Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesi Teklifi TBMM'de kabul edildi

TBMM (AA) – Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.

Kanun, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin (BMGK) kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının önlenmesine yönelik yaptırım kararlarının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenliyor.

BMGK kararlarının kapsamına bağlı olarak bu kararlarda yer alan kişi veya kuruluşlara veya bunlar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak kontrol edilen, bunların adına veya hesabına hareket eden kişi veya kuruluşlara ya da bunların yararına, her türlü fon toplanması veya sağlanması yasak olacak. Bunların Türkiye’de iş ortaklığına ya da başkaca iş ilişkilerine girmesi; bu kararlarda yasaklanan nükleer, balistik füze programları veya diğer faaliyetlerle ilgili olarak organizasyonlara veya bunlar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak kontrol edilen ya da bunların adına veya hesabına hareket eden kişi veya kuruluşlara ya da bunların yararına her türlü fon toplanması veya sağlanması da yasak kapsamında bulunacak.

BMGK kararlarının kapsamına bağlı olarak bu kararlarda belirtilen kişi, kuruluş veya organizasyonların veya bunlar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak kontrol edilen, bunların adına veya hesabına hareket eden kişi veya kuruluşların Türkiye’de temsilcilik açması, her türlü faaliyette bulunması, faaliyetlerini gerçek veya tüzel kişiler aracılığıyla doğrudan ya da dolaylı olarak yürütmesi, bankalarının Türkiye’de şube veya temsil ofisi açması ya da iş ortaklığına girmesi, bankaları ile iş ortaklığı kurulması, sermaye ortaklığına gidilmesi veya muhabir banka ilişkisi tesis edilmesi yasak olacak, mevcut olanlar ise sonlandırılacak.

BMGK tarafından izin verilen haller dışında ilgili kararların kapsamına bağlı olarak bu kararlarda belirtilen madde, malzeme ve ekipmanın ithali, ihracı, transiti ve teknolojinin transferi veya nükleer faaliyetlere ya da nükleer silah atma sistemlerinin geliştirilmesine katkı sağlanması veya destek verilmesi yasak olacak.

BMGK kararlarına karşı ilgililer tarafından Denetim ve İşbirliği Komisyonuna yapılan başvurular, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla BMGK’ye iletilecek.

Mal varlığının dondurulması ve yasakların uygulanması

BMGK’nin kararlarına konu kişi veya kuruluşların veya bunlar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak kontrol edilen ya da bunların adına veya hesabına hareket eden kişi veya kuruluşların Türkiye’de bulunan mal varlığının, deniz ulaşım araçlarının dondurulması veya yasaklama kararları ile bu kararların kaldırılması kararları, Cumhurbaşkanının Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla gecikmeksizin uygulanacak.

BMGK’nin kararlarında belirtilen organizasyonların veya bunlar tarafından doğrudan veya dolaylı olarak kontrol edilen ya da bunların adına veya hesabına hareket eden kişi veya kuruluşların yasaklı işlem ve faaliyetlerde bulunduklarına ilişkin makul sebeplerin varlığı halinde Denetim ve İşbirliği Komisyonunun önerisi üzerine Türkiye’deki mal varlıkları, Cumhurbaşkanının Resmi Gazete’de yayımlanan kararıyla gecikmeksizin dondurulacak.

Kararların Resmi Gazete’de yayımlanması ile birlikte nihai listeler, ilgili kamu kurum ve kuruluşları tarafından internet sitelerinde gecikmeksizin yayımlanacak.

Yasaklama kararları ilgisine göre yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafından derhal yerine getirilecek.

Denetim ve İşbirliği Komisyonu

Kanun, uygulamayla ilgili olarak Denetim ve İşbirliği Komisyonu oluşturulmasını öngörüyor.

Komisyon, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanı başkanlığında Adalet Bakanlığı, Dışişleri Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Hazine Kontrolörleri Kurulu, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı, Nükleer Düzenleme Kurumu ve Sermaye Piyasası Kurulunun en az genel müdür veya başkan yardımcısı düzeyinde olmak üzere bildireceği üyelerden oluşacak.

Komisyonun sekretarya hizmetleri Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı tarafından yürütülecek.

Görüş ve bilgilerine gerek duyulan kurum ve kuruluşların temsilcileri Komisyona çağrılabilecek.

Komisyon, gerek görmesi halinde ilgili kişi, kurum ve kuruluşlardan görüş, bilgi ve belge talebinde bulunabilecek.

Komisyon, kanunun uygulanmasıyla ilgili olarak bilgi ve belge istediği takdirde talepte bulunulan kişi, kurum ve kuruluşlar, kanunlarda yer alan hükümlere dayanarak bilgi ve belge vermekten kaçınamayacak.

Komisyon, kamu kurum ve kuruluşlarına uygulamaya ve alınması gereken tedbirlere ilişkin olarak görüş bildirebilecek ve öneride bulunabilecek.

Kamu kurum ve kuruluşları, yasak işlem ve faaliyetlere ilişkin bilgi, belge ve bulgular ile değerlendirmelerini Komisyona bildirmekle yükümlü olacak.

Komisyon, yasak işlem ve faaliyetlerin gerçekleştirildiği hususunda makul sebeplerin varlığına istinaden kişi ve kuruluşlar ile deniz ulaşım araçlarının BMGK listelerine eklenmesine ve bu makul sebeplerin ortadan kalkması halinde listelerden çıkarılmasına ilişkin olarak BMGK’ye gönderilmek üzere Cumhurbaşkanına öneride bulunabilecek.

