Kastamonu'da her gün 350 kişiye aşevinden sıcak yemek ulaştırılıyor

KASTAMONU (AA) – Kastamonu'nun Taşköprü ilçesinde 4 ay önce açılan aşevinden günde 350 kişiye sıcak yemek ulaştırılıyor.

Taşköprü Belediyesi tarafından Tekke Camisi bahçesinde bulunan binada hizmete başlayan aşevinden, ihtiyaç sahiplerinden oruç tutanlara iftar ve sahurda, diğer vatandaşlara da öğle ve akşam vakitlerinde sıcak yemek götürülüyor.

Belediye Başkanı Abdullah Çatal da zaman zaman aşevini ziyaret ederek, ihtiyaç sahibi vatandaşların yemeklerinin dağıtımına katılıyor.

Çatal, AA muhabirine yaptığı açıklamada, aşevinin seçim sürecindeki en önemli projelerinden biri olduğunu anlattı.

Seçilse de seçilmese de aşevini Taşköprü'ye kazandıracağını söylediğini belirten Çatal, "30 kişiyle başladığımız aşevi, şimdi 350 kişiye yemek veriyor. Dönüşleri de çok güzel oluyor. İş adamlarımız ve esnafımızdan aşevimize destek büyük. Hepsine teşekkür ediyorum. Bu aşevini yaşatmaya kararlıyım. Taşköprü'de ihtiyaç sahibi herkesin evine gireceğiz." dedi.

Ramazanda oruç tutamayanların da bulunabildiğine dikkati çeken Çatal, "Herkese hassasiyet gösteriyoruz. Yemeklerimiz 3 çeşit hazırlanıyor." ifadelerini kullandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KASTAMONU(AA) – Bir evin odunluğunda bulunan yeni doğmuş 5 yavrunun annelerinin birkaç gündür gelmemesi üzerine çevredekiler, Hayvan Hakları Federasyonu Kastamonu temsilcisi Ayten Kökgöz’e haber verdi.

Kökgöz, sahipsiz hayvanlar için oluşturulan Patiköy’ün kurucusu Hülya Balcı ile yavrulara sahip çıktı.

Kastamonu Belediyesi Geçici Hayvan Bakımevi’nde yavruları ölen bir kedi olduğunu öğrenen Balcı ve Kökgöz, yavruları anne kedinin yanına götürdü. Bakımevindeki anne kedi, yavruları adeta kendi yavruları yerine koydu.

Anne kedi ve yavruları Patiköy’e getiren Balcı, yavrular büyüyene kadar hayvanlara burada bakacak.

Balcı, AA muhabirine, kendi imkanları ve yardımseverlerin desteğiyle oluşturduğu Patiköy’de ampute köpek ve kedilerin yaşadığını söyledi.

Patiköy’ün yeni misafirlerinin yavrular ve süt anneleri olduğunu dile getiren Balcı, “Yavruların annesine araba çarpmış veya köpek saldırmış olabilir. Bu süreçte insanlar kendi imkanlarıyla bakmaya çalışmış ama yavruların 2 saatte bir tuvalet yapması, sıcak bir ortamı olması, aynı zamanda anne sıcaklığı için su torbası gerekiyor.” dedi.

Çevredekilerin yavrulara bakmakta zorlanınca çözüm aradığını belirten Balcı, “Yavruları gidip aldık. Kastamonu Belediyesi Bakımevinde 4 bebeğini kaybetmiş bir anne olduğunu öğrendik. Kabul edip etmeyeceğini denemek istedik. Anne, sesini duyduğu an kafesten patisini uzatıp yavruları istedi.” diye konuştu.

Anne kedinin yavrularla ilgilendiğini vurgulayan Balcı, şunları kaydetti:

“Öksüzlerin annesi, annenin de yavruları yok. Birbirlerine kavuşturduk. Anne sabırsızlıkla bebekleri altına aldı, sarıldı, yaladı. Sanki kendi bebekleri gibi sevdi. Bebekler de anneyi sarıp sarmaladı. Bu manzarayı birçok kez gördüm. Anne bebekleri emziriyor, bebekler de sıcak sütü içip uyuyor. İnsanların bu hayvanlardan öğrenmesi gereken birçok güzellik var. Hayvanlara düşmanlık bitsin. Beslemeseniz de besleyene saygı duyun lütfen.”

KASTAMONU(AA) – Kastamonu’nun İnebolu ilçesinde asırlardır bıçak üretiminin yapıldığı mahallede çekiç sesi eksik olmuyor.

Osmanlı döneminde ordunun ihtiyacı olan kılıç, süngü gibi savaş malzemelerinin de üretimin yapıldığı Dibek köyü Bıçakçılar Mahallesi’nde üretilen ve Evrenye bıçağı olarak satışa sunulan bıçaklar, mahalledeki 5 atölyede asırlık ocaklarda yapılıyor.

Sabah 07.00’den akşam saatlerine kadar çekiç sesinin eksik olmadığı mahallede ikamet eden herkes bıçakçılıkla uğraşıyor.

İnebolu Ticaret ve Sanayi Odasının girişimiyle bu yıl coğrafi işaret alarak tescillenen, tüm parçaları el işçiliğiyle yapılan Evrenye bıçağı, kalitesiyle öne çıkıyor.

Bıçakçılardan Mehmet Çelikel, AA muhabirine, bıçakların tamamen el işçiliğiyle yapıldığını söyledi.

Mahallede yüz yıllardır bıçak üretiminin yapıldığını anlatan Çelikel, “Atalarımızdan gördüğümüzü, dedelerimizden babalarımızdan gördüğümüzü yapıyoruz. Bıçaklarımız Evrenye bıçağı olarak tanınıyor. Bu mesleğin kaç yıllık olduğunu bilen yok.” dedi.

“Burada oturup da bıçakçılık yapmayan yok”

Bıçakları çelikten yaptıklarını, saplarında keçi boynuzu ile plastik kullandıklarını ifade eden Çelikel, şunları dile getirdi:

“Çeliğimizi ocakta ısıtıyoruz daha sonra dövüyoruz. Her bıçağın kendine göre yapım aşaması var. Bıçağı Kastamonu ve çevre illere satıyoruz. Buraya turistler geliyor. Daha öncelerde bıçaklarımız Evrenye’de satıldığı için Evrenye bıçağı olarak biliniyor. Burada bütün mahalle bıçakçılık yapıyor. Burası 12-13 haneydi, 4-5 dükkan kapandı. Şu anda çalışan 5 tane dükkan var. Diğerleri kapandı İstanbul’a gittiler. Burada oturup da bıçakçılık yapmayan yok.”

Mehmet Özdemir ise 50 yıldır bıçakçılık yaptığını anlattı.

Bıçakçılığın zor bir meslek olduğunu söyleyen Özdemir, “Dedemin dedesi dahi bu işi yapıyormuş. Bıçak yapanların birkaçı gurbete gitti. Bu mahallede oturup bıçak yapmayan yok. Çekiç sesi eksik olmuyor, insanlar çekiç sesine uyanıyor.” diye konuştu.

Niyazi Demirel de küçük yaşlardan itibaren bıçakçılık yaptığını kaydederek, “Çekiç sesiyle yatıp, çekiç sesiyle kalkıyoruz. Sabah 07.00’de dükkana geliyoruz, akşam 17.00-18.00 gibi dükkanımızı kapatıyoruz. Burada bıçak, nacak gibi ürünler yapıyoruz. Geçimimizi sağlıyoruz. Benim küçüklüğümden beri bu dükkan var. Buralarda kılıç dahi üretiliyormuş.” ifadesinde bulundu.