KKTC Cumhurbaşkanı Tatar hükümet kurma görevini yeniden Saner'e verdi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Ulusal Birlik Partisi (UBP) Genel Başkan Vekili Ersan Saner’i Cumhurbaşkanlığında kabul ederek hükümeti kurmakla görevlendirdi.

Saner, görüşme sonrası gazetecilere değerlendirmelerde bulunarak, 7 Kasım’da hükümet kurma görevi aldıktan sonra mecliste temsil edilen partilerle görüşmeler gerçekleştirdiklerini hatırlattı. Saner partilerin tutumlarıyla ilgili bilgilerin kendilerinde mevcut olduğunu söyledi.

6 Ekim’de Halkın Partisinin (HP), UBP-HP koalisyon hükümetinden ayrılmasıyla ülkede ciddi bir hükümet boşluğu yaşandığını vurgulayan Saner, bir an önce hükümetin kurulması ve halkın beklediği icraatların yapılması için UBP olarak üzerlerine düşen her şeyi yapacaklarını kaydetti.

Saner, dün akşam Demokrat Parti (DP) ve Yeniden Doğuş Partisi (YDP) yetkilileriyle bir araya geldiklerini hatırlatarak, “Hemen bu akşam başta DP ve YDP ile görüşmelere başlayacağız. Buradan inşallah olumlu sonuçlar üretebilirsek, halkımız için en hayırlısı olacak bir model hükümet kurmak için her türlü çalışmayı gerçekleştireceğiz.” dedi.

3 vekil HP’den istifa etti

KKTC’de Halkın Partisi (HP) milletvekilleri, Mesut Genç, Hasan Topal ve Hasan Büyükoğlu, bugün partilerinden istifa ettiklerini açıkladı.

KKTC Cumhuriyet Meclisi’nde basın toplantısı düzenleyen 3 milletvekili, görevlerine bağımsız olarak devam edeceklerini ve mecliste nisaba (yeter sayı) destek vereceklerini ifade ederek, istifalarının hükümet kurma çalışmalarıyla ilişkili olmadığını kaydetti.

Hükümet kurma görevi Saner ve Erhürman’a verilmişti

Cumhurbaşkanı Tatar, 7 Kasım’da hükümeti kurma görevini UBP Genel Başkan Vekili Ersan Saner’e vermişti. Saner, mecliste temsil edilen partilerle yaptığı görüşmeler neticesinde bir sonuca varamamış ve 21 Kasım’da görevi iade etmişti.

Tatar, daha sonra 21 Kasım’da hükümet kurma görevini Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman’a vermiş ancak Erhürman da 3 Aralık’ta görevi iade etmişti.

HP’li 3 vekilin istifası üzerine KKTC Cumhuriyet Meclisi’nde aritmetik değişti. Buna göre, KKTC Cumhuriyet Meclisi’nde UBP 20, CTP 12, HP 6, DP 3, Toplumcu Demokrasi Partisi (TDP) 3 ve YDP 2 milletvekiliyle temsil edilirken, 3 de bağımsız vekil bulunuyor.

KKTC’de 50 sandalyeden oluşan Cumhuriyet Meclisinde hükümetin kurulabilmesi için 26 milletvekilinin desteği gerekiyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – İstanbul Havalimanı Emniyet Şube Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, KKTC’ye gidecek Türk yolcuların fotoğraf bulunmayan kimlik kartı ile çıkış işlemleri uygulaması 1 Ekim itibariyle sona erecek.

İlgili genelge kapsamında, Türk vatandaşı yolcular, KKTC’ye yeni tip fotoğraflı kimlik kartıyla seyahat edebilecek.

