'Karadeniz'in Zeugması' kapılarını dünyaya açacak

KARABÜK (AA) – MÖ 1. yüzyılda kurularak MS 8. yüzyıla kadar yerleşim amacıyla kullanıldığı tahmin edilen, ortaya çıkarılan mozaikler dolayısıyla “Karadeniz’in Zeugması” olarak adlandırılan ve kazı çalışmalarıyla yeni bulgulara ulaşılan Karabük’teki Hadrianaupolis Antik Kenti turizme kazandırılacak.

Geç Helenistik, Roma ve Erken Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanıldığı tahmin edilen Eskipazar ilçesinin 3 kilometre batısındaki antik kentte kazı çalışmaları, Karabük Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi ve Kazı Başkanı Doç. Dr. Ersin Çelikbaş yönetiminde sürdürülüyor.

At, fil, panter ve geyik gibi birçok hayvanın tasvir edildiği mozaiklerle ünlenen antik kentteki kazı çalışmalarında, kaya mezarı içinde iskeletler, antik döneme ait para, kemik toka, unguentarium (gözyaşı şişesi), 2. yüzyıla ait mezar, 1800 yıllık adak levhası gibi eserlere de rastlandı.

Antik Çağ’da bir hac merkezi, sütun azizlerinden Stylos Alpius’un doğum yeri olan antik kentteki kazı çalışmalarında elde edilen ve kazı evinde incelenen bulgulardan taşınabilir olanlar çevre illerdeki müzelere götürülüyor, taşınmazlar ise olduğu yerde korunuyor.

Arkeolojik yüzey araştırmalarında iki hamam, iki kilise yapısı, bir savunma yapısı, kaya mezarları, tiyatro, bir kemerli ve kubbeli yapı, anıtsal kültik niş, sur, villa, diğer anıtsal binalar ile bazı kült alanları gibi 14 dağınık kamu ve diğer tür yapıların olduğu belirlenen antik kent, turizme kazandırılacak.

Karabük Valiliği, Hadrianaupolis Antik Kenti’nin ören yerine dönüştürülerek yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine açılması için Kültür ve Turizm Bakanlığına başvuruda bulundu.

“Kazılar devam ettiği sürece başka yapılar da gün yüzüne çıkacak”

Vali Fuat Gürel, AA muhabirine, kazı çalışmalarının devam ettiği Hadrianaupolis’in bölgenin en önemli antik kenti olduğunu söyledi.

Antik kentin tarihinin çok eski olduğunu ve o dönemlerde bir merkez olduğunu aktaran Gürel, “Paflagonya bölgesinde önemli bir Roma kenti olarak bilinen bir yer. Burada yapılan kazılarda mozaikler ön plana çıkmış. ‘Batı Karadeniz’in Zeugması’ olarak adlandıracak bir boyuta gelen bir antik kentimiz.” diye konuştu.

Gürel, kazıların artık dönem dönem değil, 12 ay boyunca sürdürdüğünü dile getirerek, “Şimdiye kadar kilise, hamam ve askeri yapılarla beraber ‘Roma villası’ diyebileceğimiz yapılar gün yüzüne çıkarıldı. Kazılar devam ettiği sürece başka yapılar da gün yüzüne çıkacak.” dedi.

Antik kentin turizme kazandırılması için çalışmaların devam ettiğini vurgulayan Gürel sözlerini şöyle tamamladı:

“Örnek birkaç yapının üzerinin kapatılması ya da koruma altına alınması için çalışmalar yapılıyor. Bir kilisenin üstü kapalı, Roma hamamı ve villasının üstü kapatılacak. Karşılama merkezi yapılacak. Niyetimiz 2022’de Kültür ve Turizm Bakanlığımızın destekleriyle de burayı bir ören yeri haline getirip turizme kazandırmak. Bölgemizin en önemli turizm merkezi Safranbolu. Buraya gelen 1,5 milyona yakın bir misafir portföyümüz var. Bu misafirlerin bir kısmının Hadrianaupolis’e gelerek ziyaret etmesini arzu etmekteyiz.”

Muhabir: Ahmet Özler

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

MERSİN(AA) – Antik kentteki önemli yapıların kazı ve restorasyon projeleri, Kültür ve Turizm Bakanlığının 2021 yatırım programına alındı ve bu kapsamda çalışmalar devam ediyor.

Adana Rövöle ve Anıtlar Müdürlüğü tarafından antik kentteki tiyatro, kutsal alan, tapınak ve Helenistik kule için hazırlanan kazı ile restorasyon projelerinin ihaleleri yapıldı ve çalışmalara başlandı.

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ümit Aydınoğlu başkanlığındaki ekip, antik kentte çalışmaları sürdürüyor.