Yılda en az iki defa toplanacak Komisyon, çalışmalarını gizlilik esaslarına uygun olarak yerine getirecek.

Ceza hükümleri

Yasaklara aykırı hareket edenler, fiil, daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, 1 yıldan 8 yıla kadar çeşitli cezalara veya adli para cezasına çarptırılabilecek.

Mal varlığının dondurulmasıyla ilgili alınan kararın gereğini yerine getirmeyen veya yerine getirmekte ihmal veya gecikme gösteren kişilere, fiil, daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası verilecek.

Söz konusu suçların, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle ya da bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde, daha ağır ceza verilebilecek.

Kanunun uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar ile Komisyonun çalışma usul ve esasları Adalet, Dışişleri, Enerji ve Tabii Kaynaklar, Hazine ve Maliye, İçişleri ile Ticaret bakanlıkları tarafından, müştereken hazırlanacak yönetmelikle düzenlenecek. Yönetmelik, kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bir ay içinde yürürlüğe konulacak.

İzinsiz yardım toplayanlara cezalar artıyor

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun Teklifi ile izinsiz yardım toplayanlara yönelik idari para cezalarının miktarı artırılıyor.

İzinsiz yardım toplama faaliyetinin internet ortamında yapıldığının tespiti halinde ilgili valilik veya İçişleri Bakanlığı tarafından içerik veya yer sağlayıcıya, yardım toplama faaliyetine ilişkin içeriğin çıkarılması için internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik posta veya diğer iletişim araçları ile bildirimde bulunulacak.

İçeriğin en geç 24 saat içinde çıkarılmaması, içerik ve yer sağlayıcıya ilişkin bilgilerin edinilememesi ya da teknik nedenlerle bildirimde bulunulamaması halinde ilgili valilik veya İçişleri Bakanlığı, internet ortamındaki söz konusu içeriğe ilişkin erişimin engellenmesine karar verilmesi için sulh ceza hakimliğine başvuracak. Hakim, talebi en geç 24 saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlayacak ve gereği yapılmak üzere doğrudan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna gönderecek. Bu karara karşı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz edilebilecek. Erişimin engellenmesi kararı, içeriğe erişimin engellenmesi yöntemiyle verilecek.

Yurt içine ve yurt dışına yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenecek.

Denetim ile görevlendirilenler ve izin vermeye yetkili makamlar, yardım toplama faaliyetiyle ilgili olanlar ile kamu kurum ve kuruluşlarından, bankalar dahil gerçek ve tüzel kişilerden denetim görevi kapsamına giren hususla sınırlı olarak ilgili bilgi ve belgeyi isteme yetkisine sahip olacak. Talepte bulunulanlar özel kanunlarda yazılı hükümleri ileri sürerek bilgi ve belge vermekten kaçınamayacak.

İzinsiz yardım toplayanlara 5 bin Türk lirasından 100 bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilecek. İnternet ortamında izinsiz yardım toplanması halinde ise 10 bin Türk lirasından 200 bin Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanacak. İzinsiz yardım toplanmasına yer ve imkan sağlayanlar, uyarılmalarına rağmen bu faaliyeti sonlandırmazsa 5 bin Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılacak. Ayrıca, gerçek kişiler, yardım toplama faaliyeti için en az üç kişiden ibaret sorumlu kurul oluşturmak zorunda olacak.

Belirlenen usul ve esaslara aykırı olarak yurt dışına yardım yapan sorumlu kurul üyelerine, 5 bin Türk lirasından 100 bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilecek.

Kendilerinden istenen bilgi ve belgeleri vermeyenlere 5 bin Türk lirasından 20 bin Türk lirasına kadar idari para cezası uygulanacak. Bu aykırılığın kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde gerçekleşmesi halinde ilgili kamu kurum ve kuruluşunda çalıştırılma biçimine bakılmaksızın görev yapanlar hakkında ilgili mevzuat uyarınca disiplin hükümlerine göre işlem yapılacak ve sonucu yetkili makama bildirilecek.

Makbuzla belirli yerlere kutu koyarak, bankalarda hesap açtırarak, yardım pulu çıkararak, eşya piyangosu düzenleyerek, kültürel gösteriler ve sergiler yoluyla, spor gösterileri, gezi ve eğlenceler düzenlemek veya bilgileri otomatik ya da elektronik olarak işleme tabi tutmuş sistemler kullanmak suretiyle izinsiz yardım toplayanlar, uyarılmalarına rağmen bu faaliyeti sonlandırmazsa 5 bin Türk lirasından 20 bin Türk lirasına kadar idari para cezasına çarptırılacak.

İzin vermeye yetkili makamın izin verdiği yer dışında yardım toplayanlar, uyarılmalarına rağmen bu faaliyeti sonlandırmazsa 5 bin Türk lirasından 20 bin Türk lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılacak.

Bu kanunun diğer hükümlerine aykırı davranışta bulunanlara, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde 1000 Türk lirası idari para cezası verilecek.

İzinsiz toplanan mal ve paralara el konularak mülkiyetinin kamuya geçirilmesi kararlaştırılacak.

İdari yaptırımlara karar vermeye yardım toplama iznini veren makam yetkili olacak. İzinsiz yardım toplanması halinde idari yaptırımlara vali karar verecek. Vali bu yetkisini vali yardımcılarına veya kaymakamlara devredebilecek.

