Kazım Karabekir vefatının 72. yılında Karaman'da anıldı

KARAMAN (AA) – Kurtuluş Savaşı'nda Doğu Cephesi Komutanlığı yapan Kazım Karabekir'in vefatının 72. yılı dolayısıyla Karaman'ın Kazımkarabekir ilçesinde anma töreni düzenlendi.

Kazımkarabekir Parkı'ndaki törende, Karaman Valisi Fahri Meral, Karaman Belediye Başkanı Savaş Kalaycı, Kazımkarabekir Belediye Başkanı Recep Boyacıoğlu ve Kazım Karabekir Paşa'nın ailesi anıta çelenk sundu.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı okunmasının ardından anma programı, Kazımkarabekir Meslek Yüksekokulu Konferans Salonu'nda devam etti.

Vali Meral, burada yaptığı konuşmada, bir ülkenin tarihi ve milli değerleriyle var olduğunu söyledi.

Yakın tarihin önemli değerlerinden birisinin şüphesiz Kazım Karabekir Paşa olduğunu ifade eden Meral, şunları kaydetti:

"O sadece askeri ismiyle değil siyasi tarihi ile meclisin unutulmaz başkanlarından birisi olarak Türk tarihinin mümtaz simalarından olmuştur. Ülkemizin yetiştirdiği unutulmaz devlet adamlarından biri olan Kazım Karabekir Paşa en az askerlik mesleğindeki başarıları kadar eğitim alanında da çok önemli çalışmalara öncülük etmiştir. Bundan yaklaşık 90 yıl kadar önce içerisinde bulunulan savaş ortamına rağmen eğitim alanında oldukça kapsamlı bir projeyi yürürlüğe koyarak doğuda eğitim alanında adeta bir reform gerçekleştirmiştir."

AK Parti Karaman Milletvekili Selman Oğuzhan da Kazım Karabekir Paşa'nın unutulmaz bir kahraman olduğunu dile getirerek, "Kazım Karabekir Paşa bir destandır, örnek bir insandır. Kazım Karabekir Paşa, eğitim ve öğretimdeki başarısıyla öğrencilerimize, 12 yıllık siyasi hayatı ile bizlere 12 yıl şiir ve yazıları ile tarihimize ve 27 yıllık askeri görevindeki kahramanlığı ile de milletimize ışık tutan bir meşaledir." dedi.

CHP Karaman Milletvekili İsmail Atakan Ünver de Kazım Karabekir Paşa'nın Karaman'ın en önemli değerlerinden bir tanesi olduğunu vurgulayarak, görev aldığı tüm savaşlarda üstün başarılara imza atmış bir komutan olduğunu aktardı.

Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Ali Güler de "Hemşehrimiz Kazım Karabekir Paşa" konulu sunum yaptı.

Güler, ülkede son yıllarda "belgesiz ve bilgisiz kişilerin tarihe hastalıklı kafa ile baktığı bir anlayışın geliştiğini" belirtti.

– "Kazım Karabekir Paşa, Mustafa Kemal Atatürk'ün alternatifi değildir"

Bu anlayıştan Kazım Karabekir Paşa'nın da nasibini aldığını ifade eden Güler, Kazım Karabekir Paşa ve Atatürk'ün çatışan iki şahsiyet olarak toplumun ve milletin önüne getirildiğini söyledi.

Mustafa Kemal Atatürk ve Kazım Karabekir Paşa'nın gerek Milli Mücadele gerekse sonrasında devletin kuruluşu aşamasında izlenecek yol ve yöntemle bunların zamanlamaları konularında bazen görüş ayrılıklarının meydana geldiğini aktaran Güler, şunları kaydetti:

"Bunlar da doğaldır. Kazım Karabekir Paşa da bu nedenle Atatürk ile ters düşmüştür. Kazım Karabekir Paşa, Mustafa Kemal Atatürk'ün alternatifi değildir. Bu iki isim birbirlerinin düşmanı da değildir. Kazım Karabekir Paşa 1919'un o en zorlu günlerinde 'Emrinizdeyim Paşam' diyerek askerlikten istifa eden Mustafa Kemal Paşa'ya destek verirken de muhalefetle düştüğü zor zamanlarda da samimi ve dürüst davranmıştır."

