Kayseri'de otomobilin ağaca çarpması sonucu 2'si bebek 8 kişi yaralandı

KAYSERİ (AA) – Kayseri’de otomobilin ağaca çarptığı kazada 2’si bebek 8 kişi yaralandı.

Sürücüsünün kimliği henüz öğrenilemeyen 38 J 0587 plakalı otomobil, Yeşilhisar ilçesi Erdemli Mahallesi'nde kontrolden çıkarak yol kenarındaki ağaca çarptı.

Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine çok sayıda polis ve sağlık ekibi sevk edildi.

Kazada, otomobilde bulunan Ayşe A. (35), Şerife A. (40), Rabia A. (18), Elif A. (16), Mehmet G. (30), Kübra G. (26) ile 3 aylık M.K.G. ve 2 yaşındaki M.G. yaralandı. Yaralılar 112 Acil Servis ekiplerince Kayseri Şehir Hastanesi'ne kaldırıldı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KAYSERİ (AA) – AA muhabirine konuşan Benli, Kayseri’de şu an 18 yaş üstü birinci doz aşılama oranının yüzde 77’ye ulaştığını, bunu hızlıca yüzde 85’lerin üstüne çıkarmak istediklerini söyledi.

Kentte ikinci dozu yaptıranların oranının yüzde 50’lerde olduğunu, bunu da yüzde 100’e ulaştırmayı hedeflediklerini anlatan Benli, birinci doz aşıdan sonra 42 gün geçmiş olmasına rağmen ikinci dozu yaptırmamış yaklaşık 50 bin kişi bulunduğunu kaydetti.

“Aşıya hiç gelmemiş 260 bin civarında insanımız var. Bu rakamlar endişe verici, bizi korkutuyor.” diyen Benli, şöyle konuştu:

“Vaka sayılarını, yatan hasta ve yoğun bakımdaki hasta sayılarını analiz ettiğimizde aşının etkisini görüyoruz. Yüzde 23’lük hiç aşı olmamış kesim bizim vaka sayılarımızda yüzde 60’a tekamül ediyor. Aşı, pozitif olmayı engelliyor ama yüzde 100 değil. Şu bir gerçek ki yoğun bakımlarımızda yatan hastaların yüzde 91’i aşısız. Yüzde 4’ü de tek doz aşılı. Aşı olmak yoğun bakıma yatışı engelliyor yüksek oranda. Mutlaka iki doz aşımızı olmamız gerekiyor. Diğer yaptığımız bir analizde ise hastaneye yatanlarda aşılı olanların büyük çoğunluğunun iki doz Sinovac aşılı olduğunu gördük. O zaman iki doz Sinovac aşısının yetersiz olduğunu mutlaka üçüncü doz aşı olması gerektiğini hem elimizdeki veriler gösteriyor hem bilim insanlarımız söylüyor. Bugünleri hem tedbirle hem de aşıyla aşacağız.”

“Pandemide dördüncü dalgamızı yaşıyoruz”

Yıllık izinlerini geçirmek için kente gelen gurbetçilerin dönüş yolunda olduğunu, bundan dolayı çıkış hareketliliği yaşandığını belirten Benli, düğün ve kapalı ortamlarda yapılan programların büyük risk taşıdığına dikkati çekti.

Benli, şunları kaydetti:

“Pandemide dördüncü dalgamızı yaşıyoruz. Hem de yoğunluklu bir şekilde yaşıyoruz. Önlemlere daha da dikkat etmeliyiz. Maske konusunu kesinlikle ikinci plana atmamalıyız. Toplu alanlarda, kapalı alanlarda özellikle maskesiz bulunmamalıyız. Vaka sayılarında kritik düzeyin üzerindeyiz. Bunu tersine çevirmek bizim elimizde. Bireysel önlemlere azami dikkat ederek bunu tersine çevirebiliriz. Hareketliliği azaltabiliriz.”

“Bilim öğreten insanların bilime inanması gerekiyor”

Okulların 6 Eylül’de tüm kademelerde yüz yüze eğitime açılacağını anımsatan Benli, PCR’lerine bakmaktan ziyade toplu alanlarda ders veren öğretmenlerin bir an önce aşılanmalarını sağlamak istediklerini dile getirdi.

Okullarda yüz yüze eğitimin sağlıklı devam edebilmesi için aşılanmanın önemine dikkati çeken Benli, “Bilim öğreten insanların bilime inanması gerekiyor. Aşılanmamalarını düşünemiyorum ama aşılanmak istemeyen bir öğretici kesimimiz maalesef var. Bunları da hızlı bir şekilde aşılamayı arzu ediyoruz.” dedi.

Benli, devlet hastanelerinde ve özel hastanelerde aşının randevulu yapıldığını ayrıca aynı gün içinde aşı randevusu alınabildiğini, kentin çeşitli yerlerine kurulan çadırlarda ve aile sağlığı merkezlerinde ise randevusuz aşı yapıldığını belirtti.

Şu an hastane yükünün arttığını vurgulayan Benli, “Bu artık işin kritik noktaya gittiğini gösteriyor. Lütfen Kayseri’de tedbirlere dikkat edelim. Aşının ardından insanlarda sanki aşı tamamen koruyormuş gibi bir yaklaşım oluştu. Aşılanan insanlar bir yere gidince maskeyi çıkarmaya başladı. Aşı, yüzde yüz korumaz. Çelik yelek giymiş olabilirsiniz, korunma kalkanını takmış olabilirsiniz ama kurşunun önüne de atlamaya gerek yok. Bunun için dikkat etmekte fayda var.” ifadelerini kullandı.