Dernek denetiminde bilirkişi görevlendirilecek

Merkezi yurt dışında olup Türkiye’de faaliyette bulunan vakıfların da yabancı dernekler gibi kanun kapsamına alınarak uygulamadaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla Dernekler Kanunu’nda değişiklik yapıldı.

Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yer alan suçlar ile Türk Ceza Kanunu’nda yer alan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ya da suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından mahkum olanlar derneklerin genel kurul dışındaki organlarında görev alamayacaklar. Dernek organlarına seçildikten sonra bu suçlardan mahkum edilenlerin görevi sona erecek. Yasaklanmış hakların geri verilmesi kararı verildiği takdirde bu hükümler uygulanmayacak.

Derneklerin denetimlerinin periyodik yapılmasını teminen, risk değerlendirmelerine göre denetimlerin üç yılı geçmeyecek şekilde her yıl ve kamu personeli tarafından yapılması öngörülüyor.

İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri ve dernekler denetçileri hariç, denetimlerde görevlendirilecek kamu görevlilerine verilecek ücretin tutarı İçişleri Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığınca birlikte tespit edilecek ve İçişleri Bakanlığı bütçesine konulacak ödenekten karşılanacak.

Denetim ile görevlendirilenler, kamu kurum ve kuruluşlarından, bankalar dahil gerçek ile tüzel kişilerden denetim görevi kapsamına giren hususla sınırlı olarak ilgili bilgi ve belgeyi isteme yetkisine sahip olacak. Talepte bulunulanlar özel kanunlarda yazılı hükümleri ileri sürerek bilgi ve belge vermekten kaçınamayacak.

İçişleri Bakanlığınca veya mülki idare amirliğince talep edilmesi halinde, demekler ile derneklere ait her türlü tesis, müessese ve ortaklığı bulunan kuruluşlar, görev alanları ile sınırlı olmak üzere ilgili bakanlık ve kuruluşlar tarafından denetlenecek.

Denetim sırasında, uzmanlık veya teknik bilgi gerektiren durumlarda İçişleri Bakanlığı, valilikler ve kaymakamlıklar tarafından bilirkişi görevlendirilebilecek.

Dernekler tarafından yurt dışına yapılacak yardımlar

Kanunla dernekler tarafından yurt dışına yapılacak yardımların şeffaf ve hesap verilebilir şekilde yürütülmesi, ayrıca suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı ile mücadele kapsamında gerekli tedbirlerin alınması amacıyla, bildirim esasına dayalı olmak üzere Türkiye’den yurt dışına yapılacak yardımlara ilişkin düzenleme yapılıyor. Buna göre, yurt dışına yapılacak yardımlar, yardım gerçekleştirilmeden önce dernekler tarafından mülki idare amirliğine bildirilecek. Bildirimin şekli ve içeriği ile yurt dışına yapılacak yardımlara ilişkin usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenecek.

Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yer alan suçlar ile Türk Ceza Kanunu’nda yer alan uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti ya da suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçlarından dolayı derneğin genel kurulu dışındaki organlarında görevli olanlar veya ilgili personel hakkında kovuşturma başlatılması halinde bu kişiler yahut bu kişilerin görev yaptığı organlar geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanı tarafından görevden uzaklaştırılabilecek.

Bu tedbirin yeterli olmaması ve gecikmesinde sakınca bulunması durumunda İçişleri Bakanı, demeği geçici olarak faaliyetten alıkoyabilecek ve derhal mahkemeye başvuracak. Mahkeme 48 saat içinde faaliyetten geçici alıkoymaya ilişkin kararını verecek. İlgililer her zaman faaliyetten geçici alıkoyma kararının kaldırılmasını talep edebilecek. Mahkeme başvuruyu gecikmeksizin karara bağlayacak.

İdari yaptırımlar artıyor

Kanunla dernekler üzerinden suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı suçlarıyla daha etkin mücadele için idari yaptırımlar yeniden düzenleniyor ve caydırıcılığın sağlanması amacıyla yaptırım miktarı artırılıyor.

Buna göre, tutulması zorunlu olan defter ve belgelerin, okunamayacak hale gelmesi veya kaybolması halinde, öğrenme tarihinden itibaren 15 gün içinde dernek merkezinin bulunduğu yerin yetkili mahkemesine zayi belgesi almak için başvurmayan veya bu belgeyi denetim sırasında ibraz edemeyenler 3 aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılacak.

Mülki idare amirliğine önceden bildirimde bulunmadan yurt dışındaki kişi, kurum ve kuruluşlardan yardım alanlara, 5 bin Türk lirasından 100 bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilecek.

Denetim sırasında istenen belgelerin gösterilmemesi durumunda, 5 bin Türk lirasından 20 bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilecek. Ancak bu aykırılığın kamu kurum ve kuruluşları bünyesinde gerçekleşmesi halinde yetkilendirilen makamın yapacağı bildirim üzerine, ilgili kamu kurum ve kuruluşunda çalıştırılma biçimine bakılmaksızın görev yapanlar hakkında disiplin hükümlerine göre işlem yapılacak ve sonucu yetkili makama bildirilecek.

7 bin Türk lirasını aşan her türlü gelir, tahsilat, gider ve ödemelerini bankalar ve diğer finans kuruluşları veya PTT aracılığıyla yapmayan dernek yöneticilerine her bir işlem için işleme konu tutarın yüzde 10’una kadar idari para cezası verilecek.

