KDK'den “Sığınmacılara İnsanlık Dışı Müdahale Raporu”

ANKARA (AA) – Kamu Denetçiliği Kurumu (KDK) Avrupa ülkelerine gitmeye çalışan sığınmacıların Yunanistan sınır kapısında maruz kaldığı müdahaleleri içeren "Sığınmacılara İnsanlık Dışı Müdahale Raporu" hazırladı.

Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç, Kurumun konferans salonunda düzenlediği basın toplantısında, Türkiye'nin Avrupa'ya gitmek isteyen sığınmacıları engellemeyeceğini duyurmasının ardından binlerce kişinin Yunanistan sınırında toplandığını fakat Yunan polisinin sınırı geçmek isteyenlere şiddet uyguladığını, insanlık dışı muamelede bulunduğunu söyledi.

Heyet olarak 3 Mart'ta, başta Pazarkule Sınır Kapısı olmak üzere Türk-Yunan sınırı boyunca Meriç Nehri üzerinde göçmenlerin bulunduğu yerleri ziyaret ettiklerini aktaran Malkoç, "Tespitlerimizi rapora dönüştürdük, başta Birleşmiş Milletler (BM) olmak üzere dünyadaki bütün ombudsmanlar, insan hakları savunucuları, AB'deki insan haklarıyla ilgili parlamenterlere bu raporlarımızı göndereceğiz." diye konuştu.

Raporda, Yunanistan yönetiminin, sığınmacılara karşı uluslararası hukuka aykırı davrandığını, kadınlara ve çocuklara aşırı güç kullanıldığını belirttiklerini anlatan Malkoç, yapılan müdahalelerin ardından 4 kişinin hayatını kaybettiğini, sınırı geçenlerin paraları ve eşyalarının alınarak, hastalığa ve ölüme terk edildiklerini dile getirdi.

– "AB yetkilileri seslerini mutlaka çıkarmalı"

Malkoç, BM'nin, Yunanistan yetkililerini kınaması, ikaz etmesi hatta durdurması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Tüm insan hakları savunucuları ve yetkilileri, zorluk çeken, Yunanistan tarafından mağdur edilen sığınmacıları gelip görmeli ve bunlarla ilgili raporlarını tutup, bütün dünyaya daha güçlü şekilde seslerini duyurmalı. AB yetkilileri ve ülkeleri seslerini mutlaka çıkarmalı, Avrupa'nın değerlerinin AB kapılarında nasıl ayaklar altına alındığını görmeli ve Yunanistan'ın suçuna ortak olmamalıdır. Pazarkule'deki sığınmacıların attıkları sloganlardan biri de 'İdlib'den Berlin'e ve Brüksel'e' sloganıydı. Eğer AB sorumluluğu üzerine almazsa, gerekeni yapmazsa, ilerde daha sıkıntılı olaylarla karşılaşacaktır."

Malkoç, Türkiye'de yetkililer ve halkın, 9 yıldır olduğu gibi bugün de sınırlardaki sığınmacılara yardım ettiğini anlattı.

Sınırdaki sığınmacıların sayısına ilişkin soruya Malkoç, "Televizyonda gördüğümüz göçmenlerin yığıldığı yer Pazarkule Sınır Kapısı. Orada 5-6 bin kişi var. Bir kısmı kalıyor, bir kısmı geri dönüyor ancak sınırdan asıl geçişler Pazarkule'de değil, Edirne'den devam eden Meriç boyunca 204 kilometrelik bir hat var. Bu sınırdaki onlarca köyden insanlar geçmekte. Resmi rakam nedir bilmiyorum ama 150 bin civarında olduğu söyleniyor. Yani Pazarkule'deki bekleyiş bizi yanıltmamalı." yanıtını verdi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar ile 2. Ordu İleri Komuta Yeri’nde dün yaptığı inceleme ve denetlemeler kapsamında, harekat merkezini ziyaret etti, 6. Mekanize Piyade Tümen Komutanlığı Esas Komuta Yeri’nde görevli personelle bir araya geldi.

Bakan Akar, burada yaptığı açıklamada, Yunanistan’ın Fransa’dan aldığı 18 Rafale savaş uçağı ile Yunan yetkililerin son dönemdeki söylemlerine değindi.

Ege, Akdeniz ve Kıbrıs’ta hak, alaka ve menfaatlerin korunması için kendilerine düşen görevleri kararlılıkla yerine getirmeye devam ettiklerini dile getiren Akar, “Anlaşmalar çerçevesinde barış, huzur, diyalogla sorunlara siyasal çözümler bulunmasından yana olduğumuzu Yunan komşularımıza her zaman söylüyoruz. Yunan komşularımız ise provokatif açıklamalardan, saldırgan söylemlerden bir türlü vazgeçmedi, vazgeçmiyor.” diye konuştu.

Türkiye’nin hukuktan, diyalogdan ve iyi komşuluk ilişkilerinden yana olduğunu bir kez daha vurgulayan Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu samimi olarak söylüyoruz. Bir tarafta Lozan diğer tarafta Paris antlaşmaları söz konusu. Yunan komşularımız bunları dahi yok saymak, göz ardı etmek gibi bir eğilime giriyor. Bunları kabul etmemiz mümkün değil. Anlaşmalarla gayri askeri statüde olan adalar var. Taraflar bu anlaşmayı yapmış ve ‘Şu adalar silahlandırılamaz, bunlar gayri askeri statüde olacak’ demiş, bunda mutabık kalmışız. Bunlar şimdi silahlandırılıyor. ‘Tehdit var’ diyorlar. Tehdit asla söz konusu değil. Türkiye’nin şu anda Yunanistan’a karşı herhangi bir saldırgan tutumu söz konusu değil. Biz ‘diyalog, uluslararası anlaşmalar, hukuk, teamüller’ diyoruz. Fakat her seferinde provokatif açıklamalarla bizim bu barışçıl yaklaşımımız ters yüz edilmektedir.”

