Körfez'de uzlaşı olacak mı?

İSTANBUL (AA) – Arap ve uluslararası siyasi çevreler, gelecek Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) zirvesinde Katar’a boykot uygulayan ülkelerle ya da ilk adım olarak sadece Suudi Arabistan ile yeni bir uzlaşı temelinde ilkelerin yer aldığı bir anlaşma taslağı imzalamasını öngörüyor.

Şu ana kadar Bahreyn’de bu ay yapılması planlanan Körfez İşbirliği Konseyi (KİK) zirvesinin veya dışişleri bakanlarının zirveye hazırlık toplantısının kesin tarihi belirlenmedi. Riyad’a ya da Kuveyt’e taşınma ihtimali de bulunan zirvenin, KİK liderlerinin huzurunda mı yoksa internet üzerinden mi yapılacağı da belli değil.

Kuveyt, Katar’a yönelik 5 Haziran 2017’de başlatılan ambargonun başından bu yana ABD ve Umman gibi ülkelerle birlikte “resmi” ara bulucu rolünü üstlendi.

Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamed Al Sani, pazartesi günü Kuveyt Emiri Şeyh Nevvaf el-Ahmed el-Cabir es-Sabah ve Umman Sultanı Heysem bin Tarık’a Körfez uzlaşısını sağlama çabaları nedeniyle teşekkürlerini iletti.

Körfezin kısa bir süre sonra uzlaşıya varacağına ilişkin ABD basınına yansıyan haberlerin ardından, Kuveyt Dışişleri Bakanı Ahmed Nasır es-Sabah 4 Aralık’ta Körfez krizinin çözümü noktasında ülkesinin ara buluculuğunun başarıya ulaştığını ortaya koydu.

Kuveyt’ten yapılan açıklamalarda, KİK’in birliğini garanti edecek şekilde, Körfez’deki anlaşmazlığı çözmek için nihai bir anlaşmaya varıldığı doğrulandı ancak Katar ile Suudi Arabistan arasında herhangi bir anlaşmanın ayrıntısına yer verilmedi.

Mısır, Bahreyn ve BAE’nin tutumu belirsiz

Katar ve Suudi Arabistan, Kuveyt’in açıklamasını olumlu karşılarken Mısır, Bahreyn ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) tutumu kısmen belirsiz.

Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı Faysal bin Ferhan Al Suud, 5 Aralık’ta Manama’da yaptığı açıklamada ilgili tüm ülkelerin katılımıyla krizin çözümünün ufukta olduğunu belirtti.

Al Suud AFP’ye yaptığı açıklamada, “Bu süreçte ortaklarımızla tam koordinasyon içerisindeyiz.” açıklamasında bulunmuş, bu açıklama gözlemciler tarafından Suudi Arabistan ile diğer üç ülke arasında hepsinin adına Riyad’ın ABD-Kuveyt ara buluculuğunda Katar’la nihai anlaşmaya varması yönünde bir mutabakat olduğu şeklinde değerlendirilmişti.

BAE Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Gargaş, salı günü yaptığı açıklamada, Katar’a ambargo uygulayan dört ülke adına Suudi Arabistan’ın çabalarını da desteklediklerini dile getirdi.

Körfez krizinde ara buluculuk rolü üstlenen Kuveyt’in çabalarını ve ABD’nin Körfez’deki dayanışmayı güçlendirme gayretlerini takdir ettiğini ifade eden Gargaş, ülkesinin tutumuna ilişkin açıklama yapmadı.

Batı’da yayınlanan raporlar, ilk aşamada Katar ile Suudi Arabistan arasında beklenen “uzlaşının” başlayabileceğini ve diğer üç ülkenin uzlaşı anlaşmasına sonraki aşamalarda katılabileceğini ileri sürüyor.

Öte yandan gözlemciler, Bahreyn’in Suudi yönelimleri çerçevesi dışında tutum benimsemeden, resmi uzlaşı duyurusunun başlangıcına katılacağını ancak Katar ile ilişkileri normalleştirmede ilerleme kaydetmeyeceğini öngörüyor.

