Kopenhag Teknik Direktörü Solbakken: “Zor bir maç olacak”

KOPENHAG (AA) – UEFA Avrupa Ligi son 16 turu ilk maçında 12 Mart Perşembe günü Medipol Başakşehir'e konuk olacak Danimarka temsilcisi Kopenhag'ın teknik direktörü Staale Solbakken, kendilerini zor bir karşılaşmanın beklediğini söyledi.

Solbakken, takım kaptanı Zeca ve takımın golcüsü eski Trabzonsporlu Dame N'Doye, Medipol Başakşehir ile oynayacakları son 16 turu ilk maçı öncesi Danimarka'da görev yapan Türk basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

Medipol Başakşehir'i ne kadar tanıdığı ile ilgili bir soruyu yanıtlayan Solbakken, rakiplerini tanıdığını, turuncu-lacivertlilerin iyi bir takım olduğunu ve tecrübeli futbolculardan oluştuğunu, zamanla Medipol Başakşehir'i daha yakından tanıyacağını ifade etti.

Solbakken, Türk futbolunda ise Fenerbahçe ve daha önce UEFA Şampiyonlar Ligi'nde karşılaştıkları Galatasaray'ı tanıdığını, daha önce Kopenhag'da oynayan Beşiktaşlı Atiba Hutchinson ile vatandaşı Trabzonspor'un Norveçli golcü oyuncusu Alexander Sörloth'u takip ettiğini aktardı.

İlk maçtan beklentisiyle ilgili Solbakken, "Muhtemelen bizi belli periyotlarda baskı altına alacaklar. Baskıdan kurtulup, belli bölümlerde kendi oyunumuzu oynayabilecek miyiz hep birlikte göreceğiz." diye konuştu.

Kopenhag ile 6 lig şampiyonluğu ve 4 Federasyon Kupası kazanma başarısı gösteren Solbakken, ilk maçın İstanbul'da olmasının kendilerine avantaj sağlayabilmesi için deplasmanda iyi bir skor elde etmeleri gerektiğini dile getirdi.

Solbakken, "Çok zor bir maç olacak. Bunu garanti ediyorum." ifadelerini kullandı.

Tecrübeli teknik adam, Türk futbolu hakkında Dame N'Doye'dan bilgi aldığını sözlerine ekledi.

– Dame N'Doye: "Yeniden Türkiye'de olacak olmak çok güzel"

Medipol Başakşehir ile deplasmanda yapacakları maçı değerlendiren Kopenhag'ın Senegalli golcüsü Dame N'Doye ise "Yeniden Türkiye'de olacak olmak çok güzel. Türkiye'de çok fazla arkadaşım var ve hala onlarla konuşuyorum. Medipol Başakşehir'in çok iyi oyuncuları var ve bazılarını tanıyorum. Şansları değerlendirecek olursak iki iyi takım arasında güzel bir maç olacak. Şansın bizimle olmasını umuyorum." şeklinde görüş belirtti.

N'Doye, "Türk futbolu çok iyi bir seviyede, bu yüzden Avrupa'da varlar. Türkiye'de iyi takımlar ve iyi oyuncular var. Atmosfer çok güzel ve taraftarlar da çok iyi. Danimarka'da da taraftarlarımızla olan bağımız çok kuvvetli." ifadelerini kullandı.

– Zeca: "Şanslar eşit"

Kopenhag'ın Portekiz doğumlu Yunan vatandaşı kaptanı Zeca ise yaptığı açıklamada, "İyi ve tecrübeli bir takıma karşı zor bir maç olacak. Türkiye'de atmosfer ve taraftarlar her zaman çok iyi. Bizi zor bir maç bekliyor." diye konuştu.

Zeca, "Çok iyi bir takım olduklarını biliyorum, ligde zirvedeler. Portekiz asıllıyım, Sporting Lizbon'a karşı maçlarını izledim. İlk maç çok zordu ancak ikinci karşılaşmada geri dönüş yapabileceklerini gösterdiler." değerlendirmesinde bulundu.

Zorlu bir mücadelenin kendilerini beklediğini ve turu geçecek takımın Kopenhag'daki maçta belli olacağını belirten Zeca, "Turun favorisi yok. İki takımın da şansı eşit. Türkiye'deki maçta kendi oyunumuzu kabul ettirip, gol yemeden ikinci maç için avantajlı bir skor elde edip, turu evimizde geçmek istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İZMİR (AA) – Süper Lig’in 64 yıllık geçmişinde bu sezona kadar en erken golü 2008-2009 sezonunda 29 Kasım 2008’de Eskişehir Atatürk Stadı’nda yapılan Eskişehirspor-Denizlispor (4-3) maçının henüz 12. saniyesinde fileleri havalandıran Denizlispor’un Trinidad ve Tobagolu futbolcusu Darryl Bevon Roberts atmıştı.

Gaziantep’in golcüsü Muhammet Demir, eski takımı Medipol Başakşehir filelerini henüz 10. saniyede havalandırarak, Roberts’in rekorunu kırdı.

Ligde Darryl Bevon Roberts’ın golünden önce bilinen en erken golü ise 30 Nisan 2006’da Sivasspor ile Kayserispor arasında oynanan ve konuk takımın 5-0 kazandığı maçın 15. saniyesinde fileleri havalandıran Kayserisporlu İlhan Parlak atmıştı.

Bu gollerin dışında maçların 20. saniyelerine kadar en erken golleri atan futbolcular şunlar:

17. saniye: 2007-2008 sezonunda Trabzonspor-Gaziantepspor maçında Trabzonsporlu Umut Bulut.

18. saniye: 2001-2002 sezonunda Galatasaray-Göztepe maçında Galatasaraylı Vedat İnceefe.

