KKTC'de caretta caretta ve yeşil kaplumbağa yavruları denizle buluştu

GİRNE (AA) – Kuzey Kıbrıs Kaplumbağaları Koruma Cemiyeti, Girne bölgesinde KKTC Çevre Koruma Dairesince “Özel Çevre Koruma Bölgesi” olarak ilan edilen Alagadi Kaplumbağa Plajı’nda düzenlenen etkinlikte, caretta caretta ve yeşil kaplumbağaların yavruları, yuvalarından çıkarak denizle buluştu.

Deniz kaplumbağaların en önemli üreme bölgelerinden Alagadi Kaplumbağa Plajı’nda, yumurtalarından çıkan yavruların denizle buluşma süreçleri başladı.

Kuzey Kıbrıs Kaplumbağaları Koruma Cemiyetinin gönüllülerince açılan yuvalardan çıkan yüzlerce caretta caretta ve yeşil kaplumbağa yavrusu, gün batımıyla denize ulaştı.

Yavruların yolculukları, çok sayıda yerli vatandaş ve turist tarafından ilgiyle takip edildi. Katılımcılar, fotoğraf ve video çekerek yavruların denizle buluşma anını ölümsüzleştirdi.

“Yeşil kaplumbağaların yüzde 90’ı Türkiye ve Kıbrıs’ta”

Kuzey Kıbrıs Kaplumbağaları Koruma Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Robin Snape, Kıbrıs’ta yumurtlayan iki farklı deniz kaplumbağası türünün bulunduğunu belirterek, bunların caretta caretta ve yeşil kaplumbağa olduğunu söyledi.

Kıbrıs’ın yeşil kaplumbağalar için daha önemli olduğunu, Akdeniz’in yeşil kaplumbağalarının yüzde 30’unun Kıbrıs’a yumurtalarını bıraktığını söyleyen Snape, Akdeniz’deki caretta carettaların yüzde 10’unun Kıbrıs’ın kumsallarını kullandığını dile getirdi.

Snape, “Türkiye’de caretta caretta daha çok var. Türkiye’nin Akdeniz kıyısı çok büyük, Akdeniz’in caretta carettalarının yüzde 30’u Türkiye’de çiftleşir. Yeşil kaplumbağa sayısı Türkiye’de daha fazladır. Akdeniz’deki yeşil kaplumbağaların yüzde 90’ı Türkiye ve Kıbrıs’ta bulunuyor.” ifadesini kullandı.

Caretta caretta ve yeşil kaplumbağaların mayısta yumurtlamaya başladığını, yumurtalarını kumsaldaki yuvalarına bıraktıklarını anlatan Snape, şunları söyledi:

“Ağustosta kaplumbağaların yumurtlamaları bitiyor ve yumurtlamaya gelen kaplumbağalar, diğer memleketlere beslenmek için göç ediyor. Temmuzun ilk iki haftasında, mayısta yumurta bırakan deniz kaplumbağalarının yuvaları açılmaya başlıyor. Yumurtlamadan yaklaşık 7 hafta sonra yavruları görüyoruz ve denize salıyoruz.”

Snape, yavru kaplumbağaların büyümesinin çok uzun süre aldığını ve bunun en az 20 sene istediğini aktararak, kabuk boyunun 20 yılda 60 ila 80 santimetreye kadar ulaştığını ve yeşil kaplumbağaların denize bırakıldıkları sahile geri geldiklerini belirtti.

Deniz kaplumbağalarının hatalı balık avcılığıyla denize atılan plastik ve diğer atıklardan olumsuz etkilendiğini vurgulayan Snape, daha iyi korunması için teknolojinin de desteğiyle çalışmalar yürüttüklerini kaydetti.

Snape, KKTC Turizm ve Çevre Bakanlığına deniz kaplumbağalarını korumak için uygulamaya koydukları kurallar ve destekleri için teşekkürlerini ileterek, KKTC Tarım ve Doğal Kaynaklar Bakanlığına da balıkçılıkla ilgili yürüttükleri çalışmalara verdikleri destek için müteşekkir olduğunu söyledi.

“Yuva sayısı bu yıl 400’lere çıktı”

Deniz Kaplumbağalarını Koruma Projesi Sorumlusu Meryem Özkan, KKTC’deki belirli yumurtlama alanlarının diğerlerine göre daha önemli olduğunu, bunun sebebinin ise bu sahillerin tahrip edilmediği ve “özel çevre koruma bölgesi” olarak ilan edildiğini söyledi.

Alagadi sahilinin yanı sıra Tatlısu, Karpaz ve Mağusa bölgesinde önemli yumurtlama alanlarının bulunduğunu vurgulayan Özkan, Alagadi’nin model bir plaj olduğunu ve saat 20.00’dan sonra sahili kimsenin kullanmadığını dile getirdi.

Özkan, Kuzey Kıbrıs Kaplumbağaları Koruma Cemiyeti olarak son 30 yılda Deniz Kaplumbağalarını Koruma Projesi’ni aktif olarak gerçekleştirdiklerini belirterek, “Şu anda görüyoruz ki; koruma çalışmalarının türü korumaya etkisi çok büyüktür. Projenin başladığı zamanda yıllık 30-40 olan yuva sayısı, bu yıl 400’lere çıktı. Karadaki koruma çalışmaları daha kolay uygulanabilir ve etkili olan çalışmalardır.” diye konuştu.

