Kara mantar hastalığı, burun, göz ve beyni etkiliyor

İSTANBUL (AA) – Medipol Pendik Üniversite Hastanesi Enfeksiyon Bölümünden Uzm.Dr. Bengisu Ay, "Hindistan'da Kovid-19 salgınıyla birlikte ilerleyen, 200 can aldıktan sonra Mısır ve Irak'a da sıçrayan kara mantar hastalığı burun, göz ve beyni etkiliyor. Hastalığa yol açan zehirli madde, toprak, küflü ekmek, çürümüş sebze ve meyvelerle bulaşıyor." ifadelerini kullandı.

Medipol Pendik Üniversite Hastanesi'nden yapılan açıklamada, Hindistan'da son iki hafta içinde 10 binden fazla kişide görülen kara mantar hastalığına ilişkin bilgi verildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Uzm.Dr. Bengisu Ay, mukomirkoz olarak bilinen kara mantarın toprak, bitki, dışkı, küflenmiş ekmek, çürüyen sebze ve meyvelerde bulunan mukor küfüne yol açan mantarla temas sonucu meydana geldiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Hindistan'da Kovid-19 salgınıyla birlikte ilerleyen, 200 can aldıktan sonra Mısır ve Irak'a da sıçrayan kara mantar hastalığı burun, göz ve beyni etkiliyor. Hastalığa yol açan zehirli madde, toprak, küflü ekmek, çürümüş sebze ve meyvelerle bulaşıyor. En fazla burun, göz ve beyni enfekte eden bu hastalık, insandan insana bulaşmamakla birlikte, zayıf bağışıklık sistemi olanlara saldırarak ciddi enfeksiyonlara hatta ölümlere sebep olabilir. Bazı hastalar ise ancak tek gözleri alınırsa iyileşebiliyor.

Özellikle kanser, diyabet ve organ nakli hastalarının bu enfeksiyondan daha ağır etkileniyor. Mukormikoz bağışıklığı güçlü olan kişilerde ciddi enfeksiyonlara yol açmaz. Kanser, diyabet, organ nakli, steroid tedavisi ve bunun gibi bağışıklığı zayıflatan ya da bağışıklığı zayıflatan ilaç kullanan hastalıklar açısından ciddi risk barındırır."

– "Kara mantar, insandan insana bulaşmıyor"

Hindistan'da yaklaşık 10 bin kişinin enfekte olduğu ve hastalığın yayılabileceğini aktaran Ay, kara mantar enfeksiyonunun insandan insana bulaşmadığının altını çizidi.

Ay, "Daha çok solunum yolu ya da cilt bütünlüğünün bozulduğu durumlarda deriden ya da mukoza dediğimiz göz, ağız içi, makat ve genital bölgeye temasla bulaşır. Bulaştığı bölgeye göre bulgu veriyor. Genelde en fazla burun-beyin mukormikozu görülür. Daha sonra deri ve akciğer tutulumu bunu izler. Yaygın tutulum ve sindirim sistemi tutulumu nadirdir. Kan kanseri hastalarında ise en çok akciğeri tutuyor." ifadelerini kullandı.

– "En önemli önlem, gıda hijyeni"

Siyah mantar enfeksiyonunun belirtileri hakkında bilgi veren Ay, "Burun beyin tutulumunda damakta morartılı yaralar, yüzde ve göz çevresinde hastalık ilerlerse koyulaşan kızarıklık, baş ağrısı, ateş görülür. Akciğer tutulumunda ateş öksürük solunum zorluğu, ilerlerse kanlı balgam olur. Deri tutulumunda ciltte kızarıklık akıntılı yara morarma ve kangren olur. Sindirim sistemi tutulduğunda bulantı kusma ishal, ateş, karın ağrısı olur." bilgisini verdi.

Ay, sınıra dayana kara mantar kabusuna karşı alınacak en önemli önlemin gıda hijyeninden geçtiğini bildirdi.

Buzdolabında muhafaza edilen sebze ve meyvelerin temizliğinden ve tazeliğinden emin olmak gerektiğini belirten Ay, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Küflenmiş ekmeğin kötü kısmını çıkarıp tüketmeyin. Mantar bulaştığı gıdanın sadece görünen kısmında değildir. Meyveler ve sebzeleri sirkeli suyla iyice yıkayın. Bunun dışında buzdolabının ve ekmek tahtası gibi yemek hazırlama gereçlerinin de temizliğinden emin olmalısınız. Yemek hazırlarken, yerken ve yemek sonrası el hijyenine dikkat etmek alınacak önlemler arasındadır. Doğada yaygın olarak bulunan 400 bin tür tanımlanmış mantar içinde yaklaşık 150'si insanlarda enfeksiyon oluşturabilir.

