Kırklareli, Rus tur acentelerine tanıtıldı

KIRKLARELİ (AA) – Kırklareli'nin tanıtılması amacıyla kente davet edilen Rus tur acentelerine, tarihi ve kültürel alanlar gezdirildi, gastronomisi anlatıldı.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına bağlı Trakya Kalkınma Ajansınca (TRAKYAKA), Kırklareli'ni tanıtma çalışmaları kapsamında 50 tur acentesi yetkilisi kenti ziyaret etti.

Ziyaretçiler, kentin ilk yerleşim yeri olan, sokak sağlıklaştırma çalışmalarının da yapıldığı Yayla Mahallesi'ndeki Atatürk Evi, Ali Rıza Kültür Evi ile Papazın Evi'ni gezdi.

Kırklareli'nin yöresel lezzetlerinden hardaliye, peynir, kaşar ve köftenin tadına bakan acente yetkililerine, doğa, gastronomi ve tarih turizmi tanıtımları yapıldı.

TRAKYAKA Genel Sekreteri Mahmut Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, turizmi geliştirmek amacıyla Rus tur acentelerini kente davet ettiklerini, Kırklareli'ni bir cazibe merkezi ve turizm kenti haline dönüştürmek istediklerini söyledi.

Program kapsamında yaklaşık 50 şirketin yöneticisi ya da sahibini ağırladıklarını anlatan Şahin, şunları kaydetti:

"Rusya merkezli şirket ve onun Türkiye ağı ile Trakya Kalkınma Ajansı iş birliğinde hem Kırklareli'ni hem de sonrasında Edirne'yi gezdirerek, bölgemizin doğal, tarihsel güzelliklerini ve farklı destinasyonlarını tanıtma imkanımız olacak. Bir bağ evinde Kırklareli'nin peynirini, kaşarını, hardaliyesini tattırdık. Yine tarihi bir mekanda Kırklareli'ne ve Trakya bölgesine ait yöresel yiyecekleri tattırdık. Rusya'dan gelecek turistlerimizin nasıl ve ne şekilde ağırlanacağı konusunda ön bilgi almak için tur şirketlerimiz geldi."

Şahin, yaklaşık 3 ay önce de Rusya'dan gazete, dergi ve televizyon muhabirlerini kentte ağırladıklarını dile getirdi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Yunus Emre Enstitüsü Budapeşte ofisi açıldıktan sonra yaklaşık 3 yıl Kültür Koordinatörü olarak görev yapan Toth, Türkiye ve Macaristan arasında 15 yıldır “kültür ve turizm elçisi olarak” çalışmalar yürütüyor.

Türkçeyle birlikte öğrenmeye başladığı Türk yemek tariflerini İstanbul’a sık sık düzenlediği gastronomi turlarıyla pekiştiren ve Türk şeflerden eğitim almaya devam eden Toth, gastronominin kültürler ve ülkeler arası dostlukların pekişmesindeki rolünde önemli bir aracılık üstleniyor.

Toth, yaklaşık 20 kişilik bir Macar grupla İstanbul’a düzenlediği son gastronomi turunda, Türk mutfağına hayranlığını ve İstanbul sevgisini AA muhabirine anlattı.

“Budapeşte’de önerebileceğim iyi bir Türk restoranı olmadığı için Macarları Türkiye’ye getirmeye karar verdim”

Toth, ilk kez 15 yıl önce turizm amaçlı Türkiye’ye geldiğini belirterek, “Türk kültürünü ve dilini çok sevdim ve böyle bir alanda ilerlemeye karar verdim.” dedi. Agnes Toth, o yıldan sonra Macaristan ve Türkiye arasında sık sık yolculuklar yaptığını ifade etti.

Özel derslerle Türkçe öğrenmeye başladığını, Yunus Emre Enstitüsü (YEE) Budapeşte ofisi açıldıktan sonra 3 yıl Kültür Koordinatörü olarak çalıştığını anlatan Toth, “Ben bu süreçte Türk kültürü ve mutfağıyla ilgili programlar düzenledim. Hem YEE’de hem de gönüllü olarak birçok çalışma yaptım. Oradan ayrıldıktan sonra Türk gastronomisi hakkında bir blog yazmaya başladım. Maalesef o yıllarda Budapeşte’de iyi bir Türk restoranı yoktu. Macarlar döner ve baklavanın dışında pek bir şey bilmiyordu. Yemek kursları vermeye başladım. Bana Budapeşte’de nerede iyi bir Türk yemeği yiyebiliriz diye soruyorlardı. Budapeşte’de önerebileceğim iyi bir Türk restoranı olmadığı için Macarları Türkiye’ye getirmeye başladım. Aynı zamanda Türkiye’ye gelip gittim, yemek kurslarına katıldım, Youtube’dan faydalandım, birçok Türk şefle tanıştım. Onlar da gerçekten bana çok yardımcı oldu. 15 yıl boyunca kendimi çok geliştirdim. “diye konuştu.

