Kovid-19 varyantları salgınla mücadelede yeni güçlükler ve belirsizlikler yaratıyor

ANKARA (AA) – Yeni tip koronavirüsün (Kovid-19) yayılmasıyla yeni mutasyonların ortaya çıkması, salgınla mücadelede yeni güçlükler ve belirsizlikleri ortaya çıkarıyor.

Her virüs gibi Kovid-19 da zaman içinde değişimler geçiriyor. Söz konusu değişimlerin büyük bölümü virüsün temel özelliklerini değiştirmezken; “mutasyon” olarak adlandırılan bazı değişimler, virüsün temel özelliklerini ve dolayısıyla etkisini önemli ölçüde farklılaştırabiliyor.

Bilim insanları, Kovid-19’un mutasyonlarının virüsün ne kadar kolay yayıldığını, hastalık tablosunu, aşıların bağışıklık sağlama düzeyini, teşhis, tedavi ve koruma tedbirlerinin başarısını etkilediğine işaret ediyor.

“Endişe Verici Varyant” (VOC) ve “İzlenmesi Gereken Varyant” (VOI)

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Kovid-19’un bugüne dek ortaya çıkan mutasyonları içinde 4’ünü “endişe verici”, 8’ini “izlenmesi gereken” varyant olarak tanımladı.

Örgüt, “Endişe Verici Varyant” (VOC) olarak tanımladığı mutasyonların, “virüsün bulaşıcılığını ve yayılma riskini artırabildiği, öldürücülüğünü veya hastalık belirtilerini değiştirebildiği, önleme ve kontrol tedbirlerinin etkinliğini azaltabildiği” uyarısını yaptı.

Öte yandan “İzlenmesi Gereken Varyant” (VOI) olarak adlandırılan diğer 8 varyantın ise “1’den çok kişiye bulaşma, salgın öbekleri oluşturma gibi topluluk içi yayılma özellikleri gösterdiği, birden çok ülkede görüldüğü ve endişe verici varyanta dönüşüp dönüşmeyeceğinin izlenmesi gerektiği” belirtildi.

Kovid-19’un mutasyonlarını Ocak 2020’den bu yana takip eden DSÖ, 31 Mayıs’ta aldığı kararla, harf ve rakamlarla belirtilen adları dışında, ilk kez ortaya çıktığı ülkelerle anılan varyantların Yunan alfabesindeki harflerle adlandırılmasına karar verdi.

“Endişe Verici Varyant” olarak belirlenen 4 varyanta Alfa, Beta, Gamma ve Delta; “İzlenmesi Gereken Varyant” olarak kategorize edilen 8 varyanta ise Epsilon (2 varyant), Zeta, Eta, Teta, Iota, Kappa ve Lambda adları verildi.

Bilim insanları, Kovid-19 virüsünün yapısında 4 binden fazla mutasyon tespit etti.

VOC ve VOI olarak sınıflandırılan varyantların büyük bölümü, virüsün insan hücrelerine tutunmasını sağlayan “diken proteinde” meydana gelen değişimlerden kaynaklanıyor.

Alfa varyantı: B.1.1.7

İlk kez Eylül 2020’de İngiltere’de tespit edilen “B.1.1.7”, daha sonra verilen isimle “Alpha” varyantı, DSÖ’nün “endişe verici varyant” olarak tanımladığı ilk Kovid-19 mutasyonu oldu.

Londra Hijyen ve Tropikal Tıp Fakültesine (LSHTM) bağlı Bulaşıcı Hastalıkların Matematik Modellemesi Merkezince yapılan araştırmada, İngiltere’de incelenen örneklerde varyantın Kovid-19’un yabani tipine (doğal fenotipine) göre yüzde 43 ila 90 daha bulaşıcı olduğu belirlendi.

Bulaşıcılık özelliğinde benzer bir artış Danimarka, İsviçre ve ABD’de yapılan çalışmalarda da gözlendi.