Programa, İl Jandarma Komutanı Albay İsmail Şahin, Kazımkarabekir Kaymakamı Mehmet Ali Atak, Ermenek Belediye Başkanı Atila Zorlu, daire müdürleri ile vatandaşlar katıldı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA(AA) – AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 22 gün süren yoğun çatışmaların ardından zaferle sonuçlanan Sakarya Meydan Muharebesi, “Türk’ün zaferi” olarak tarihe geçti.

Anadolu’nun düşman işgalinde olduğu İstiklal Harbi sürecinde, Türk ordusu Eskişehir Muharebesi sonrası 100 kilometrelik sahayı terk ederek Sakarya Nehri’nin doğusuna çekildi.

Bu çekilmenin ardından bölgeye Yunan güçlerinin gelmesi, halk arasında umutsuzluğa, Mecliste ise sert tartışmalara yol açtı.

Durumun önlenebilmesi için harekete geçen Meclis, Türk milletinin kaderini belirleyecek savaşta Mustafa Kemal Atatürk’ü 5 Ağustos 1921’de “Türk Orduları Başkomutanı” olarak görevlendirdi.

Sakarya Meydan Muharebesi öncesi ordunun ihtiyacını karşılamak amacıyla, kanunla kendisine verilen yetkiyi kullanan Mustafa Kemal Paşa, tüm halkı fedakarlığa çağırarak, “Tekalif-i Milliye Emirlerini” çıkardı.

Böylece, kaynakların önemli bir kısmının Sakarya Cephesi’ne aktarılmasını sağlayan Atatürk, 12 Ağustos 1921’de Batı Cephesi’ne giderek, düşmanın muhtemel hareketlerine yönelik stratejileri de belirledi.

13 Ağustos’ta ileri saldırıya başlayan Yunan kuvvetleri, 23 Ağustos’tan itibaren ağırlık merkezi Sakarya mevzisinin güney kanadı olmak üzere taarruza geçti.

Yaklaşık 100 kilometrelik cephede başlayan, büyük çarpışmaların yaşandığı savaş, tarihin önemli meydan muharebeleri arasında yer aldı.

“Tarihi emir, tarihi mücadeleyi başlattı”

Düşmanın üstün kuvvet ve silahlarla yaptığı taarruzlar, Sakarya mevzisinde zaman zaman çekilmelere yol açtı.

Bu süreçte, kuşatmayı karşılamak için manevralar yapan Türk ordusu büyük kayıplar verdi.

Yunan ordusunun, Türk savunma hatlarını zaman zaman kırdığı böyle bir ortamda Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 26 Ağustos’ta çizgiye bağlı cephe sistemini değiştiren o tarihi emrini verdi: “Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır. Vatanın her karış toprağı vatandaşın kanı ile ıslanmadıkça terk olunamaz.”

Başkomutanın bu emrini alan Türk ordusu ile Yunan ordusu arasında takip eden günlerde çarpışmalar bütün şiddetiyle sürdü.

Emrin ardından geri çekilmek zorunda kalan birçok birlik, ilk tutunabildiği yerde durmaya, yeniden çarpışmaya başladı. Türk ordusunun birçok neferi bu süreçte mevzisini savunma çabası içinde son nefesini verdi.

“Düşman tamamen yok edildi”

Türk ordusunun “çelikten bir kale” gibi düşman karşısında çıktığı bu süreçte, Mehmetçik şehit oldu ancak vatan savunmasını bırakmadı.

Canla, başla savaşan Türk kuvvetlerini, 23-30 Ağustos’taki yoğun saldırılarına rağmen kuşatamayan Yunan birlikleri, bu sefer şansını Haymana istikametinden denemeye çalıştı.