15 yaşını bitiren ancak yasal temsilcilerinin yazılı izni olmadan çocuk dernekleri kuran veya üye olanlar için ve bu kişilerin görevlerini yazılı uyarıya rağmen 7 gün içerisinde sonlandırmayan dernek yöneticilerine 1500 Türk lirası İdari para cezası verilecek. Mülki idare amirince yapılan ikinci yazılı uyarıya rağmen 30 gün içinde bu kişilerin organlardaki görevlerinin sonlandırılmaması halinde cumhuriyet savcısının veya bir ilgilinin istemi üzerine mahkeme, derneğin feshine karar verebilecek.

“Finansal grup” tanımı ekleniyor

TBMM Genel Kurulunda kabul edilen Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesi Kanunu w ile Dernekler Kanunu’nda değişikliğe gidilerek yasa hükümlerinin, yurt dışında bulunan tüm sivil toplum kuruluşlarının Türkiye’de yapacakları faaliyetlere de uygulanabilmesi sağlanıyor. Kanunda hüküm bulunmayan hallerde ise Türk Medeni Kanunu hükümlerinin uygulanacak.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, yürütülen soruşturma veya kovuşturmalar bakımından muhafaza altına alınan veya el konulan malvarlığı değerlerinin kıymeti tespit edilecek. Düzenlemeyle Kabahatler Kanunu’nda sayılan tüzel kişilerin sorumluluğu bakımından suçların bir özel hukuk tüzel kişisinin organ/temsilcisi ya da organ/temsilci olmamakla birlikte tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi tarafından tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi halinde, tüzel kişi hakkında idari para cezası yaptırımı uygulanması sonucunu doğuran suçlar arasına uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti de ekleniyor.

Kanuna, terörizmin finansmanı suçu bakımından da uyum düzenlemesi yapılıyor. Buna göre, Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun’da tanımlanan “terörizmin finansmanı suçu”nun, tüzel kişinin yararına olarak işlenmesi halinde, bu tüzel kişiye iki milyon liraya kadar verilebilecek idari para cezasının üst sınırı 50 milyon liraya yükseltiliyor. Söz konusu ceza, işleme veya eyleme konu menfaatin iki katından az olamayacak.

Daha ağır idari para cezasını gerektiren bir kabahat oluşturmadığı hallerde, bir özel hukuk tüzel kişisinin organ/temsilcisi veya organ/temsilci olmamakla birlikte bu tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde görev üstlenen bir kişi tarafından bir tüzel kişinin yararına işlenmesi durumunda, tüzel kişi hakkında idari para cezasına karar verilebilmesi için fiili gerçekleştiren kişi hakkında yürütülen soruşturma veya kovuşturmanın tamamlanması beklenmeyecek. Soruşturma veya kovuşturma sonucunda suçun tüzel kişinin yararına işlenmediğinin anlaşılması halinde idari para cezası kaldırılacak, tahsil edilmiş ise iade edilecek.

Kanun, Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’da da değişiklik yapıyor. Buna göre, “yükümlü” tanımına “savunma hakkı bakımından diğer kanun hükümlerine aykırı olmamak ve Avukatlık Kanununun 35. maddesinin birinci fıkrası ile alternatif uyuşmazlık çözüm yolları kapsamında ifa edilen mesleki çalışmalar nedeniyle edinilen bilgiler hariç olmak üzere taşınmaz alım satımı, sınırlı ayni hak kurulması ve kaldırılması, şirket, vakıf ve demek kurulması, birleştirilmesi ile bunların idaresi, devredilmesi ve tasfiyesi işlerine ilişkin finansal işlemlerin gerçekleştirilmesi, banka, menkul kıymet ve her türlü hesaplar ile bu hesaplarda yer alan varlıkların idaresi işleriyle sınırlı olmak üzere serbest avukatlar” ibaresi ekleniyor.

Öte yandan merkezi Türkiye’de veya yurt dışında bulunan bir ana kuruluşa bağlı veya bu kuruluşun kontrolünde olan Türkiye’de yerleşik finansal kuruluşlarla bunların şube, acente, temsilci ve ticari vekil ve benzeri bağlı birimlerinden oluşan grup “finansal grup” olarak tanımlanıyor.

Kanundaki “kimlik tespiti” ibaresi, “müşterinin tanınması” ibaresiyle değiştiriliyor. Böylece, yükümlülerin, kendileri nezdinde yapılan veya aracılık ettikleri işlemlerde işlem yapılmadan önce işlem yapanlarla nam veya hesaplarına işlem yapılanların kimliklerinin tespit edilmesi; kimlik tespit edilirken alınan bilgilerin teyidine esas belgelerin gerçekliğinin kontrol edilmesi; karmaşık ve olağandışı büyüklükteki işlemlerle görünürde makul, hukuki ve ekonomik amacı bulunmayan işlemlere özel dikkat gösterilmesi; müşterileri tarafından gerçekleştirilen işlemlerin müşterinin mali durumu ile uyumlu olup olmadığını izlemek gibi müşterinin tanınmasına ilişkin gerekli tedbirler alınmasının sağlanması hedefleniyor.

“Finansal grup” düzenlemesi bağlamında Hazine ve Maliye Bakanlığına eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri oluşturulması konusunda yetki veren fıkraya, “risk temelli yaklaşım” ve “yükümlü ve finansal grup seviyesinde” ibareleri eklenecek.

