş değil yeter ki çocuklarımız teknolojik cihazları bırakarak bu oyunları oynasınlar.” ifadelerini kullandı.

Kadınoğlu, çocukların eğlencesine katkıda bulunduğu için mutlu olduğunu ifade ederek, “Topacın ne boyasında, ne ağacında ne de çivisinde çocuklara zarar verecek herhangi bir madde yok. Her şeyi doğal, çivisini dahi özel yaptırıyoruz. Doğal boya ile boyuyoruz. Bu nedenle çocuklarımıza tavsiye ediyoruz. Çocukların doğal oyuncaklarla oyunu daha sağlıklı.” diye konuştu.

BERLİN (AA) – Almanya’da mRNA teknolojisiyle yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşı geliştiren BioNTech şirketinin kurucuları Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci, Alman Bild gazetesine açıklamalarda bulundu.

Şahin, yaşlanmanın da biyolojik bir durum olduğunu belirterek deri hücrelerinin belirli faktörlerle yeniden programlanabileceğinin, yani gençleştirilebileceğinin onlarca yıl önce görüldüğünü ifade etti.

Bu faktörlerin mRNA aracılığıyla da hücrelere sızdırılabileceğini anlatan Şahin, “Bir bilim kurgu filmindeki gibi birdenbire yaşlı insanları genç insanlara dönüştüremezsiniz. Ancak belki hasar görmüş bir kalbin veya diğer hasarlı veya eski organların tamamen veya kısmen yaşlanma sürecini tersine çevirebilirsiniz. Bunun bir gün mümkün olacağına kesinlikle inanıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

Şahin, Kovid-19’un hayatı ve manşetleri ne kadar daha belirleyeceğine ilişkin soruya da virüsün, umulmadık bir şekilde değişim göstermemesi ve gelecek haftalarda aşı oranının artırılmasının başarılması durumunda sonbahar ve kışı aylarını iyi geçirme şansının yüksek olduğunu kaydetti.

Dr. Türeci de mRNA metoduyla geliştirilen aşının yüksek hızla piyasaya çıkmasının, ilgili yetkililerin aciliyet konusunda net bir anlayış göstererek birlikte çalışma yapmalarından kaynaklandığını söyledi.

Bu hızlılığın ve gerekli ek kaynağın diğer terapilere de aktarılmasını istediklerini ifade eden Türeci, “Kanser hastalıklarında da yüksek aciliyetimiz var.” ifadesini kullandı.

Türeci, yeni başarıların ön koşulunun bir hastalığın biyolojisini kesin bir şekilde anlamak olduğunu vurgulayarak “Ardından mühendisler gibi, ilgili hastalık mekanizmalarını onarmak için hangi özel araçlara ihtiyaç duyduğumuzu düşünmeliyiz. Daha sonra, belirli hastalık için uygun araçları mRNA teknolojisindeki araç kutusundan alacağız ki bu araç kutusu çok zengindir. Neyin mümkün olduğunu henüz öngöremiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.

5 ila 11 yaş grubu çocuklar için Kovid-19 aşısına ilişkin bilgileri de paylaşan Türeci, bu yaş grubu için bulunan dozun 10 mikrogram olduğunu, bunun yetişkinlerdeki dozun üçte birine karşılık geldiğini anlattı.

Türeci, daha küçük çocuklar için verilerin yıl sonuna kadar hazır olacağı bilgisini paylaştı.