Karın güneş ışınlarını aşırı yansıtması kar körlüğüne neden olabiliyor

Bursa Sağlık Müdürlüğünden yapılan açıklamaya göre Doğanay, güneşli havalarda karlı mekanlarda oluşan fazla yansıma nedeniyle gözlerin zarar görebileceğine dikkati çekti.

“Tedbir almazsak, fotokeratit olarak adlandırdığımız, karlı zeminden güneş ışınlarının fazlaca yansıması nedeni ile aşırı UV ışığın gözün kornea tabakasına temas etmesi ile oluşan, halk arasında ‘kar körlüğü’ olarak ifade edilen hastalığa davetiye çıkarmış oluruz.” ifadesini kullanan Doğanay, fotokeratitte kişinin gözlerinde aşırı hassasiyet, yanma, batma, sulanma, kamaşma, ışığa aşırı duyarlılık hissedeceğini ve gözlerini açmakta zorlanacağını aktardı.

Doğanay, daha ileri durumlarda göz kapaklarında yoğun ödem gelişebileceği uyarısında bulunarak, şunları kaydetti:

“Bu durum soğuk hava şartlarında hemen hissedilemeyebilir. Bu şikayetlerden herhangi birini yaşayan kişinin böyle bir durumda göz hastalıkları uzmanına vakit kaybetmeden başvurması gerekir. Özellikle açık tenli kişiler, göz rengi açık olan kimseler, daha önceden yaşa bağlı maküla yani sarı nokta hastalığı olan bireyler, kuru gözü, alerjik konjonktiviti ya da kirpik dibi iltihabı gibi halk arasında sık rastlayabileceğimiz rahatsızlıkları olan bireylerde fototoksik hasarın etkisi daha yoğun olabilecektir. Örneğin böyle bir durumda fotoreseptör tabaka dediğimiz retinada bulunan hücrelerin aşırı uyarılması sonucunda geçici görme kaybı yaşanabilir ya da yine yoğun UV ışık nedeni ile maküla da tahribat oluşabilir ki böyle bir durum geri dönüşsüz görme kayıpları ile sonuçlanacaktır. Bu nedenle güneş tutulmasına çıplak gözle bakamayacağımız gibi karda da güneş ışınlarına maruz kalmaktan kendimizi aynı şekilde korumamız gerekmektedir.”

Kar körlüğüne maruz kalmamak için güneş gözlüğü kullanılmasını öneren Doğanay, kayak merkezlerine gidenlerin de göz koruyucu gözlük temin etmeleri gerektiğini sözlerine ekledi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Sabancı Vakfı'nın kurulmasına öncülük ettiği ve ana destekçisi olduğu Türkiye Gençlik Filarmoni Orkestrası'nın (TUGFO) 2021 yılı konserleri için hazırlıklar devam ediyor.

Sabancı Vakfı'ndan yapılan açıklamaya göre, her yıl Türkiye'nin pek çok ilinden seçilen genç müzisyenleri dinleyicilerle buluşturan orkestra, 14'üncü yılında da konser maratonuna hazırlanıyor.

Orkestranın kamp süreci Sabancı Üniversitesi'nde devam ediyor. Kamp süresince eğitim ve provalar, Şef Cem Mansur ile birlikte Amerikalı flüt sanatçısı ve eğitmen James Lyman ile Türkiye'nin başarılı keman ve viyola virtüözlerinden Atilla Aldemir tarafından yürütülüyor.

Salgın nedeniyle bu yıl yurt dışı konserleri planlamayan orkestra, Şef Cem Mansur yönetiminde 5-10 Ağustos'ta İstanbul'da üç, Bursa ve Balıkesir'de (Ayvalık) birer konser olmak üzere toplam beş konser verecek.

Orkestrasının repertuvarında bu yıl Rossini'nin İpek Merdiven Uvertürü (La Scala di Seta), Ravel'in "Le Tombeau de Couperin – Pvane pour une İnfante Défunte" ve Mendelssohn'in "İtalyan Senfonisi (no 4)" eserleri yer alıyor.

Her yıl 100'e yakın genç müzisyenin yer aldığı orkestraya bu yıl salgın önlemleri nedeniyle 44 genç müzisyen seçildi.

BURSA(AA) – Bursa’daki Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğüne (TİGEM) bağlı Karacabey Tarım İşletmesinde yetiştirilen şampiyon adayı safkan Arap atları, açık artırmayla satılıyor.

“Osmanlı payitahtı” Bursa’da 7 asır önce sarayın ve ordunun at ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulan Çiftlikat-ı Hümayun, 1926’dan sonra Karacabey Harası ve 1984’ten bu yana ise TİGEM Karacabey İşletmesi adıyla faaliyetini sürdürüyor.

Karacabey ile Mustafakemalpaşa ilçeleri arasında yaklaşık 87 bin 500 dekar alanda bulunan tesiste, geçen yıl 90 tay açık artırmayla satılarak 7 milyon 300 bin lira gelir elde edildi. En yüksek bedelli satış geliri ise 560 bin lira ile 2 yaşındaki “Hasanım” isimli taydan sağlandı.

Bu yıl “elit” ve “koşu tayı” olmak üzere iki kategoride yapılacak satışlar için ilk açık artırma 27 Temmuz’da düzenlenecek. Yıl boyunca tesisteki satışlarda 103 tay görücüye çıkacak.

Taylar, özel ilgiyle adeta bebek gibi yetiştirilip, 1-2 yaşına geldiklerinde açık artırmayla satışa çıkarılıyor.

1932’den itibaren Arap atları yetiştirilen işletme, at yarışı sektörüne milyonlarca liralık değer katıyor.

“Gözümüz gibi bakıyoruz”

İşletmenin Atçılık Şefi Veteriner Hekim Ali Yağlıcı, AA muhabirine, işletmede yıllık ortalama 600 baş at bulunduğunu söyledi.

Yılda 130-135 tayın dünyaya geldiğinde belirten Yağlıcı, bunların büyük çoğunluğunu açık artırmayla sattıklarını dile getirdi.

Tay doğumlarının ocak ayında olduğunu anlatan Yağlıcı, “İlk ay anne sütüyle besleniyorlar. 6 aylık olana kadar annesinden ayrılmıyor. Dişi ve erkek taylar daha sonra farklı tavlalara ayrılıyor. 1 yaşına gelene kadar bakıyoruz. Daha sonra oluşturulan komisyonla koşu tayları olarak sınıflandırılıyorlar.” dedi.

Yağlıcı, son aşamada tayların 1-2 yaşlarında satışa sunulduğu ifade etti.

Satılan taylar 3 yaşına geldiğinde hipodromlarda koşmaya başlayınca ve yarış kazandıklarında çok heyecanlandıklarını vurgulayan Yağlıcı, şöyle konuştu:

“Atlarımızın tamamı bizim için çok kıymetli. Gözümüz gibi bakıyoruz. Hepsi bizim için birer şampiyon adayı. Elimizde camia tarafından kabul görmüş çok kıymetli soydan gelen aygırların yavruları var. ‘Baba Mevlüt’, ‘Özhaber’, ‘Sonalp’ ve ‘Berksoy’ bunlardan dikkat çekenleri. Her tayımıza biz şampiyon adayı olarak bakıyor, ona göre bakımlarını ve tüm ihtiyaçlarını eksiksiz, titizlikle yerine getiriyoruz.”