Konya Şeker, Torku Ormanları'nda ekosistemi canlandırmayı sürdürüyor

İSTANBUL (AA) – Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, "Tarımsal üretimde verim artışını sağlamak için çevre şartlarının üretici lehine değiştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ağaçlandırma ile birlikte bir habitatın da oluşmasını arzuladık ve doğal hayatın bu alanlarda canlanması ile ağaçların ekolojik dengeye katkısının daha çok artacağını düşünerek ormanlık alanlarımıza doğal hayatın unsurları olan arı, sincap, değişik kuş türleri, kaz ve kızıl geyikleri ormanlarımıza saldık." ifadelerini kullandı.

Konya Şeker'den yapılan açıklamaya göre şirket, Konya nüfusu kadar ağaç hedefiyle ağaçlandırma çalışmalarına 2004 yılında başladı.

Bu hedefini gerçekleştirir gerçekleştirmez yeni hedefini Türkiye Nüfusu kadar ağaç olarak belirleyerek Türkiye'de özel şirket eliyle yürütülen en iddialı ağaçlandırma projesini, diktiği 21 milyon ağaç ve oluşturduğu 67 ayrı lokasyondaki Torku Ormanları ile kesintisiz sürdürdü.

Konya Şeker, her yıl daha da büyüttüğü Torku Ormanları'nda biyoçeşitliliği arttırmak için birbirine zarar vermeyen türlerin doğal ortamında çoğalması için orman alanlarına sincapları, tavukları ve hindileri salarak ekosistemi de canlandırıyor.

Şirket bu çerçevede 2 yıl önce yeni bir adım attı ve Torku Ormanları ve onlarca kızıl geyiklerden sonra kaz sürüleri ile arı kovanlarına da ev sahipliği yapmaya başladı.

Torku Ormanları şimdilik binlerce kaz ile yüzlerce kovana ev sahipliği yaparken, projenin tüm ağaçlandırma sahalarına yayılmasıyla hem kaz sayılarının hem de Kovan sayılarının katlanarak arttırılması hedefleniyor.

– "Ağaçlandırma çalışmalarını hobi amaçlı yapmıyoruz"

Açıklamada görüşlerine yer verilen Pankobirlik Genel Başkanı Recep Konuk, ağaçlandırma çalışmalarını hobi amaçlı yapmadıklarını belirterek, şunları kaydetti:

"Tarımsal üretimde verim artışını sağlamak için çevre şartlarının üretici lehine değiştirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Ağaçlandırma ile birlikte bir habitatın da oluşmasını arzuladık ve doğal hayatın bu alanlarda canlanması ile ağaçların ekolojik dengeye katkısının daha çok artacağını düşünerek ormanlık alanlarımıza doğal hayatın unsurları olan arı, sincap, değişik kuş türleri, kaz ve kızıl geyikleri ormanlarımıza saldık. Toplu orman alanları için özellikle de Konya gibi yazın kurak geçen bölgelerde en büyük risklerden biri ağaçların dip temizliğidir. Genel olarak sahanın özel olarak ağaçların diplerini yabani otlardan temizlemezseniz ağaçlar için iki önemli risk oluşur.

Ağacın kök çukurunu ot kaplarsa ağaç yeterince beslenemez. İkincisi ve daha tehlikelisi sürtünme, bir cam kırığı kuruyan bu otlardan bir öbeğin kasıt olmadan da tutuşmasına sebep olabilir. O nedenle biz hem yol boyu ağaçlandırma güzergahlarımızda hem de toplu ağaçlandırma sahalarımızda projeye başladığımızdan bu yana 16 yıldır hem sulama hem budama yani yabani ot temizliğini yaz boyu yapıyoruz. Ancak ağaç sayımız 21 milyona ulaşınca en azından yabani ot temizliğine insan gücüyle yetişilmesi imkansız hale geliyor. Bu mücadelede hızlanmanın iki yolu vardı biri plebisit kullanmak diğeri de ekolojik mücadele için bir yol bulmak, ormanlarda biyoçeşitliliği artırarak hem orman sakinlerinin besleneceği hem de yabani ot mücadelesini yapabileceğimiz bir çözüm bulmak. "

O çözümü kazlarla bulduklarını aktaran Konuk, kimyasal mücadele yerine tercihlerini kazlardan yana yani biyolojik bir mücadeleden yana kullandıklarını aktardı.