Egemenliği Anlaşmalarla Yunanistan’a Devredilmemiş Ada, Adacık ve Kayalıklar’a (EGEAYDAAK) da değinen Akar, “Yunan komşularımız bunlara da sahip çıkmak gibi bir saldırgan tutum içinde.” dedi. Yunanistan’ın son dönemdeki silahlanma politikalarını da eleştiren Akar, şunları kaydetti:

“Bir silahlanma yarışı tutturmuş, gidiyorlar. Uçak, silah, araç gereç alıyorlar. Üç-beş kullanılmış uçakla güç dengelerinin değişmesi mümkün değil. Dolayısıyla Yunan komşularımızın saldırgan çözümler değil, barışçıl, siyasal çözümler için uğraşmalarını, buradaki sorunlara yönelik çözüm gayretimize katkı sağlamalarını bekliyoruz. Biz bir taraftan istişari görüşmeleri yaparken diğer taraftan NATO’da ayrıştırma usulleri görüşmelerini yapıyoruz. Ayrıca güven artırıcı önlemler çerçevesinde ikisi Atina’da biri Ankara’da olmak üzere üç toplantı yaptık. Dördüncü toplantının da Ankara’da yapılması için kendilerini samimi şekilde davet ediyoruz. Yunan komşularımızın barışçıl çözümleri desteklemelerini ve bu şekliyle Ege ve Akdeniz’in barış denizi olmasını, tarafların refahına katkı sağlamalarını bekliyoruz. Aksi halde bu kadar borcun içindeki Yunanistan’ın ilave birtakım harcamalarla halkının refahına darbe indirmesinin anlamı yok. Çünkü biz iki ülke halklarının iyi komşuluk ilişkileri içinde, refah, barış içinde yaşamalarından yanayız. Tüm çalışmalarımız da buna yöneliktir.”

“Herhangi bir oldubittiye izin vermeyeceğiz”

Yunanistan tarafından yayımlanan NAVTEX’lere yönelik ise Akar, “Turizm döneminde, iki tarafın milli günlerinde, bayramlarında herhangi bir şekilde tatbikat yapılmaması konusunda mutabık kalmamıza rağmen maalesef Yunan komşularımız bunu da göz ardı ederek bunu da ihlal ediyor.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin “barış, uluslararası hukuk, iyi komşuluk” söylemlerinin zafiyet olarak anlaşılmaması gerektiğini de belirten Akar, şöyle devam etti:

“Biz Ege’deki, Doğu Akdeniz’deki ve Kıbrıs’taki hem kendi hem de Kıbrıslı kardeşlerimizin haklarını ve menfaatlerini korumakta ve kollamakta kararlıyız. Bu konuda yapılması gereken ne varsa azimle, kararlılıkla bunları yaptık, yapmaya devam edeceğiz. Bundan kimsenin tereddüdü olmasın. Herhangi bir oldubittiye izin vermeyeceğimizi de herkesin bilmesini istiyoruz. Bugüne kadar haklarımızı çiğnetmedik, bundan sonra da çiğnetmeyeceğiz. Biz barışçıl yolların esas olması gerektiğini, barış için karşılıklı iş birliğine hazır olduğumuzu tekrar tekrar muhataplarımıza söylemeye devam ediyoruz. Yunan komşularımızdan beklentimiz bu. Olumlu cevap vermelerinin zamanının geldiğine ve bu şekilde sorunlara siyasal çözümler bulunabileceğine inanıyoruz. Bunu sadece biz değil, Yunanistan’daki akademisyenlerin, emekli askerlerin, diplomatların da aynen söylediğini görüyoruz. Bunun, Yunan yöneticiler tarafından da görülmesini ve buna göre tavırlarını belirlemelerini bekliyoruz.”

“50 senedir denenmiş yollarla çözüm olmaz”

Bakan Akar, Kıbrıs konusuna ilişkin ise “50 seneden beri denenmiş yollarla çözüm olmadığı ortada. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, Annan Planı’nı reddetmiş bir toplum. Geldiğimiz noktada aynı yerde tekrar zaman kaybetmenin manası yok. Bu konuda KKTC ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti kararını verdi. Egemen, bağımsız iki eşit devlet. Bunu herkesin sindirmesi, özümsemesi lazım.” diye konuştu.

Hidrokarbon başta olmak üzere tüm zenginliklerin eşitçe, hakça bölüşülmesinin önemine değinen Akar, “Siz Kıbrıs’taki Türkü, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yok sayarak bir yere varamazsınız. Türkiye, anlaşmalarla garantör bir devlettir. Diğer garantörler ne yapar ne yapmaz onu kendileri bilir ama biz garantör olarak hak ve sorumluluklarımızı yerine getirmekte bugüne kadar olduğu gibi kararlıyız.” değerlendirmesinde bulundu.

MUĞLA (AA) – Sahil Güvenlik Komutanlığı ekipleri, Kızılağaç açıklarında can salı içerisinde bir grup düzensiz göçmen olduğu bilgisi üzerine bölgeye hareket etti.

Ekipler, Yunan unsurlarınca Türk kara sularına itildiği belirlenen can salındaki 26 düzensiz göçmen ile yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmaya çalışan 2 Türk’ü bota alarak karaya çıkardı.

Düzensiz göçmenler, işlemlerinin ardından İl Göç İdaresi Müdürlüğüne teslim edildi.

Can salındaki 2 Türk hakkında ise işlem başlatıldığı öğrenildi.