LEFKOŞA (AA) – Bakan Tahsin Ertuğruloğlu,18 Eylül Cumartesi günü ABD’nin New York kentinde başlayacak temaslar ve Kıbrıs meselesindeki pozisyonlarına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

İsviçre’nin Cenevre’de 27-29 Nisan’da gerçekleştirilen gayriresmi 5+BM konferansında Türk tarafının pozisyonunu net olarak ortaya koyduğunu belirten Ertuğruloğlu, taraflar arasında ortak zeminin olup olmadığını tespit etmek için yapılan ancak ortak zemin bulunamayan bu toplantı sonrasında BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 2-3 ay içerisinde yeni bir gayriresmi görüşme için çağrıda bulunacağını açıkladığını hatırlattı.

Ertuğruloğlu, New York’ta KKTC heyetinin Guterres ile görüşmesinin olacağını, Genel Sekreter’in Rum tarafıyla da görüşeceğini belirterek, yeniden 5+BM formatının gerçekleşmesinin halihazırda belli olmadığını ve bunu pek olası görmediğini söyledi.

Cenevre konferansı sonrasında taraflar arasında ortak zemin oluşacak yeni bir gelişmenin yaşanmadığını belirten Ertuğruloğlu, “Cenevre’de ortaya koyduğumuz pozisyondan geri adım atacak değiliz. Eşit egemenliğimiz ve eşit uluslararası statümüz, politikamızın olmazsa olmazıdır.” dedi.

Ertuğruloğlu, dünya Kıbrıs Rum kesimini “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak kabul ettiği sürece, Rumların “Kıbrıs Cumhuriyeti” olduğu yalanından vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Kıbrıs sorununu, “Rumların tek başına Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanınması” olarak tanımlayan Ertuğruloğlu, “Bunu bir kenara koyalım ve gelin Kıbrıs sorununu çözelim” yönündeki yaklaşımın, sorunun çözülmesinin önünde bir engel olduğunu kaydetti.

Ertuğruloğlu, “(Kıbrıs’ta) Ada’da iki ayrı halk, demokrasi, devlet ve egemenlik olduğunu kabul etmeniz lazım. Tek ada ve iki devlet gerçeğine gelinmediği sürece Kıbrıs konusunda uzlaşı formülleri peşinde koşmanın hiçbir anlamı yoktur, gerçekleşmeyecektir. Benim kişisel olarak beklentim Genel Sekreter’in gerçekçi davranarak, ‘(Kıbrıs’ta) ortak zemin yoktur, benim İyi Niyet Misyonumu başarıyla sürdürmeme olanak yoktur’ diyerek görevini iade etmesidir. BM’nin Kıbrıs konusuna, Kıbrıs Türk tarafının aleyhine taraf olmaktan kurtarılması gerekir.” ifadelerini kullandı.

“BM’nin Güvenlik Konseyi kararlarını yerdeki (sahadaki) realitelere uygun bir şekle getirmesi gerekir”

BM’nin “Ada’da tek bir yasal devlet vardır, Kıbrıs Türkü de o devletin bir toplumudur” politikasına devam ettiğini hatırlatan Ertuğruloğlu, böyle devam etmesi halinde kimsenin Kıbrıs konusunda bir gelişme beklentisinde olmaması gerektiğini söyledi.

Ertuğruloğlu, “BM’nin yapması gereken, Güvenlik Konseyi kararlarını, yerdeki (sahadaki) realitelere uygun bir şekle getirmesidir. BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs konusunda realitelerle ters düşen kararlar zinciri vardır, bunun tam tersi olması lazım. Güvenlik Konseyi kararlarının Ada’nın gerçeklerine uyumlu hale getirilmesi lazım.” dedi.

Ada’da halihazırda iki ayrı ve komşu devletin olduğuna işaret eden Ertuğruloğlu, iyi komşuluk içerisinde devam etmelerini arzu ettiklerini, bunun Rum tarafının politikalarına bağlı olduğunu ve kimseye düşmanlık sevdalarının olmadığını dile getirdi.

