Karlov suikastı davasında Adil Öksüz itirafı

Rusya Federasyonu’nun Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’un o sırada görevde olmayan polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş tarafından öldürülmesine ilişkin Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) elebaşı Fetullah Gülen’in de arasında bulunduğu 28 sanıklı davanın görülmesine devam edildi.

Duruşmada FETÖ’nün MİT’teki mahrem yapılanmasında görev alan Salim Z, örgütün “TSK imamı” Adil Öksüz’ü “MİT’e angaje gösteren sahte belgeyi kendisinin hazırladığını” itiraf etti.

Karlov suikastına ilişkin Ankara 2’nci Ağır Ceza Mahkemesinde sanıklar ile avukatlarının katıldığı duruşmada, darbe girişiminin ardından Telekomünikasyon İletişim Başkanlığına devredilen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunda (BTK) 2011-2016 yıllarında bilişim uzmanı olan Salim Z. tanık olarak dinlendi.

Kendisi de bir başka mahkemede FETÖ’ye ilişkin suçlamalar kapsamında tutuklu yargılanan tanık, MİT’teki örgüt mensuplarından sorumlu olduğunu, bu görevin kendisine Murat Karabulut tarafından verildiğini anlattı.

Salim Z, Cengiz Özkan ve soyadını hatırlamadığı Bülent isimli kişinin, örgütte kendisinin üstü olarak görev yaptığını ifade ederek şöyle konuştu:

“Örgütsel faaliyetten ne anlaşılıyorsa onu yürütüyorduk. (Sanık) Hüseyin Kötüce’yi iş yerinden de örgütsel kapsamda da tanırım. Cemal Karaata’nın yanında çalışanlardan biriydi. O da MİT’le ilgileniyordu. Tam olarak ne yaptığını bilemiyorum ama MİT içerisinde sohbet grubu olduğunu düşünüyorum. Benim kod ismim ‘Sedat’tı. Cemal Karaata’nın birkaç kod ismi vardı. Bir tanesi ‘Sadık’tı. Kötüce’nin de kod ismi vardır ama şu anda hatırlamıyorum. Cengiz Özkan’ın kod ismi ‘Vedat’tı.”

Tanık, “MİT mahrem yapılanmasında kendisinin küçük bir grubu olduğunu, altında bazı örgüt ‘abi’leri, aynı şekilde Cemal Karaata’nın da altında başka ‘abi’ler bulunduğunu” aktardı.

Salim Z, “Kötüce’nin cezaevinde bulunduğu sırada beyanlarını geri çekmesinin istendiğini duyduğunu” bildirdi.

Örgütsel faaliyetlerinden bahseden tanık, örgütsel haberleşmede “no name” (isimsiz) hatlar kullanıldığını, kendisinde de 2014’e kadar böyle bir hat bulunduğunu belirtti.

Karlov cinayetini saklandığı evde duyduğunu aktaran Salim Z, cinayetin ardından “bunu FETÖ’nün yapmadığına ilişkin medyaya yönelik faaliyet yürütülmesi için örgütün grup kurduğunu duyduğunu” ifade etti.

Sanıklardan Hüseyin Kötüce tanığa bir dizi soru yöneltti.

Tanık, soruları yanıtlarken 2015’in sonlarından itibaren saklanma gereği duyduğunu, “16 Temmuz’dan sonra ise asıl hayattan koptuğunu”, kaçması konusunda örgütün talimatı olduğunu beyan etti.

Tanık, “Kaçırılıp işkence gördünüz mü?” sorusuna, “Hayır” karşılığını verirken, Karlov cinayetini de televizyondan duyduğu bilgisini verdi.

Adil Öksüz’e ilişkin sahte belge

Salim Z, çapraz sorgusu sırasında eylemlerinden bahsederken, “Mesela Adil Öksüz olayı var. Onun MİT’e angaje olduğuna dair, MİT elemanı olduğuna dair belgeyi ben yaptım. Ben burada vicdanımı temizliyorum. Herkes beni biliyor. Ben de kendimi biliyorum. Memleketin altı üstüne gelmiş. Ben de bugün ‘Yanlış yaptım.’ diyorum.” ifadesini kullandı.

Salim Z, sahte belgeyi USB üzerinden çalışan işletim sistemiyle hazırladığını vurguladı.

Darbe girişiminin ardından 2019’a kadar üç yıl Pursaklar’da bir evde önce üç kişi, ardından dört kişi kaldıklarını anlatan tanık, evde kaldığı kişilerle itirafçı olmaya karar vererek emniyete gittikleri sırada yakalandıklarını, ifadesinde yaklaşık 200 isim verdiğini dile getirdi.

Mahkeme Başkanı’nın sorusu üzerine tanık, 17-25 Aralık’tan sonra örgütün “renklendirme” adı verilen eylemleri kapsamında FETÖ üyelerine kendilerini farklı cemaat ve gruplarda varlık göstermeleri talimatı verdiklerine işaret ederek, “Ben de Erenköy cemaatinin sohbetine girdim.” dedi.

Dinlenen diğer tanık

Duruşmada daha sonra bir başka şehirde bulunan tanık Mehmet Akif A. ile videokonferans sistemi üzerinden bağlantı kurularak beyanı alındı.