Kara mantar hastalığına yol açan mantar mukormikozu başta ABD, Hindistan, Panama, İsrail, Güneydoğu Asya ve Orta Doğu gibi coğrafi bölgelerde sıkça görülüyor. Hastalığa yol açan mantarların ekolojik olarak yaygın olduğu söylenebilir. Hastalık en son Irak'a sıçradı. Ülkemizde de geçmiş yıllarda görülmüştü. Bu sebeple hepimiz riskin farkında olmalı ve önlem almalıyız. Hastalığın tanısı konduğunda mantar tedavisine spesifik ilaçlar verilir. Tedavi uzun sürebilir. Asıl tedavi altta yatan hastalığa yöneliktir. Gerekli durumlarda cerrahi işlem yapılabilir."

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

TRABZON (AA) – Trabzon’un Ortahisar ilçesinde yaşayan 30 yaşındaki harita mühendisi Merve Ulusoy, yıllık 30 ton mantar üretimi gerçekleştirince mesleğini bırakıp üretici oldu.

Karadeniz Teknik Üniversitesini (KTÜ) bitirip özel bir firmada mühendis olarak çalışmaya başlayan bir çocuk annesi Ulusoy, eşi ile mantar yetiştiriciliği kursuna katılarak belge aldı.

Ulusoy, kendi imkanlarıyla Akçaabat ilçesinin Akçaköy Mahallesi’nde sera kurduktan sonra üretime geçerek harita mühendisliğini bırakırken ikinci serasını da oluşturdu.

Eşinin desteğiyle 300 metrekarelik alanda kurdukları seralarda yılda 30 ton istiridye mantarı yetiştiren Ulusoy, Trabzon dahil 5 ile satış yapıyor.

Ulusoy, AA muhabirine, mühendis olarak çalışırken hobi olarak başladığı mantar yetiştiriciliğinde kendi işinin patronu olduğunu söyledi.

Toprakla uğraşmayı sevdiğini ifade eden Ulusoy, “Ofis ortamında olmaktansa toprakla ve doğayla iç içe olmayı tercih ettim. Yaptığım araştırmalar sonucunda nem ve sera ortamını sağlayabileceğimi düşündüğüm için mantar yetiştirmek istedim.” dedi.

Merve Ulusoy, Trabzon’da çok fazla mantar üreticisi olmadığını belirterek şunları kaydetti:

“Çocukluğumu köyde geçirdiğim için serayı da burada yapmanın güzel olacağını düşündüm. İlk seramı kurduktan sonra önümü görmek istedim. Halkımıza da yavaş yavaş mantarı tanıtmaya başladık. İstiridye mantarı vitamin ve besin değeri oldukça yüksek. Protein açısından etle aynı değerde. Müşteri potansiyelini oluşturunca ikinci seramızı da kurduk. Hobi olarak başladığım işte üretici olmayı tercih ederek harita mühendisliğini bırakmış oldum.”

İl Tarım ve Orman Müdürlüğü, Akçaabat Ziraat Odası, Halk Eğitim Merkezince düzenlenen mantar yetiştiriciliği kursuna katıldığını anlatan Ulusoy, “Kursta mantar üretiminin tüm detaylarını öğrendik. Üretirken nelere dikkat edilmeli, yetiştirilmesi ve hangi mevsim hangi tohum ekilir gibi eğitimleri eşimle birlikte alarak belge almaya hak kazandık. O da bana boş zamanlarında yardımcı oluyor.” diye konuştu.

“Her bir yaprağına kadar sevgiyle, emek göstererek büyütüyoruz.”

Ulusoy, mantar yetiştirmenin çok zevkli olduğunu ancak disiplin gerektiren bir iş olduğunu vurgulayarak şöyle devam etti:

“Titizlik ve disiplinle çalışıldığı zaman emeğimizin karşılığını çok rahat aldığımız bir iş. Mantarlar bize ilk geldiklerinde 17 gün kuluçka döneminde kalıyorlar. Gün boyunca ısı ayarını kontrol ediyorum. Beşinci günün sonunda mantarların pinleri çıkmaya başlıyor. Zaten pinler çıktıktan sonra en heyecanlı kısım oluyor. O yavaş yavaş gözüken pinlerde artık emeklerinizin karşılığını aldığınızı görüyorsunuz. Onlarla birlikte siz de aynı heyecanı yaşıyorsunuz. Tek tek yapraklarına bakıyorsunuz, ıslanmışlar mı, kurumuşlar mı, suyu azaltayım, çoğaltayım derken tek tek çocuk gibi onlarla her gün ilgilenerek her bir yaprağına kadar sevgiyle, emek göstererek büyütüyoruz.”

Mantarların bakımlarını kolaylaştırmak amacıyla geliştirdikleri sistemle cep telefonu aracılığıyla takip yaptıklarını aktaran Ulusoy, “Bu iş bakımlarını 24 saat takip etmenizi gerektiren bir iş. Seramıza gelemediğimiz zaman nem, aydınlatma ve sulamalarını telefona kurduğumuz sistemle evimde otururken tek bir tuşla ayarlamasını yapıyorum. Bizim için kolaylık oluyor.” dedi.