Öte yandan varyantın daha yüksek ölüm oranına yol açtığına dair farklı bulgular ortaya çıktı. Alfa varyantı, İngiltere’de görülen önceki Kovid-19 tiplerine kıyasla LSHTM’ye göre yüzde 71, Exeter Üniversitesine göre yüzde 70, İngiltere Halk Sağlığı Kurumuna göre yüzde 65 ve Imperial College London’a göre yüzde 36 daha fazla ölüme yol açtı.

Ancak uzmanlar, söz konusu bulguların sınırlı sayıdaki numunenin incelenmesiyle elde edildiğine dikkati çekerek nüfusun genelinde öldürücülüğün arttığına dair bir sonuca varılamayacağını vurguladı.

İngiltere’de 2020 sonbaharı boyunca yayılarak hakim Kovid-19 tipi haline gelmesiyle kış aylarında vaka sayılarında belirgin bir artış görülmüştü.

İngiliz hükümeti, 4 Ocak’ta ülke genelinde yeniden sokağa çıkma kısıtlamaları ve karantina tedbirleri uygulamak zorunda kalmıştı.

Beta varyantı: B.1.351

“B.1.351” adını taşıyan Beta varyantı, ilk kez Ekim 2020’de Güney Afrika’da Nelson Mandela Körfezi çevresindeki yerleşim tespit edildi. Mayıs 2020’de mutasyona uğradığı sanılan “Beta” varyantının, DSÖ’nün “Endişe Verici Varyant” olarak tanımladığı Kovid-19 mutasyonları arasında ilk ortaya çıkan olduğu tahmin ediliyor.

Daha önce herhangi akut hastalık geçmişi olmayan genç bireyler arasında daha fazla yayıldığı gözlenen varyantın, Kovid-19’un yabani tipine kıyasla bu yaş grubunda daha fazla ciddi hastalık riski ortaya çıkardığı bildirildi.

Varyantın yayılmasının Güney Afrika’da 2020 sonbaharından bu yılın başına kadar görülen vaka artışında etkili olduğu düşünülüyor.

Alpha varyantı ile benzerlikler taşıyan Beta varyantının çivi proteinde ilave mutasyonlar yaratması, virüsün bulaşıcılığının artması yanında aşılara karşı direnç geliştirebileceğine dair kaygılara yol açtı.

Aşı üreticileri Johnson&Johnson, Pfizer-Biontech, AstraZeneca-Oxford, Sinopharm ve Moderna, varyantın Kovid-19 aşılarının koruyuculuğunu azalttığını, antikorlara karşı direnç geliştirdiğini bildirdi.

Gamma varyantı: P.1

İlk kez Ocak 2020’de Japonya’da Brezilya’dan seyahat eden yolcularda tespit edilen, daha sonra “Gamma” olarak adlandırılan “P.1” varyantı da DSÖ tarafından “Endişe Verici Varyant” olarak nitelenen Kovid-19 mutasyonları arasında yer aldı.

Varyant, virüsün aminoasitlerinde 17 değişim yarattığı biliniyor. Bunların 10’u virüsün insan vücuduna tutunmasını sağlayan çivi proteini etkiliyor.

Varyantın bu yılın başında Brezilya’nın Amazonas eyaletinin başkenti Manaus’daki ani vaka artışında etkili olduğu tahmin ediliyor.

Ekim 2020’de yapılan kan tahlili araştırmasında, kent sakinlerinin yüzde 76’sında insan vücudunun Kovid-19’a karşı geliştirdiği antikorlara rastlandığı, bunun “kitlesel bağışıklığa” işaret eden yüzde 67 oranının üzerinde olduğu belirlenmişti.

Ancak kentte Ocak 2021’de yeni bir salgın dalgasının ortaya çıkması, virüsteki değişimin vücudun yabani tipe karşı geliştirdiği doğal antikor korumasını etkisiz kıldığı, dolayısıyla aşılara da direnç geliştirebileceği endişesine yol açtı.