Konuk, doğal ortamda beslenen kazlardan üretilen kaz etlerini de Doğrudan Marketler eliyle tüketici ile buluşturduklarını bildirerek, şu bilgileri paylaştı:

"Orman sahalarımızda geliştirdiğimiz bir diğer ekolojik çözüm ise tüm Konya Ovası'na yönelik bir hizmettir. Bilindiği gibi bitkisel üretim ve meyvecilik açısından en önemli husus tozlaşmadır. Yani çiçekli bitkilerin meyveye durabilmesi için polenlerin çiçeklere taşınması gerekir. Bu rüzgar yardımı ile olabileceği gibi bunun en önemli taşıyıcıları arılardır. Çiçekten çiçeğe konarken, ayaklarında, gövdelerinde taşıdıkları çiçek tozlarıyla kondukları çiçeği döllerler ve meyvenin, sebzenin üretim sürecini başlatırlar. Biz ovada tozlaşmanın daha etkin hale gelmesi ve sağlıklı şekilde doğal yollarla hızlanması, verimin artması için ormanlarımıza yüzlerce kovan arı yerleştirdik. O arılarda bizim yorulmak bilmeyen bahçıvanlarımız gibi sadece her bitki ile her ağaç ile değil, milyonlarca, milyarlarca çiçekle tek tek ilgileniyor, sabah akşam her çiçeği bizim adımıza ziyaret ediyorlar.

Onların Konya Ovası'nın dört bir yanından topladıklarıyla biriktirdiği ballar da Doğrudan Marketlerimiz de organik bal olarak tüketici ile buluşuyor. Yani özetle, oluşturduğumuz orman alanlarında yabani ot mücadelesini kazlar, Konya Ovasının tamamında tozlaşma için bizim ormanlarımızın arıları hizmet ediyor, hem ormanlarımız doğal bekçilerince muhafaza ediliyor hem de tüketici organik kaz eti ve balla buluşuyor. Biz orman alanlarımızda geliştirdiğimiz ekolojik çözümle bir yandan oOrman sahalarının bakımı ve yabani otla mücadelede ciddi bir tasarruf imkanına kavuşur, arı kovanlarımızla ovanın verimliliğine, bağcılık, meyvecilik ve bahçeciliğe katkı yapmanın onurunu yaşarken bu ekolojik çözümün raflara ulaşan bereketiyle de ekosisteme yatırımın ödülünü alıyoruz."

– Ağaçlar sayesinde oluşan doğal iklimleme verime yansıdı

Açıklamada yer alan bilgiye göre, hedefini Türkiye nüfusu kadar ağaç olarak belirleyen ve Türkiye'nin en iddialı ağaçlandırma projesini yürüten Konya Şeker proje kapsamında 2004-2021 yılları arasında yaklaşık 21 milyon ağaç dikti.

Kurduğu 3,1 milyon fidan/yıl üretim kapasiteli Fidan Üretim Merkezi ile de ağaç varlığının güvencesi olan Konya Şeker, ağaçlandırılacak saha olarak Konya Kapalı Havzası'nın tamamını seçti.

Konya Şeker, ağaçlandırma çalışmaları çerçevesinde 5 bin kilometrelik mesafede, 273 ayrı güzergahta çift taraflı ve derinliği 8 ila 10 sıraya kadar varan ağaçlandırma güzergahları ve 67 farklı yerde oluşturulan 9 bin 400 dekarlık toplu orman alanlarında cinsi, bölgenin iklim ve toprak yapılarına göre değişmekle birlikte, genel olarak akasya, dişbudak, akçaağaç, mahlep, karaağaç, iğde, ahlat, alıç, meşe, çınar, badem, zerdali, dut, ceviz, ıhlamur, çınar, sedir, karaçam, mavi selvi, kiraz gibi ağaçlar yetiştirdi.