Ayrıca Katar-Bahreyn ilişkilerinde deniz sınırlarıyla ilgili yeni tartışmalar yaşanıyor. Katar Sınır ve Sahil Güvenliği’nin Bahreyn’e ait iki tekneyi durdurmasının ardından Bahreyn Dışişleri Bakanı bu olayı “siyasi provokasyonu amaçlayan Katar askeri saldırısı” olarak nitelendirmişti.

Bahreyn’in tutumunun önemi, gelecek zirveye Manama’nın ev sahipliği yapacak olması ihtimalinden kaynaklanıyor.

Gözlemcilere göre BAE, zirve sırasında beklenen uzlaşının sonuçlandırılmasında Suudi Arabistan’ın tutumuna herhangi bir itirazda bulunmayacak ancak Katar’a yönelik tutumunu da koruyacak.

Mısır ile Katar arasında normalleşme beklenmiyor

Mısır’a gelince, Cumhurbaşkanı Abdulfettah es-Sisi’nin seçilmiş Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’yi devirdiği 2013’ten bu yana Katar ile ciddi anlaşmazlıklar yaşıyor. Dolayısıyla da iki ülke arasında ilişkilerin normalleşmesi beklenmiyor.

Yine iki ülke arasında Katar’ın Mısır yargısı tarafından aranan İhvan yöneticilerine kucak açması, siyasal İslam hareketlerini ve Arap Baharı devrimlerini desteklemesi nedeniyle anlaşmazlıklar sürüyor. Mısır hükümeti ise BAE ile sözde karşı devrime liderlik etmede ittifak sağlayarak, iki ülkede de terör örgütü olarak sınıflandırılan İhvan gibi siyasal İslam hareketlerine karşı çıkıyor.

Bu bağlamda Mısır ile BAE, Katar’ın İhvan ile bağlarını koparma ve bir doğalgaz yatağını paylaştığı İran ile ilişkilerini azaltma şartına halen bağlı görünüyor.

Körfez kriziyle ilgili olan beş ülke de ABD’nin müttefiki. Mısır dışında hepsi ABD güçlerine ve üslerine ev sahipliği yapıyor. Ayrıca hepsi KİK içerisinde Katar ile uzlaşı sağlanmadan gerçekleşmeyeceği bilinen dayanışma ve birlik için kararlı olduklarını vurguluyor.

Katar’ı boykot eden ülkeler, 2017’de ilişkiler normale dönmeden önce Katar’ın uyması gereken 13 şart açıklamıştı. Yöneltilen suçları reddeden Katar bu şartları “egemenlik hakkının ihlali olduğu” gerekçesiyle kabul etmemişti.

Katar bu boykota, 3,5 yıl direndi. Katar, 5 Haziran 2017’de alınan boykot kararının ardından Suudi Arabistan ile tek kara sınırının ve dört ülke ile deniz ve hava sınırlarının kapatılmasının neden olduğu alışılmadık koşullara uyum sağlamayı bir şekilde başardı.

Körfez’de uzlaşı neyi amaçlıyor?

Uzlaşı konusunda diyalog taraflarının ulaştıkları sonuçlara ilişkin herhangi bir detay açıklanmadı. Ancak Batı medyasının isimsiz kaynaklara dayandırdığı raporlarda, bu açıklanmayan anlaşma Joe Biden’ın ABD başkanlığını (20 Ocak’ta) devralması ve ülkesinin İran’la nükleer dosyası ve balistik füze programı hakkında bir anlaşma yapma planına hazırlık bağlamında değerlendirildi.

Bazıları da uzlaşıyı Washington’un Trump’ın başkanlığının geri kalan döneminde ABD ile İran’ın karşı karşıya gelme olasılığında Körfez saflarının birliğine ihtiyacı olduğu bağlamında ele aldı.

Böyle bir durumda, sivil uçakları çatışma tehlikelerinden korumak için Suudi Arabistan, BAE ve Bahreyn’in hava sahasını Katar’a açmasına ihtiyaç olduğu öngörülüyor. Ayrıca hava sahalarının açılması, İran’ı Katar hava yollarının hava sahasını kullanmasından elde ettiği yıllık yaklaşık 100 milyon dolardan mahrum edecek.

Hava sahalarının Katar uçuşlarına yeniden açılması meselesinin, Trump’ın damadı ve danışmanı Jared Kushner’ın Katar ve Suudi Arabistan’da yaptığı görüşmeler kapsamında geldiğine inanılıyor.