Ayrıca finansal gruba bağlı kuruluşlar, belirtilen tedbirlerin grup seviyesinde alınmasını teminen müşterinin tanınmasıyla hesap ve işlemlere ilişkin olarak grup içerisinde bilgi paylaşımında bulunabilecek. Özel kanunlarda yer alan hükümler ileri sürülerek bilgi paylaşımından kaçınılamayacak. Bakanlık paylaşıma konu bilgileri ve uygulamaya ilişkin esasları belirlemeye yetkili olacak.

Böylece finansal grup içerisinde bulunan yükümlülerin suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı suçlarıyla daha etkin mücadele etmelerinin sağlanması amaçlanıyor.

İdari para cezaları artırılıyor

Kanunla Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun’un “yükümlülük halinde idari ceza” başlıklı maddesinde caydırıcılığın artırılması ve yeni tedbirler öngörülmesi için değişikliğe gidiliyor.

Buna göre, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığınca, kanundaki “müşterinin tespiti” ve “devamlı bilgi verme” başlıklı yükümlülüklerden herhangi birini ihlal eden yükümlülere 30 bin lira; yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılan veya yapılmaya teşebbüs edilen işlemlere konu mal varlığının yasa dışı yollardan elde edildiğine veya yasa dışı amaçlarla kullanıldığına dair herhangi bir bilgi, şüphe veya şüpheyi gerektirecek bir hususun bulunması halinde bu işlemlerin yükümlüler tarafından Başkanlığa bildirilmemesi halinde ise 50 bin lira idari para cezası verilecek.

Yükümlünün banka, finansman şirketi, faktoring şirketi, ikrazatçı, fınansal kiralama şirketi, sigorta ve reasürans şirketi, emeklilik şirketi, sermaye piyasası kurumu, yetkili müessese, ödeme ve elektronik para kuruluşu ile yönetmelikle belirlenecek diğer finansal kuruluşlar olması halinde, idari para cezası işlem tutarının yüzde 5’inden az olmamak üzere iki kat olarak uygulanacak.

Bakanlığın eğitim, iç denetim, kontrol ve risk yönetim sistemleri oluşturulması konusunda işletme büyüklükleri ve iş hacimlerini de dikkate alarak usul ve esasları belirleme yetkisini düzenleyen maddedeki yükümlülüklere aykırı hareket edilmesinin tespiti halinde yükümlülere yazılı ihtar yapılarak 30 günden az olmamak üzere bir süre verilecek. Bu süre sonunda eksikliklerin tamamlanmaması halinde 500 bin lira idari para cezası uygulanacak. İdari para cezasının tebliği ile birlikte yazılı ihtar yapılarak 60 günden az olmamak üzere yeni bir süre verilecek. Bu süre sonunda da eksikliklerin tamamlanmaması halinde verilen ilk idari para cezasının iki katı idari para cezası daha uygulanacak. İkinci idari para cezasının tebliğinden itibaren 30 gün içinde eksikliklerin tamamlanmaması halinde yükümlünün faaliyetlerinin belli bir süre durdurulması, kısıtlanması veya faaliyet izin belgesinin iptaline yönelik tedbirlerin alınması için durum ilgili kuruma bildirilecek.

Yükümlülüklere uymayan sorumlu yönetim kurulu üyesine, yoksa üst düzey yöneticisine belirtilen ihtarlar yapılmak ve sürelere uyulmak koşuluyla yükümlüye verilen idari para cezasının dörtte biri uygulanacak.

Elektronik tebligata ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmediği tespit edilen kişi, kurum veya kuruluşlara her bir tespit için 40 bin lira idari para cezası uygulanacak, bu şekilde bir yıl içinde uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı bir milyon lirayı geçemeyecek.

Maddenin birinci ve ikinci fıkrası kapsamında uygulanacak idari para cezasının toplam tutarı, her bir yükümlülük için ihlalin yapıldığı yıl itibarıyla, birinci fıkra kapsamında iki kat olarak uygulanacak yükümlüler için 40 milyon lirayı; bunlar dışında kalan yükümlüler için 4 milyon lirayı aşamayacak.

Üst tutardan ceza uygulanan yükümlüler nezdinde takip eden yılda aynı neviden bir yükümlülük ihlali olması durumunda bu hadler iki kat olarak uygulanacak. Yükümlülüğün ihlal edildiği tarihten itibaren 8 yıl geçtikten sonra idari para cezası verilemeyecek.

Cumhuriyet savcısı da el koyma kararı verebilecek

Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da el koyma kararı verebilecek. Hakim kararı olmaksızın yapılan el koyma işlemi 24 saat içinde görevli hakimin onayına sunulacak. Hakim en geç 24 saat içinde onaylanıp onaylanmamasına karar verecek. Hakimin onaylaması halinde Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “taşınmazlara, hak ve alacaklara elkoyma” başlıklı maddesinde belirtilen değere ilişkin rapor 3 ay içinde alınacak ve tekrar hakim onayına sunulacak. Onaylanmama veya raporun 3 ay içinde alınamaması halinde Cumhuriyet savcılığının kararı hükümsüz kalacak.

Aklama suçunun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın Ceza Muhakemesi Kanunu’nun “gizli soruşturmacı görevlendirilmesine” ilişkin maddesinde yer alan hükümlere göre gizli soruşturmacı görevlendirilebilecek, Karaparanın Aklanmasının Önlenmesine Dair Kanun’da yer alan hükümlere göre kontrollü teslimat tedbirine karar verilebilecek.

