Kısıtlamalar nedeniyle evde kalan vatandaşlara egzersiz önerisi

İSTANBUL (AA) – Medicana Çamlıca Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ahmet Çapar, Kovid-19’la mücadele kapsamında yeniden getirilen kısıtlamaların etkisiyle insanların evde hareketsiz kalmayıp düzenli egzersiz yapması gerektiğini belirterek, “Hareketsizlik nedeniyle kaslarda oluşan zayıflama ve deformasyon kasların zedelenme riskini artırır, sakatlıklar artar, kişinin dayanıklılığı düşebilir.” dedi.

Çapar, evde yapılacak basit birkaç hareketin, bağışıklığı güçlendirip kalp ve damar sağlığına olumlu katkılar yapacağını söyledi.

Çapar, Kovid-19’daki vaka artışı nedeniyle geri gelen kısıtlamalardan dolayı hareketsiz kalmanın bağışıklığa ve genel vücut sağlığına verebileceği zararlara ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Hafta sonu geri gelen kısıtlamalar nedeniyle evde düzenli egzersiz yapmanın hayati önem kazandığını vurgulayan Çapar, yapılabilecek basit birkaç hareket ile bağışıklığı güçlendirip başta kas ve iskelet sağlığı olmak üzere akciğer sağlığı, kalp ve damar sağlığını koruyup güçlendirmenin mümkün olduğunu söyledi.

Çapar, şunları kaydetti:

“Salgına karşı gerekmedikçe evden çıkmamak, kalabalık ortamlara girmemek gibi önlemler nedeniyle fiziksel aktivitelerimiz kısıtlanabilir. Spor salonlarına gitmemek, açık havada spor yapamamak, evde sürekli televizyon ve/veya bilgisayar başında oturmak, sürekli yatmak gibi durumlar da bu kısıtlanmayı artırabilir. Bu yüzden ev egzersiz programlarının uygulanabilirliği hayati önem kazanmaktadır.

Evde yapılabilecek basit birkaç hareket ile kas ve iskelet sağlığımızı koruyup güçlendirebilir, duruş bozukluğu, kronik ağrılar gibi olumsuz sonuçlardan kaçınabiliriz. Aynı zamanda da bağışıklığımızı güçlendirip akciğer sağlığımıza, kalp ve damar sağlığımıza olumlu katkılar sağlayabiliriz.”

Hareketsiz kalmak varise yol açabilir”

Ahmet Çapar, hareketsizlik nedeniyle kullanılmayan kaslarda zayıflama, kısalma gibi olumsuz durumların gelişebileceğini ifade ederek, “Düzenli hareketi yaşamın bir parçası haline getirmek her zaman genel vücut sağlığı açısından önemlidir. Çünkü kas iskelet sistemimiz hareketsiz kaldıkça zayıflar.” dedi.

İlerleyen yaşla birlikte eklemlerde yıpranmaların meydana geldiğini anlatan Çapar, ayrıca hareketsiz kalmanın kilo artışına da sebep olduğu için eklemlerde meydana gelen yıpranmayı artıracağını söyledi.

Düzenli ve doğru hareketlerle güçlendirilmeyen iskelet ve omurgada duruş bozukluklarından kemik erimesine kadar birçok olumsuz sonuç meydana gelebileceği uyarısında bulunan Çapar, şunları kaydetti:

“Hareketsizlik nedeniyle kaslarda oluşan zayıflama ve deformasyon kasların zedelenme riskini artırır, sakatlıklar artar, kişinin dayanıklılığı düşebilir. Hareketsizliğin bir diğer sonucu kan dolaşımındaki bozulmalardır. Varis gibi yaşam kalitesini düşürebilecek birçok kronik rahatsızlık da meydana gelebilir.

Hareketin azalması, yanlış yapılan hareketler, evde hiç ara vermeden çalışmak, kas zayıflıklarına, omurga problemlerine, baş, boyun, bel, kalça, eklem, diz bölgelerinde ağrılara neden olur. Bize başvuran hastalarda kronik ağrılar ve dolaşım bozuklukları meydana gelmeye başladığını gördük. Tanımladığımız bu tip ağrılar için manuel terapi, kuru iğne tedavisi, nöral terapi, PRP tedavisi, bağışıklığı güçlendirmek için de kullandığımız ozon terapi gibi tedavi yöntemlerini uyguluyoruz. Ancak düzenli hareket hiçbir şekilde ihmal edilmemeli.”