Anlaşmazlığın sona ermesine ve Katar ile kapsamlı bir uzlaşmaya varılmasına ilişkin gerçek bir gösterge bulunmuyor. Suudi Arabistan ve diğer ülkelerin açıklamaları halen Kuveyt’in beyanlarından uzak. Katar ve Suudi Arabistan’daki siyasi çevrelerde uzlaşının yakın olduğu konusunda iyimserlik hüküm sürmesine rağmen, uzlaşıyı sağlamak için de bir taahhütte bulunmadı.

Medya, yıllardır krizi derinleştirmede önemli bir rol oynadı. Katar Al Jazeera medya ağının Suudi Arabistan’a yönelik söyleminin yoğunluğunu azaltması ve daha çok Mısır ve BAE’ye odaklanması dışında, medya “düşmanca” bir dil kullanmaya devam ediyor.

Çevirmen: Safiye Karabacak

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

RİYAD(AA) – Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA’da yer alan habere göre, Suudi Arabistan Hac ve Umre Bakan Yardımcısı Abdulfettah Bin Süleyman, Kabe’nin de içinde bulunduğu Mescid-i Haram’ın yabancı ülkelerden umreciler ve ibadet amaçlı ziyaretçileri karşılamaya hazır olduğunu belirtti.

Başvuruların “Eatmarna” (İtemerna) uygulaması üzerinden yapılacağını ifade eden Bin Süleyman, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirlerine riayet edilerek günlük 60 bin, aylık ise yaklaşık 2 milyon umrecinin kabul edileceğini kaydetti.

Bin Süleyman, bakanlığın, umrecilerin hangi ülkelerden kabul edileceği ve sayılarının belirlenmesi konusunda yetkili makamlarla koordinasyon içinde çalıştığını bildirdi.

Suudi Arabistan’da onaylı Kovid-19 aşılarını yaptırmış olmanın, umre yapmak, Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevi’de ibadet etmek için ön koşul olduğuna işaret eden Bin Süleyman, yurt dışından gelen umrecilerin aşı olduklarına dair belgelerinin yanlarında bulunması gerektiğini kaydetti.

Suudi Arabistan, hac ziyaretlerinin sona ermesinin ardından 25 Temmuz itibarıyla yurt içinde umre sezonunun başladığını, günlük 20 bin kişinin kabul edileceğini açıklamıştı.

Kendi vatandaşları, diplomatlar ve sağlık görevlileri dışında, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 24 ülkeden yapılan seferleri askıya alan Suudi Arabistan’ın, vaka sayılarına göre ülkelerin uçuş kısıtlaması durumunu yeniden değerlendireceği ifade edilmişti.

Suudi Arabistan’da hac dönemi 23 Temmuz Cuma günü itibarıyla sona ermişti.

Kovid-19 salgını nedeniyle geçen yıl olduğu gibi bu yıl da hac ibadeti, sadece Suudi Arabistan’da yaşayanlarla sınırlı tutulmuş, yurt dışından hacı adayı kabul edilmemişti.

Geçen yıl da umre ziyaretleri Kovid-19 tedbirleriyle yapıldı

Suudi Arabistan makamları, geçen yıl mart ayı başlarında Kovid-19 salgını nedeniyle umre ziyaretlerini askıya almış, 7 ay aradan sonra 4 Ekim 2020’de ülkede yaşayanlar için yeniden başlatmıştı.

Bu tarihten bir ay sonra da yurt dışından umre ve ibadet amacıyla gelenlerin kabul edilmeye başlandığı ülkede, ilk yabancı umre kafilesi, 3 günlük karantinadan sonra 4 Kasım 2020’de Kabe’de tavaf yapmıştı.

Suudi Arabistan makamları, ülkedeki 8 Türk okulunu 2020-2021 eğitim ve öğretim yılı sonunda kapatma kararı aldı.

Bu bir sıcak gelişme haberidir. Kısa süre içinde güncellenecektir. Güncellemeler için sayfayı lütfen tekrar ziyaret edin.

Son dakika gelişmelere anında ulaşmak için AA uygulamasını akıllı cihazlarınıza (iOS, Android, Windows) kurabilir, Twitter’da @AACanli hesabını takip edebilirsiniz.