Yükümlüler nezdinde veya bunlar aracılığıyla yapılmaya teşebbüs edilen ya da halihazırda devam eden işlemleri, işleme konu mal varlığının aklama veya terörün finansmanı suçu ile ilişkili olduğuna dair şüphe bulunması üzerine, şüpheyi teyit etmek, işlemi analiz etmek veya gerekli görüldüğünde analiz sonuçlarını yetkili makamlara intikal ettirmek amacıyla 7 iş günü süreyle askıya alınan veya gerçekleşmesine izin verilmeyen işlemi, alınan karara aykırı şekilde gerçekleştiren yükümlülere işlem tutarı kadar idari para cezası verilecek. Ancak verilecek idari para cezası 50 bin liradan az olamayacak.

Hamiline pay senetlerinin bastırılması ve devrinde bildirim zorunluluğu

Türk Ticaret Kanunu’nda yapılan değişikliğe göre, Ticaret Bakanlığı, pay defteri, yönetim kurulu karar defteri ile genel kurul toplantı ve müzakere defterinin elektronik ortamda tutulmasını zorunlu kılabilecek, Sermaye Piyasası Kanunu hükümleri saklı olacak.

Hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılmasında ve devrinde Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirim yükümlülüğü getiriliyor.

Halka açık olmayan anonim şirketlerde hamiline yazılı pay senetleri bakımından yönetim kurulunun pay sahipleri çizelgesini Merkezi Kayıt Kuruluşundan sağlayacağı listeye göre düzenlemesi hükme bağlanıyor. Bu kapsamda hamiline yazılı pay senedi sahipleri bakımından giriş kartı alma usulü kaldırılıyor.

Pay sahipleri çizelgesinin Merkezi Kayıt Kuruluşundan sağlanmasının usul ve esasları, gereğinde genel kurul toplantısının yapılacağı gün ile sınırlı olmak üzere payların devrinin yasaklanması ve ilgili diğer konular Sermaye Piyasası Kanunu’nun ilgili maddesi uyarınca kayden izlenen paylara ilişkin olarak Sermaye Piyasası Kurulu, hamiline yazılı paylar bakımından ise Ticaret Bakanlığı tarafından bir tebliğle düzenlenecek.

Yönetim kurulunca, hamiline yazılı pay sahipleri ile sahip oldukları paya ilişkin bilgiler, senetler pay sahiplerine dağıtılmadan önce Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilecek.

Kayden izlenmeyen hamiline yazılı pay senetlerinin devrinde, devrin şirket ve üçüncü kişiler nezdinde hüküm ifade etmesi için pay senedini devralan tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirimde bulunulması zorunlu olacak.

Türk Ticaret Kanunu’na ilişkin değişiklikler 1 Nisan 2021 tarihinde; diğer düzenlemeleri ise yayımı tarihinde yürürlüğe girecek.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

TBMM (AA) – Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaştı.

Kanuna göre, Cumhuriyet başsavcısı, Cumhuriyet savcılarının soruşturmayı sonlandıran kararları arasında oluşabilecek farklılıkların giderilmesinde, bu kararların kanuna uygunluğunun denetlenmesinde görevli ve yetkili olacak.

Yabancı hükümlüler hakkında denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezalarının infazına karar verildiği takdirde, sınır dışı edilme işlemleriyle ilgili olarak, bu hükümlülerin durumları İçişleri Bakanlığınca değerlendirilecek. Böylece, yabancı hükümlünün koşullu salıverilmesi veya cezasının infazının tamamlanması halleri bakımından uygulanan bu tedbir, denetimli serbestlik tedbiriyle cezanın infazına karar verilmesi hali bakımından da uygulanacak.

Bulundukları ceza infaz kurumundan, başka bir kuruma nakil talebinde bulunan hükümlülerden, maddi durumlarının yetersizliğini belgelendirmeleri durumunda nakil giderleri alınmayacak.

Hükümlüler, gerekli teknik altyapının bulunduğu kurumlarda Adalet Bakanlığınca belirlenecek usul ve esaslar çerçevesinde elektronik yöntemlerle de mektup alıp, gönderebilecek.

Hükümlü tarafından resmi makamlara veya savunması için avukatına gönderilen mektup, faks ve telgraflar, alıcısı dışındaki kişilerin erişimini engelleyici tüm önlemler alınarak, hükümlünün talebine göre posta yoluyla veya elektronik ortamda alıcısına ulaştırılabilecek.

Kamu düzeninin korunması, kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla; terör suçları, örgüt kurmak, yönetmek, örgüte üye olmak suçları ile örgüt faaliyeti kapsamında işlenen suçlardan mahkum olan veya tehlikeli halde bulunan, dışarıyla iletişiminin kurum güvenliği açısından tehlikeli olabileceği değerlendirilen hükümlülere gelen veya bu hükümlülerce gönderilen mektup, faks ve telgraflar, dijital olarak kaydedilebilecek veya fiziki olarak saklanabilecek.

Önceden bilgilendirilmek suretiyle, kapalı ceza infaz kurumlarında bulunan bu hükümlülerin yapacakları görüşmeler, kamu düzeninin korunması, kişi, toplum ve kurum güvenliğinin sağlanması, suç işlenmesinin önlenmesi amacıyla kurum yönetimi tarafından dinlenebilecek ve elektronik cihazlar da dahil olmak üzere kaydedilebilecek.

Bu iletilere ilişkin kayıt veya belgeler, amacı dışında kullanılamayacak, kanunda açıkça belirtilen haller dışında hiçbir kişi veya kurumla paylaşılamayacak, herhangi bir soruşturma ve kovuşturmaya konu edilmemiş ise en geç 1 yıl sonunda silinecek. Silme veya imha işlemleri, Cumhuriyet savcısı tarafından denetlenecek.

