Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi, “ilk yerli cistuslu pastili” üretti

İSTANBUL (AA) – Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cumhur Çökmüş, "İlk ürünümüzü ruhsatlandırarak ülkemize kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. 'Sanayi ile iç içe üniversite' modelinin ne derece doğru olduğu, Üniversitemiz adına ruhsatlandırılan 'Viroout Herbal' ürünümüz ile kanıtlanmış oldu." ifadelerini kullandı.

Yapılan açıklamaya göre, 900 binin üzerinde çiftçinin pancar üretici kooperatiflerinin iştiraki Konya Şeker'in kurucusu olduğu Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi, önemli bir başarıya imza attı.

Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi, ithal edilen cistuslu pastil ile ilgili 3 yıldır yürüttüğü bilimsel çalışmaları tamamladı ve "ilk yerli cistuslu pastil"i "Viroout Herbal" markasıyla Türkiye'ye kazandırdı.

Böylece, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi'nin yoğun çalışmasıyla, yurt dışından ithal edilen ve antiviral etkili olarak tanıtılarak Türkiye'de satışı yapılan cistuslu pastilin Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan ruhsatlandırılmış versiyonu ilk kez yerli Cistus creticus (Laden) bitkisi kullanılarak üretilmiş oldu.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cumhur Çökmüş, üniversite olarak ürün çeşitliği konusunda önümüzdeki süreçte önemli adımlar atmayı planladıklarını aktardı.

Çökmüş, üniversitenin 2013 yılında Konya Şeker tarafından 25. ve 26. dönem AK Parti Karaman Milletvekili ve PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk'un geniş ufku ve doğru modeli ile kurulduğunu belirterek, şunları kaydetti:

"Ünversitemiz 'Bilgiyi Ürüne Dönüştüren Üniversite' ilkesi doğrultusunda özellikle gıda ve tarım alanında insan refahına katkı sağlayacak ve ülkemizin dışa bağımlılığını azaltacak birçok projeyi zaten Anadolu Birlik Holding iştirakleri ile hayata geçirmişti. Fakat şimdi ilk ürünümüzü ruhsatlandırarak ülkemize kazandırmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bu şekilde 'sanayi ile iç içe üniversite' modelinin ne derece doğru olduğu, Üniversitemiz adına ruhsatlandırılan 'Viroout Herbal' ürünümüz ile kanıtlanmış oldu.

Laden-cistus bitkisi ülkemizde Trakya'dan Adana'ya kadar geniş bir alanda yayılış göstermektedir. Çalışmamızda öncelikle 35 farklı bölgeden bitki örnekleri toplandı ve antioksidan özellikleri yönünden karşılaştırmalar yapıldı."

– "Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan ruhsatlandırılarak üretim gerçekleştirildi"

Sürece ilişkin bilgi veren Çökmüş, ürünün, Tarım ve Orman İl Müdürlükleri'nin destekleriyle hammadde kaynağı olan bitkilerin temin edilerek Üniversite bünyesinde bulunan ve Cumhurbaşkanlığı Strateji ve Bütçe Başkanlığı'nın destekleriyle kurulan, "Yeni Nesil Gıda Kit ve Referans Madde Araştırma Geliştirme Merkezi (KİT-ARGEM)" ve "Konya Şeker Atıştırmalık Ar-Ge Birimi" alt yapısı kullanılarak tamamen Üniversite tarafından geliştirilen yöntem ve bileşimle geliştirildiğini aktardı.

Daha sonra ise Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan ruhsatlandırılarak üretim gerçekleştirildiğini bildiren Çökmüş, şu ifadeleri kullandı:

"Başlangıçtan ticari üretime kadar geçen bu süreçte yer alan Üniversitemiz ve Konya Şeker personelini içtenlikle tebrik ediyorum. Bu çalışmamız ile orman yangın bitkisi, olarak tanımlanan ve yurtdışına sadece ham bitki materyali olarak satılan yerel gen kaynağımız olan laden-cistus bitkimiz katma değerli ürünlere dönüştürüldü ve bu bitkiden yerli ve milli bir ürün elde edilmiş oldu. Bundan sonraki süreçte laden bitkisi ile ilgili oluşacak ihtiyaçtan dolayı özellikle orman köylülerine istihdam yaratılarak kırsal kalkınmaya katkı sağlanmış olacak."

