Karların erimesiyle canlanan 'Ekirek Şelalesi' doğa ve fotoğraf tutkunlarını ağırlıyor

TUNCELİ(AA) – Tunceli’nin Çemişgezek ilçesindeki Kırklar ve Yılan dağlarında karların erimesiyle yaklaşık 60 metre yükseklikten akan Ekirek Şelalesi doyumsuz manzaralar oluşturuyor.

Sahip olduğu tarihi Tağar Köprüsü ve İn Delikleri’nin yanı sıra doğal güzellikleriyle de öne çıkan Çemişgezek, yılın her döneminde turistlerin en çok ziyaret ettiği yerlerin başında geliyor.

Hava sıcaklığının arttığı bugünlerde, Kırklar ve Yılan dağlarındaki karların erimesiyle Dipsiz Göl Vadisi’nde akmaya başlayan Ekirek Şelalesi de çevre il ve ilçelerden çok sayıda doğa ve fotoğraf tutkununu ağırlıyor.

İlçe merkezine yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaki şelalenin eşsiz güzelliğini görmek isteyen ziyaretçiler, araçlarıyla ilçe merkezinden yola çıkarak 1 saatlik yolculuk sonunda Gözlüçayır köyüne varıyor.

Köyden yolculuklarına başlayarak sarp kayalar arasında şelalenin bulunduğu alana giden fotoğraf ve doğa tutkunları, daha sonra çevresi tortul kayaçlarla kaplı doğa harikası Ekirek Şelalesi’ne ulaşıyor.

Kar ve yağmur sularıyla canlanıp yaklaşık 60 metre yükseklikten coşkuyla akan şelalenin dibine kadar giden ziyaretçiler, burada hem doğanın tadını çıkarıyor hem de çeşitli teknikleri kullanarak doyasıya fotoğraf çekimi yapıyor.

Yaklaşık bin rakımda bulunan ve 3037 nüfusa sahip olan ilçede, ilkbaharın gelişiyle yeşile bürünen buğday ve arpa tarlaları ile bu tarlaların ortasında çiçek açan meyve ağaçları da ayrı bir görsel güzellik sunuyor.

“Tunceli’nin dört mevsimi çok harika oluyor”

Doğa fotoğrafçısı Malik Kaya, AA muhabirine, Tunceli’nin her mevsim sahip olduğu doğal, tarih ve kültürel güzellikleriyle ilgi çektiğini söyledi.

Kentte çok güzel şelaleler olduğunu anlatan Kaya, Ekirek Şelalesi’nin de onlardan bir tanesi olduğunu dile getirdi.

Kaya, şelaleyi uzun pozlama tekniği kullanarak fotoğrafladığını belirterek, şöyle konuştu:

“Şelaleyi video kamera ve drone kullanarak farklı açılardan çekme fırsatımız oldu. Tunceli’nin dört mevsimi çok harika oluyor. İlkbaharı ayrı, kışı ayrı güzellikler sunuyor. Burada kışın çok kar yağarsa o yıl bahar daha da güzelleşiyor. Bizler şu anda iki mevsimi bir arada yaşıyor diyebiliriz. Dağlarda halen beyaz örtüyle kaplıyken, Çemişgezek ve Pertek ilçelerinde çiçekler açmış ve şelaleler şırıl şırıl akıyor.”

“Doğamız gerçekten çok güzel ve birçok ülkenin güzellikleriyle aynı potansiyele sahip”

Drone pilotu Hasret Özcan da Tunceli’nin doğal güzelliklerini uzun yıllardır havadan görüntülediğini anlattı.

