Kanada'da 11 yıl yatılı kilise okulunda kalan Geronimo Henry, yaşananları 'soykırım' olarak nitelendirdi

BRANTFORD(AA) – Kanada’da 1800’lü yıllarda Katolik Kilisesi tarafından Kanada hükümeti adına açılan ve sonuncusu 1997’de kapatılan 139 yatılı kilise okulu, faaliyette olduğu yıllarda 150 binden fazla yerli çocuğun ailelerinden zorla koparılarak alıkonulduğu yerler oldu.

AA muhabiri, ülkedeki yatılı kilise okullarının büyüklerinden biri olan Ontario eyaletine bağlı Brantford kentindeki Kanaata bölgesinde faaliyet gösteren Mohawk Yatılı Kilise Okulunu görüntüledi.

Katolik Kilisesi tarafından 1831 yılında açılan ve 27 Haziran 1970’te kapatılan okulun ana binası, yenileme çalışmaları gerekçesiyle kapalı tutuluyor.

Okul, halen sonradan inşa edilen binadaki 3 sanat galerisi, tarih müzesi ve kütüphanesiyle 1972’den beri kültür merkezi olarak hizmet veriyor.

11 yıl kaldığı okulun bahçesinde anılarını anlattı

Brantford kentindeki Six Nations Yerli Topluluğu üyesi Geronimo Henry (84), yaşadıklarını 11 yıl kaldığı okulun önünde anlattı.

Geronimo Henry, 6 yaşında alındığı okuldan 17 yaşında çıktığını, bu süre içinde bir erkek ve 2 de kız kardeşinin daha okulda tutulduğunu söyledi.

Erkek kardeşinin, bir fırsatını bularak okuldan kaçtığını ve bir daha geri dönmediğini anlatan Henry, “Bu kapının önüne yaklaşamazdık. Buradan ancak görevliler girebilirdi. Kız kardeşlerimi de okul boyunca hiç görmedim.” dedi.

Ülke genelindeki 139 okulun yerli çocukların toplanması amacıyla açıldığını anlatan Henry, “Amaç onların dilini, kültürünü ve inançlarını değiştirmekti. Ailem kiliseye inanmıyordu. Bizim kendi inancımız vardı. Aynı Afrika’dan getirdikleri insanlar gibi. Onlar Hristiyan değildi ve kendi inançları vardı.” diye konuştu.

“Hem burası hem de Kanada genelindeki tüm yatılı okulların bölgesi taranmalı”

Yatılı okulda olduğu yıllarda herhangi bir mezar görmediğini söyleyen Henry, “Ama hep konuşulurdu. Okulun arka tarafındaki çiftlik bölgesinde mezar olduğu söylenirdi. Hem buranın hem de Kanada genelindeki tüm yatılı okulların bölgesinin taranmasını istiyoruz. Bu iş tamamlandıktan sonra da bulunan tüm cesetlerin kayda girmesi ve inancımıza göre her birine cenaze töreni yapılması gerekir.” şeklinde konuştu.

“Kanada’nın bize yaptığı soykırımdır”

Yatılı okullarda yaşananlardan Katolik Kilisesi ve Kanada devletinin sorumlu olduğunu ifade eden Geronimo Henry, “Kanada’nın bize yaptığı soykırımdır. Tüm bu yaşananlar ve çocuklarımız için adalet istiyoruz. Bu okullar, çocuklar için bir hapishaneydi. Biz bir suç işlememiştik. Sadece yerliydik. Kanada, soykırım ile suçlanmalı ve bunun hesabını vermeli. Özür dilemek, yaşananlar için yeterli değil.” dedi.

“Kanada yatılı okullarla çocuklarımızı katletti”

Brantford bölgesindeki Six Nations Yerli Topluluğu üyesi Jacquline House da dua etmek için geldiği Mohawk Yatılı Kilise Okulu’nun bahçesinde AA muhabirinin sorularını yanıtladı.

Babasının da bu okulda tutulduğunu belirten House, British Columbia ve Saskatchewan’dan gelen isimsiz çocuk mezarları haberlerinin, kendilerini derinden sarstığını söyledi.

House, şöyle devam etti:

“Bu haberler içimizi yakıyor. Babam da bu okullarda yıllarca kalmış. Şimdi kendi dilini konuşamıyor. Buralarda çocuklarımızın beynini yıkadılar, kimliklerini değiştirdiler, kültürlerini yok ettiler. Yakın zamana kadar insanlar, okul, eğitim veya medeniyete dair öğretiler olduğunu düşünüp, yatılı okullara normal gözle bakıyorlardı. Şimdi herkes şoke oldu. Bu bir katliam. Kanada yatılı okullarla çocuklarımızı katletti. Ölüm sebepleri ne olursa olsun bunun hesabı verilmeli. Onlar masum çocuklardı. Bu sanki Kanada’nın çocuklarımıza açtığı bir savaştı.”