“Gençlerden bir şey daha öğrendik”

Caretta caretta ve yeşil kaplumbağaların denize bırakıldığını anı seyreden İngiltere vatandaşı Suhaıl Mırza, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kuzey Kıbrıs Deniz Kaplumbağaları Koruma Cemiyeti’nin deniz kaplumbağalarını korumak adına yaptığını işin mükemmel olduğunu, çocuklarının böyle bir etkinliğe katılarak çok şey öğrendiğini söyledi.

Cem Tamtunalı, etkinliğe çocukları için katıldıklarını, onların doğayı ve caretta carettaların denizle nasıl buluştuğunu görmelerini istediklerini belirterek, “Çok farklı bir duygu. Gençlerden, yeşil kaplumbağa ve caretta carettanın farklı iki cins olduğunu şu anda öğrendik, bizim için faydalı oldu.” dedi.

Gözde Sipahi de ilk kez böyle bir etkinliğe katıldığını belirterek, “Deniz kaplumbağalarına dokunmak da isterdik. Sürpriz bir şekilde geldik, çocuklar için böyle etkinliklere yine katılacağız.” ifadesini kullandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – İstanbul Havalimanı Emniyet Şube Müdürlüğünden alınan bilgiye göre, KKTC’ye gidecek Türk yolcuların fotoğraf bulunmayan kimlik kartı ile çıkış işlemleri uygulaması 1 Ekim itibariyle sona erecek.

İlgili genelge kapsamında, Türk vatandaşı yolcular, KKTC’ye yeni tip fotoğraflı kimlik kartıyla seyahat edebilecek.

LEFKOŞA (AA) – Bakan Tahsin Ertuğruloğlu,18 Eylül Cumartesi günü ABD’nin New York kentinde başlayacak temaslar ve Kıbrıs meselesindeki pozisyonlarına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

İsviçre’nin Cenevre’de 27-29 Nisan’da gerçekleştirilen gayriresmi 5+BM konferansında Türk tarafının pozisyonunu net olarak ortaya koyduğunu belirten Ertuğruloğlu, taraflar arasında ortak zeminin olup olmadığını tespit etmek için yapılan ancak ortak zemin bulunamayan bu toplantı sonrasında BM Genel Sekreteri Antonio Guterres’in 2-3 ay içerisinde yeni bir gayriresmi görüşme için çağrıda bulunacağını açıkladığını hatırlattı.

Ertuğruloğlu, New York’ta KKTC heyetinin Guterres ile görüşmesinin olacağını, Genel Sekreter’in Rum tarafıyla da görüşeceğini belirterek, yeniden 5+BM formatının gerçekleşmesinin halihazırda belli olmadığını ve bunu pek olası görmediğini söyledi.

Cenevre konferansı sonrasında taraflar arasında ortak zemin oluşacak yeni bir gelişmenin yaşanmadığını belirten Ertuğruloğlu, “Cenevre’de ortaya koyduğumuz pozisyondan geri adım atacak değiliz. Eşit egemenliğimiz ve eşit uluslararası statümüz, politikamızın olmazsa olmazıdır.” dedi.

Ertuğruloğlu, dünya Kıbrıs Rum kesimini “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak kabul ettiği sürece, Rumların “Kıbrıs Cumhuriyeti” olduğu yalanından vazgeçmeyeceğini vurguladı.

Kıbrıs sorununu, “Rumların tek başına Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanınması” olarak tanımlayan Ertuğruloğlu, “Bunu bir kenara koyalım ve gelin Kıbrıs sorununu çözelim” yönündeki yaklaşımın, sorunun çözülmesinin önünde bir engel olduğunu kaydetti.

Ertuğruloğlu, “(Kıbrıs’ta) Ada’da iki ayrı halk, demokrasi, devlet ve egemenlik olduğunu kabul etmeniz lazım. Tek ada ve iki devlet gerçeğine gelinmediği sürece Kıbrıs konusunda uzlaşı formülleri peşinde koşmanın hiçbir anlamı yoktur, gerçekleşmeyecektir. Benim kişisel olarak beklentim Genel Sekreter’in gerçekçi davranarak, ‘(Kıbrıs’ta) ortak zemin yoktur, benim İyi Niyet Misyonumu başarıyla sürdürmeme olanak yoktur’ diyerek görevini iade etmesidir. BM’nin Kıbrıs konusuna, Kıbrıs Türk tarafının aleyhine taraf olmaktan kurtarılması gerekir.” ifadelerini kullandı.

“BM’nin Güvenlik Konseyi kararlarını yerdeki (sahadaki) realitelere uygun bir şekle getirmesi gerekir”

BM’nin “Ada’da tek bir yasal devlet vardır, Kıbrıs Türkü de o devletin bir toplumudur” politikasına devam ettiğini hatırlatan Ertuğruloğlu, böyle devam etmesi halinde kimsenin Kıbrıs konusunda bir gelişme beklentisinde olmaması gerektiğini söyledi.