Hükümlülerin ziyaret süresi 1 saatten 1,5 saate çıkarılacak. Tutuklu ve hükümlüler bakımından hasta ziyareti amacıyla verilen mazeret izinleri arasında beklenmesi gereken asgari bir aylık süre şartı kaldırılacak.

TBMM (AA) – AK Parti, CHP, HDP, MHP ve İYİ Parti gruplarının, birleştirilerek görüşülen Meclis araştırma önergeleri üzerinde İYİ Parti Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Hayrettin Nuhoğlu, müsilajın, denizin insan eliyle kirletilmesiyle oluşan bir çevre felaketi olduğunu söyledi.

Marmara Denizi’ne deşarj olan sanayi tesisleri ve evsel atıkların tespit edilerek Coğrafi Bilgi Sistemi’nde kapsamlı envanterinin çıkarılması gerektiğini belirten Nuhoğlu, “Deniz araçlarından kaynaklanan her türlü kirlenme kontrol altına alınmalı. Temizleme çalışmalarının hangi metotla yapılması gerektiğine bilim insanlarının görüşleri alınmadan karar verilmemeli. Marmara Denizi ölmeden seferberlik ilan edilmeli.” dedi.

Nuhoğlu, Kanal İstanbul için harcanacak paranın yüzde 2,5’iyle Marmara Denizi’nin temizlenebileceğini savundu.

“Bakanlığın açıkladığı eylem planı titizlikle uygulanmalı”

MHP İzmir Milletvekili Hasan Kalyoncu, evsel ve endüstriyel atıklarla denizin ve denize ulaşan akarsuların kirletilmesi, kıyıların doldurulması ve betonla çevrilmesinin, Marmara Denizi’nin ekosisteminde dönüşüme ve müsilaj oluşumuna yol açtığını ifade etti.

Denizlerdeki kirlenmenin kontrol altına alınmaması durumunda, özellikle körfez alanlarında benzeri sorunlarla karşılaşılmasının kaçınılmaz olduğunu belirten Kalyoncu, atıkların kaynağında ayrıştırılmasının, Türkiye genelinde uygulamaya geçirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kalyoncu, müsilaj oluşumu ve çevresel felaketlere karşı alınması gereken önlemleri şöyle sıraladı:

“İklim değişikliği ve küresel ısınma sonucu Marmara Denizi’ndeki su sıcaklıklarındaki artış nasıl değişim gösterecek, Karadeniz ve Ege Denizi’nde bu artış düzeyleri nasıl olacak? Bunların araştırılması gerekiyor. Fitoplanktonik flora çeşitliliği ortaya konulmalı, geçmiş verilerle karşılaştırılmalı ve yabancı tür varlığı tespit edilerek, hangi türlerin müsilaja sebebiyet verdiği belirlenmeli. Tuna Nehri’nden gelen kirliliğin boğazlarımız ve Marmara Denizi üzerindeki etkileri netleştirilmeli. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının açıkladığı eylem planı titizlikle uygulanmalı.”

“İleri arıtma sistemi bulunmayan işletmelerin ruhsatları iptal edilsin”

HDP İzmir Milletvekili Murat Çepni, müsilajın, denizlerdeki biyolojik yaşamın başlangıcı olan fitoplanktonların aşırı çoğalması sonucu ortaya çıktığını ifade etti.

Marmara Denizi’ne dökülen tüm atıkların önünün kesilmesi gerektiğine işaret eden Çepni, Marmara Denizi çevresinde, ileri arıtma sistemi bulunmayan işletmelerin ruhsatlarının iptalini istedi.

Çepni, müsilajın, yalnızca yüzeyde olmadığı için yüzey temizliği sırasında daha fazlasının dibe çökebileceği uyarısında bulunarak, bu konuda bilim insanlarıyla ortak çalışma yürütülmesi gerektiğini dile getirdi.

Murat Çepni, “Yeni planlamada, Marmara Bölgesi’nde sanayileşme durdurulmalı yeni kentleşme ve nüfus akışı engellenmeli. Kanal İstanbul projesi derhal durdurulmalı. Çünkü Kanal İstanbul, hem Karadeniz’den gelecek kirliliği hem de bölgede kentleşmeyi artıracak.” dedi.

“Marmara Denizi foseptik çukuru haline getirilmiş”

CHP Kahramanmaraş Milletvekili Ali Öztunç, son aylarda yaşanan en büyük sorunun müsilaj olduğunu belirterek, “Bu sorun uzun yıllardır var ve konuşuluyor. 2007-2014 yılları arasında Marmara Çevre İzleme Projesi kapsamında 9 ayrı rapor hazırlanmış. 9 ayrı raporda müsilaj sorununa dikkat çekilmiş, ‘Marmara Denizi ölüyor’ denmiş. Herkes kulağının üstüne yatmış.” diye konuştu.

Marmara Denizi’nin, milletin ortak malı olduğunu, bu nedenle konuya siyasi bakmamak, siyasi davranmamak gerektiğini vurgulayan Öztunç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Sebep nedir? Sebep şüphesiz küresel ısınmanın etkisi var. Yaklaşık 2-2,5 derece deniz suyu sıcaklığı var. Şüphesiz bunun etkisi var. Evsel, kimyasal atıkların, Ergene Nehri’nin etkisi var çünkü Ergene Nehri kirli akıyor. Marmara Denizi’nin bir iç deniz olmasından kaynaklı bir sıkıntı var, bir iç deniz ama böyle giderse maalesef iç çöl olacak. Çünkü Marmara Denizi, bir anlamda foseptik çukuru haline getirilmiş durumda ve bunda herkesin günahı var.”