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KANADA (AA) – Kanada Vatandaşlık ve Göçmenlik Bakanı Marco Mendicino yaptığı açıklamada, “Her şeye rağmen, Kanada göçmenlik konusunda dünyaya liderlik etmeye devam ediyor. Bu yıl 401 bin yeni daimi sakini kabul etme taahhüdümüzü yerine getireceğiz. İşler doğru yönde ilerliyor.” ifadesini kullandı.

Bugüne kadar bir yılda kabul edilecek en fazla göçmen sayısı olan 401 bin kişi arasında, ülke dışından yapılan başvuruların yanı sıra uygun şartlardaki yabancı öğrenciler, geçici yabancı işçiler ve halihazırda Kanada’da bulunan sığınmacılar yer alıyor.

Bu arada Kanada Göçmenlik Dairesi, haziranda, bir ayda şimdiye kadarki en yüksek sayı olan 45 bin 100 göçmenlik başvurusunu değerlendirdi. Daire, bu başvurulardan 35 bin 600’üne ülkede daimi oturum izni verdi.

Kanada Göçmenlik Dairesi verilerine göre, ülkeye en çok göçmenin kabul edildiği yıl, 400 bin 810 ile 1913 yılı oldu.

Kovid-19 salgını sonrası artan işgücü ihtiyacını karşılama hedefinde olan Kanada hükümeti, söz konusu açığı kapatmak için 2022’de 411 bin ve 2023’te de 421 bin yeni göçmen almayı hedefliyor.

Hükümet, salgın nedeniyle kapalı olan sınırlar engelini aşmak için de nisanda, sağlık, tarım, inşaat ve dağıtım hizmetleri gibi mesleklerde çalışan 90 binden fazla mezun öğrenciye ve geçici yabancı işçiye daimi ikamet statüsü verileceğini duyurmuştu.

KANADA (AA) – Kanada Müslümanları Ulusal Konseyi (NCCM) CEO’su Mustafa Farooq, London kentinde düzenlediği basın toplantısında, 22 Temmuz’da toplanacak Kanada Ulusal İslamofobi Zirvesi’ne dair açıklamalarda bulundu.

Farooq, “İslamofobi nedeniyle son 5 yılda Kanada’daki nefret saldırılarında diğer tüm G-7 ülkelerinden daha fazla Müslüman öldürüldü. İslamofobi öldürücü ve şimdi harekete geçmemiz gerekiyor. Daha fazla can kaybına seyirci kalamayız.” dedi.

Mustafa Farooq, “Kanadalı Müslüman topluluklara destek veren her kökenden birçok Kanadalı var. İslamofobik olaylardan sonra taziye ve umut mesajlarıyla, namaz vakitlerinde camilerin etrafına canlı kalkanlarla ve değişim taleplerinde dayanışmayla bu destek açıkça görülmektedir. Kanada’da İslamofobi ile ilgili bir sorunumuz var. Kanadalılar olarak bizlerin de bu konuda bir şeyler yapmak için kolektif iradeye sahip olduğumuza şüphe yok.” diye konuştu.

Ontario eyaletine bağlı London kentinde Müslüman bir aileden dört kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısı sonrası Ulusal İslamofobi Zirvesi düzenlenmesi önerisini gündeme getirdiklerini hatırlatan Farooq, 22 Temmuz’da yapılacak zirve için 61 maddelik istek ve tavsiyeler hazırladıklarını ifade etti.

Farooq, konuşmasında, Kanada’da son yıllarda artan İslamofobik saldırılara; 6 Haziran’da London’da Afzaal ailesinden 4 kişinin öldüğü terör saldırısını, Eylül 2020’de Toronto Mescidi’nin gönüllü bekçisi Mohamed-Aslim Zafis’in bıçaklanarak öldürülmesini, Ocak 2017’de Quebec City Camisi’nde namaz kılarken öldürülen 6 kişiyi ve Edmonton’da saldırıya uğrayan iki Müslüman kız kardeşi örnek gösterdi.

Zirve öncesi önerileri kamuoyuna duyurmak için İslamofobik saldırıların olduğu bu şehirlerde eşzamanlı basın toplantıları düzenleyen NCCM’in isteklerinden bazıları ise şöyle sıralandı:

“Nefret suçlardan mağdur olanlar için Ulusal Destek Fonu kurulması, ulusal güvenlik ajansları başta olmak üzere her kademeden devlet kurumlarında beyaz üstünlükçü grup üyeleri hakkında soruşturma başlatılması, ceza kanununa nefret saikli saldırı, cinayet, tehdit ve her bir ihlale karşılık gelen özel cezalar içeren yeni hükümlerin eklenmesi, 2021’in sonuna kadar federal bir İslamofobi karşıtı stratejinin belirlenmesi, beyaz üstünlükçü grupların eyalet mülkü üzerinde toplanmasını engelleyen yasaların çıkarılması, eğitim müfredatlarına İslamofobi karşıtı derslerin konulması.”