Tanık, 2001’de İstanbul’da üniversite kazandığını, sanıklardan Ahmet Kılınçarslan’ın da yaklaşık 2 yıl kaldığı öğrenci evine gelip gittiğini, ona evin ihtiyaçlarını bildirdiklerini anlattı.

Tanık, Kılınçarslan’ın kendisine beş evin sorumluluğunu verdiğini aktardı.

Mehmet Akif A, 2008-2010’da da Aksaray Polis Okulu öğrencilerinden sorumlu olduğunu, bu görevi de öğretmenlik yapan Murat Tokay’dan aldığını anlatarak, “Polis okulunda her sınıfın bir abisi, abilerin üzerinde de devreler olurdu. Onlardan bilgi alır, Tokay’a iletirdim. Eşim de kadın polis memurlarıyla ilgileniyordu.” şeklinde beyanda bulundu.

Duruşmaya daha sonra öğle arası verildi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

BRÜKSEL/MOSKOVA (AA) – AİHM, Litvinenko’nun 2006’da İngiltere’de öldürülmesi hakkında eşinin açtığı davada kararını açıkladı.

Mahkeme, Litvinenko suikastının Rus ajanlar Andrey Lugovoy ile Dmitriy Kovtun tarafından düzenlendiğinin “şüphe götürmez bir gerçek” olduğunu belirtti.

Kararda, iki Rus ajanının zehirli maddeyi kendi başlarına temin etme imkanları olmadığı, Lugovoy ve Kovtun’un Rusya makamları tarafından yönlendirildiği ve kontrol edildiğine dair göstergeler bulunduğu kaydedildi.

AİHM, aynı zamanda Rusya’nın Litvinenko’nun ölümüyle ilgili gerçekleri ortaya çıkaracak ve sorumluları cezalandıracak etkili bir iç soruşturma yürütmediğini bildirdi.

Kremlin: AİHM’nin eski Rus casus Litvinenko hakkındaki kararı temelsiz

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) eski Rus casus Aleksandr Litvinenko’nun Rus ajanları tarafından zehirle öldürüldüğü yönündeki kararının “temelsiz” olduğunu söyledi.

Peskov, AİHM’nin eski Rus casus Litvinenko’nun öldürülmesi hakkındaki dava kararını başkent Moskova’da gazetecilere değerlendirdi.

AİHM’nin konuyla ilgili bilgi sahibi olmadığını savunan Peskov, “AİHM’nin bu konuda bilgi sahibi olmak için herhangi bir yetkiye veya teknik imkanlara sahip olduğunu zannetmiyoruz. Şimdiye dek bu soruşturmadan bir sonuç çıkmadı. Dolayısıyla, bu tür iddialar temelsizdir.” ifadelerini kullandı.

Peskov, buna benzer kararları dikkate almak istemediklerini belirtti.

Litvinenko’nun zehirlenmesi

İngiltere istihbaratı (MI6) için çalışan eski KGB ajanı Alexandr Litvinenko, Londra’da bir otelde çayına karıştırılan radyoaktif Polonyum-210 maddesinden zehirlenerek 2006 yılında, 43 yaşında hayatını kaybetmişti. Litvinenko’nun ölümünden önce 3 kez Lugoyov ve Kovtun ile görüştüğü belirlenmiş, bu iki kişinin kaldığı otel odasında ve gittikleri yerlerde zehirli polonyum maddesinin kalıntılarına rastlandığı açıklanmıştı.

Rusya, İngiltere’nin kimliklerini tespit ettiği suikastçıları İngiltere’ye iade etmeyi reddetmiş, olay iki ülke ilişkilerinde gerginliğe neden olmuştu.

Litvinenko’nun ölümüyle ilgili İngiltere’deki soruşturmayı yürüten bağımsız komisyon tarafından hazırlanan raporda, Polonyum-210’un sadece devlet imkanlarıyla üretildiğine işaret edilerek, Litvinenko’nun iki eski Rus ajanı tarafından zehirlendiği kanaatine varıldığı ifade edilmişti.

Raporda, “Litvinenko’yu öldüren FSB operasyonu, muhtemelen FSB Başkanı Nikolay Patrushev ve Başkan Putin tarafından onaylandı.” ifadesi dikkati çekmişti.

Muhabir: Ömer Tuğrul Çam, Dmitri Chirciu

Perm Üniversitesinden yapılan açıklamada, üniversite binasında bir kişinin silahla etrafa ateş açtığı, personelin ve öğrencilerin sınıflara saklandıkları kaydedildi.

Rus basınında yer alan görüntülerde, binada bulunanların camlardan atlayarak kaçmaya çalıştığı, bazılarının ise sınıf kapıları önünde sandalyelerle barikatlar kurduğu görüldü.

İçişleri Bakanlığı saldırıda ölenler ve yaralananlar olduğu bilgisini paylaşarak, olaydan kısa süre sonra saldırganın vurularak etkisiz hale getirildiğini duyurdu.

Rusya Soruşturma Komitesi de yaptığı açıklamada, Perm Üniversitesindeki silahlı saldırıda en az 8 kişinin hayatını kaybettiğini ve yaralılar olduğunu bildirdi.

Açıklamada, okulun öğrencisi olduğu belirlenen saldırganın etkisiz hale getirildiği ve olaya ilişkin soruşturma açıldığı belirtildi.