Türk ve Macar kültürünün benzer yanları olduğu gibi farklılıklarının da olduğuna dikkati çeken Toth, Türk mutfağını zengin kılan özelliklere ilişkin şunları kaydetti:

“Türkiye, coğrafyasından dolayı inanılmaz zengin bir gastronomi kültürüne sahip. Her bölge inanılmaz zengin ve birbirinden farklı. Ege, Güneydoğu birbirinden farklı ve kendi özellikleri var. Bu yüzden Türkiye’de her şeyi bulabilirim. Doğuda et, zengin ev yemekleri ve baharat kullanımı, Ege’de hafif yemekler, zeytinyağlı ve sebzeli yemekler. Herkes damak tadına göre bir şey bulabilir. Macar mutfağı zengin olsa da Türk mutfağı kadar zengin değil. Biz daha küçük bir ülkeyiz. Bununla birlikte Türk mutfağı biraz ağır. Baklava mesela inanılmaz tereyağlı ve şekerli. Her zaman tüketilmesi çok sağlıklı olmasa da bayılıyorlar. Bizde meze kültürü yok ayrıca. Burada yemekler ortaya geliyor ve paylaşıyoruz bu Macarlar için yeni bir şey. Buraya gelen Macarlar mutfağı çok seviyorlar.”

Macaristan ve Türkiye arasındaki benzerliklerin Osmanlı döneminden geldiğini anımsatan Toth, patlıcan ve kırmızı biber kullanımının o dönemden miras kaldığını söyledi.

“İstanbul hem modern hem geleneksel yönüyle Türkiye’nin bir özeti gibi”

Hem gezi hem de gastronomi turları için İstanbul’a sık sık geldiğini anlatan Toth, İstanbul sevgisini şu sözlere anlattı:

“İstanbul inanılmaz büyük bir şehir. Şimdiye kadar yaklaşık 30 kere geldim artık saymıyorum çok seviyorum, her mahallesi birbirinden farklı. Arnavutköy’e geldik bugün mesela. Buradaki balık restoranları çok güzel. Ahşap binalarına bayılıyorum. Sultanahmet civarının tabii ki ayrı bir atmosferi var, camilerle, binalarla müzelerle. Kadıköy Moda’yı da çok seviyorum. Oradaki pazar, kafeteryalar en sevdiğim yerler. İstiklal Caddesi eskisi gibi olmasa da orayı da çok seviyorum. Kuzguncuk’u çok seviyorum, eskiden Musevilerin kaldığı bir yer. Harika bir yer. Karaköy, inanılmaz güzel kafeleri ve sahili var. Baklava yemek için oraya gidiyoruz. Balat da kafe ve kiliseleriyle muhteşem. İstanbul Türkiye’nin bir özeti gibi. Azınlıklar, farklı dinler, farklı diller bulabiliriz. Hem modern hem geleneksel yüzünü gösteriyor. Üsküdar mesela. Burada her şeyi bulabildiğim için çok seviyorum.”

İSTANBUL (AA) – Türkiye’nin önde gelen e-ticaret sitesi GittiGidiyor’un hayata geçirdiği "Keşfedecek Çok Şey Var" podcast serisinin üçüncü bölümü yayınlandı.

GittiGidiyor'dan yapılan açıklamaya göre, GittiGidiyor, “Keşfedecek Çok Şey Var” podcast serisinde dinleyicileri ilgi çekici ve keyifli sohbetlerle buluşturmaya devam ediyor.

Üçüncü bölümünde “Yükselen Sağlık Trendleri Işığında Gastronomi” konusunun konuşulduğu podcast yayınında sağlık ve gastronomi ilişkisi ele alındı.

Burak Tatari moderatörlüğünde gerçekleşen podcast yayınında şef ve gastronomi yazarı Aydan Üstkanat, salgın döneminde yemekle olan ilişkinin nasıl değiştiği, sağlıklı ve dengeli yemek yeme ipuçları, çeşitlilik ve sürdürülebilirliğin gastronomiyle olan ilişkisi ve üretimde çeşitlilik konularına değindi.

Yemek yemenin bir moda olduğunu ve taleple arzın birbirine uyumlu gittiğini belirten Üstkanat, üretimin de tüketicinin alışveriş reflekslerine göre şekillendiğini vurguladı.

Sağlıklı ve lezzetli yemeğe dair ipuçları paylaşan Aydan Üstkanat, mevsiminde kullanılan malzemelerin doğru baharatlarla harmanlanması ve doğru teknikle pişirilmesi sayesinde her yemeğin lezzetli ve sağlıklı olabileceğini anlattı.

GittiGidiyor’un 20. yılında hayata geçirdiği, her yeni bölümde, birbirinden değerli konukların katılımıyla ilgi çekici konularda yayınların yer aldığı GittiGidiyor’un podcast kanalı “Keşfedecek Çok Şey Var”a Spotify, Apple Podcasts ve Google Podcasts platformlarından erişilebiliyor.