Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi'nin ilk mezunları işe başladı

İSTANBUL (AA) – Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi, ilk mezunlarını verdi.

Konya Şeker'den yapılan açıklamaya göre, PANKOBİRLİK Genel Başkanı Recep Konuk’un oluşturduğu vizyon çerçevesinde, Türkiye'nin gıda ve tarımına yön vermek üzere, kurulan ve 2016–2017 eğitim öğretim yılında ilk öğrencilerini kabul eden Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi, böylece tamamını Anadolu Birlik Holding iştiraklerinde işe başlattığı ilk mezunlarını vermiş oldu.

Konya Gıda ve Tarım Üniversitesinin bahçesinde yapılan törene, Anadolu Birlik Holding İcra Kurulu Başkanı (CEO) Taner Taşpınar, AB Holding İcra Kurulu Üyeleri, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mikdat Çakır, Mütevelli Heyet Başkan Vekilleri, Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Cumhur Çökmüş, Rektör Yardımcıları akademisyenler, mezun olan öğrenciler ve aileleri ile diğer öğrenciler katıldı.

Anadolu Birlik Holding ile Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi arasında yapılan protokol çerçevesinde, mezun olan öğrencilerin tamamı Anadolu Birlik Holding’in iştiraklerinde işe başladı.

Törende, Konya Pancar Ekicileri Kooperatifi Başkanlığı için aday olmama kararı alan Recep Konuk’un aldığı karardan dönmesi temennisi dile getirildi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Anadolu Birlik Holding İcra Kurulu Başkanı Taner Taşpınar, mezuniyet töreninin yapıldığı alanın Konya Şeker’in ilk temelinin atıldığı ve açılışının yapıldığı alan olması hasebiyle de önemli bir nokta olduğunu ifade etti.

Taşpınar, şunları kaydetti:

"Bugün mezuniyet törenini gerçekleştirdiğimiz bu mekân bereketli bir mekan. Bu 500 metrekare yarıçaplı alanda yapılan her sıra dışı tören Konya Ovasının bereketine bereket kattı, üretimi tetikledi, tarım ekonomisini büyüttü, gıda sektörüne ivme kattı. Bundan 68 yıl 1 hafta önce 300 metre sağ arkanızda olan alanda Konya Şeker Fabrikasının temel atma töreni yapıldı.

67 yıl 2 gün önce, yani 19 Eylül 1954’te de Konya Şeker Fabrikasının açılış töreni yapıldı. O törende rahmetli Başbakan Adnan Menderes 'bu fabrikanın faydası yalnız Konya’ya değil bütün Türk yurdunadır' demişti. İnşallah bu üniversitenin faydası da sadece mezunlarına değil ülkemizin dört bir tarafındaki üreticilere, gıda sanayine olacak.

Çünkü biz biliyoruz ki bu mekânda düzenlenen her yeni tören bir başlangıcın işaret fişeği oldu. 1954’teki tören Konya Ovasında pancar üretimini başlattı. 1999’da Sayın Başkanımızın yönetimi devraldığı tören yatırım hamlesini başlattı. Bir şeker fabrikasından 45 üretim tesisi çıkaran ve Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi'nin de kurulmasına kadar giden süreç o törenle başladı. Bugün yaptığımız bu törende inşallah tarım ve gıda sektörlerine genç mezunlarımızın elinin değmesiyle ülkemiz sanayisine, ekonomisine ve ülkemizin dört bir tarafındaki topraklara yeni bir bereket katacak.”

Üniversitenin Mütevelli Heyet Başkanı Dr. Mikdat Çakır ise Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi'nin iki defa vakıf üniversitesi olduğunu belirterek, “Burası hem üniversitenin vakfının hem de bir vakıf çizgisindeki Konya Pancar Ekicileri Kooperatifinin iştiraki olan Konya Şeker’in kurmuş olduğu bir üniversitedir.” ifadelerini kullandı.

Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi'nin 1 milyona yakın çiftçinin emeği ile kurulduğunu belirten Çakır, üniversitedeki öğrencilerin bu bilinçle yetiştirildiğini belirtti.