Delta varyantı: B.1.617.2

İlk kez Ekim 2020’de Hindistan’da tespit edilen ve “çift mutant” adı verilen “B.1.617.2” de DSÖ tarafından “endişe verici varyant” olarak nitelediği son Kovid-19 mutasyonu oldu.

Virüsün çivi proteininde bulaşıcılığı ve antikor direncini etkileyebilecek mutasyonlara yol açan Delta varyantının, Hindistan’da martta başlayan ve günlük vaka sayılarının 400 bine kadar çıktığı ikinci salgın dalgasının sorumlusu olduğu tahmin ediliyor.

İngiltere Halk Sağlığı Kurumu, mayısta yaptığı değerlendirmede, Delta varyantının yayılma hızının Alfa varyantına göre yüzde 51-67 daha fazla olduğu uyarısında bulunmuştu.

DSÖ, 19 Haziran’da yaptığı açıklamada, bulaşıcı özelliği yüksek Delta varyantının dünya genelinde baskın tür haline gelmesinin beklendiğini bildirmişti.

Baş ağrısı, boğazda kuruluk, burun akıntısı ve ateş gibi grip benzeri hastalık belirtilerine yol açan Delta varyantı, Kovid-19’un önceki tiplerinde görülen öksürük, solunum stresi, sırt ağrıları gibi zatürre, soğuk algınlığı türü hastalık tablosundan farklılaşıyor.

Delta varyantının aşılara karşı da belirli düzeyde direnç geliştirdiği saptandı.

Hindistan Tıbbi Araştırma Konseyi (ICMR), Bharat Biotech şirketinin Kovid-19’un yabani tipi ile geliştirdiği inaktif aşının varyantlara karşı etkisine dair yayımladığı araştırmada, aşının B.1.617 ailesindeki mutasyonları etkisiz hale getirmekte başarılı olduğunu fakat bunu daha düşük etkinlikle yapabildiğini ortaya koydu.

İngiltere Halk Sağlığı Kurumu da yaptığı araştırmada, Pfizer-Biontech ve AstraZeneca-Oxford aşılarının Delta varyantına karşı ilk dozda yüzde 33, ikinci dozdan sonra Pfizer-Biontech’in yüzde 88, AstraZeneca-Oxford ise yüzde 60 etkili olduğunu belirledi.

Daha önce yapılan klinik denemelerde, her iki aşı da Kovid-19 yabani tipine karşı yüzde 90’ın üzerinde başarı sağlamıştı.

“Delta artı” varyantı

Hindistan Sağlık Bakanlığı, Delta varyantının ilk kez nisanda ortaya çıkan bir türev mutasyonunun “endişe verici varyant” olarak sınıflandırıldığını duyurdu.

“AY.1” olarak adlandırılan ilave mutasyonun virüsün daha kolay yayılmasına, akciğer hücrelerine daha kolay bağlanmasına yol açtığı ve antikor tedavisine direnci artırdığı belirtildi.

Delta Plus varyantı, Hindistan’ın 3 eyaletinde yaklaşık 40 kişide tespit edilirken; ABD, İngiltere, Portekiz, İsviçre, Japonya, Polonya, Nepal, Rusya ve Çin’in olduğu 9 ülkeye daha yayıldı.

Bilim insanları, yeni mutasyonun “Endişe Verici Varyant” olarak değerlendirmek için henüz yeterli verinin bulunmadığının altını çiziyor.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

ANKARA (AA) – Sağlık Bakanlığınca Günlük Koronavirüs Tablosu, “covid19.saglik.gov.tr” adresinden paylaşıldı.

Buna göre, Türkiye’de son 24 saatte 257 bin 474 Kovid-19 testi yapıldı, 22 bin 291 kişinin testi pozitif çıktı, 76 kişi hayatını kaybetti, iyileşenlerin sayısı ise 4 bin 197 oldu.

