Kentlerde karbon salımının azaltılması için bisiklet kullanımı yaygınlaşmalı

İSTANBUL(AA) -Bisikletliler Derneği Başkanı Murat Suyabatmaz, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, küresel iklim sorunu ve salgınla birlikte önemi daha fazla anlaşılan yeşil ve düşük karbonlu şehirler için yaygın bisiklet kullanımının temel unsur olduğunu söyledi.

Toplu ulaşıma ve sosyal donatılara entegre bisiklet yollarının yasal zorunluluk olduğunu hatırlatan Suyabatmaz, “Önce toplu konut alanı gibi pilot bölgelerde ve kent içi kısa mesafelerde, ki nüfusun yüzde 50’sini teşkil ediyor, ulaşımın bisikletle yapılması sağlanabilir. İşe, okula, bakkala, berbere, camiye, pazara gitmek gibi rutin ihtiyaçların karşılanması için bisiklet yolları yapılırsa çok daha büyük geri dönüşler olacak.” yorumunu yaptı.

Suyabatmaz, bisikletin modern kentlerin temel gerekliliği olduğunu vurgulayarak, “Petrol tüketimi azalacak, sağlıklı yaşam artacak, karbon salımı azalacak ve hava kalitesi artacak. Bisiklet kentin yaşam kalitesini artıracak unsur. Şehirlerdeki karbon salımının önüne ancak böyle geçilebilir. Kent içinde bisiklet kültürü geliştikten sonra da hafta sonları doğaya çıkmak, şehirler arası kullanabilmek gibi adımlar atılmalı. Toplumun bisikletli yaşamı sindirip yaşaması ve sağlıklı olması öncelikli ihtiyaç.” şeklinde konuştu.

“İstanbul’da bisikletin yaygınlaşması sanıldığı kadar zor değil”

Murat Suyabatmaz, İstanbul’da bisikleti yaygınlaştırmanın zor olmadığını belirterek, şunları söyledi:

“Doğru kurgulanırsa ara sokaklar, mahalle içleri ya da engebeli yerler sıkıntı olmaktan çıkar. Örneğin, Ataköy bölgesi pilot alan ilan edilip, İDO’ya, metrobüse, metroya, tramvaya bisikletle ulaşılsa oradaki okullarda okuyan öğrenciler bisikletle gidip gelebilir. Birçok öğrenci servis kullanıyor. O bölgede yaşayıp bir şekilde Bakırköy’e ya da yakın çevreye ulaşım sağlayanlar var. Bisikleti teşvik edecek güvenli, doğru bir altyapı kurgularsak günde 10 bin kişinin bisiklete binebileceği bir kapasite var. Aynı şekilde Beylikdüzü veya Kurtköy’deki toplu konut alanları gibi kısa zamanda hızlı sonuç alabileceğimiz birçok yer var. Bunları deneyerek görsek, kazanımlarını üniversiteler aracılığıyla ölçsek, ne kadar hava kirliliği azaldı, hareketlilik arttı, tasarruf sağlandı görülür. 30 yıl önce Beylikdüzü’nde şehir planlanırken bisiklet yolu konmuş, Ataköy’e konmuş mesela ama bugün yok. Zeytinburnu’nda Florya’da yapılabilir. Formülü basit, yasalar da müsait.”

Bisikletin yaygınlaşmasında teşviklerin önemine değinen Suyabatmaz, “Avrupa’da bisiklet kullanıcılarına kilometre başına 25 cent gibi işe gidip gelmede teşvik veren ülkeler var. Devlet yeter ki bisiklete binin, karbon salımını azaltacağım diyor. Fiziksel hareketsizlik kaynaklı hastalıkların da azalması için kent içi ulaşımda bisiklet teşvik ediliyor. Şehirlerimiz bundan çok şey kazanacaktır. Aylık sadece 10 bin kişi yakıttan 100 lira tasarruf etse, 1 milyon lira petrole değil iç ekonomiye yansıyacak.” ifadelerini kullandı.

“Şirketler, verecekleri eğitimlerle çalışanlarını bisiklete yönlendirebilir”

Suyabatmaz, işe bisikletle gitmenin yöntemlerine değinerek, “Ofise dönüş kararı alan birçok kişi işine artık bisikletle gidebilir. Birincisi toplu ulaşıma entegrasyonunuz varsa, örneğin, metro durağına basit bir bisikletle ulaşın kilitleyin devam edin. İkinci alternatif katlanır bisiklet alırsınız metroya, metrobüse gidebilir her saat binebilirsiniz. Üçüncü alternatif aracınızla gidersiniz bisikleti bagajınıza koyarsınız uygun yerde iner devam edersiniz, özellikle ana arterden servisle gidenler için bu uygulanabilir.” dedi.

