Kastamonu'da köpeklerin zehirlenip arı kovanının çalındığı iddiası

KASTAMONU (AA) – Kastamonu'nun Cide ilçesinde bir arı çiftliğinin sahibi, 2 köpeğinin zehirlenip kovanının çalındığı iddiasıyla jandarmaya başvurdu.

İddiaya göre, ilçeye bağlı Yeniköy köyünde Cavit Ay'a ait arı çiftliğine gelen kimliği henüz belirlenemeyen kişi ya da kişiler, 2 köpeği zehirledikten sonra içindeki arılarla bir kovanı çaldı.

Köpeklerinin öldürülüp kovanının çalındığını gören Ay'ın şikayetçi olması üzerine jandarma, soruşturma başlattı.

Ay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, köylerine yaklaşık 2,5 kilometre uzakta 350 kovanın bulunduğu arı çiftlikleri olduğunu söyledi.

Genellikle çiftlikteki evde kaldığını belirten Ay, "O akşam bir işim nedeniyle köyde kaldım. Sabah geldiğimde iki bekçi köpeğimin de zehirlenip öldürüldüğünü gördüm. Köpekleri zehirleyip evin önüne atmışlar. Bir kovanım da çalınmıştı. Olayla ilgili jandarmaya giderek şikayetçi oldum." dedi.

İki köpeğinin de çok özel olduğunu dile getiren Ay, "Biri 4-5 yıldır bizde olan kangal cinsi köpekti. Diğerini de Trakya'dan bir yıl önce getirmiştim, barak cinsi bir köpekti. Suçluların bir an önce bulunmasını istiyorum." diye konuştu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ESKİŞEHİR(AA) – Eskişehir Emniyet Müdürlüğünde görevli iki kadın polis memuru, toplumsal olaylarda kullanılan köpeklerin eğitim ve bakımlarını anne şefkatiyle yapıyor.

Anadolu Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı eğitimi alan Nurcan Işıkveren ile Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinde aynı bölümü okuyan Merve Birtek, mezuniyetlerinin ardından polislik mesleğini tercih etti.

Yolları Eskişehir’de kesişen iki polisten Işıkveren, AA muhabirine, Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğüne bağlı Köpek Eğitim Merkezinde 3,5 yıldır görev yaptığını söyledi.

Işıkveren, ailesinin öğretmen olmasını istediğini ancak kendisinin polislik hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını dile getirdi.

Köpeklerin eğitim ve bakımları ile kendisi dahil 6 memurun ilgilendiğini belirten Işıkveren, sadece veteriner hizmetini kurum dışından aldıklarını aktardı.

“Ellerimizle besliyoruz”

Köpeklerin, toplumsal olaylara müdahalede kullanıldığını ifade eden Işıkveren, “Nasıl bir bebeğin altını temizlersiniz, bizler de köpeklerin kafes temizliklerini ve bakımlarını öyle yapıyoruz. Elimizden gelen her şeyi fazlasıyla yapıyoruz. Kimi zaman eğitim merkezine hibe edilen yavru köpeklerin altını biz temizliyoruz. Hasta olduğu ve yemek yemediği zaman ellerimizle besliyoruz.” diye konuştu.

Işıkveren, köpeklerin dışarıdan korkunç görünseler de asayiş hizmetlerinde yer aldıkları için sert olmaları gerektiğini vurguladı.

Bu hayvanlarla aralarındaki iletişimin çok güçlü olduğunu anlatan Işıkveren, “Sabah şubeye geldiğimizde bizlere olan samimiyetlerini, sevgilerini hissettiriyorlar. İzne gidiyoruz, dönüşümüzde özlediklerini çok rahatlıkla hissedebiliyoruz. Bizim onlara ne kadar duygusal bağlandığımızı, onların da bize bağlı olduklarını burada görev yapanlara hissettiriyorlar.” dedi.