– "Üniversite-sanayi iş birliği kavramının somutlaşmış hali"

Üniversitenin Rektörü Prof. Dr. Cumhur Çökmüş de Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi'nin Recep Konuk’un önderliğinde 2013 yılında kurulmuş, alanında Türkiye'nin ilk ve tek ihtisas üniversitesi olduğunu aktararak, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Üniversitemizde eğitim-öğretimde Ortak Program uygulaması yapılmakta olup YKS sonucu öğrencilerimiz doğrudan 3 fakültemiz altında bulunan ortak programlara yerleşmekte, 3 yarıyıl ortak müfredat gördükten sonra 4'üncü yarı yılın başında fakültede bulunan bölümlerden birini herhangi bir kısıtlama olmadan seçmektedir.

Bu uygulama ile öğrencilerimiz bölümlerini daha bilinçli olarak seçmekte ve memnuniyet ve buna bağlı olarak da başarı düzeyleri artmaktadır. Ortak müfredat uygulamamız aynı zamanda fakülte altındaki ortak programda ortak dersler alındığı için Çift Anadal (Diploma) ve Yan Dal uygulamasında kolaylık sağlamaktadır. Üniversitemizde Çift Anadal (Diploma) ve Yan Dal uygulaması mevzuat hükümleri çerçevesinde tüm öğrencilerimize açık ve ücretsizdir.”

2020-2021 akademik yılı sonunda mezun olan ve isteyen tüm öğrencilerin işe yerleştirme işlemlerini tamamlamış durumda olduklarını vurgulayan Çökmüş, "Öğrencilerimiz mezun olur olmaz iş aramak yerine işe yerleştirildiler. Bu sadece ülkemizde değil, dünyada da eşi benzeri sık görülebilecek bir durum değil. Bu başarı başta Kurucu Başkanımız Sayın Recep Konuk olmak üzere Anadolu Birlik Holding ve Konya Şeker’in üniversitemize verdiği destekle oldu." değerlendirmesinde bulundu.

Çökmüş, öğrencilerin mezun oldukları bölümler dikkate alınarak Anadolu Birlik Holding ve Konya Şeker çatısı altında bulunan ve pek çok farklı sektörde faaliyet göstermekte olan 40’ın üzerindeki şirketin altyapısından ve iş olanaklarından faydalanma imkânına sahip olduklarını ve mezun olduklarında buralarda işleri hazır olduğunu kaydetti.

Konuşmaların ardından önce Üniversite birincisi, ikincisi ve üçüncüsüne ödüller verildi. Tören fakülte ve bölüm birinci, ikinci ve üçüncülerine ödüllerinin verilmesi ile devam etti. Ödül töreninin akabinde ise bütün öğrencilere diplomaları ile hediyeler takdim edildi.

Törenin sonunda Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi Kampüsü'nde öğrencilerin kep atma coşkusu yaşandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KONYA (AA) – Merkez Selçuklu ilçesinde bulunan, özel ışık, ısı ve nem ortamının oluşturulduğu Konya Tropikal Kelebek Bahçesi’nde bir kelebeğin gelişimi izlenebiliyor.

Gezi alanı 3 bin 500 metrekare olan, 7 bin 600 metrekarelik kullanım alanına sahip bahçeye gelenler 8-12 bin arası kelebeğin yanı sıra 195 civarında bitki türünü gözlemleyebiliyor.

Ayda 3 bin kilometre uçan “Kral Kelebeği” ile kanadındaki yumurta şekli nedeniyle “Büyük Uçan Yumurta” adını alan kelebek gibi birçok özel tür Tropikal Kelebek Bahçesi’nin sakinleri arasında yerini aldı.

Koordinatör, biyolog ve bölüm sorumlularından oluşan ekip de Filipinler, Kenya ve Kosta Rika gibi ülkelerden yeni kelebek türlerinin bahçeye kazandırılması için çalışma yürütüyor.

Son dönemde bahçeye getirilen türler arasında, uzunluğu 20, kuyruk uzunluğu ise 15 santimetreyi bulabilen, İpek Güvesi ailesinin en büyük üyesi konumundaki Latince ismi “Argema mimosae” olan Afrika Ay Güvesi ilgi çekiyor.