Ertuğruloğlu, Kıbrıs Rum kesimi lideri Nikos Anastasiadis’in “1960 Anayasası’na geri dönelim” önerisinin Rumların, Kıbrıs’ı bir Helen Adası olarak gördüklerinin ve Kıbrıs Türklerini kendilerine eşit görmediklerinin kanıtı olduğunu belirtti.

Müzakerelere karşı olmadıklarını vurgulayan Ertuğruloğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Resmi müzakereler, ancak iki ayrı devlet olarak müzakere edeceksek başlar. BM Genel Sekreterinin ‘ortak zemin yoktur’ açıklamasını yapmama adına ikinci 5+BM toplantısını geciktirerek bizi boşlukta bırakma yaklaşımını da onaylamadığımızı söylemek isterim. Oturup da ‘Genel Sekreter acaba hangi sene ikinci 5+BM toplantısı için çağrı yapar’ diye bekleyecek değiliz. Genel Sekreterin bizi bu boşlukta bırakmaya hakkı yok. O da Kıbrıs konusunda ortak zemin olmadığını çok iyi biliyor. Bu gerçeğin deklare edilmesi lazım, bunun sonucunda nasıl bir yeni Kıbrıs süreci meydana gelecek, bunun kararının verilmesi lazım. İki devlet olarak müzakerelere oturacaksak biz buna varız.”

KKTC Cumhurbaşkanlığı tarafından KKTC halkının Kıbrıs konusun ile ilgili eğilim ve beklentileri için yaptırılan kamuoyu araştırmasına da değinen Ertuğruloğlu, araştırmaya katılanlardan yüzde 49,2’sinin iki devletli çözümü, yüzde 33,1’inin ise federasyonu desteklediğini ifade etti.

Ertuğruloğlu, federasyonu desteklediğini söyleyenlerin, ezici çoğunluğunun federal bir çözümü olması halinde devletlerinin (KKTC) devam edeceğini zannettiğini aktardı.

“Bizim ne egemenliğimiz ne devlet statümüz İngilizlerin onayına tabi değildir”

İngiltere’nin Güney Kıbrıs Rum yönetimine (GKRY) akredite Yüksek Komiseri Stephen Lillie’nin Kathimerini gazetesine verdiği demeçte kullandığı, “İngiltere’nin girişimlerinin Anastasiadis’in desantralize (Ademimerkeziyetçilik) federasyon fikriyle uyumlu olduğu” yönündeki ifadeleri de yorumlayan Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

“Böyle bir plan gündemde değil. Bir kere İngiliz planı diye bir plan önümüzde yok. Sadece İngiliz makamlarının düşünceleridir bunlar. Bunları ortaya atma yetkileri kimden alınmıştır ayrı bir tartışma konusudur. (İngiliz diplomat Lillie) kendilerini Ada’nın sahibi, bizi de onların emir kulları olarak görürcesine bir üslup içerisinde konuşmuştur. Buna tepki göstermek, garantörlüğün kendilerine yüklediği görev ve sorumlulukları yerine getirmeyen bir İngiltere olduğunu hatırlatmakta fayda vardır. Bizim ne egemenliğimiz ne devlet statümüz İngilizlerin onayına tabi değildir.”

“Arkamızda ana vatanımız var”

Ertuğruloğlu, “Türkiye ile hiçbir ayrılığımız, düşünce, yaklaşım ve hedef farklılığımız söz konusu değil. Kıbrıs konusuna, bir bütün olarak yaklaşımımız, savunmamız ve şekillendirmemiz birdir. Bundan da son derece mutluluk duyuyoruz, kendimizi güçlü görüyoruz çünkü arkamızda ana vatanımız var. Kıbrıs konusu, Kıbrıs Türkü’nün, Kıbrıs Rum’uyla olan bir meselesi değildir, Kıbrıs’ta yaşanan konu Türk ulusunun meselesidir, milli davadır. Milli davalar, milli birliktelikle ele alınır, yürütülür. KKTC ile ana vatan bir bütündür, bizim gücümüz, ana vatanımızın gücü kadardır.” diye konuştu.