– "Milli duygularla kendi kaynaklarımızı ekonomiye aktarmak için cistus üzerinde çalışmaya başladık"

İlk yerli cistuslu pastilin üretim aşamasındaki akademik çalışmaların başkanlığını yürüten Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Mühendislik ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Münevver Sökmen, çalışmalara üniversitenin mottosu "Doğal Olarak Bizden" sloganıyla işe başladıklarını aktardı.

Sökmen, doğal ürünleri endüstriye kazandırma hedefinde olduklarını belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bu anlamda birçok araştırmayı zaten uzun yıllar yapıyorduk ama karşımıza laden-cistus ile ilgili bazı çalışmalar, bazı ürünler çıktı. Hali hazırda piyasada satılan bir ürünün etken maddelerinin yurt dışına ülkemizden gittiğini öğrendik, bunu görünce iş bize biraz daha cazip geldi. Birazda milli duygularla kendi kaynaklarımızı ekonomiye aktarmak için cistus üzerinde çalışmaya başladık.

Ülkemizde yetişen bütün cistus türlerini örnekleyerek geniş bir çalışma yaptık. Hepsinin tek tek ekstrasyonlarını yaptık, etken maddelerini ayırdık, her birinin bize göre önemli olan antioksidan özelliklerini, toplam fenolik madde içeriklerini belirledik. Bu aşamaların tamamında hiçbir toksik organik çözücü kullanmadık."

Özellikle cistus creticus türünün çok önemli bir koruyucu özelliği bulunduğunun ve bilinen en yüksek fenolik madde içeriğine sahip olduğunun görülmesi üzerine çalışmaları Cistus creticus üzerine yoğunlaştırdıklarının altını çizen Sökmen, materyali doğadan kendilerinin toplandığını aktardı.

Sökmen, çalışma aşamaları hakkında bilgi vererek, "Pastillerin bütün kalite parametreleri, etkinlik analizleri akredite laboratuvarlar tarafından test edilerek son ürün haline getirildi. Markamız 'Viroout Herbal' olarak tanımlandı, tescillendi, Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından ruhsatlandırıldı. Dolayısıyla doğadan tüm güvenceleri verilerek üretilmiş, tamamen kendi bilgi ve becerimizle doğal, kullanılabilir bir pastili üretmiş olduk. Umarım vatana millete hayırlı olur, hedefimiz bu bizim. Amacımız 'Doğal olarak bizden’' sloganına uygun, yerli ve milli bir ürünü üretmekti, bunda da başarılı olduğumuzu düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Verilen bilgiye göre Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi, "Viroout Herbal" markasıyla piyasaya sunulan Cistus'lu pastilin önümüzdeki süreçte farklı çeşitlerini de üretme çalışmalarını da yürütüyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KONYA (AA) – Küresel iklim değişikliğinin tetiklediği kuraklık nedeniyle bölgedeki su kaynakları ile tarımsal sulama kuyularının seviyesinde düşüş yaşandı.

DSİ 4. Bölge Müdürlüğünün verilerine göre, il genelindeki su kaynakları son 10 yılın en düşük seviyesine gerilerken, Türkiye’nin en büyük tatlı su kaynağı Beyşehir Gölü, aktif doluluk oranında kritik eşiğin altına indi.

Son 10 yılın ortalamasında aktif doluluk oranı yüzde 42 olan gölde su miktarı ilk defa “ölü hacim eşiği” kabul edilen 3 bin 28,29 hektometreküpün altına gerilediği için tarımsal sulamaya izin verilmiyor. Yine Suğla depolaması ve İvriz Barajı da kritik eşiğin altına indiği için su kullanımına müsaade edilmiyor.

Tarımsal sulamanın yanında kentin içme ve kullanma suyuna kaynak olan Bağbaşı Barajı’nın aktif doluluk oranı yüzde 15’e düşerken, Altınapa Barajı’nda bu oran yüzde 51’e geriledi.

Çavuşçugöl depolamasının aktif doluluk oranı yüzde 2’ye, Apa Barajı’nın da yüzde 4’e kadar düştü.

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu, AA muhabirine, Konya Ovası’na uzun yıllar ortalamasının çok altında yağış düştüğünü söyledi.

Bu durumun barajları ve sulama kaynaklarını olumsuz etkilediğini belirten Soylu, tarımsal üretimde büyük sıkıntılar yaşandığını anlattı.