Torku Ormanları, yetişen ormanlarla birlikte kızıl geyiklerin yanı sıra tilki, yılan, yaban tavuğu, koyun ve sincap gibi hayvanların yaşamına olanak sağladı.

Toplu ağaçlandırma alanlarında ekolojik ortamı iyileştirmek için birbiriyle uyumlu yaban hayvanlarını da bu alanlara salan Konya Şeker, ağaçlandırma çalışmalarındaki temel amacı, çevre şartlarını üretici lehine değiştirmek olarak belirledi ve nitekim bu çalışmalar ilk sonuçlarını vermeye başladı.

Ağaçlar sayesinde oluşan doğal iklimleme verime yansıdı, biyolojik hayatın canlanmasıyla da süne ile biyolojik mücadelede önemli bir aşama kaydedildi.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

KONYA (AA) – Konya Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamada, Meram ilçesinde 30 Temmuz’da aynı aileden 7 kişinin hayatını kaybettiği olayla ilgili Başsavcılık tarafından yürütülen soruşturma kapsamında olayın faili olduğu değerlendirilen şüphelinin, Bozkır ilçesi kırsalında yakalandığı bildirildi.

Zanlı Altun’un, ilçeye bağlı Üçpınar Mahallesi’ndeki saklandığı mezarlıkta yakalandığı öğrenildi.

Konya Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada ise “Meram ilçemizde 30.07.2021 tarihinde 7 vatandaşımızı vahşice katleden fail Mehmet Altun, İl Emniyet Müdürlüğü, İl Jandarma Komutanlığı ve Bölge Özel Harekat birimlerimizin koordineli ve etkin çalışmaları neticesinde saklandığı yerde sağ olarak yakalanmıştır.” ifadelerine yer verildi.

KONYA (AA) – Küresel iklim değişikliğinin tetiklediği kuraklık nedeniyle bölgedeki su kaynakları ile tarımsal sulama kuyularının seviyesinde düşüş yaşandı.

DSİ 4. Bölge Müdürlüğünün verilerine göre, il genelindeki su kaynakları son 10 yılın en düşük seviyesine gerilerken, Türkiye’nin en büyük tatlı su kaynağı Beyşehir Gölü, aktif doluluk oranında kritik eşiğin altına indi.

Son 10 yılın ortalamasında aktif doluluk oranı yüzde 42 olan gölde su miktarı ilk defa “ölü hacim eşiği” kabul edilen 3 bin 28,29 hektometreküpün altına gerilediği için tarımsal sulamaya izin verilmiyor. Yine Suğla depolaması ve İvriz Barajı da kritik eşiğin altına indiği için su kullanımına müsaade edilmiyor.

Tarımsal sulamanın yanında kentin içme ve kullanma suyuna kaynak olan Bağbaşı Barajı’nın aktif doluluk oranı yüzde 15’e düşerken, Altınapa Barajı’nda bu oran yüzde 51’e geriledi.

Çavuşçugöl depolamasının aktif doluluk oranı yüzde 2’ye, Apa Barajı’nın da yüzde 4’e kadar düştü.

Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Süleyman Soylu, AA muhabirine, Konya Ovası’na uzun yıllar ortalamasının çok altında yağış düştüğünü söyledi.

Bu durumun barajları ve sulama kaynaklarını olumsuz etkilediğini belirten Soylu, tarımsal üretimde büyük sıkıntılar yaşandığını anlattı.

Hububat üretim alanlarında ciddi verim kayıpları olduğuna dikkati çeken Soylu, “Bazı yıllar meteorolojik kuraklıklar oluyordu ancak üretim anlamında tarım takvimine uygun periyodik yağışlar alıyorduk. Bu yıl çok farklı oldu. Bitkilerin tam ihtiyacı olduğu dönemlerde de hiç yağmur düşmedi. Bu da ister istemez çiftçilerin sulama kaynaklarına yönelmesine neden olduğu için mevcut su kaynakları üzerinde olumsuz baskılar oluşturdu.” diye konuştu.

