Körfezin etrafında yükselen sanayi ve teknoloji üssü: Kocaeli

KOCAELİ (AA) – İzmit Körfezi çevresinde kurulan Kocaeli, kamunun ve özel sektörün yaptığı yatırımlarla dünyanın en önemli teknoloji merkezlerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Avrupa’dan Asya’ya geçişin en önemli koridoru üzerinde olan Kocaeli, bu stratejik konumun doğal sonucu olarak iktisadi açıdan hep önemli noktada oldu.

Dünyanın en büyük metropollerinden İstanbul’a yakın olan kent, kara, deniz ve demir yolu ulaşımında sağladığı ciddi avantajlar dolayısıyla sanayi yatırımları bakımından her dönem önemli bir cazibe merkezi haline geldi.

Tarih boyunca üretim ve ticaret merkezi olma özelliğini koruyan Kocaeli’nin ülkenin en büyük sanayi kentine dönüşme öyküsü Osmanlı Devleti dönemine kadar uzanıyor. Kocaeli’nin bir sanayi merkezine dönüşme serüveni 19’uncu yüzyılda dokuma sanayisi açısından büyük ölçekli bazı fabrika yatırımları için kuruluş yeri olarak seçilmesiyle başladı. 19’uncu yüzyıl boyunca devam eden sanayileşme sürecinin en önemli halkalarından birini Kocaeli teşkil etti.

Sultan Abdülmecid döneminde mensucat sanayisi alanında İzmit ve Hereke’de faaliyete geçirilen tesisler, kenti yünlü ve ipekli dokuma sanayisinde adeta bir üs konumuna getirdi. Bu fabrikalar, bir sonraki yüzyılda önemli bir sanayi merkezi haline gelecek şehirde modern sanayinin ilk adımlarını oluşturdu.

İthal ikameci sanayileşme politikaları kapsamında 1844 yılında kurulan İzmit Çuha Fabrikası, 1920 yılına kadar faaliyetlerini sürdürdü. Görkemli binasıyla Avrupa basınının dikkatini çeken fabrika faaliyette olduğu süre içerisinde Avrupa’nın en iyi yünlü kumaşlarını üretti ancak 1920 yılında İngiliz savaş gemileri tarafından bombalanan fabrika aldığı büyük hasar sonucu üretimini durdurdu.

Osmanlı dokuma sanayisinin en önemli kurumu olarak faaliyet gösteren ve ürünleriyle imparatorluk yaşantısının son dönemini belirleyen Hereke Halı ve Dokuma Fabrikası da 1845 yılında üretime başladı. Kuruluşundan kısa bir süre sonra Avrupa’da da prestijli bir markaya dönüşen fabrikanın ürünleri uzun yıllar boyunca birçok uluslararası sergide ödüllere layık görüldü.

Cumhuriyet döneminde Sümerbank çatısı altında çalışmasını sürdüren Hereke İpekli Dokuma ve Halı Fabrikası; 1995 yılında Milli Saraylar’a bağlandı. Bugün halen müze fabrika olarak üretimini sürdüren fabrikada özgün Hereke kumaş desenleri tespit edilerek kaybolmuş desenler yeniden gün yüzüne çıkarılıyor.

Cumhuriyetin ilk yıllarındaki sanayi yatırımları

Kocaeli’de sanayi faaliyetleri gelişirken aynı zamanda sektörel manada bir değişim de yaşandı. Yaklaşık iki asırlık sanayileşme süreci içerisinde kentteki bazı sektörler gerileyip yok olurken, bazıları da gelişti.

Kocaeli’nin tam anlamda bir sanayi şehri haline gelmesi ise Cumhuriyet dönemine denk geliyor. Osmanlı döneminde Kocaeli’yi dokuma sanayi açısından merkez haline getiren fabrikalar, Cumhuriyet dönemindeki ilk büyük sanayi yatırımlarının kuruluşu için kentin öne çıkmasını sağladı.