Bu taarruzda da başarılı olamayınca, bulunduğu hatları savunarak buralarda kalmaya çalışan Yunan kuvvetleri, Türk ordusunun 10 Eylül’de başlattığı genel karşı taarruz ile ağır bir hezimete uğradı.

22 gün 22 gece devam eden Sakarya Meydan Muharebesi, 13 Eylül 1921’de, düşmanın Sakarya Nehri’nin doğusunda tamamen yok edilmesiyle sonuçlandı.

Türk Kurtuluş Savaşı’nın müjdecisi oldu

Bozgun halinde kaçan Yunan askerleri, Sakarya Nehri’nde boğuldu.

Tarihin akışını değiştiren bu zafer, Türk halkının esarete izin vermeyeceğini bir kez daha dünyaya ilan etti.

Bu büyük başarı üzerine 19 Eylül 1921 günü TBMM tarafından, Başkomutan Mustafa Kemal Paşa’ya “Mareşal” rütbesi ve “Gazi” unvanı verildi.

Türk ordusunun, Yunan ordusunu hezimete uğrattığı Sakarya Meydan Muharebesi, Türk Kurtuluş Savaşı’nın zaferle sonuçlanacağının en büyük müjdecisi oldu.

“Atatürk’ün askeri dehası çok önemli”

Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Birol Çetin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Sakarya Zaferi’nin Türk tarihinde çok önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi.

Bu zaferin genç nesillere iyi anlatılmasının önemine işaret eden Çetin, o dönemdeki Anadolu’nun iktisadi, askeri ve moral açısından zor bir dönemde bulunduğunu kaydetti.

Sakarya Meydan Muharebesi’nin Anadolu’nun “harim-i ismeti”nde yapıldığını anımsatan Çetin, “Top sesleri Ankara’dan duyuluyor. Böyle bir ortamda Mustafa Kemal Atatürk’ün askeri dehası çok önemli bir rol oynuyor. Anadolu’nun böyle bir direnç göstereceğini kimse beklemiyordu. Hep savunmada kalmışız, toprak kaybetmişiz, geri gitmişiz. Aslında Sakarya bizim kendimize geldiğimiz bir dönemeçtir. Sakarya, kendimize olan güvenimizi tekrar sağlamamız açısından çok önemli.” dedi.

Türk ordusunun yeterli mühimmatı, silahı olmamasına rağmen çok büyük bir fedakarlıkla savaşı kazandığını vurgulayan Çetin, bu zaferde, hem milleti tanıma hem de askeri imkanları bilme noktasında Atatürk’ün tecrübesinin çok önemli olduğunun altını çizdi.

Sakarya Meydan Muharebesi’nin her günü, her dakikasının çok önemli olduğunu ifade eden Çetin, Yunan kuvvetlerinin aldığı tüm desteğe rağmen Türk ordusunun Sakarya hattını başarıyla savunup, taarruza geçtiğini kaydetti.

“Bugün de emellerinden vazgeçmediler”

Bu zaferin çok önemli olduğunu vurgulayan Çetin, “Sakarya Zaferi ile Türk’ün bitmediğini, askeri gücünün, milli kuvvetinin henüz var olduğunu dünyaya gösterdik. Bunu beklemiyorlardı. Dolayısıyla ezberlerini bozan bir çıkıştı bu.” dedi.

Emperyalist saldırılara karşı kazanılan Sakarya Zaferi’nin dünya için de çok büyük bir örnek olduğunu belirten Çetin, Sakarya’da hezimete uğrayan güçlerin bugün de bu emellerinden vazgeçmediğine dikkati çekti.

Çetin, bağımsızlık, milli mücadele noktasında Sakarya’dan alınacak dersler olduğunu vurgulayarak, milli ruhun yeniden inşa edilmesi gerektiğini kaydetti.

