“Kudüs” konulu “Kısa Hikaye Yarışması”nın ödülleri sahiplerini buldu

İSTANBUL (AA) – Burak Derneği, ÖNDER İmam Hatipliler Derneği ve Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğü iş birliğiyle Türkiye geneli Anadolu imam hatip lisesi öğrencilerine yönelik düzenlenen "Kudüs" konulu "Kısa Hikaye Yarışması"nın ödülleri, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) tedbirleri kapsamında çevrim içi gerçekleştirilen ödül töreniyle sahiplerine verildi.

Kudüs'ün yeri ve önemi ile ilgili öğrencilerde bilinç oluşturmak, gençleri Kudüs hakkında araştırmaya teşvik ederek bu konuda bilgilerini zenginleştirmelerine fırsat tanımak ve düşüncelerini kaleme aktararak yazma becerilerini geliştirmelerine katkı sağlamak amacıyla düzenlenen yarışmada katılımcılar, "Kudüs" temalı kısa hikayeler kaleme aldı.

– "Kudüs tanınmalı, bilinmeli ve ona sahip çıkılmalıdır"

Başvuruları 8 Kasım 2019'da başlayan ve 15 Haziran'da sona eren "Senin Şehrin Senin Hikayen" başlıklı yarışmanın ödül töreninde konuşma yapan Burak Derneği Başkanı Adem Yenihayat, gençleri çok önemsediklerini vurgulayarak, gençlerin Kudüs'ü sahiplenmesi, tanıması ve bilmesinin çok önemli olduğunu söyledi.

Yenihayat, Kudüs'ün "peygamberler şehri" olduğunu belirterek, "İsra mucizesinin sona erdiği ve Miraç mucizesinin başladığı yerdir Kudüs. Kur'an'ın tabiriyle mukaddes ve mübarek bir şehirdir. Bu nedenle Kudüs tanınmalı, bilinmeli ve ona sahip çıkılmalıdır. Biz de bu noktada Kudüs'le ilgili çalışmalarını sürdüren Burak Derneği olarak böyle bir etkinliğin yapılması gerektiğine inandık." dedi.

Yarışma için emeği geçenlere, eğitimcilere, öğrencilere ve ailelerine teşekkür eden Yenihayat, "Yarışmada öncelikle 399 hikaye ilk aşamadaki jüri tarafından değerlendirildi. İkinci aşamada finale kalan 30 hikaye Ali Ural, Cemal Şakar, Güray Süngü, Hüseyin Su ve Ömer Lekesiz'den oluşan 5 jüri üyesi tarafından değerlendirildi." diye konuştu.

– "Hedefimiz yeni Selahaddinler yeni Ömerler çıkarmak"

Önder Genel Başkanı Kamber Çal da şunları kaydetti:

"İmam hatip davasına gönül vermiş bir STK olarak en çok değer verdiğimiz, en çok önemsediğimiz, kaygısını duyduğumuz davalardan birisi de Kudüs. Kudüs'le ilgili çalışma yapan, oranın özgürleşmesi için gayret gösteren, Kudüs bilincini topluma aşılamaya çalışan her tür organizasyon ve yapıyla memnuniyetle çalışma yürütme yapmanın gayreti içerisindeyiz."

Çal, Kudüs'e her gittiklerinde büyük bir burukluk içerisinde geri döndüklerini anlatarak, "Kudüs bizim namusumuzdur, bizim vazgeçilmez davamızdır. Geçmişte bu davayı güden çok değerli büyüklerimiz gibi biz de Müslüman bir birey olarak Kudüs davasını sonuna kadar götürmenin çabasındayız." değerlendirmesinde bulundu.

Bundan sonraki süreçte de Kudüs için yapılan işlere dahil olacakları bilgisini veren Çal, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hedefimiz yeni Selahaddinler yeni Ömerler çıkarmak, yeniden Kudüs'ün özgürlüğüne kavuşmasını sağlamak. Yeniden Kudüs'ün bir barış şehri olması için gayret göstermek. O açıdan bu çalışmalar çok kıymetli. Gençlerimizde bu bilinci sağlamak çok önemli. Bunu da özellikle hayal güçlerini geliştirerek yapmak çok önemliydi. Güzel bir çalışma oldu."

MEB Din Öğretimi Genel Müdürü Nazif Yılmaz ise yarışmaya katılan hikayelerde Kudüs'e olan aşkı, sevdayı, muhabbeti, onurlu duruşu, mücadele azmini, bilincini gördüğü yorumunda bulunarak, "Bizim istediğimiz de tam olarak buydu. Çünkü imam hatip nesli öteden beri bir davaya gönül vermiş ve gerektiğinde onun için canını, her şeyini feda edecek derecede bir hassasiyete sahip bir nesil. Tüm velilere, okullarımıza, öğrencilerimize çok teşekkür ediyorum. Bu sevda, mücadele bitmesin." ifadelerini kullandı.

Kazananlara Kudüs ziyareti ile çeşitli ödüllerin verildiği yarışmada, birincilik ödülünü Adana Çukurova Hümeyra Ökten Kız Anadolu Proje İmam Hatip Lisesi'nden Asude Çıraklı, ikinciliği Trabzon Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi'nden Aslıhan Akkuş, üçüncülüğü ise İstanbul Henza Akın Çolakoğlu Anadolu İmam Hatip Lisesi'nden Emre Dokumacı aldı.