Havadan yaptığı çekimleri sosyal medyada ve farklı mecralarda paylaşarak kentin tanımını yaptığını ifade eden Özcan, “Doğamız gerçekten çok güzel ve birçok ülkenin güzellikleriyle aynı potansiyele sahip. Ekirek Şelalesi’ni görmekten dolayı kendimi çok mutlu hissediyorum. Havadan ve karadan çok güzel kareler yakaladık. Görüntüler çok muhteşem oldu ve bunları ilerleyen zamanda paylaşarak Tunceli’nin turizm sektöründe gelişmesine katkıda bulunacağız.” dedi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Tunceli’nin Pülümür ilçesindeki havuzlarda doğal yöntemlerle üretilen kaynak tuzu, yurt içinde satışa sunuluyor.

Bitki örtüsü, verimli arazileri ve yaylaların fazla olması sebebiyle tarım ve hayvancılığın yaygın yapıldığı kentte, son yıllarda devlet teşvikleri ve hibe yardımlarıyla ceviz, bal ve dut üreticiliği de artmaya başladı.

Kente bağlı Ovacık ilçesinde kuru fasulye, nohut ve barbunya ekimi yaygınken, Mazgirt ilçesinde sebze ve meyve üretimi, Pertek ve Çemişgezek ilçelerinde ise buğday ve arpa gibi zengin tahıllar ile dut ve ceviz yetiştiriciliği dikkati çekiyor.

Sahip olduğu endemik türler ve zengin florasıyla öne çıkan Pülümür ilçesinde de arıcılığın yanı sıra doğal yöntemlerle ortaya çıkarılan yeraltı kaynak tuzu, yöre insanı için önemli gelir kaynakları arasında yer alıyor.

İlçe merkezine yaklaşık 10 kilometre uzaklıktaki Göneli Mezrası’ndaki tuz işletmesinde çalışan üreticiler de yıllardır ekmeğini yerin altından çıkan kaynak suyu ile ürettikleri tuzdan kazanıyor.

Yeraltından çıkarılan tuzlu su depolarda biriktiriliyor

Üreticiler, bölgedeki yeraltı su kaynaklarının kaya tuzu tabakalarını eriterek yüzeye çıktığı noktalara sondaj vurup, yüzeye çıkan tuzlu suyu depo şeklindeki kuyularda biriktiriyor.

Motor yardımıyla kuyudaki suları ihtiyaca göre işletmedeki ana havuzlara tahliye eden tuz üreticileri, bu sayede suyun hem dinlendirilmesini hem de ağır maddelerin zemine çökerek temizlenmesini sağlıyor.

Birkaç günlük bekleyişin ardından ana havuzlardaki sular, üreticilerce borular aracılığıyla asıl tuz üretiminin yapılacağı çok sayıda havuza aktarılıp güneşin etkisiyle buharlaştırılıyor.

Yaklaşık bir haftalık süre sonunda suyun iyice buharlaşmasıyla oluşan kristal halindeki tuz, ardından belirli aralıklarla üreticiler tarafından kürekler yardımıyla havuzun bazı noktalarına çekiliyor.

Pülümür tuzu tüketiciden yoğun talep görüyor

Tuz birikintileri neminden arındırılıp beyaz rengine kavuştuktan sonra işçilerce 5 kilogramlık torbalara doldurulup kent merkezi başta olmak üzere çevre il ve ilçelerde satışa sunuluyor.

Göneli tuzlasında işçi olarak çalışan Erdal Uludağ, AA muhabirine, Pülümür ilçesinde yıllardır aynı geleneksel yöntemlerle yeraltı kaynak tuzu üretimi yapıldığını söyledi.

Yeraltından çıkan tuzlu kaynak suyunu kuyularda biriktirdiklerini belirten Uludağ, daha sonra motor yardımıyla suları ana havuzlara aktarıp dinlendirmeye bıraktıklarını dile getirdi.

İşletmedeki büyük havuzlarda bekletilen suların ağır maddelerden temizlenmesiyle küçük havuzlara tahliye ettiklerini ifade eden Uludağ, “Su dört gün boyunca havuzlarda kalıyor ve ısısı değişiyor. Güneşin etkisiyle havuzlardaki ham su buharlaşıyor, geriye normal tuzlu su kalıyor. Tuzlu su da üç gün daha bekletildikten sonra tuza yatıyor ve yattıktan dördüncü veya beşinci günü tuz çekime hazır hale geliyor.” dedi.