Kelebeklerde hortuma benzeyen 2 tüpten oluşan ve “proboscis” adı verilen ağız yapısı bulunmayan Afrika Ay Güvesi kelebeği, bir haftalık ömrü boyunca tırtıl halindeyken depoladığı besinleri kullanıyor.

Rengi kamuflaj yeteneğini artırıyor

Tropikal Kelebek Bahçesi biyologlarından Pınar Öğe, AA muhabirine, Kenya’dan getirilen Afrika Ay Güvesi’nin kuru yaprak görünümündeki kuyruğunun bahçeye gelen ziyaretçilerin dikkatini üzerine topladığını söyledi.

Kanatlarında bulunan göze benzeyen desenlerin Afrika Ay Güvesi’ni ayırıcı bir diğer fiziksel özellik olduğunu anlatan Öğe şunları kaydetti:

“Tüm kelebeklerimizin olduğu gibi bu kelebeğimizin de renkleri çok özel. Yeşil ve sarı renklerin bir karışımı ve bu durum onun kamuflaj yeteneğini artırıyor. Zaten kelebeğimiz kamuflaj konusunda son derece yetenekli. Rengi ona özel bir kamuflaj yeteneği kazandırıyor. Genellikle yeşil yapraklar üzerinde yaşayarak avcılarından korunmayı sağlar. Kanat üzerindeki göze benzeyen desenler ise kelebeğimizin en büyük avcısı yarasa için kullandığı savunma mekanizmasıdır. Yarasalar bu şekillerden korkarak uzaklaşıyor.”

“Tırtılken yediğiyle yaşıyor”

Bahçede 40 farklı türde 20 bin kelebeğin gözlemlenebildiğini dile getiren Öğe, “Bahçe 28 derece ısıda yüzde 80 nem oranına sahip. Buraya geldiğinizde göreceğiniz kelebekler bu sıcaklık ve nem oranlarında yaşamlarını sürdürebiliyorlar. Afrika Ay Güvesi, doğal ortamında, Afrika’da yılda iki defa görülebilir, ilkbahar ve sonbaharda. Bahçemize geldiğinizde 12 ay boyunca Afrika Ay Güvesi’ni gözlemleme ve fotoğraflama şansınız olacak.” diye konuştu.

Tırtılken besinleri depolayan kelebeğin erişkin halde bu depoyu kullandığını belirten Öğe, “Kelebekler çiçek ve meyvelerden topladıkları nektarinlerle beslenir. Afrika Ay Güvesi’nin ağız yapısı yoktur. Diğer kelebeklerden ayrılan en önemli özelliklerinden birisi de ağız yapısının olmamasıdır. Beslenemeyen kelebeğimiz yaklaşık bir hafta ömre sahip.” ifadesini kullandı.

Muhabir: Anıl Kuru

KONYA(AA) – Konya Ovası’nda son yıllarda hızla artan obruk oluşumlarının yanı sıra yüzey yarıkları da sıklıkla görülmeye başlandı. Küresel ısınma, suyun aşırı kullanımı ve kuraklığın etkisiyle yer altı su seviyesinin düşmesi, zeminin çökmesine ve yüzeyde deformasyona neden oluyor.

Yer altı su seviyesindeki azalmaya bağlı oluşan yarıklar, Orta ve Batı Anadolu havzalarının önemli sorunlarından biri haline geldi.

Konya’da geçen aylarda Çumra, Karapınar ve Emirgazi ilçelerinde görülen yüzey bozulmaları, yerleşim yerlerinde ve yapılarda deformasyona neden oluyor.

Akşehir havzasında Tuzlukçu’da görülen yarıklar, mahalle sakinlerini de endişelendiriyor.

1,5-2 metreyi aşan derinlikte yüzey yarıkları görüldü

Konya Teknik Üniversitesi (KTÜN) Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Eren, AA muhabirine, Konya Ovası’ndaki obruk oluşumlarına yönelik araştırmada gözlemledikleri yüzey yarıklarının gün geçtikçe etkisini artırdığını söyledi.