Cumhuriyetin ilk yıllarında sanayi ağırlıklı kalkınma stratejisi kapsamında 1930’lu yıllarda hazırlanan Birinci ve İkinci Sanayileşme Planları başarıyla hayata geçirildi. Kocaeli tarihinde önemli bir yere sahip olan Seka Kağıt ve Selüloz Fabrikası, bir devlet yatırımı olarak bu dönem içerisinde faaliyete geçti. Bunu 1955’teki Mannesman-Sümerbank boru fabrikası ve 1960’ta Körfez ilçesinde kurulan İpraş petrokimya tesisi izledi.

Kocaeli’deki sanayi yatırımlarının hız kazanması ise 1960-1980 arasındaki planlı kalkınma döneminde oldu. İl, planlı kalkınma döneminde ciddi bir sanayileşme süreci yaşadı. İzmit-Derince-Körfez hattında inşa edilen liman ve iskelelerin yanı sıra İstanbul merkezli işletmelerin 1970’lerde üretim tesislerini il dışına taşıma yönündeki eğilimleri bu süreci hızlandırdı. Özel kesim yatırımlarının ağırlık kazandığı1970’li yıllar Kocaeli’de petrokimya, boya, ilaç ve lastik sektörlerinin geliştiği bir dönem oldu.

1980 sonrası sanayinin gelişimi

Türkiye sanayi tarihi açısından 1980 en önemli mihenk taşlarından birini oluşturuyor. 1980’de ithal ikameci ve korumacı politikanın terk edilip, serbest ticareti esas alan küresel ekonomiye entegre olma çabaları ülkede sanayinin hızla gelişmesini ve yeni yatırımların önünün açılmasını sağladı.

Sanayinin gelişmesiyle sıkışan ve hareket kısıtlılığı yaşayan İstanbul sanayisi, üretim için yönünü çevre illere çevirdi. Dünya metropolünün en yakın komşusu Kocaeli, İstanbul sanayisinin desantralizasyon (yerelleşme) sürecinden en fazla nasibini alan kent oldu.

Yönetim merkezleriyle üretim tesislerinin yerini ayıran İstanbullu firmalar, daha büyük ve düzenli üretim alanları olarak organize sanayi bölgelerinin ortaya çıkmasını sağladı. Böylece Kocaeli, planlı ve disiplinli üretim bölgelerinin ilk örneklerinin hayata geçirilmesiyle sanayide yeni bir akıma öncülük etti.

OSB’ler bir bir kurulmaya başladı

Sanayiyi disipline edebilmek amacıyla 1985 yılında kurulan Gebze Organize Sanayi Bölgesi (GOSB), tamamen katılımcıların finansmanıyla yaptığı altyapı inşaatını 1989’da tamamladı ve 1990’da ilk fabrika üretime geçti. İlerleyen yıllarda bunu Taşıt Araçları Organize Sanayi Bölgesi (TOSB), Gebze Plastikçiler Organize Sanayi Bölgesi (GEPOSB) ve Dilovası Organize Sanayi Bölgesi (DOSB) izledi.

OSB’lerle sanayi yatırımlarında yeni bir döneme giren Kocaeli, 1990’lı yıllarda Türkiye’de yatırım yapmaya karar veren büyük otomotiv firmalarının radarına girdi. Bu dönemde Honda, Isuzu, Hyundai ve Ford fabrikalarının kurulmasıyla kent otomotiv sanayisinin merkezi haline geldi.

Yatırımlar 2000’li yıllarda ivme kazandı

Türk ekonomisinin ilerlemesini ve gücünü en iyi temsil eden kentlerin başında gelen Kocaeli, 2000’li yıllarda ise ileri teknoloji yatırımlarının çekim merkezi olmaya devam etti.

Hemen hemen her sektörde üretip, ihracat yapabilen bir sanayi altyapısına sahip olan kentte, 2002 yılında sadece 90 firma yatırım teşvik belgesine sahipken, aradan geçen 17 yıllık sürede 2 bin 300 firmaya yatırım teşviki verildi ve bu sayede 60 milyar liralık sabit sermaye yatırımının gerçekleşmesi sağlandı.