“Milli Mücadele’nin kaderini doğrudan etkiledi”

Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Temuçin Faik Ertan da Sakarya Meydan Muharebesi’nin Türklerin 2. Viyana kuşatması sırasında yaşanan bozgunla başlayan geri çekilme sürecinin sona erdiğini belirtti.

Mustafa Kemal Paşa’nın başkomutan olması ve hemen ardından Tekalif-i Milliye Emirlerini yayınlamasının, savaşın sonucunu doğrudan etkilediğini ifade eden Ertan, 22 gün, 22 gece süren muharebenin, halkın maddi ve manevi desteğiyle kazanıldığını söyledi.

Savaş sonunda işgal güçleri arasında ciddi görüş ayrılıkları çıktığını, Fransızlar ve İtalyanların Yunan ordusunun Türkler karşısında başarılı olamayacağını gördüğünü dile getiren Ertan, şunları kaydetti:

“Bu nedenle de İngiltere’nin Doğu Akdeniz politikasına verdikleri desteği geri çekmişlerdir. Fransızlar, TBMM Hükümeti ile Ankara Antlaşması’nı imzalayıp TBMM’nin varlığını kabul ederken, İtalyanlar işgal ettikleri topraklardan tümüyle çekilmiştir. Bu arada İngiltere’de de Yunanlarla ilgili tereddütler ortaya çıkmıştır. İngiltere, Yunanistan’a verdiği askeri destekten büyük ölçüde vazgeçmiş ve sadece siyasi destekle yetinmiştir. Kısacası İtilaf Devletleri arasındaki birlik ve dayanışma büyük ölçüde son bulmuştur. Hatta İngilizler, Sakarya Zaferi sonrasında Malta’da esir olarak tuttukları Türkleri serbest bırakmışlardır. Bu bağlamda Sakarya Meydan Muharebesi hem Türk hem de dünya tarihi üzerinde etkili olmuştur. Milli Mücadele’nin kaderini doğrudan etkilemiştir.”

“Büyük bir zafer kazanılmıştır”

Sakarya Meydan Muharebesi’nin, Milli Mücadele’nin en fazla insan kaybı olan çatışması olduğuna dikkati çeken Ertan, “Türk ordusu 5 bine yakın şehit vermiştir. Ama sonunda da büyük bir zafer kazanılmıştır. Sakarya Meydan Muharebesi bir savunma zaferi olmakla birlikte Yunan ordusunun saldırı gücü büyük ölçüde kırılmıştır.” dedi.

Bunun, Türk halkının zafere olan inancını güçlendirdiğine işaret eden Ertan, şunları ifade etti:

“Mustafa Kemal Paşa’nın siyasi ve askeri önderliği kesinleşirken, halkın TBMM’ye karşı güveni de artmıştır. Bundan sonra genel saldırı hazırlıkları başlamış ve yaklaşık bir yıl sürecek olan bu dönemde siyasi ve askeri hamleler yapılmıştır. Ayrıca Sovyet Rusya’da Anadolu hareketi ile ilgili tereddütler büyük ölçüde ortadan kalkmış ve maddi yardım yolu açılmıştır. Sakarya Zaferiyle Yunan ordusunun mağlup edilebileceğini gören Türk halkının nihai zafere olan inancı artmıştır. Bu durum Büyük Taarruz’a giden yolu açmıştır. Mustafa Kemal Paşa, Sakarya Meydan Muharebesi’ni başkomutan olarak yönetmiş ve zaferin kazanılmasında doğrudan rol oynamıştır.”

Yunan tarafının Ankara Savaşı dediği, Haymana-Polatlı ekseninde gerçekleşen bu savaşın Mustafa Kemal Paşa’nın yaşamında da iz bıraktığına dikkati çeken Ertan, “100 yıl önce Mustafa Kemal Paşa”ya TBMM tarafından Gazilik unvanı ile Mareşallik rütbesi verilmiştir. Mustafa Kemal Paşa, Atatürk soyadını alıncaya kadar Gazi unvanını kullanmış ve bu kutsal unvanı içselleştirmiştir. Bu tutum da onun Sakarya Zaferi’ni ne denli önemsediğini göstermektedir.” diye konuştu.