Ertuğruloğlu, “BM’nin yapması gereken, Güvenlik Konseyi kararlarını, yerdeki (sahadaki) realitelere uygun bir şekle getirmesidir. BM Güvenlik Konseyi’nin Kıbrıs konusunda realitelerle ters düşen kararlar zinciri vardır, bunun tam tersi olması lazım. Güvenlik Konseyi kararlarının Ada’nın gerçeklerine uyumlu hale getirilmesi lazım.” dedi.

Ada’da halihazırda iki ayrı ve komşu devletin olduğuna işaret eden Ertuğruloğlu, iyi komşuluk içerisinde devam etmelerini arzu ettiklerini, bunun Rum tarafının politikalarına bağlı olduğunu ve kimseye düşmanlık sevdalarının olmadığını dile getirdi.

Ertuğruloğlu, Kıbrıs Rum kesimi lideri Nikos Anastasiadis’in “1960 Anayasası’na geri dönelim” önerisinin Rumların, Kıbrıs’ı bir Helen Adası olarak gördüklerinin ve Kıbrıs Türklerini kendilerine eşit görmediklerinin kanıtı olduğunu belirtti.

Müzakerelere karşı olmadıklarını vurgulayan Ertuğruloğlu, şu ifadeleri kullandı:

“Resmi müzakereler, ancak iki ayrı devlet olarak müzakere edeceksek başlar. BM Genel Sekreterinin ‘ortak zemin yoktur’ açıklamasını yapmama adına ikinci 5+BM toplantısını geciktirerek bizi boşlukta bırakma yaklaşımını da onaylamadığımızı söylemek isterim. Oturup da ‘Genel Sekreter acaba hangi sene ikinci 5+BM toplantısı için çağrı yapar’ diye bekleyecek değiliz. Genel Sekreterin bizi bu boşlukta bırakmaya hakkı yok. O da Kıbrıs konusunda ortak zemin olmadığını çok iyi biliyor. Bu gerçeğin deklare edilmesi lazım, bunun sonucunda nasıl bir yeni Kıbrıs süreci meydana gelecek, bunun kararının verilmesi lazım. İki devlet olarak müzakerelere oturacaksak biz buna varız.”

KKTC Cumhurbaşkanlığı tarafından KKTC halkının Kıbrıs konusun ile ilgili eğilim ve beklentileri için yaptırılan kamuoyu araştırmasına da değinen Ertuğruloğlu, araştırmaya katılanlardan yüzde 49,2’sinin iki devletli çözümü, yüzde 33,1’inin ise federasyonu desteklediğini ifade etti.

Ertuğruloğlu, federasyonu desteklediğini söyleyenlerin, ezici çoğunluğunun federal bir çözümü olması halinde devletlerinin (KKTC) devam edeceğini zannettiğini aktardı.

“Bizim ne egemenliğimiz ne devlet statümüz İngilizlerin onayına tabi değildir”

İngiltere’nin Güney Kıbrıs Rum yönetimine (GKRY) akredite Yüksek Komiseri Stephen Lillie’nin Kathimerini gazetesine verdiği demeçte kullandığı, “İngiltere’nin girişimlerinin Anastasiadis’in desantralize (Ademimerkeziyetçilik) federasyon fikriyle uyumlu olduğu” yönündeki ifadeleri de yorumlayan Ertuğruloğlu, şöyle devam etti:

“Böyle bir plan gündemde değil. Bir kere İngiliz planı diye bir plan önümüzde yok. Sadece İngiliz makamlarının düşünceleridir bunlar. Bunları ortaya atma yetkileri kimden alınmıştır ayrı bir tartışma konusudur. (İngiliz diplomat Lillie) kendilerini Ada’nın sahibi, bizi de onların emir kulları olarak görürcesine bir üslup içerisinde konuşmuştur. Buna tepki göstermek, garantörlüğün kendilerine yüklediği görev ve sorumlulukları yerine getirmeyen bir İngiltere olduğunu hatırlatmakta fayda vardır. Bizim ne egemenliğimiz ne devlet statümüz İngilizlerin onayına tabi değildir.”

“Arkamızda ana vatanımız var”

Ertuğruloğlu, “Türkiye ile hiçbir ayrılığımız, düşünce, yaklaşım ve hedef farklılığımız söz konusu değil. Kıbrıs konusuna, bir bütün olarak yaklaşımımız, savunmamız ve şekillendirmemiz birdir. Bundan da son derece mutluluk duyuyoruz, kendimizi güçlü görüyoruz çünkü arkamızda ana vatanımız var. Kıbrıs konusu, Kıbrıs Türkü’nün, Kıbrıs Rum’uyla olan bir meselesi değildir, Kıbrıs’ta yaşanan konu Türk ulusunun meselesidir, milli davadır. Milli davalar, milli birliktelikle ele alınır, yürütülür. KKTC ile ana vatan bir bütündür, bizim gücümüz, ana vatanımızın gücü kadardır.” diye konuştu.