“Ekran başında geçirilen zaman arttı”

Medicana Çamlıca Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Çapar, düzenli egzersizin kaliteli bir yaşam için her zaman önemli olduğunu vurgulayarak, “Kovid-19, insanların yaşam şeklinde birçok değişikliğe neden oldu. Kısıtlamalar nedeniyle evde kalmak, evde izolasyonda olmak, evden çalışmak, sosyal yaşamın kesilmesi nedeniyle hareketsizlik maalesef arttı. Bu durum birçok kişide kas ve iskelet ağrıları meydana getirmeye başladı. Ayrıca toplumda genel olarak endişe ve stres düzeyi arttı. Tüm bunların getirisi olarak tüm yaş gruplarında bilgisayar, televizyon, telefon, tablet, kısacası ekran başında geçirilen zaman arttı. Düzensiz beslenme ve tabii ki hareketsizlik kilo artışlarına neden oldu. Hepsinin sonucu olarak da özellikle baş, boyun ve bel ağrıları görülmeye başlandı. Fibromiyalji şikayetleri, ‘evde kaldım kilo alıyorum, hareket yapmalıyım’ endişesi ile yapılan yanlış hareketlerin meydana getirdiği ağrı ve zedelenme şikayetleri arttı.” şeklinde konuştu.

“Ev egzersizlerimizi ihmal etmeyelim”

Ahmet Çapar, yapılan bilimsel çalışmalarda düzenli yapılan orta şiddetteki egzersizlerin, vücuttaki antikor oranını yüzde 20 arttırdığını, akyuvar hücrelerin sayı ve fonksiyonlarını yükselttiğinin ortaya çıktığını kaydetti.

Çapar, devamla şu değerlendirmelerde bulundu:

“Aynı zamanda kalp-damar sistemimizin çalışmasına olumlu etkisi olan egzersiz, vücudun virüs ve bakterilerle savaşması için gerekli hücrelerin taşınması amacıyla pompalanacak kanın niteliği ve miktarına da yararlı olmaktadır. Aynı zamanda beyin gibi organların oksijen alımını artırarak zihinsel gücü de olumlu etkilemektedir. Bu yüzden ev egzersiz programlarının uygulanabilirliği hayati önem kazanmıştır. Evde yapacağınız basit birkaç hareket, bağışıklığı güçlendirip kalp ve damar sağlığımıza olumlu katkılar yapacaktır. Egzersizin aynı zamanda psikolojik faydası; hastalıkların baş etme mekanizmalarından en önemlisi olan moral motivasyonu atırarak etki gösterir. Tüm bu sebeplerden ötürü ev egzersizlerimizi ihmal etmeyelim. Kas gücünü ve dayanıklılığı artırmak, kemik sağlığını korumak, kilo kontrolünü sağlamak, stresi ve endişeyi azaltmak için evde basit hareketler yapılabilir.”

Çapar, Kovid-19’la mücadele kapsamında yeniden hayatımıza giren kısıtlamaların etkisiyle insanların evde hareketsiz kalmayıp düzenli egzersiz yapmaları gerektiğini belirterek, “Aerobik, yoga, kişinin kondisyonuna göre 20-30 dakika arası evde yürüyüş, gün aşırı yapılacak eklem çevresi kaslara bantlarla veya ağırlıklarla güçlendirme egzersizleri ve her gün yapılabilecek kas germe ve kas boyu uzatma egzersizleri tercih edilebilir.” dedi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Pınar Dönmez, "Egzersiz yaparken salgılanan irisin isimli bir hormon, sinir dokusu tamiri/yeniden yapımı üzerine etkili olarak, nörodejeneratif hastalıklara karşı koruyucu etki yapıyor. İrisinin osteoporoz, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, vasküler demans ve inme gibi yaşlanma ile bağlantılı hastalıklar üzerindeki etkileri konuşulmaktadır." dedi.

Türkiye İş Bankası grup şirketleri arasında yer alan Bayındır Sağlık Grubu'ndan yapılan açıklamaya göre, hareketsiz yaşam biçimi, hareket sistemi de dahil tüm vücut sistemlerinin hastalanma riskini artıran önemli bir faktör. Bu riskten kurtulmak ve sağlığı korumak için ise mutlaka egzersiz yapılması gerekiyor.

