Kobani olayları davasında bazı sanıklar 'azmettirici' olarak HDP'li yöneticileri gösterdi

ANKARA (AA) – Kobani bahanesiyle 6-8 Ekim 2014’te meydana gelen, 37 kişinin hayatını kaybettiği ülke genelindeki olayların faillerinden bazıları, sorgularında dönemin HDP Eş Başkanları ile parti yöneticilerinin çağrısı üzerine eylemlere katıldıklarını söyledi.

Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın da aralarında bulunduğu 108 sanıklı davanın iddianamesinde, olay tarihinde sokaklarda terör faaliyetlerine katılan örgüt mensuplarının beyanları yer aldı.

Kobani olayları esnasında 35 il ve 96 ilçede yapılan yasa dışı gösterilerde yer aldıkları tespit edilen kişiler, sorgularında “azmettirici” olarak dönemin HDP’li yöneticilerini işaret etti.

Bu kapsamda yasa dışı eylemlere katıldığı için hakkında işlem yapılan B.A, dava dosyasına giren beyanında HDP Genel Merkezi ile dönemin Eş Genel Başkanı Demirtaş’ın çağrısı üzerine eylemlere katıldığını belirterek, “Parti genel merkezimiz ve eş başkanımız tarafından Suriye’nin Kobani bölgesine IŞİD terör örgütü tarafından yapılan saldırıların protesto edilmesi için çağrıda bulunuldu. Çağrıya uyarak eyleme katıldım.” beyanında bulundu.

Benzer bir ifade veren sanık A.K. da “HDP eş başkanın (Demirtaş) çağrısı üzerine değişik parti ve sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla kamuoyunda ‘Kobani eylemleri’ olarak bilinen eyleme toplumsal duyarlılığım nedeniyle katıldım.” dedi.

Sanık A.B. ise Demirtaş’ın çağrısı üzerine DEAŞ’ın Kobani’ye saldırısını protesto etmek için eylemlerde yer aldığını kabul etti.

Muş Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünde ifadesi alınan H.Y, 8 Ekim 2014’te, HDP’nin sosyal medya hesapları üzerinden “eylemlere katılmaları” yönündeki duyurusu üzerine harekete geçtiğini ifade etti.

Sanık M.S. olay tarihide yapılan sorgusunda, “HDP’nin almış olduğu ve yapmış olduğu eylem çağrısı üzerine parti yöneticisi olarak katıldım.” beyanında bulundu.

Yasa dışı eylemlere katıldıkları tespit bazı kişiler de terör örgütü PKK tarafından tehdit edildikleri için alanlara indiklerini iddia etti.

Sanık E.P, Malazgirt İlçe Emniyet Müdürlüğündeki sorgusunda, “Brüks isimli terör örgütü mensubu köyde her evden bir kişinin Malazgirt’e giderek eyleme katılacağını söyledi. Adı geçen, daha sonra evime geldi. Evde oturduğumu görünce bana neden eyleme gitmediğimi sordu. Eğer eyleme gitmezsem diğer kız kardeşimi de kaçıracağını söyledi. Ben de korktuğum için Malazgirt merkeze geldim.” ifadesini kullandı.

İddianamede, söz konusu beyanlara ilişkin şu tespite yer verildi:

“Terör içerikli eylemlerde bulunan şahısların PKK/KCK’ya münhasır kişi kişilerin, HDP yönetimi, MYK, eş başkanları ve yetkilileri ve yine dosyada şüpheli olarak yer alan bazı siyasi partilerin yönetimi tarafından alınan ve üyelerine iletilen talimat, mesajlar doğrultusunda sokağa çıktıklarını beyan ettikleri anlaşılmıştır.”

HDP’li yöneticiler iddianamede “azmettirici” olarak yer aldı

Suriye’deki iç savaşı fırsat bilen terör örgütü DEAŞ’ın, Kobani’ye (Ayn el-Arap) saldırması üzerine Ekim 2014’te HDP yönetimi ile terör örgütü PKK elebaşları, sokağa çıkma çağrısında bulundu.

Bunun üzerine aralarında İstanbul, Ankara, Bursa ve Diyarbakır’ın da olduğu 35 il ve 96 ilçede yasa dışı gösteriler başladı. Terör örgütü PKK’nın gençlik yapılanması, kolluk güçlerinin yanı sıra sivilleri de hedef aldı.

Olaylarda 37 kişi hayatını kaybetti, 761 kişi yaralandı, 197 okul yakıldı, 269 kamu binası tahrip edildi, 1731 ev ve iş yeri yağmalandı, 1230 araç ise kullanılamaz hale getirildi.

Kolluk kuvvetlerinin müdahalesinin ardından olayların failleri yakalanarak haklarında adli işlem başlatıldı.

Saldırıların yaşandığı il ve ilçelerde adli süreç devam ederken Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı da sokaklarda terör estirenleri “azmettirenlere” yönelik soruşturma başlattı.

Bu kapsamda 35 il ve 96 ilçedeki soruşturma dosyaları ile delilleri toplayan savcılık, 25 Eylül’de operasyon için düğmeye bastı ve Ankara merkezli 7 ilde 82 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.

Aralarında dönemin HDP Eş Genel Başkanları Demirtaş ile Figen Yüksekdağ’ın da bulunduğu 108 kişi hakkında iddianame hazırlandı.

Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edilen iddianamede, olayların “azmettiricisi” olmakla suçlanan sanıklar hakkında, 38’er kez “ağırlaştırılmış müebbet” ile binlerce yıla varan süreli hapis cezası isteniyor.

Sanıklar, 26 Nisan’da ilk kez hakim karşısına çıkacak.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Türkiye’nin talebi üzerine sınır dışı edildiği Brezilya’dan geldiği İstanbul Havalimanında 3 Temmuz’da gözaltına alındıktan sonra İstanbul Mali Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğüne götürülen “Çiftlik Bank” davası sanığı Mehmet Aydın’ın burada verdiği ifadenin ayrıntıları ortaya çıkmaya başladı.

İfadesinde, “Çiftlik Bank” projesini öncelikle bir internet oyunu olarak tasarladığını, oyuna yüksek katılım olunca şirket kurmaya karar verdiğini savunan Aydın, sistemi Kıbrıs’ta kurduğu şirket üzerinden yönetmeye başladığını ve zamanla şarküteri ve çiftlikler açtığını söyledi.

Bazı kişilerin para istemesi üzerine eşiyle yurt dışına çıktığını ve geri gelmediğini anlatan Aydın, yurt dışında bulunduğu süreçte de çeşitli ülkelerde firmalar açtığını, Türkiye’deki “Çiftlik Bank” işlerinin ise çalışanlarınca yürütüldüğünü ifade etti.

“Kimseye kesin kazanç vaadinde bulunmadım”

Aydın, “Çiftlik Bank” sisteminde kimseye kesin kazanç vaadinde bulunulmadığını, onlara sadece sistem herhangi bir şekilde kapanırsa sadece ana para iadesi garantisi verildiğini öne sürerek, oyuna üye olanların reel çiftliklerde payının olmadığını, binlerce üyenin de oyunda kazandığı paraları nakit olarak teslim aldığını iddia etti.

“Çiftlik Bank”ın mucidi ve kurucusu olduğunu söyleyen Aydın, bu sistemi asla dolandırıcılık amacıyla kurmadığını, her zaman iyi niyetli davrandığını, şirketin kapandığı son ana kadar ana para iadesi yapmasının da iyi niyetli olduğunu gösterdiğini savundu.

“Mağduriyetleri karşılayabilirim”

Sistemde görev alan şahısların kötü niyetli davranıp kendilerine haksız menfaat temin ederek kendisini de zarara uğrattığını iddia eden Aydın, tüm malvarlığının bu sistemden zarar görenlerin mağduriyetinin giderilmesi için kullanılmasını istedi.

Basından soruşturmayı takip ederken Çiftlik Bank mağdurlarının 64 milyon lira zarara uğradığı yönünde haberler gördüğünü ifade eden Aydın, Türkiye’de kurulu “Çiftlik Bank” organizasyonundaki şirketlerin malvarlıklarının ise 200 milyon lira civarında olduğunu öne sürdü.

Mehmet Aydın, bu mağduriyeti karşılayacağından dolayı teslim olmaya karar verdiğini, bu kapsamda Brezilya’da teslim olduğunu anlattı.

Olay

Kamuoyunda “Çiftlik Bank” olarak bilinen ve gelir getirme vaadiyle çok sayıda vatandaşın mağdur olmasına yol açan sistemin kurucusu olan ve 2 yıldan fazla süredir firari bulunan Mehmet Aydın, Türkiye’nin talebi üzerine Brezilya tarafından sınır dışı edilmişti.

Aydın, 3 Temmuz’da 22.10’da getirildiği İstanbul Havalimanı’nda, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla uçakta gözaltına alınmıştı.

Savcılığın hakkında 4 gün gözaltı süresi verdiği “Tosuncuk” lakaplı Aydın, havalimanındaki işlemlerinin ardından Vatan Caddesi’ndeki İstanbul Emniyet Müdürlüğü yerleşkesine getirilmişti.

Hakkında, 102 mağdurun şikayetçi olması üzerine “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “suç örgütüne üye olma”, “bilişim sistemlerini araç olarak kullanmak suretiyle dolandırıcılık” ve “suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” suçlarından yeni bir soruşturma dosyası açılan Aydın’la ilgili devam eden davada ise “suç işlemek amacıyla örgüt kurmak” ve “dolandırıcılık”, “Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama” gibi çeşitli suçlardan 75 bin 260 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

Muhabir: Filiz Kınık Öz,Ali Cevahir Aktürk

ANKARA (AA) – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Antalya’nın Elmalı ilçesinde iki kardeşin istismarına ilişkin davada mağdur iki çocuğun devlet korumasına alınması talebinin mahkemece kabul edildiğini, çocuklara bakanlığa bağlı bir kuruluşta sağlıklı ve güvenli bir yaşam alanı sağlanacağını bildirdi.

Bakanlıktan Elmalı’da iki kardeşin istismarına ilişkin davayla ilgili yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Antalya Elmalı’da yargılama süreci devam eden istismar vakasında, mağdur iki çocuğumuz hakkında mahkemeye yaptığımız devlet korumasına alınma talebi kabul edilmiştir. Çocuklarımıza, bakanlığımıza bağlı bir kuruluşta sağlıklı ve güvenli bir yaşam alanı sağlayacağız.”