Hububat üretim alanlarında ciddi verim kayıpları olduğuna dikkati çeken Soylu, “Bazı yıllar meteorolojik kuraklıklar oluyordu ancak üretim anlamında tarım takvimine uygun periyodik yağışlar alıyorduk. Bu yıl çok farklı oldu. Bitkilerin tam ihtiyacı olduğu dönemlerde de hiç yağmur düşmedi. Bu da ister istemez çiftçilerin sulama kaynaklarına yönelmesine neden olduğu için mevcut su kaynakları üzerinde olumsuz baskılar oluşturdu.” diye konuştu.

“Son 10 yıldır iklim değişikliğinin etkilerini ciddi anlamda hissediyoruz”

Bölgedeki çoğu sulama kaynağının dip seviyeleri gördüğünü ve derin kuyulardaki suların da çekildiğini anımsatan Soylu, sulanabilir arazide tarımı yapılan baharlık ürünlerin olgunlaşma döneminde ihtiyaç duyduğu suya ulaşamamasının verim kayıplarını artıracağını dile getirdi.

Soylu, şöyle devam etti:

“Son 10 yıldır iklim değişikliğinin etkilerini ciddi anlamda hissediyoruz. Artık ekim zamanlarımız, yetiştirme tekniklerimiz farklılıklar göstermeye başladı. Mutlaka bu iklim değişikliğine göre tarımı yeniden revize etmemiz gerekiyor. Çiftçi alışkanlıklarını değiştirmemiz gerekiyor. Özellikle bitki su tüketimine göre çiftçilerin sulama programlarını çok daha farklı yapmamız lazım. Suyu tasarruflu kullanan sulama teknolojilerini yaygınlaştırmamız lazım. Yine özellikle yağışın düşük olduğu bölgelerde ürün desenlerini yeniden ele alarak suyu daha az tüketen bitki türlerinin ekimini teşvik edecek yeni tarım politikaları oluşturulması son derece önemli.”

“Her şeyden vazgeçilebilir ama susuz, gıdasız hayat olmaz”

Karatay Ziraat Odası Başkanı Rıfat Kavuneker de dış havzalardan Konya Ovası’na acilen su getirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Bazı uzmanlar, dış havzalardan su getirmek çok maliyetli, cazip değil diyor ama bunlar göz önüne alınmadan, pahalı, ucuz demeden çözüm üretilmeli. Dünyada her şeyden vazgeçilebilir ama susuz, gıdasız hayat olmaz. Konya, Türkiye’de tarımsal üretimin yüzde 15’ini karşıladığı için bu sadece bizim de değil, tüm ülkenin meselesi. Burası sadece hububatta değil, pancar, mısır, ayçiçeği, kaba yem gibi ürünlerde de potansiyeli çok yüksek bir tarım merkezi. Çiftçinin kaderi şu anda tamamen yer altı sularına bağlı. O da çekilmeye devam ederse gerçekten büyük sıkıntılar yaşarız. Ülkemizin bir tarafında sel felaketleri yaşanırken, burada da kuraklık felaketi yaşanıyor, Rabbim hakkımızda hayırlısını versin. Hiçbir zaman ümidimizi kaybetmeyeceğiz.” diye konuştu.

Tarımsal sulamanın derin kuyularla yapıldığı Cihanbeyli bölgesinde çiftçilik yapan Alişan Taşpınar ise şunları söyledi:

“En az yağış alan bölgelerden birinde çiftçilik yapıyoruz. Bu yıl kuraklığın çok fazla zararını gördük. Ne kadar az yağmur alsak da Rabbim yer altına su depolamış ve bizler de bunu kullanarak tarım yapıyoruz. Önceden çok bilinçsiz kullanıldığı için su seviyelerimiz beklenenden çok daha hızlı çekildi. Geçmişte su 15-20 metreden çıkıyordu, şimdi 70-80 metreden çıkıyor. Suyun azalması da bizi çok tedirgin ediyor. En değerlimiz, olmazsa olmazımız sudur. Yoksa üretim biter. Toprağın su tutmasını sağlayacak faktörlerin çiftçilerimize iyi anlatılması gerekiyor. Su kanallarındaki kayıp ve kaçağın da önüne geçilmesi suyun düzenli kullanımında çok önemli. Dış havzalardan su gelmesi en büyük umudumuz.”

KONYA (AA) – Konya Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Meram ilçesinde 30 Temmuz’da aynı aileden 7 kişinin hayatını kaybettiği olayla ilgisi olduğu düşünülen 13 kişinin gözaltına alındığı anımsatıldı.

Açıklamada, yürütülen soruşturmada gelinen aşamada halen firari olan şüphelinin ailesinden 1 kişinin daha gözaltına alınması ile toplam gözaltı sayısının 14 olduğu kaydedildi.