Şirket ve kurumların çalışanları için bisiklet eğitimleri düzenleyebileceğine değinen Suyabatmaz, “Güvenli ve ileri sürüş teknikleri eğitimleri daha güvenli ulaşımın zeminini oluşturur. Doğru kask, trafikteki riskler, aniden açılacak kapı ya da tekerleğin sıkışabileceği mazgallar, gündüz de olsa bisiklet farı kullanımı, sarı yelek giymenin gerekliliği vb. konularda eğitim vererek işe gidip gelmede bisiklet kullanmanın temel olmasını istiyoruz. Trafikte bisikletçilere özel, yazılı olmayan riskler var. Şirketlere rota önerilerinde bulunabiliriz, hangi alternatiflerle eşleştirme yapılabilir, bunun çözümleri yapılabilir.” diye konuştu.

“Avrupa’dan Yeni Zelanda’ya Türkiye’de üretilen bisikletler satılıyor”

Bisikletliler Derneği Başkanı Suyabatmaz, Türkiye’de bisiklet üreten firmaların ihracatını artırdığını belirterek, “Avrupa’dan Yeni Zelanda’ya kadar Türkiye’de üretilen bisikletler satılıyor. Salgında bir ara dünyada bisiklet kıtlığı yaşandı çünkü ciddi talep artışı yaşandı. Bu durumda Türkiye’den hiç mal almamış ülkeler bile bizden bisiklet aldılar. İç pazarda ise aksi yönde düşüş yaşandı.” ifadelerini kullandı.

Avrupa’daki büyük üreticilerin 2020 başındaki talebi görerek önceden alımlar yaptığını söyleyen Suyabatmaz, “Bu da Türkiye’de özellikle parça bulmada zorluğa neden oldu. İç piyasada yeni bisiklet üretiminde sıkıntı var. Lastik bulmada da şu an sorun yaşanıyor. Eski bisikleti olanlar da yedek parça bulamayabiliyor. Mağazalarda bisiklet çeşidi şu an çok az, gelen bisiklet hızlı satılıyor dükkanlarda 3’er 5’er bisiklet var.” dedi.

Suyabatmaz, kurumların bisikletle hem tasarruf hem de sempati oluşturduğunu vurgulayarak, “Biz dernek olarak gidip talepte bulunduk, bisikletli zabıtalar yapıldı yeni uygulama olarak. Hem yayalaştırılmış alanlarda ciddi sempati oluşturdu hem de yıllık 1,5 milyon lira gibi bir tasarruf oluşturdu kurum bütçesine.” değerlendirmesinde bulundu.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL(AA) – Bisiklet Endüstrisi Derneği (BİSED) Yönetim Kurulu Başkanı Esat Emanet, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ihracat anlamında sektörün en büyük iş birliği adresi olan Avrupa Birliği (AB) bölgesinde ciddi bir büyüme ve talep artışının yaşandığını belirtti.

Türkiye’nin bisiklet ihracatında yakaladığı başarıya dikkati çeken Emanet, sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Türk bisiklet endüstrisi, TÜİK verilerine göre 2020 yılını elektrikli ve konvansiyonel bisikletlerde ve tüm segmentlerde 90 milyon doların üzerinde bir ihracat ile kapatmıştır. İhracatımızda 41 milyon dolar değerindeki elektrikli bisiklet payı gelişmiş teknoloji ile desteklenen çevreci ulaşım araçlarının AB’de değer kazanmaya devam ettiğine işaret etmektedir. Elbette konvansiyonel bisiklet üretim ve ihracatında yakalanan 53 milyon dolar değer son derece önemli olmakla birlikte geleceğin sektörel atılımının elektrikli bisikletlerde olduğu aşikardır.”

“Yurt içi talep artışı yerli yatırımlarımız ile rahatlıkla karşılanıyor”

Emanet, Türkiye’de tüm yaş aralığında bisiklete olan ilginin hızlı bir şekilde arttığını belirterek, şunları kaydetti:

“Altyapıda tamamlanan yenilikler ve iyileştirmeler insanımızı sempati duyduğu bisikleti konforlu ve güvenli imkanlar ile günlük hayatına çok daha fazla almaktadır. Hükümetimiz ve yerel yönetimlerin bu yöndeki hassasiyet ve girişimlerini takdir ve saygı ile anıyoruz. Yurt içi talep artışı yerli yatırımlarımız ile rahatlıkla karşılanmakta olup büyük resmin asıl önemli parçasının yurt dışı pazarlarda bu dönemde kazanacağımız yeni satıhlar olduğu şüphesiz.