Kocaeli, teşviklerle sabit sermaye yatırımlarında ilk üçe girerken, 100 bin kişilik ilave istihdam yarattı. Ayrıca, sağlanan teşviklerle otomotiv ve demir-çelik alanlarında güçlü üretim altyapılarına kavuştu.

Söz konusu dönemde, kentte 5 yeni organize sanayi bölgesi kurulurken, buralarda 17 bin kişi istihdam edildi.

Kocaeli’de 307’si yabancı sermayeli olmak üzere 3 binin üzerinde sanayi kuruluşu faaliyet gösteriyor. Türkiye’nin en büyük 100 sanayi kuruluşu arasında Kocaeli’den 11, en büyük 500 listesinde ise 79 Kocaelili firma yer alıyor.

Teknoloji ve yenilikçiliğin merkezi Kocaeli

Sürekli değişime dönüşme ve adapte olma yeteneğine sahip kent, devletin son dönemde yaptığı yatırımlar ve özel sektöre verdiği destekle dünyanın en önemli teknoloji merkezlerinden biri olma yolunda emin adımlarla ilerliyor.

Verilere göre 127 Ar-Ge ve 18 tasarım merkezine ev sahipliği yapan Kocaeli, hem endüstriyel hem de ticari bir merkez ve İstanbul’dan sonra en çok sayıda buluş üretilen şehir.

Kentin 2000’de 10 olan yıllık patent başvurusu sayısı, aradan geçen sürede 31 kat artarak 312’ye yükselirken, bu dönemdeki toplam başvuru sayısı ise 2 bin 716 olarak gerçekleşti. Türkiye’de 2019’daki 8 bin 126 patent başvurusunun yüzde 4’ü Kocaeli’den yapıldı.

Sanayi kuruluşları ihtiyaç duydukları bilgiye, kentte yer alan Kocaeli Üniversitesi ve Gebze Teknik Üniversitesi, Türkiye’nin en büyük araştırma merkezi olan TÜBİTAK MAM, Kocaeli Üniversitesi Teknoparkı, Gebze Teknik Üniversitesi Teknoparkı, Gebze OSB Teknoparkı ve TÜBİTAK MARTEK ile kolaylıkla ulaşabiliyor.

Yine 5 teknoparkla Türkiye’nin en fazla teknoparka sahip şehirlerden biri konumunda olan Kocaeli’deki bu teknoparklarda 446 firma Ar-Ge yoğun faaliyetlere odaklanmış durumda. Teknoparklardaki toplam satış tutarı 7 milyar liraya ulaşırken, ihracat hacmi 400 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının önemli projelerinden biri olan Bilişim Vadisi de Kocaeli’de hayata geçirilen stratejik yatırımlar arasında bulunuyor. Fikri mülkiyet haklarına Türkiye’nin sahip olduğu, küresel ölçekte rekabet edecek bir otomobil markası yaratma hedefiyle kurulan Türkiye’nin Otomobili Girişim Grubu (TOGG), 7 Ekim 2019’dan beri tüm faaliyetlerini Bilişim Vadisi’nde sürdürüyor.

Kocaeli’nin ilerleyen süreçte Bilişim Vadisi’nin öncülüğünde Türkiye’nin inovasyon ve teknoloji tabanlı büyümesinde yeni merkez olması bekleniyor.

Vergi gelirlerinin yüzde 12’si Kocaeli’den

Osmanlı’nın son döneminde başlattığı sanayileşme hamlesinin merkezinde olan, Milli Mücadele’nin ardından kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin kalkınmasında büyük rol oynayan, modern sanayide yaklaşık iki asırlık geçmişe sahip olan kent, günümüzde de dünyanın en büyük sanayi ülkelerinden olan Türkiye’nin odak merkezi olmaya devam ediyor.

Kentte üretilen malları dünya pazarlarına ulaştırmak için her yıl İzmit Körfezi’ni ziyaret eden 10 bin gemi ve yıllık 70 milyar dolara varan dış ticaret hacmi, sanayi yatırımları açısından Kocaeli’nin Türkiye’nin en popüler destinasyonları arasında yer almasını sağlıyor.