KARAMAN (AA) – Uğur Okulları bünyesinde hizmet verecek olan Karaman Kampüsü, 2021-2022 eğitim öğretim döneminde öğrenci almaya başladı.

Uğur Okulları Genel Müdürü Nil Çiçek, bir otelde basın mensuplarıyla bir araya gelerek, yeni kampüs ve Uğur Okulları hakkında bilgiler verdi.

Çiçek, Uğur Okulları'nın 52 ilde 78'i kampüs 112 okulda kaliteli eğitimi öğrencileriyle buluşturduğunu ifade ederek, Uğur Okulları olarak sektörde öncü adımlar atmaya devam ettiklerini söyledi.

Eğitim kalitesinin Türkiye'deki tüm Uğur Okulları'nda aynı düzeyde olduğunu belirten Çiçek, "85 bin öğrencimiz var. Türkiye'nin dört bir yanındaki okullarımızda aynı müfredatı, aynı kaynakları, aynı etkinlikleri, aynı projeleri eş zamanlı olarak gözlemleyebilirsiniz." dedi.

– Karaman'ın ilk global markası "Uğur Okulları"

Karaman'a kurumsal ve global bir eğitim kurumu kazandırmanın gururunu yaşayan Uğur Okulları'nın, yeni eğitim-öğretim döneminde öğrencilerle buluştuğunu ifade eden Çiçek, şöyle konuştu:

"Ortaokul ve lise kademesinde eğitim verecek kampüsümüzde öğrencilerimize hem fiziki şartları hem de öğretim kadrosu ile mükemmel bir eğitim-öğretim hizmeti sunacağız. Kampüsümüzde STEM Laboratuvarı, fizik, kimya, biyoloji laboratuvarları, görsel sanatlar ve müzik laboratuvarları, Uğur Sınava Hazırlık Merkezi, kütüphane ve çok amaçlı sinema salonu, basketbol ve futbol sahası gibi birçok fiziki olanak yer alıyor. Karaman Kampüsümüzde velilerimizin Uğur'a emanet ettiği çocuklarımıza kendi çocuğu gibi eğitim-öğretim verecek olan öğretmenlerimizle güçlü bir kadro kurduk."

– "5 dil 2 beceri" temelli eğitim yaklaşımı

Eğitim yaklaşımlarında öğrencilere 5 dil ve 2 becerinin kazandırılmasını önemsediklerini belirten Çiçek, bu beş dilden birincisinin ana dil olduğunu dile getirdi.

"Hayat başarısının artması için anadili Türkçeyi öğrencilerimize çok iyi öğretmeliyiz." diyen Çiçek, şunları kaydetti:

"Okuduğunu doğru anlayan, kitap okumayı seven bir nesil yetiştiriyoruz. Çünkü okumaya yapılan yatırım hayat başarısına yapılan en büyük yatırımdır. İkincisi bilimin dili olan matematik. Öğrencilerimize matematiğin hayatımızda ne işe yaradığını, nerede karşımıza çıkacağını anlatmak istiyoruz. Üçüncüsü, global dünyada iletişimde en temel dillerden biri olan İngilizce. İyi İngilizce konuşan, anlayan ve kendini İngilizce konuşarak iyi ifade edebilen bireyler yetiştirmek istiyoruz. Dördüncü dil, teknolojinin dili olan kodlama ve yazılım dilidir. Teknolojinin mantığını iyi anlayabilirsek ileri teknoloji üretimi için bir adım daha atmış oluruz. Beşinci dil ise davranış dili. Yani iyi insan olmak. Bu 5 dilin yanında ise 2 beceriyi de onlara aşılıyoruz, sanat ve spor. Ayrıca okullarımızda fen, teknoloji, mühendislik ve matematik gibi dört önemli disiplinin bir araya getirilmesiyle oluşturulan STEM öğretim modeli uygulanıyor."