18 yaş üstü nüfusta birinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 64,74, ikinci doz aşı uygulananların oranı yüzde 40,53 olarak kayda geçti.

Kovid-19’la mücadele kapsamında son 24 saatte birinci, ikinci ve üçüncü doz toplam 1 milyon 77 bin 627 aşı uygulandı.

Türkiye’de bugüne kadar yapılan aşı sayısı 40 milyon 185 bin 504’ü birinci doz, 25 milyon 155 bin 40’ı ikinci doz, 4 milyon 418 bin 827’si üçüncü doz olmak üzere 69 milyon 759 bin 371’e yükseldi.

En az bir doz aşı uygulananların oranının en yüksek olduğu 10 il sırasıyla Muğla, Çanakkale, Kırklareli, Edirne, Balıkesir, Amasya, Eskişehir, Aydın, İzmir ve Tekirdağ oldu.

En az bir doz aşı yapılanların oranının en az olduğu iller ise Şanlıurfa, Bitlis, Mardin, Muş, Diyarbakır, Siirt, Batman, Bingöl, Gümüşhane ve Iğdır olarak sıralandı.

“Aşı olmayanlar aşısını yaptırmalıdır”

Sosyal medya hesabından günlük tabloyu paylaşan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Vakalar salgının kontrol altına alınmasını zorlaştıracak düzeyde. Bu riski ortak irade ve hepimizin lehine olacak kararla durdurmalıyız. Tedbirlere uymalı ve aşı olmayanlar aşısını yaptırmalıdır. İlk dozu hemen, ikinci ve üçüncü dozu zamanı gelir gelmez.” değerlendirmesinde bulundu.

WASHINGTON (AA) – Pfizer, bu yılın ikinci çeyreğine ilişkin bilançosunu açıkladı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, Pfizer’ın bu yılın ikinci çeyreğinde elde ettiği gelir geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 92 artarak 19 milyar dolara ulaştı.

Şirketin geçen yılın aynı dönemindeki net satışları 9,9 milyar dolar olarak gerçekleşmişti.

Pfizer’ın aşı satışlarından elde ettiği gelir bu yılın ikinci çeyreğinde 9,2 milyar dolar olurken, Kovid-19 aşısının satışlarından sağlanan gelir 7,8 milyar dolar olarak kaydedildi.

Şirket, Alman biyoteknoloji firması BioNTech ile geliştirdikleri Kovid-19 aşısından bu yıl yaklaşık 33,5 milyar dolarlık satış geliri beklediğini duyurdu.

Pfizer, mayıs ayında yaptığı açıklamada, aşı satışlarından bu yıl 26 milyar dolarlık gelir elde etmeyi öngördüklerini bildirmişti.

Pfizer, temmuz ayı ortasından itibaren imzalanan sözleşmeler kapsamında bu yıl 2,1 milyar doz aşının teslim edilmesinin beklendiğine dikkati çekti.

Şirketin net karı, bu yılın ikinci çeyreğinde 5,6 milyar dolara yükseldi. Şirketin geçen yılın aynı döneminde elde ettiği net kar ise 3,5 milyar dolar olmuştu.

Pfizer’ın geçen yılın ikinci çeyreğinde 0,62 dolar olan hisse başına karı, 2021’in aynı döneminde 1,07 dolara ulaştı.



Koronavirüs Haber Indeksi


Rusya Koronavirüs  | Hindistan Koronavirüs | İngiltere Koronavirüs | Almanya Koronavirüs | Fransa Koronavirüs | İtalya KoronavirüsKoronavirüs AşısıKoronavirüs TedbirleriSokağa Çıkma KısıtlamasıSağlık Bakanı AşıBrezilya KoronavirüsBioNTechSputnik-VYerli Aşıİran KoronavirüsABD KoronavirüsKoronavirüsü YenenJaponya KoronavirüsEsnaf Koronavirüs Haberleri