Kocaeli, Türk imalat sanayi üretiminin yüzde 13’ünü gerçekleştirirken, ülke dış ticaretinin yüzde 17’si, vergi gelirlerinin de yüzde 12’si İstanbul’un yanı başındaki bu sanayi kentinden karşılanıyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

İSTANBUL (AA) – Karsan Üst Yöneticisi (CEO) Okan Baş, Karsan’ın elektrikli araçlarının İstanbul ve büyük şehirlerde metrobüs hatlarında kullanılma ihtimaline ilişkin, "İstanbul, Ankara, Eskişehir, İzmir, Mersin ve Kocaeli gibi belediyelerden ilgi var. Hatta yakında bir zamanda Road Show’da yapacağız. Dolayısıyla çok uzamayacaktır diye düşünüyorum açıkçası. Önümüzdeki yıllar, aylar içerisinde belki görebileceğiz diye düşünüyorum." dedi.

Karsan’ın Bursa’daki fabrikasında, şirketin yüzde 100 elektrikli model ailesi e-ATA’nın tanıtımına ilişkin bir basın toplantısı düzenlendi. Okan Baş ve Karsan İç Pazar Satış ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Muzaffer toplantıda basın mensuplarının sorularını yanıtladı.

Baş, e-ATA’da yerlilik oranının şu anda yüzde 35 ile 40 arasında olduğunu ifade ederek,, bu noktada bataryanın çok önemli bir etkisi olduğunu ve gelecek dönemde bataryaların da yerlileşmesiyle birlikte bu oran daha da artacağını söyledi.

Karsan’ın elektrikli araçlarının İstanbul ve büyük şehirlerde metrobüs hatlarında ne zaman kullanılacağı yönündeki bir soruyu yanıtlayan Baş, "İstanbul, Ankara, Eskişehir, İzmir, Mersin ve Kocaeli gibi belediyelerden ilgi var. Hatta yakında bir zamanda Road Show’da yapacağız. Dolayısıyla çok uzamayacaktır diye düşünüyorum açıkçası. Önümüzdeki yıllar, aylar içerisinde belki görebileceğiz diye düşünüyorum." ifadelerini kullandı.

Okan Baş ürettikleri ürünlerin önce Türkiye’de görünmesini istediklerini ancak hızlı dönüşüm için bir zaman olduğunu kaydetti

Yerlilik oranı hedefi konusunda ise en önemli kaynağın batarya olduğuna dikkati çeken Baş "Bataryayı ülkemizde üretebilir duruma geldiğimiz anda, iş başka bir noktaya gidecek. Bununla ilgili çalışmalar da var, TOGG’un yaptığı girişimler var. Bence o iş de önümüzdeki iki-üç yıl içinde olacak. Birinci konu o… Yan sanayinin dönüşümü ile ilgili çalışmalar var, elektrikli araçlarla ilgili, 'elektrikli araç komponentlerini devreye almak' için çalışmalar var, o da fena gitmiyor, onlar da devreye girecek. Biz biraz önden gittiğimiz için dış kaynak kullanımı fazla, bu başlangıç aşamasında. Ama ülkenin de bu treni yakalamasıyla bu hızla devam edecektir, büyüyecektir." değerlendirmesinde bulundu.

– "Renault ile henüz yeni bir anlaşma imzaladıklarını ve bir senelik bir hazırlık süreci var"

Okan Baş, Renault ile Megan üretimine ilişkin imzalanan anlaşmaya da değindi.

Renault ile henüz yeni bir anlaşma imzaladıklarını ve bir senelik bir hazırlık süreci olduğunu aktaran Baş, şöyle devam etti:

"Ondan sonra da inşallah üretime başlıyor olacağız. Bizim kimliğimiz zaten bu esnekliği barındıran bir kimlikti. Bugüne kadar da biliyorsunuz biz çok büyük OEM’lere bir taraftan üretim yapabilen bir yapıya sahibiz. Öbür taraftan da kendi markamızla toplu taşıma araçları çözümleri üreten bir kimliğimiz var. İkisini bir arada barındırıyoruz. Özellikle 2. tarafın gelişimi için çok büyük bir yatırım yaptık son 5 yılda ve bu noktaya geldik. Bugün de paylaştığımız bu zaten. Bunu neden önemsiyoruz? Çünkü bu noktada Karsan’ın marka değerini bu kartların yeniden dağıldığı dönemde, elektrikli dönüşümde biz daha iyi bir yer almak istiyoruz Avrupa’da. Zaten markamız daha çok tanınmaya başladı, bundan sonra daha çok tanınacak çünkü pazarın yüzde 80’nine hitap edebilecek ürünler var. Bunlarla beraber Karsan’ın da elektrikli araç pazarında, yeni oluşan pazarda önce girmiş, kendisinin yerini büyütmüş, önce Avrupa’da sonrasında Kuzey Amerika’da iki odak yerimiz var, birincisi önce Avrupa, ikincisi sonra Kuzey Amerika. Kendi ayak izimizi büyütmeye çalışıyoruz Karsan markası olarak."

– "Avrupa’da da önemli oyunculardan bir tanesi olmayı istiyoruz"

Karsan’ın servis araçlarının BMW Ar-Ge mühendislerini taşıdığı görüntülerin sosyal medyada ilgiyle karşılanmasına da değinen Baş, sözlerini şöyle tamamladı:

“Avrupa pazarının yüzde 10-15’indeyken şimdi tamamında varız. Yüzde 10-15’indeyken bile iyi şeyler yaptık. Jest kendi segmentinde lider oldu Avrupa’da. Dediğiniz gibi BMW’nin personelini taşıyan da aracımız var. Bu anlamda arkadaşlar iyi de çalışıyorlar. İletişim anlamında Karsan’ın değerini, bilinirliğini artırma yönünde sosyal medyada çok iyi çalışıyor bizim takım. Orada da iyi noktadayız. Bundan sonra daha da artacak çünkü daha fazla insana dokunuyor olacağız. Pazarın daha fazla büyük tarafına girince sesimiz daha çok çıkacak. Deneyimimizi olumlu yönde artırmak istiyoruz her zamanki gibi. Müşterimizin bize iyi şeyler söylemesini, bizimle ilgili olumlu düşünceler yaşamasını hedefliyoruz. İnşallah bütün hedefimiz o. Avrupa’da da önemli oyunculardan bir tanesi olmayı istiyoruz."

– "İleride bu araçlar şehirlerarasında kullanılacak hale de gelecek"

Karsan İç Pazar Satış ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Muzaffer Arpacıoğlu ise konaklama noktalarında şarj istasyonlarının bulunması durumunda bu araçların şehirler arası ulaşımda da kullanılabileceğine işaret ederek, "Geçenlerde Madrid-Barcelona arasında biz Atak Electric’i kullandık. Sorunsuz bir şekilde Madrid’den Barcelona’ya kadar gitti. 450 kilometrelik menzil şehirlerarası için de çok ciddi bir menzil. Dolayısıyla ileride bu araçlar şehirlerarasında kullanılacak hale de gelecek. Şu haliyle bile şu anda verdiğimiz menzil buna yeterli gözüküyor." dedi.

Türkiye’de şehirler arası toplu ulaşımda elektrikli minibüs ve midibüslerin gelecekte daha fazla kullanılmasına ilişkin beklentileri de değerlendiren Arpacıoğlu, şunları kaydetti:

"Biz de aynı heyecanı paylaşıyoruz, biz de belediyelerin Karsan’ı tercih etmesini canı gönülden istiyoruz. Ama Okan Bey değindi, yurt dışında çok ciddi teşvikler var. Yurt dışında açılan ihalelerin bir kısmı da Avrupa fonundan karşılanıyor. Dolayısıyla orada biraz daha hızlı hareket ediliyor ama Türkiye’de de kullanan, elektrikli deneyiminin tatmış bir-iki tane belediye var. Şu anda 5-6 belediye de bu konudaki iyi niyetini, heyecanını ortaya koymuş durumda. Onların hepsi ile temasımız var, fabrikamızı ziyaret ettiler. Biraz kaynakla alakalı gecikme olabilir. Kaynak buldukları anda Türkiye’deki belediyeler de yurtdışında olduğu gibi bu dönüşüme ayak uyduracaklar. Şimdilik biraz daha maliyet dolayısıyla çevreyi koruma bilincini CNG’li araçlarla gideriyorlar. Bu sene içinde takip etmişsinizdir iki üç tane CNG ihalesi sonuçlandı. Ama bir sonraki adım elektrikli. Okan Bey iki üç sene dedi ama ben biraz daha erken olacağını umuyorum."