20. saniye: 2007-2008 sezonunda Sivasspor-Kasımpaşa maçında Sivassporlu Musa Aydın, 2009-2010 sezonunda Kasımpaşa-Kayserispor maçında Kasımpaşalı Yekta Kurtuluş, 2015-2016 sezonunda Kasımpaşa-Osmanlıspor maçında Kasımpaşalı Andre Castro De Pereira.

ANKARA (AA) – Sivil toplum kuruluşu Greenpeace’in öncü isimlerinden Paul Watson’ın kurduğu “Sea Shepherd” (Deniz Çobanı) derneğinde gönüllü çalışan hayvan hakları aktivisti Samuel Rostol, 1500’lü yıllara dayanan yunus ve balina avlama geleneği ve bu geleneğe karşı oluşturulmaya çalışılan kamuoyunu AA muhabirine anlattı.

Rostol, “Grindadrap” avında her yaz, balıkçıların av çağrısında bulunmasının ardından teknelerle balinaların ve yunusların en yakın koyda kıstırıldığını ve burada kesici aletlerle öldürüldüklerini söyledi.

Bu yıl yunus ve balinaların katledildiği anların yerliler tarafından drone ile kayda alındığını aktaran Rostol, Avrupa Birliğinde (AB) yasal olmayan bu tür bir avlanmanın, AB içinde yer almayan Faroe Adaları’nda 1500’lü yıllardan bu yana sürdürüldüğüne ve Orta Çağ’da ada sakinlerinin gıda ihtiyacını karşılamayı amaçladığına işaret etti.

“Faroe Adaları sakinleri de bu festivalden rahatsız”

Rostol, bugün Faroe Adaları sakinlerinin de birçokları gibi balina ve yunusların öldürülmesinden rahatsız olduğunu vurgulayarak “Her gün Faroe Adaları halkından mesaj alıyorum. İnsanlar bu olay karşısında nasıl hissettiklerini, mesaj yoluyla bize iletiyor ama bunu kamuya açık şekilde yapamıyorlar. Çünkü arkadaşlarını, ailelerini, işlerini, müşterilerini kaybedebilirler. Bu yüzden en zoru, insanların sesini yüksek sesle çıkarmalarını sağlamak. Ben de bunu yapmaya çalışıyorum.” dedi.

Samuel Rostol, ada sakinlerini bu gelenekten vazgeçirmek için birçok kuruluşun, adanın temel ithalat ürünü olan somon balığı alımının boykot edilmesi gibi çalışmalar yürüttüğünü belirterek “Herhangi bir ülke tarafından adanın deniz ürünlerinin boykot edilip edilmediğini bilmiyorum. Daha önce de söylediğim gibi bu avlama AB’de yasak ancak Faroe Adaları, AB’nin parçası olmadığından yasak değil. AB’ye dahil olurlarsa ve katliamı sona erdirmeleri istenirse yasaklanır.” diye konuştu.

“Yunus ve balina katliamı çocuklara izletiliyor”

Öldürülen yunus ve balinaların kanlarıyla kızıla boyanmış sahile, küçük çocukların götürülmesi de sosyal medyada tepkiyle karşılandı.

Rostol, çocuklara, bu canlıların öldürülmesinin normal bir olaymış gibi gösterilmeye çalışıldığını, çocuklara av geleneğinin izlettirilmesinin ardında yatan bir diğer nedenin de besin kaynağının nereden geldiğini göstermek olduğunu söyledi.

“Canlılara yapılan katliamı belgelemek görevim”

Bu yaz pilot balina avını yerinde izlemek için adaya gittiğini belirten Rostol, canlılara yapılan katliamı belgelemenin görevi olduğunu dile getirdi.

Avcıları fiziksel olarak durdurmaya çalışmadıklarını ancak toplumu siyaseten etkilemeyi hedeflediklerini vurgulayan Rostol, “İnsanları bu eylemden alıkoymak için avlamaları kayıt altına almak ve neler yaşandığını göstermek istiyoruz. Yakın gelecekte, ada sakinlerinin bu canlıların sesi olacağını ümit ediyorum.” diye konuştu.

Bu yılki avlanmaya, merkezi İsviçre’de bulunan denizcilik örgütü OceanCare’den tepki geldi. Örgütten yapılan açıklamada, “avcılıkta sınırın aşıldığı” ifade edildi.

Faroe Adaları Balıkçılık Bakanı Jacob Vestergaard ise radyo yayıncısı Kringvarp Foaroya’a yaptığı açıklamada, av geleneğini savundu.

Vestergaard, avın usulüne uygun yapıldığını, pilot balinaların ve yunusların tehdit altında olmadığını söyledi.

Faroe Adaları’nda her yıl düzenlenen “Grindadrap” avında, bu yıl 1428 balina ve yunusun avlandığı duyurulmuştu.

Yerel basında çıkan haberlerde, adalarda, bu yıl öldürülen deniz memelilerinin sayısının, geleneğin başladığı zamandan bu yana en yüksek rakam olduğu tahmin edildiği belirtilmişti.

1584 yılından bu yana süregelen avlanma geleneğinde, en fazla balina ve yunusun 430 ile 2013 yılında katledildiği kayıtlara geçmişti.

Faroe Adaları

Kuzey Atlantik Okyanusu’nda Norveç, İskoçya ile İzlanda arasında yer alan 1339 kilometrekare yüzölçümüne sahip olan ve Danimarka’ya bağlı Faeroe Adaları’nda yaklaşık 50 bin kişi yaşıyor.

Başkenti Torshavn olan Faroe Adaları’nda hayvancılığın yanı sıra en önemli geçim kaynağı olarak balıkçılık yapılıyor.

Muhabir: Sümeyye Dilara Dinçer