Uludağ, havuzlarda oluşan tuzu kürekler yardımıyla belirli noktalara çektiğini dile getirerek, şöyle konuştu:

“Tuz orada kuruyor ve nemi iyice çekildikten sonra paketlemesini yapıyoruz. Satış için kilosunu ayarlıyoruz. Pülümür tuzunu çevre il ve ilçelere satıyoruz. Tuz üretimine haziran ayında başlıyoruz ve eylülün sonuna kadar hava sıcak olursa tuz oluşumu devam ediyor. Ama havalar soğursa tuz oluşumu yavaşlıyor, her şey güneşe bağlı.”

“Kuraklık tuz üretimi oranını olumsuz etkiledi”

Bu yıl tuz üretimi veriminin önceki yıllara göre düştüğü anlatan Uludağ, “Kuraklık var ve kaynak suyu olduğu için çekiliyor. Önceden burada 6 kişi çalışıyorduk. Şu anda verim düşük olduğu için iki kişi çalışıyoruz. Şu ana kadar 100 ton tuz ya çıktı ya da çıkmadı. Önceki senelerde 300-350 ton tuz çıkıyordu. Hiçbir katkı maddesi yok ve kimyasal hiçbir şey tuza atılmıyor.” dedi.

İşletmeden tuz satın alan Gündoğan Çağ da Pülümür tuzunun doğal yöntemlerle üretildiğini anlattı.

Gündoğan, yeraltı kaynak tuzunun insan sağlığına yararlı olduğunu belirterek, “Yemeklere ayrı bir tat katıyor ve herkese tavsiye ederim.” ifadesini kullandı.

YAOUNDE (AA) – Kamerun’un doğal güzellikleri bakımından en önemli alanlarından biri olan Lobe Şelalesi, en yükseği 15 metre olan onlarca şelalenin birleşmesiyle oluşuyor.

“Dünyada okyanusa dökülen tek şelale” olma unvanını taşıyan doğa harikası şelale, Kamerun’un Güney bölgesinde yer alan Campo-Ma’an Ulusal Parkı’ndan doğarak Atlas Okyanusu’na dökülüyor.

Doğa tutkunlarının yanı sıra fotoğraf meraklılarını da cezbeden şelale ve çevresi, doğanın bütün renklerini barındıran manzarasıyla “doğal stüdyo” imkanı sağlıyor.

Her mevsim ayrı güzellik sunan nehir, kaynaklardan çıkan suyun aşağı süzülmesiyle çıkan sesi ve manzarasıyla ziyaretçilerini stresten uzaklaştırıyor.

Lobe Şelalesi, zengin tabiatının yanında hemen yanı başında bulunan Kribi sahilindeki restoranlar, oteller ve plajıyla ziyaretçilerine Afrika’nın eşsiz güzelliklerini dört mevsim sunuyor.

Ayrıca Kribi sahilinde bulunan yöresel kanolar, Lobe Şelalesi’ni yakından görme imkanı veriyor.

“Pigmeler, arınma ayinlerini şelale suyunda yapar”

Turizm rehberi İsmail Tongo, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Lobe Şelalesi, çevrede yaşayan yerel halklar için güçlü bir inanç sembolüdür.” dedi.

Şelalenin yerel halkların çeşitli doğal ve kültürel ayinlerine ev sahipliği yaptığını anlatan Tongo, “Afrika’nın en eski yerlilerinden olan Pigmeler, arınma ayinlerini şelale suyunda yapar.” ifadesini kullandı.

Bölgede balıkçılık yapan Batango topluluğunun şefinin tahta çıkmadan önce Lobe Şelalesi’nin suyuyla yıkandığını belirten Tongo, şelalenin yüzyıllardır bölgede yaşayan yerlilerin hayatının ayrılmaz bir parçası olduğunu kaydetti.