“Son 10 yıldır iklim değişikliğinin etkilerini ciddi anlamda hissediyoruz”

Bölgedeki çoğu sulama kaynağının dip seviyeleri gördüğünü ve derin kuyulardaki suların da çekildiğini anımsatan Soylu, sulanabilir arazide tarımı yapılan baharlık ürünlerin olgunlaşma döneminde ihtiyaç duyduğu suya ulaşamamasının verim kayıplarını artıracağını dile getirdi.

Soylu, şöyle devam etti:

“Son 10 yıldır iklim değişikliğinin etkilerini ciddi anlamda hissediyoruz. Artık ekim zamanlarımız, yetiştirme tekniklerimiz farklılıklar göstermeye başladı. Mutlaka bu iklim değişikliğine göre tarımı yeniden revize etmemiz gerekiyor. Çiftçi alışkanlıklarını değiştirmemiz gerekiyor. Özellikle bitki su tüketimine göre çiftçilerin sulama programlarını çok daha farklı yapmamız lazım. Suyu tasarruflu kullanan sulama teknolojilerini yaygınlaştırmamız lazım. Yine özellikle yağışın düşük olduğu bölgelerde ürün desenlerini yeniden ele alarak suyu daha az tüketen bitki türlerinin ekimini teşvik edecek yeni tarım politikaları oluşturulması son derece önemli.”

“Her şeyden vazgeçilebilir ama susuz, gıdasız hayat olmaz”

Karatay Ziraat Odası Başkanı Rıfat Kavuneker de dış havzalardan Konya Ovası’na acilen su getirilmesi gerektiğini ifade ederek, “Bazı uzmanlar, dış havzalardan su getirmek çok maliyetli, cazip değil diyor ama bunlar göz önüne alınmadan, pahalı, ucuz demeden çözüm üretilmeli. Dünyada her şeyden vazgeçilebilir ama susuz, gıdasız hayat olmaz. Konya, Türkiye’de tarımsal üretimin yüzde 15’ini karşıladığı için bu sadece bizim de değil, tüm ülkenin meselesi. Burası sadece hububatta değil, pancar, mısır, ayçiçeği, kaba yem gibi ürünlerde de potansiyeli çok yüksek bir tarım merkezi. Çiftçinin kaderi şu anda tamamen yer altı sularına bağlı. O da çekilmeye devam ederse gerçekten büyük sıkıntılar yaşarız. Ülkemizin bir tarafında sel felaketleri yaşanırken, burada da kuraklık felaketi yaşanıyor, Rabbim hakkımızda hayırlısını versin. Hiçbir zaman ümidimizi kaybetmeyeceğiz.” diye konuştu.

Tarımsal sulamanın derin kuyularla yapıldığı Cihanbeyli bölgesinde çiftçilik yapan Alişan Taşpınar ise şunları söyledi:

“En az yağış alan bölgelerden birinde çiftçilik yapıyoruz. Bu yıl kuraklığın çok fazla zararını gördük. Ne kadar az yağmur alsak da Rabbim yer altına su depolamış ve bizler de bunu kullanarak tarım yapıyoruz. Önceden çok bilinçsiz kullanıldığı için su seviyelerimiz beklenenden çok daha hızlı çekildi. Geçmişte su 15-20 metreden çıkıyordu, şimdi 70-80 metreden çıkıyor. Suyun azalması da bizi çok tedirgin ediyor. En değerlimiz, olmazsa olmazımız sudur. Yoksa üretim biter. Toprağın su tutmasını sağlayacak faktörlerin çiftçilerimize iyi anlatılması gerekiyor. Su kanallarındaki kayıp ve kaçağın da önüne geçilmesi suyun düzenli kullanımında çok önemli. Dış havzalardan su gelmesi en büyük umudumuz.”