Açıklamada değerlendirmelerine yer verilen Bayındır İçerenköy Hastanesi ve Bayındır Levent Tıp Merkezi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. M. Pınar Dönmez düzenli egzersizin Alzheimer ve Parkinson gibi nörodejeneratif hastalıklara karşı bile koruyucu etkisi bulunduğunu belirterek, yanlış yapılan ya da bedeni fazla zorlayan fiziksel aktivitelerin ise sağlık için ciddi sorunlar oluşturabileceğine vurguladı.

– "Fiziksel aktivitenin, beyin aktivitesi üzerinde de olumlu etkisi var"

Dönmez, düzenli beden egzersizlerinin hem genel sağlığı hem de hareket sisteminin sağlığını artırdığını ifade ederek, şunları kaydetti:

"Haruki Murakami, roman yazmaya ilk kez 1978 yılında başlamış. Romanı yazması 1 yıl sürmüş ve uzun süreli oturmanın etkilerini fark ederek, koruyucu bir önlem olarak koşmaya karar vermiş. Hatta sonunda maraton koşucusu olmuş. Koşmasaydım Yazamazdım isimli kitabında, bu spor yaşamını anlatırken 'Koşuyorum, o nedenle bu kişi oldum' diyor. Düzenli ve sürekli bir egzersiz programının hayatımızda yer almasının faydaları düşünülünce, Descartes'ın 17'nci yüzyıldan günümüze kadar ulaşan 'Düşünüyorum, öyleyse varım' sözünü, hareket ediyorum, öyleyse varım şeklinde kullanmak çok yerinde olacaktır."

Fiziksel aktivitenin, beyin aktivitesi üzerinde de olumlu etkisi olduğunu kaydeden Dönmez, "Egzersiz yaparken salgılanan irisin isimli bir hormon, sinir dokusu tamiri/yeniden yapımı üzerine etkili olarak, nörodejeneratif hastalıklara karşı koruyucu etki yapıyor. İrisinin osteoporoz, diyabet, kardiyovasküler hastalıklar, vasküler demans ve inme gibi yaşlanma ile bağlantılı hastalıklar üzerindeki etkileri konuşulmaktadır." ifadelerini kullandı.

Dönmez, doğru şekilde ve kişiye özel planlanmadan başlanan egzersizlerin ise yarardan çok zarar verebileceğine dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:

"Ani kararla başlanan ve uygun olmayan egzersizler, kişilerin sakatlanmasına neden olabilir. Sporcu olmayan ve sağlık için spor yapmaya karar veren birinin, sakatlanmamak için öncelikle iç hastalıkları hekimi ile görüşüp genel sağlığı, sonrasında ortopedi veya fizik tedavi hekimleri ile görüşerek var olan duruş bozuklukları ve eklem/omurga bozuklukları konusunda bilgi alması, kişiye özel programı benimsemesi gerekiyor."

– "Tempoyu giderek artırarak spor yapmak sağlığı koruyacaktır"

Spora yeni başlanılan dönemde ani ve şiddetli programların kesinlikle yapılmaması gerektiğine vurgu yapan Dönmez, şunları kaydetti:

"Böyle bir başlangıç dokuların sakatlanmasına yol açabilir. Egzersizlerin ilk etapta haftada iki veya üç gün süreyi ise 20-30 dakika tutularak yapılması gerekiyor. Eğer daha uzun programlar hedefleniyor ise 20 dakikada bir 10 dakikalık molalar verilerek spora başlanılmalı. Kısaca tempoyu giderek artırarak spor yapmak sağlığı koruyacaktır. Ayrıca ayakkabı seçimi, yürüme zeminlerinin sertliği, doğru aydınlatma, kullanılan cihazların bakım durumu çok önemli. Eklemlere yüklenme ve sakatlanmaya yol açabilecek egzersizlerin tercih edilmemesi doğru olur. Ayrıca spor seansının başında ve sonunda esneme egzersizleri mutlaka yapılmalı."