Bu vizyonla 2021 yılı ilk yarısında ihracat verilerimiz olumlu seyretmekte olup istatistiklere yansıması ile 2020 yılı üzerinde bir ihracat ile dönemi kapatabileceğimiz düşünülmektedir. BİSED temsil ettiği camia ile bisiklet ve elektrikli bisiklette ihracat potansiyelimizin artırılması ve en önemlisi sürdürülebilir büyümenin tesisi anlamında tüm imkanları ile sektöre öncülük etme görevini sürdürmektedir.”

Türkiye’nin gelecek 10 yıl içerisinde elektrikli bisiklet pazarından kazanacağı ciddi fayda bulunduğuna vurgu yapan Emanet, sözlerini şöyle sürdürdü:

“AB raporları incelendiğinde açıkça görülmektedir ki bahsi gecen pazar büyüklüğü 2030’lu yıllarda 20 milyon adedi geçecek. Finansal büyüklüğün ne kadar ciddi olduğu bu raporlardan anlaşılmakta. Yine aynı AB rapor ve öngörüleri ticari kullanımlarda elektrikli bisiklet payının önümüzdeki 10 yıl içerisinde mevcuttan çok daha büyük rakamlara ulaşacağını anlatmaktadır. AB ülkeleri şimdiden ilgili mevzuat ve kurallarını bu yönde revize ederek ticari ve sosyal hayatta elektrikli bisikletin kapsayacağı kitlelerin sürüş güvenliği, konfor ve kanuni haklarını geliştirmektedir.”

Emanet, elektrikli bisiklet konusunda Türkiye’nin hem ticari hem de sosyal anlamda tam zamanında teşhis edilmiş bir potansiyele sahip olduğunu belirterek şunları kaydetti:

“Yerli üretim pil ile güzel bir atmosfer yakaladık, geriye yerli ve milli elektrik motorumuzu geliştirmek kaldı. Biliyoruz ki, kitlesel kullanıma açılacak olan bu tip motorları geliştirmek ve küresel rekabette söz sahibi olmak çok kolay değil ama imkansız da değil, denildiği gibi ‘deneyenler başarıyor’ bizde denemekten çekinmeyerek yerli pilimizin yanına yerli elektrikli motorumuzu yerleştirmek istiyoruz.

Bunun için tecrübe, altyapı, zaman ve vizyonumuz mevcut. Elektrik motoru ve pil aslında elektrikli bisikletin neredeyse yarısından fazlası. Yazılım gibi teknik konularda ülkemizin yetişmiş beyin gücü düşünüldüğünde bizler istenirse bu işin yüzde 70’ini yerli ve milli kabiliyetlerimiz ile gerçekleştirebiliriz. Özellikle son bir yılda derneğimize Ar-Ge ve pazar detayları konusunda ulaşarak araştırma yapan firmalarımızın elektrikli bisiklet motorunun geliştirilmesi için girişimlere başladıklarını heyecan ile takip ediyoruz.”

Genel anlamda sektörün ara malların tedariki bakımından ithalata dayalı bir yapıya sahip olduğunu kaydeden Emanet şunlara dikkati çekti:

“Aynı durum AB için de geçerlidir. Yerli bisiklet sanayicimiz ve Avrupalı çözüm ortakları belli ara ürünlerde Uzak Doğu ile çalışmak zorundadır ancak pandemi sürecinde bu bağımlılığın sektörü olumsuz etkilediği net olarak görülmüştür. Ara ürün üretiminin ülkemizde desteklenmesi bu bağımlılığı doğal olarak azaltacaktır.Avrupalı ortaklarımız uzun süreli teslim ve çok pahalı navlun fiyatları karşısında tedarik zincirlerine yeni çözümler aramaktadırlar. Ülkemiz, lojistik imkânları ile bu talebe penetre edebilecek konumda olup, oluşan ara mamul talebinden çok daha fazla pay alabilir. Anılan sürecin iyi yönetilmesi ile yan sanayide yeni istihdam imkanlarının yaratılması mümkündür. Bu durum elbette yerli sanayimize de olumlu yansıyacaktır.”