KOCAELİ(AA) – Kocaeli’nin Kandıra ilçesinde hasadına başlanan şeker kamışından geleneksel yöntemlerle yapılan ve kilogramı 100 liradan satışa sunulan doğal pekmez büyük talep görüyor.

Kandıra’da son yıllarda ekim alanı genişleyen şeker kamışı, gerekli olgunluğa erişmesinin ardından eylülde toprak seviyesinin bir karış üzerinden orakla kesilerek hasat ediliyor.

Daha sonra merdanelerden geçirilerek çıkarılan ürünün öz suyu, ince delikli süzgeçte süzülerek kazanlarda odun ateşinde kaynatılıyor. Pekmezin dibinin tutmaması ve yanık kokusunun oluşmaması için de sürekli karıştırılıyor.

Kazana koyulan su miktarı ve ateşin şiddetine göre 8 ila 10 saat arası süren kaynatma işlemi, pekmezin ağdalı kıvama gelmesinin ardından sona eriyor.

Raf ömrü uzun ve pek çok hastalığın olumsuz etkilerini gidermede etkili olduğu söylenen şeker kamışı pekmezi, tüketicilerden yoğun talep görüyor.

“Tohum bulma hikayemiz çok enteresan”

Kandıra’da 10 yılı aşkın süredir şeker kamışı yetiştiren 58 yaşındaki Kadir Doğan, AA muhabirine, şeker kamışının çocukluğunda yaygın olarak yetiştirildiğini, o dönemlerde öküzlerin çevirdiği mengenelerde sıkıldığını söyledi.

İlçede öküz kalmayınca mengenelerin de bir kenara atıldığını, bunun sonucunda çiftçilerin şeker kamışı üretimini bıraktığını anlatan Doğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yıllar sonra tekrar üretmeye karar verdim. Tohum bulma hikayemiz de çok enteresan. Çok aradım, eski Kandıra Muhtarlar Derneği Başkanı Mustafa Güzel, bir bağ getirdi ama toprak olmuştu. 500 metrekare alana saçtım bunu ve 3 kök çıktı. Bu 3 kök sonraki sene tarla oldu. Bunu yaygınlaştırdık ve bugün Kandıra’nın pek çok yerinde yeniden ekiliyor.”

Doğan, şeker kamışı tohumunun ilkbaharda toprağa atıldığını, eylül ayında hasadın başladığını belirterek, “Çok bakım istemiyor. Eğer çok kurak giderse bir kez sulamak yetiyor.” dedi.

“Kilogramını 100 liradan satıyoruz”

Hasadın oldukça zorlu olduğunu vurgulayan Doğan, “Şeker kamışını orakla kesiyoruz, kabuğunu temizliyoruz. 2-3 gün bekletildikten sonra mengenede sıkılıyor. Yine sıkma makinesini sanayide yaptırdım. Bu makinede suyu alındıktan sonra kaynatma işlemi yapılıyor. Kaynatma süresi yaklaşık 8 ila 10 saat arası değişiyor.” diye konuştu.

Kadir Doğan, 100 kilogram şeker kamışı suyundan 11-12 kilogram pekmez çıktığını dile getirerek, “Pekmezin kilogramını 100 liradan satıyoruz ama talebe yetişemiyoruz. Türkiye’nin her yerinden müşterimiz var.” dedi.

Pekmezin genellikle kahvaltıda tüketildiğini aktaran Doğan, organik olduğundan birçok kişinin şifa için aldığını sözlerine ekledi.