TÜBİTAK Bilim ve Toplum Projeleri 4004 Doğa Eğitimi ve Bilim Okulları destekleme programı kapsamındaki proje ile çocukların bilgi düzeylerinin doğal ortamlarda geliştirilmesi amaçlanıyor.

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan Kültepe Kaniş/Karum Höyüğü, kesin korunacak hassas alan ilan edilen Sultan Sazlığı ve Türkiye’nin önemli kış turizm merkezlerinden Erciyes Dağı ile Selçuklu ve Arkeoloji müzelerini ilk defa gezen öğrenciler, alanında uzman kişilerden bilgi ediniyor.

Proje yürütücüsü Özcan Elzem Şengül, AA muhabirine, TÜBİTAK programı kapsamında Müncübe Cıngıllıoğlu Ortaokulu yürütücülüğünde öğrencilere yönelik çalışma başlattıklarını söyledi.

Projenin ortaya çıkma sürecinden bahseden Şengül, şöyle konuştu:

“Öğrencilerin sosyal ve bilimsel etkinliklere çok fazla katılmadıklarını saptadım ve böylece projeye karar verdim. Bunu sadece bizim okulla sınırlı tutmak istemedim. İl genelinde gelir düzeyi düşük ama başarılı ve öğretim notu 90’ın üzerinde öğrencilerle bir proje yapmak istedik. İlimizde okul dışı ortamlar çok zengin ama bunlar genelde gezi ve piknik amacıyla kullanılıyor. Bu ortamların gezi amacıyla değil de öğrenim alanları olarak kullanılmasını istedik. İlimizde bu etkinlikleri yapabileceğimiz ortamları belirleyerek üniversitelerden alanında uzman 21 akademisyenle ve yine alanında uzman 13 öğretmenimizi de alarak projemizi geliştirdik.”

Çocukların ilk defa böyle bir eğitime katıldıklarını anlatan Şengül, mekana uygun eğitim programları düzenlediklerini dile getirdi.

Şengül, öğrencilerin eğlenerek öğreneceğini belirterek şöyle devam etti:

“Kültepe Kaniş/Karum Höyüğü, bilim merkezi, Erciyes, müzeler, şeker fabrikası, Sultan Sazlığı gibi alanlarda etkinlikler gerçekleştiriyoruz. Hedef kitlemiz 7. sınıftı. 2 sevgi evlerinden, 5 yabancı uyruklu, 5 özel yetenekli ve farklı ilçelerden seçilmiş toplam 30 öğrencimiz var. Öğrencilerimizin ortak özelliği bu mekanlara daha önce hiç gitmemiş olmaları. Öğrencilerimiz geliyorlar ve hocalarımız matematik, fizik, tarih, astronomi anlatıyor. Teleskopla güneşi gözlemliyorlar, tarihle ilgili müzelerde etkinlik yapıyorlar. 21 alanda etkinlik gerçekleştiriyorlar. 89 bin 600 liralık bütçemiz var. Öğrencilerimizin şapka, tişört, baskı malzemeleri ve yemek giderleri gibi ihtiyaçları bu bütçeden karşılanıyor. Çocuklar kendilerini çok özel hissettiklerini söylediler. ‘Biz gezmiyoruz, öğreniyoruz’ diyorlar. Bu bizim için çok önemli, çünkü amacımız yerinde öğretmek.”

“Çocukların sosyalleşmesine olanak sağlıyoruz”

Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi ve proje uzmanı Prof. Dr. Ahmet İlhan Şen de bu tür projelerin önemine vurgu yaparak şunları aktardı:

“Çocukların yaşayarak, yaparak, dokunarak, hareket halinde öğrenmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Biz öğrenmeyi zenginleştirme yoluna çıktık. Bu ortamların nasıl kullanılabileceğini projede çok rahat şekilde görüyoruz. Çocukların sosyalleşmesine olanak sağlıyoruz. ‘Her yer okul, her yer eğitim’ sloganıyla ortaya çıkıyoruz. Projemiz sayesinde öğrencilerimiz uzmanı yanlarındayken bir arkeolog toprağı nasıl kazar, onu gördüler. Biz burada Aziz Sancar’ları ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Dünyaya yön verecek bilim insanlarına belki bir can suyu ortaya çıkarmaya çalışıyoruz. Bunun için önce çalışmak ve yatırım yapmak gerekiyor. Biz de bu yatırımı yaptığımızı düşünüyoruz.”

“Bu şansı yakaladığım için çok mutluyum”

Öğrencilerden Aygül Doğan ise projeye katılmaktan büyük mutluluk duyduğunu anlattı.

Bilgiyi yerinde öğrendiğini ifade eden Doğan, “Dün şekerin nasıl yapıldığını gördük, Kültepe Kaniş Karum’a gittik. Buralara ilk defa geliyorum. Bu şansı yakaladığım için çok mutluyum. Böyle bir şans her çocuğun elinde olmayabilir. Görüyorum, öğreniyorum, eğleniyorum, bilgi ediniyorum.” diye konuştu.

Muhammed Oğulcan Okşaş da okul dışında önemli bilgiler aldıklarını dile getirdi.

Suriyeli öğrenci Rena Abbas ise “Projeyi sınıf öğretmenim söyledi ve internetten başvuru yaptım. Rehber öğretmenim kabul edildiğimi söyleyince çok mutlu oldum. Bu fırsatı çok iyi değerlendirmeye çalışıyorum.” dedi.