İSTANBUL (AA) – Beykoz'da düzenlenen Turkcell GranFondo İstanbul Yol Bisiklet Yarışı, sona erdi.

İstanbul'da ilk kez düzenlenen GranFondo yarışı Beykoz Belediyesi önünden start alırken, Yoros Kalesi, Yuşa Tepesi, Kaynarca ve Polonezköy'den geçildi.

82 ve 40 kilometrelik iki kategoride gerçekleştirilen yarışta uzun parkur erkeklerde Muhammed Erkan birinci, Muhammed Yunus Demir ikinci, Serkan Balkan üçüncü oldu.

Uzun parkur kadınlarda Esra Kürkçü Akgönül birinciliği, Ayşegül Gökalp ikinciliği, Gamze Ceyhan da üçüncülüğü elde etti.

Kısa parkur erkeklerde birinciliği Furkan Abdullah Pamukçu aldı. İkinciliği Oğuzhan Taşkan, üçüncülüğü de Ersin Akgün elde ederken, kadınlarda Beste Hepkaradeniz mutlu sona ulaştı. Kübra Nur Pınarak'ın ikinci tamamladığı parkuru Züleyhan Dikbaş üçünü sırada noktaladı.

Dereceye giren sporculara ödüllerini Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın, Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Erol Küçükbakırcı, Turkcell Kurumsal İletişim Direktörü İsmail Özbayraktar verdi.

– Aydın: "Yaşamın içine bisikleti dahil etmek istiyoruz"

Organizasyonla ilgili açıklama yapan Beykoz Belediye Başkanı Murat Aydın, bisikletin sağlık ve mutluluk kaynağı olduğunu belirterek, "Beykoz enerjisi yüksek bir yerdir. Turkcell GranFondo ile beraber enerjimiz daha da yükseldi. Bu organizasyona destek veren tüm kurumlara teşekkür ediyoruz. Beykoz doğası çok güzel olan, kültürel ve tarihi zenginliği olan bir yer. Bisiklet açısından da elverişli bir yer. İki yıldır farkındalık turları yapıyoruz. Yaşamın içine bisikleti dahil etmek istiyoruz. Kısa mesafelerde işe gidip gelirken bisikleti kullanalım. Zaman zaman bisikleti makam aracı olarak takım elbiseyle kullanıyorum. Spor yapmak için zaman ayırma imkanımız yoksa çalışırken kısa mesafelerde bisiklete bindiğimizde spor yapmış oluyoruz. Böylelikle sağlıklı olacağız, mutlu ve huzurlu olacağız." diye konuştu.

Bisikletin sağlık harcamalarında 50 milyar liralık tasarruf sağlayacağına da değinen Aydın, "Bisiklette her şeye açıksınız. Doğa ile doğadaki canlılar ile iletişime açıksınız. Bisiklet güzel özellikler kazandırıyor. Her şeyi tolere edebiliyorsunuz. İstanbul'da ilk kez GranFondo gerçekleştiriliyor. İlkin burada olması ve devamının burada yapılacak olması benim için mutluluk verici bir olay. Beykozlulardan yetkiyi aldık ve bu anlamlı organizasyonu gerçekleştiriyoruz. Turkcell'e de teşekkür ediyoruz. Amacımız sağlıklı, mutlu, huzurlu bireyler. Türkiye'de aktif nüfusun yüzde 25'i bisiklet kullanmaya başlarsa sağlık ve mutluluğun yanında 50 milyarlık da sağlık harcamalarından tasarruf sağlarız. İnsanların bisiklet kullanmasını istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Turkcell Kurumsal İletişim Direktörü İsmail Özbayraktar ise şunları kaydetti:

"Biz hareketi teşvik ediyoruz. Hareket etmeyi, doğru nefes almayı çok özledik. Çok ciddi bir katılım oldu. Gülen yüzler görmek çok keyifli, bu sinerjiye çok ihtiyacımız var. Biz de Turkcell olarak hayra vesile olacak işler de yapıyoruz. Sosyal sorumluluk projelerini de hayata geçiriyoruz. Sokağa çıkma yasağı olmadığı zamanlarda belki buranın 20 katı insan olurdu. Tamamen sağlık kurallarına uygun bir şekilde yarışma organize edildi. Sağlık çalışanlarımızın hakkı ödenmez. Pandemi döneminde vefat eden sağlık çalışanlarımızın çocukları için bir sosyal sorumluluk projesi planlandı. Buradaki yarışmacılar onlar için pedala bastılar."