Dönmez, yapılan egzersiz anında ağrı oluşturan hareketin derhal durdurulması gerektiğini belirterek, "Uzun süre spor yapmamış kişilerde egzersiz yaptıktan sonra kas ağrılarının olması normaldir. Ancak ağrı şiddetli ve 24 saat sonrasında da devam ediyorsa, belirli bir kas veya ekleme ya da omurga bölgesine yoğunlaşmışsa hekime başvurmakta gecikmemek gerekiyor." dedi.

İSTANBUL (AA) – Medipol Mega Üniversite Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Doç. Dr. Didem Sezgin Özcan, "Özellikle aerobik egzersizler, kalbinizi güçlendirip akciğer kapasitenizi artırarak kondisyonunuzda artış sağlar." ifadelerini kullandı.

Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nden yapılan açıklamayla, kalp ve akciğeri güçlendirecek egzersizler hakkında bilgi verildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Medipol Mega Üniversite Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Bölümü'nden Doç. Dr. Didem Sezgin Özcan, salgın döneminde evde yapılacak farklı egzersiz çeşitlerinin sadece kas ve eklemleri güçlendirmekle kalmayıp, kalp ve akciğerleri de kuvvetlendireceğini aktardı.

Düzenli bir egzersiz programının yapılmasının önemli olduğunu belirten Özcan, şunları kaydetti:

"Özellikle aerobik egzersizler, kalbinizi güçlendirip akciğer kapasitenizi artırarak kondisyonunuzda artış sağlar. Kas ve eklem sakatlanmalarına neden olabilecek egzersizlerden kaçınmak gerek, kişinin kendi kondisyonuna uygun egzersiz çeşitlerini yapması gerek. Salgın döneminde şartlara uygun egzersizler yapılabilir. Bisiklete binme, tempolu yürüyüş yapabilir ya da dans edebilirsiniz. Evlerimizde tabii ki imkanlarımız dahilinde eğer varsa yürüyüş bandı veya sabit bisiklet kullanabilir. Sokağa çıkma yasağı günlerinde ise daha çok ev içi tempolu yürüyüş ya da ip atlama, dans gibi egzersizleri kendi kondisyonunuza uygun şekilde yapabilirsiniz."

– "Kondisyonu olmayan kişiler, başlangıçta egzersizlerin yoğunluğunu ve süresini düşük tutmalı"

Özcan, sağlıklı erişkinler için orta yoğunlukta yapılan aerobik egzersizlerin haftada en az 5 gün ve günde en az 30 dakika olması gerektiğinin altını çizdi.

Kuvvetlendirme, eklem hareket açıklığına, esneklik ve dengeye yönelik egzersizleri de haftada 2 ila 3 gün önerdiklerini bildiren Özcan, "Kuvvetlendirme egzersizleri için her iki kol ve bacaklarımızdan toplam 8-10 tane kas grubumuzla çalışmalıyız. Evimizde varsa egzersiz bantları, dambıl ya da hiçbiri yoksa yarım litrelik pet şişeleri kullanabiliriz. Yine kendi vücut ağırlığımızı kullanarak bu egzersizleri yapabilir ve egzersizleri yaparken motivasyon ve doğru yapabilmek adına ehil kişilerin eğitim videolarından yararlanabiliriz." bilgisini paylaştı.

Özcan, kas ve eklem yaralanmaları hakkında da uyarılarda bulundu.

Egzersize yeni başlamış veya daha önce düzenli egzersiz yapmamış olan sağlıklı kişilerin, uygun egzersiz yapmadıkları takdirde kas eklem yaralanmaları ve düşme açısından risk taşıdığını belirten Özcan, şu tavsiyelerde bulundu:

"Özellikle kondisyonu olmayan kişiler başlangıçta egzersizlerin yoğunluğunu ve süresini düşük tutmalı. Aerobik egzersizler mutlaka 5- 10 dakikalık ısınma ve soğuma periyodlarını da içermeli. Özellikle daha önceden omurgalarında ya da herhangi bir eklemlerinde bir rahatsızlık yaşamışlarsa o bölgeye yönelik aşırı zorlama ve yük vermeden kaçınmaları gerekir. Egzersiz anındaki ağrı hissinin dikkate alınması gerekir. Rahatsızlık boyutunda bir ağrı fark edildiğinde o egzersizin şiddetinin azaltılması ya da o hareketin yapılmaması, kondisyon kazandıkça yoğunluk ve sürenin artırılması gerekir"