“Marmara Denizi’ndeki müsilaj meselesi muhakkak çözülecek”

AK Parti Grup Başkanı Naci Bostancı, partilerin, Marmara Denizi’nde ortaya çıkan müsilaj sorununun nedenlerinin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla verdiği araştırma önergelerine işaret ederek, “Meclis’te Marmara Denizi’ndeki müsilaja ilişkin ortak perspektif geliştirerek, bu meselenin çözümüne ciddi katkı vereceğimize inanıyorum.” dedi.

Bostancı, “Marmara Denizi’ndeki müsilaj meselesi muhakkak çözülecek ama sadece Marmara meselesi mi, Marmara’yı aşan boyutu nedir? Böyle baktığımızda aslında uzunca bir süreden beri bu çevre meselesinin yükseldiğini, çok tartışıldığını, niçin birtakım problemler yaşadığımıza ilişkin hem akademik literatürde hem de siyasette çok çeşitli ve zengin değerlendirmelerin yapıldığını biliyoruz.” ifadesini kullandı.

Küresel ısınmanın arttığına işaret eden Bostancı, “Her bir derecede, her yerin ikliminin nasıl değiştiği ve bu çerçevede habitatın, oradaki canlıların, biyolojik yapının, tarımın bu değişmeyi takip ederek ne tür insani dramlar yaratacağını bir öngörüyle insanlar görüyorlar.” değerlendirmesinde bulundu.

Bostancı, konuya ilişkin ortak aklın geliştirilmesinin önemine dikkati çekerek, “Suların kirlenmesi meselesi son derece önemli. Denizlerdeki kirlilik meselesi yalnızca Marmara’da değil, unutmayalım Atlas Okyanusu’nda bile kirlilik var. Orada çok geniş naylon dağları, lastik poşetlerden oluşan büyük adalar teşekkül ediyor.” diye konuştu.

Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorunun dramatik şekilde ortaya çıktığını vurgulayan Bostancı, konunun tarihsel ve küresel perspektifine işaret etti.

Bostancı, “Modernleşmenin bir yüzü ilerleme, gelişme ise diğer yüzü de insanoğlunun bugün karşı karşıya olduğu ekolojik, küresel problemler. Henüz ipuçları ortaya çıktı. Böyle kolektif bir akılsızlıkla gidersek felaketlerin karşımıza çıktığını göreceğiz.” yorumunu yaptı.

“Çevresel yatırımlar AK Parti döneminde hız kazandı”

AK Parti İstanbul Milletvekili Mustafa Demir ise genel olarak karşılarına çıkan üç faktörün, bazı fitoplankton türlerinin daha hızlı çoğalıp sorunun büyümesine neden olduğunu belirterek, bunların deniz suyunun sıcaklığının aniden artması, Marmara Denizi’nin durgun yapısı ve kirliliğin artışı olduğunu söyledi. Demir, “Bunlar üst üste geldiği zaman alg patlamaları ile birlikte günümüzde giderek görünürlüğü artan müsilajla karşı karşıyayız.” dedi.

Demir, şöyle devam etti:

“Çevresel yatırımlar, AK Parti döneminde hız kazandı. Ülkemiz genelindeki atık su arıtma tesisi sayısı 2002 yılında 145’ken, 2020 yılında yaklaşık yüzde 700 artarak 1170’e yükselmiştir. İstanbul’da 2002 yılında sadece 12 atık su arıtma tesisi varken, 2020 yılında bu arıtma tesisi sayısı 87’ye yükselmiştir. Atık su arıtma hizmeti veren belediye nüfusu oranı 2002’de yüze 35’ken 2020’de yüzde 89’a çıkmıştır. Burada yapılan çalışmalar ve katedilen mesafe son derece önemlidir. Geleceğimize ve çevreye büyük bir hizmettir bütün bunlar.”

Demir, müsilaj temizleme çalışmalarının başlatıldığını sözlerine ekledi.

“Biz geldiğimiz zaman İstanbul entübe olmuştu”

AK Parti Bursa Milletvekili Muhammet Müfit Aydın ise “Biz geldiğimiz zaman 1994’te, İstanbul entübe olmuştu. Su yok, çöp yığınları korkunç bir şey.” dedi.

Aydın, CHP sıralarını işaret ederek, “Şimdi siz çevreciliği başlattığınız zaman biraz da kendinize bir bakın, kendinizi bir görün. Bunları unutarak söylediğiniz zaman üzülüyoruz. Bugün çok iyi niyetle toplanılmış ve çok da güzel bir konuyla alakalı bir karar verilecek.” ifadesini kullandı.

Genel Kurulda konuşmaların ardından yapılan oylamayla, Marmara Denizi’nde ortaya çıkan müsilaj sorununun nedenlerinin araştırılarak, alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla Meclis Araştırması Komisyonu kuruldu.

TBMM Başkanvekili Haydar Akar, komisyonun kurulmasına destek veren siyasi parti gruplarına teşekkür etti.

Görüşmelerin tamamlanmasının ardından Akar, birleşimi 15 Haziran Salı günü saat 15.00’te toplanmak üzere kapattı.