Yer altı su seviyesindeki azalmaya bağlı oluşan yarıkların, bazı kırsal mahalleleri de tehdit ettiğine işaret eden Eren, şöyle konuştu:

“2000’li yıllardan bu yana, aşırı su kullanımı ve küresel ısınmaya bağlı olarak yer altı suyunda önemli düşüşler başladı. Yer altı su seviyesindeki düşüşün göstergesi de farklı zemin sıkışmasına bağlı olarak yüzey deformasyonu oluşturması. Bunu Orta ve Batı Anadolu havzaları, Tuzlukçu, Akşehir, Aksaray, Karaman, Niğde, Bolvadin, Manisa ve Aydın’da görüyoruz. Bunları, yüzey deformasyonları, yeryüzünde 1,5-2 metreye varan düşey atımlar oluşturan yüzey faylanmaları şeklinde izliyoruz. Bazen de genişliği 1,5-2 metreyi aşan yüzey yarıkları şeklinde izliyoruz.”

“Evlerde hasar ve açılma oluşturmuş”

Konya Kapalı Havzası’nın kenarlarında yüzey faylanmalarına rastlandığını aktaran Eren, şöyle devam etti:

“Tuzlukçu ilçesi Çöğürlü mahallesinde tümünü inceleyemedik ancak 400 metrelik bölümünde yüzey deformasyonlarına rastladık. Burada köyün yakın kesiminde oluşmuş, yerleşim yerinden boydan boya geçiyor. Evlerde hasar ve açılma oluşturmuş. Vatandaşlar ayrılan bir duvarı köpükle doldurmaya çalışmış. Onlarca yıldır bu durum devam ediyor. Bunu engellemenin tek yolu, yer altı suyunu belirli dengede tutmak ve su seviyesindeki düşüşün önüne geçmek. Bunu bugün sağlayabilsek bile kalıcı deformasyon oluşturduğu için 10 yıl kadar devam ediyor. Bu yarıkların oluştuğu yerlerde binalarda sürekli deformasyon oluşuyor. Karapınar ve Çumra Adakale’deki gözlemlerimizde yıllık 5-10 santimetre düşey çökme tespit ettik. Yer altı suyundaki azalmayla havzalarımız kelimenin tam anlamıyla çöküyor. Şu anda Orta ve Batı Anadolu havzalarının tamamında bu problem var. Çok fazla düşümün olduğu yerde yüzey deformasyonlarına yaygın şekilde rastlıyoruz. Bu yarıklar, küresel ısınma, aşırı ve yanlış su kullanımı, suyun israfı yer altı su seviyesinde aşırı düşüşe neden oluyor. Bu da farklı zemin sıkışmasına bağlı olarak yüzeyde deformasyona neden oluyor.”

Yer altı suları yılda 5-10 metre çekiliyor

Eren, tarımda su kullanımındaki artışla birlikte su seviyesinin azalmasına, kuraklık, küresel ısınma ve şehirleşmenin etkili olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Yer altı su seviyesindeki düşüş 2000’li yıllardan önce 1 metre düşerken şu anda 5-10 metreden fazla düşümler görüyoruz. Son on yılda bu oran daha da arttı. Hızlanmaya devam edecek gibi de görünüyor. Bunların obruklarla da kısmen ilişkisi var. Yarıklar, büyük çapta olmasa bile yeni obrukların oluşumuna da neden oluyor. Depremlerle ilgisi yok. Emirgazi’de 3 kilometre uzunlukta, Tuzlukçu’da ise 2 kilometre uzunlukta olan yarıklar var. Bu yıl daha da açılma var. Geçen günlerde Emirgazi ilçesindeki yarıkları oluşturan yağmur değil. Zayıflık zonu olduğu için yağmur sadece ortaya çıkmasını hızlandırıyor. Yani yüzeye yaklaşmış, oluşmak üzere olan yarıklardan yağmur suları kolaylıkla süzülerek görünümü kolaylaştırıyor.”