Ulusoy, Doğu Karadeniz’de özellikle Akçaabat’ın iklim şartlarının mantar üretimine elverişli olduğunu dile getirerek Akçaabat Ziraat Odasının desteğiyle ilçeyi merkez haline getirmeyi istediklerini ifade etti.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) döneminde internet sitesinden istiridye mantarını satışa sunduklarını belirten Ulusoy, “Asıl üretimi salgın döneminde yaptık. Bağışıklık sistemini güçlendirmesiyle mantarın tanıtımını yaptık. Kovid-19 döneminde insanların internet üzerinden alışveriş yapmalarını değerlendirerek biz de kendi sitemizi kurduk, Trabzon merkez ilçeleri, çevre iller ve Ankara’ya kadar siparişlerini müşterilerimize teslim ediyoruz. Ancak bu sipariş ağımızı daha da geliştirmek istiyoruz.” dedi.

“Akçaabat’ı, mantarda Doğu Karadeniz’in üretim üssü yapmak istiyoruz”

Akçaabat Ziraat Odası Başkanı Mustafa Hikmet Eyüpoğlu da ilçede aktif olarak 3 üreticinin bulunduğunu bildirdi.

Eyüpoğlu, ilçenin iklim açısından mantar üretimine oldukça uygun olduğunu ifade ederek, “Elimizden geldiği kadar üreticilerimize destek olmaya çalışıyoruz. Mantarın üretimini yapıyoruz, pazar konusunda da çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Akçaabat’ı mantarda Doğu Karadeniz Bölgesi’nin üretim üssü yapmak istiyoruz.” diye konuştu.

Yılın 12 ayı ilçede mantar üretilebildiğine değinen Eyüpoğlu, “Belediyelerimizi de bu işin içine katarak onların öncülüğünde bu işi bir merkez haline getirip ilçe olarak markalaşmak istiyoruz. Bu konuda kursa katılıp, üretim gerçekleştiren girişimcilerimizi de tebrik ediyorum.” dedi.

İSTANBUL (AA) – Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Bölümü'nden Dr. Öğr. Üyesi Yusuf Muhammed Durna, "Kulak mantarı tedavi edilmezse ciddi kulak ağrısı ve iletim tipi işitme kaybı oluşturabilir." ifadelerini kullandı.

Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Durna, halk arasında kulak mantarı olarak bilinen otomikoz rahatsızlığının belirtileri ve tedavisine ilişkin bilgi verdi.

Tedaviye ne kadar geç başlanırsa tedavinin o kadar uzun sürdüğünü belirten Durna, "Kulak mantarı belirtilerine sahip olan kişilerin en kısa sürede kulak burun boğaz bölümüne başvurması gereklidir. Kendiliğinden düzelme ihtimali beklenen bir durum değildir. Kulak mantarı; kulak kanalında şişliğe, kurumaya, pullanmaya, akıntıya ve ağrıya neden olabilir. Daha çok sıcak iklim koşullarında yaşayanlarda ve su sporları yapanlarda görülür. Genellikle damla veya pomad şeklinde uygulanan mantar ilaçları ile tedavi edilir." değerlendirmesinde bulundu.

– "Kulak yolunu çok fazla temizlemeye çalışanlarda kulak mantarı daha sık görülür"

Durna, deride görülen diğer mantar hastalıkları gibi nemli ortamlarda kulak mantarının daha sık görüldüğünü aktararak, şunları kaydetti:

"Sıcak iklimlerde yaşayanlarda, kulak pamuğu ile kulağını çok sık temizleyenlerde, egzama gibi deride kabuklanma olan kişilerde, şeker hastalarında, yüzücülerde ve işitme azlığı nedeni ile işitme cihazı kullananlarda daha sık görülüyor. Özellikle aşırı terleyen hastalarımızda, kulak yolunu çok fazla temizlemeye çalışanlarda kulak mantarı daha sık görülür. Kulak mantarı nedeniyle kaşınan kulak yolunun tahrişine hatta kanamasına bile neden olunabilir.

Kulağımızda tıkanıklık ve dolgunluk ile birlikte kaşıntının fazla olması kulak mantarının ilk belirtileri olabilir. Bunun yanı sıra kulak yolu girişinde kızarıklık ve şişlik, kulakta akıntı olması durumlarında da kulak mantarından şüphelenmeliyiz. Bazı hastalarımızda kaşıntı o kadar fazla olabiliyor ki, bu hastalarımız kaşıma nedeni ile kulak yolu kanaması ile başvurabiliyorlar. Bu belirtilerden biri bile olsa mutlaka vakit geçirmeden hekime başvurmalısınız. Kulak mantarına karşı gözünüzü dört açın."

Kulak mantarının kulak yolunda izole olduğu için vücutta başka bir yere bulaşmadığını belirten Durna, "Tedavide öncelikle kulak yolunda görülen mantarlar aspiratör yardımı ile temizlenmelidir. Sonrasında damla veya pomad şeklindeki ilaçlarla mantarı tedavi ediyoruz. Mantar enfeksiyonları inatçı enfeksiyonlar olduğu için kulak aspirasyonu birkaç kez tekrarlanabilir ve tedavi bazen 30 güne kadar sürebilir. Bu tedavilerin herhangi bir ciddi yan etkisi bulunmuyor. Sadece gebelerde daha dikkatli davranılıyor." yorumunu yaptı.