Kazı başkanı Ümit Aydınoğlu, AA muhabirine, Uzuncaburç’un, Helenistik Dönem’de bölgenin başkenti ve dini merkezi olduğunu aktardı.

Burayla ilgili hazırladıkları 4 projenin yatırım programına alındığını dile getiren Aydınoğlu, yapıların korunması ve restorasyonu çalışmaları kapsamında tiyatro, kutsal alan, tapınak ve Helenistik kuledeki kazı ve restorasyon çalışmalarının devam ettiğini belirtti.

“Birçok insan burayı görmek için gelecek”

Antik kentin görkemli bir yapısının olduğuna dikkati çeken Aydınoğlu, şöyle devam etti:

“Antik kentin tiyatro, kutsal alan, tapınak ve Helenistik kule bölümünde kazı, aynı anda da restorasyon çalışmaları devam ediyor. 50 kişilik ekiple çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Kültür ve Turizm Bakanlığımızın ilgisiyle burayı tekrar canlandırmayı düşünüyoruz. Burada gördüğünüz yapıların çoğu toprak altında kalmış. Halbuki çok iyi durumdalar. Geçmişimize sahip çıkmamız ve ülke turizmine kazandırmamız adına burayı koruyabilmek çok önemli. En önemlisi bu yapılar korunacak ve gelecek nesillere aktarılacak. Birçok insan burayı görmek için gelecek.”

Kazı ve restorasyon çalışmalarının ardından bölgede çevre düzenlemesi yapacaklarını kaydeden Aydınoğlu, “İnsanlar buraya geldikleri zaman tarihin içerisinde zaman geçirecekler, geçmişin nasıl olduğuna dair fikir sahibi olacaklar ve burada gün boyu zaman geçirme şansları olacak.” dedi.

MEÜ Rektörü Prof. Dr. Ahmet Çamsarı ise kentteki arkeolojik kazılarda daha da aktif olmak için çaba gösterdiklerini söyledi.

Uzuncaburç’ta önemli bir kazı çalışması yapıldığını ifade eden Çamsarı, “Yapılan çalışma sonrası burası ülkemizin en tanınmış bölgelerinden biri olacak. Bu bölgeye yıllık 60-70 bin civarı yerli turist geliyor. Yapılacak çalışmayla yabancı turistlerin gelmesiyle bu sayının daha da artacağına inanıyoruz.” diye konuştu.

AYDIN(AA) – Kazı heyeti başkanlığını yapan Hamburg Üniversitesi Arkeoloji Bölümünden Prof. Dr. Christof Berns, gazetecilere yaptığı açıklamada, Antik Yunan medeniyetinde felsefe, bilim ve sanat bakımından öne çıkan kentlerin başında, ünlü filozof ve matematikçi Thales’in de yaşadığı Miletos’un geldiğini ve kentin “filozoflar şehri” olarak anıldığını söyledi.

Kentte “ızgara sistemi” olarak anılan iyi bir şehirleşme yapısı olduğunu aktaran Berns, bugüne kadar yürütülen çalışmalarda tiyatro, pazar yeri, tapınak gibi kamusal yapıları ortaya çıkardıklarını ifade etti.

“Kazı çalışmalarımızda şu an iki ağırlık noktası var, evler ve sokaklar…”

Berns, bu yılki kazılarda günlük yaşama ait evleri gün ışığına çıkarmayı istediklerini belirterek şöyle konuştu:

“Kazı çalışmalarımızda şu an iki ağırlık noktası var, evler ve sokaklar… Bu şimdiye kadar pek araştırılmayan bir konu. Yani çoğunlukla geçmişte kamusal yapılar kazıldı. Tapınaklar ve pazar alanları gibi ama Miletos’un günlük hayatından bir iz pek yok. O yüzden dedik ki, günlük yaşam ve normal insanların hayatından izleri araştıralım. 2 bin 400 yıl önceki normal insanların yaşadığı 2 konuta ulaştık. Evlerin boyutları küçük ama daha genişlerinin olduğunu da biliyoruz. Bu konuda çalışmalarımız devam ediyor. Evlerin oda sayısı ya da içindeki detaylara ilişkin çalışmalarımız sürüyor.”

Evlerin toplumda “sıradan” sayılan insanlara ait olduğunu anlatan Berns, bu yaşama ilişkin en geniş kapsamlı çalışmayı yaptıkları için heyecanlı olduklarını sözlerine ekledi.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Umut Tuncer de Miletos’taki kazıların bu yıl çok verimli geçtiğine işaret ederek, böylesi yapıların gün yüzüne çıkmasıyla özellikle yabancı turistlerin antik kente ilgisinin artacağını dile getirdi.