“Köpekli polis olmak en büyük hayalimdi”

Birtek ise üniversiteden mezun olduktan sonra annesinin isteğini kırmayıp polis olmaya karar verdiğini belirtti.

Merkezde 1,5 yıldır görev yaptığını bildiren Birtek, şunları kaydetti:

“İyi ki polis memuru olup Eskişehir’e gelmişim. Burada, köpek eğitim merkezinde olmaktan dolayı çok mutluyum. Küçüklükten bu yana en sevdiğim hayvanlar köpekler olmuştur. Köpekler, burada bizim her şeyimiz. Köpekler, sizin korkularınızı, sevinçlerinizi ve üzüntülerinizi anlayabiliyorlar. Üzüntünüz olduğu zaman sizi hissedebiliyor, yanınıza gelip oyunlar oynayıp pozitif enerji veriyorlar. Köpekli polis olmak en büyük hayalimdi, bunu gerçekleştirdiğim için çok mutluyum.”

AYDIN(AA) – Aydın’da, felçli köpek yavrusunu sahiplenen 70 yaşındaki kadın, evindeki beşikte bebek gibi baktığı hayvanı yürüteçle yeniden hayata bağladı.

Ata Mahallesi’nde kızıyla birlikte yaşayan Tenzüle Küçük, yaklaşık 4 ay önce evinin yakınlarında sokakta hayvan beslemeye gittiğinde 5 yavru köpekten dördünün telef olduğunu fark etti.

Yaşayan tek köpeği alan kadın, önce kendi deneyimlerden dolayı bakımını yapıp ardından veterinere götürdü. Küçük, beyin kanaması nedeniyle felç geçiren köpek yavrusunu sahiplendi.

Evine aldığı felçli köpekle yakından ilgilenen Küçük, beşikte uyuyan ve düzenli olarak banyosunu yaptırdığı hayvanı kendi elleriyle besledi. Tenzüle Küçük, kolay hareket edemediği için yaklaşık 4 ay bir bebek gibi baktığı hayvana “Yaşar” adını verdi.

“Yaşar”ın hikayesini duyan kadının çevresindeki hayırseverlerin girişimiyle köpek yavrusu için yurt dışından özel yürüteç temin edildi. Felçli hayvan, yürüteçle ilk adımını atmayı başardı.

Felçli oğluna da 20 yıl bakmış

Küçük, AA muhabirine, anneleri üzerlerine yattığı için 5 köpek yavrusundan 4’ünün telef olduğunu kalan birinin de beyin kanaması nedeniyle felçli kaldığını söyledi.

Oğlu Murat’ın 7 yaşında okulda oyun oynarken beyin kanaması geçirip ardından felç kaldığını anlatan Küçük, “Oğluma 20 yıl bir bebek gibi bakmıştım ama maalesef onu kaybettik. Yaşar’ın hastalık hikayesi de aslında bana oğlumu hatırlattı. Onun için Yaşar’ı çocuğum gibi görüyorum. Bunu da bu şekilde yetiştirip, büyütmeye çalışıyorum. İnşallah onu yürüteceğiz.” dedi.

Bir hayvanı hayata bağladığı için mutlu olduğunu dile getiren Küçük, 4 aylık olan köpeğin daha iyi duruma geleceğine inandığını ifade etti.

Yaşar için arkadaşlarının girişimiyle yürüteç temin ettiklerini anlatan Küçük, sözlerini şöyle tamamladı:

“Gelişiminde bozukluk var ama ben inanıyorum çok daha iyi duruma gelecek. Şimdi yürüteci var. İnsan mutlu oluyor, onun sevinci, onun bu şekilde bakması güç veriyor. Yaşar benim çocuğum, oğlum, ciğerim. Yaşar deyince bakıyor, zamanla her şeyi anlayacak. Yaşar’ı artık hayvan olarak görmüyoruz ki kendi evladın gibi, çocuğun gibi görüyorsun, anne şefkatiyle. Sevmezsen bakılır mı bunlar. Yapamazsın yani, bunların sevgisi çok başka.”