Mansiyon ödüllerinde ise birinciliğe Kartal İmam Hatip Lisesi'nden Elif Leyal Uğraş, ikinciliğe Nevşehir Anadolu İmam Hatip Lisesi'nden Furkan Sağlam, üçüncülüğe Mehmet Emin Saraç Anadolu İmam Hatip Lisesi'nden Aişe Durmaz, dördüncülüğe Sakarya Arifiye Anadolu İmam Hatip Lisesi'nden Somaeıa Jamal Edden, beşinciliğe ise Alanya Fen ve Sosyal Bilimler Proje İmam Hatip Lisesi'nden Şerife Meryem Taşdemir değer görüldü.

Share on facebook
Facebook
Share on twitter
Twitter

Daha Fazla Haber

Mescid-i Aksa’da ramazan hazırlıkları

Kudüs’te yüzlerce Filistinli, ramazan ayına sayılı günler kala, Müslümanların ilk kıblesi olarak kabul edilen Mescid-i Aksa’da temizlik çalışması yaptı. Filistinliler, Mescid-i Aksa’da namaz kıldı. ( Mostafa Alkharouf – Anadolu Ajansı )

İsrail vatandaşı Filistinliler tarafından kurulan, Filistin 1948 İslami Hareketi’nin güney kanadının yüzlerce mensubu, Doğu Kudüs’te bulunan Harem-i Şerif’te ramazan temizliği yaptı.

Harekete bağlı 48 Igatha adlı insani yardım kuruluşunca, Mescid-i Aksa’nın avluları yıkandı, peyzaj düzenlemesi yapıldı ve Harem-i Şerif’in surlarının dibindeki Müslüman mezarlıkları temizlendi.

48 Igatha Derneği, 12 yıldır düzenlediği “Mescid-i Aksa çıkarması” çerçevesinde, İsrail vatandaşı Filistinlilerin yaşadığı kentlerden 120 otobüsle yüzlerce Filistinliyi işgal altındaki Doğu Kudüs’e taşıdı.

Dernek müdürü Gazi İsa, AA muhabirine yaptığı açıklamada, “Üst üste 12’nci kez düzenlenen ‘Önce Kudüs’ kampı etkinlikleri kapsamında bugün iç Filistin’in (İsrail’e bağlı Filistin kentleri) her yerinden 120 otobüsle yüzlerce vatandaş Mescid-i Aksa’ya geldi.” dedi.

Kudüs İslami Vakıflar İdaresi ile birlikte gönüllü şekilde Harem-i Şerif’i ramazan ayına hazırladıklarını belirten İsa, “Mescid-i Aksa’yı Müslümanların ibadetine hazırlamak için temizliyoruz ve Vakıflar İdaresi’ne destek oluyoruz. Harem-i Şerif’in avlularını yıkıyoruz, etrafını düzenliyoruz ve kabristanları temizliyoruz.” ifadelerini kullandı.

İsa, Önce Kudüs kampının Filistin 1948 İslami Hareketi’nin tüm kurumlarınca desteklendiğine vurgu yaparak, “Çocuklarımızı, kadınlarımızı ve erkeklerimizi buraya, Mescid-i Aksa’ya bağlılıklarını güçlendirmek için getiriyoruz.” dedi.

Dün gerçekleştirilen çıkarmanın kendileri için bir onur olduğunun altını çizen İsa, “Bugün bizim için Mescid-i Aksa’ya bir vefadır. Kudüs ve Mescid-i Aksa bizim önceliğimizdir.” şeklinde konuştu.

Kadın, erkek, genç ve yaşlı demeden her yaştan Filistinlinin gönüllü şekilde Harem-i Şerif’te temizlik yapması, Mescid-i Aksa’nın çevresindeki eski çarşı esnafınca da takdir edildi.

Öte yandan Ürdün Vakıflar, İslami İşler ve Mukaddesat Bakanlığına bağlı Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’nden de yapılan yazılı açıklamada, Harem-i Şerif’te her yıl olduğu gibi bu yıl da gölgeliklerin kurulduğu belirtildi.

Açıklamada, geçen yıl yeni tip koronavirüs (Kovid-19) nedeniyle kapalı olan Mescid-i Aksa’da ramazan ayının manevi atmosferinin yaşanması için Kudüs İslami Vakıflar İdaresi’nin tam teçhizatlı bir şekilde hazır olduğu vurgulandı.

Kudüs İslami Vakıflar İdaresi Başkanı Şeyh Azzam el-Hatib 23 Şubat’ta nisanın ortalarına doğru başlayacak ramazan ayında izleyecekleri tutuma ilişkin yazılı bir açıklama yayımlamıştı.

Hatib, Mescid-i Aksa’nın ramazan ayı boyunca ibadete açık olacağını belirtmişti.

​​​​​​​Harem-i Şerif’te her yıl ramazan ayı boyunca günlük ortalama 10 bin Müslüman ibadet ediyor, bu sayı cuma günleri 150 bine kadar çıkıyor.

İsrail’in resmi İstatistik Merkezi’nin verilerine göre, 9 milyonu aşkın ülke nüfusunun yaklaşık 2 milyonu Filistinlilerden oluşuyor ve bu rakam nüfusun yüzde 20’sine tekabül ediyor.

Abluka ve Ayrım Duvarı engel oluyor

İsrail, daha önceki yıllarda Ayrım Duvarı’yla (Utanç Duvarı) çevrili işgal altındaki Batı Şeria’dan 40 yaş altı erkeklerin Kudüs’e girişini engellerken abluka altındaki yaklaşık 2 milyon nüfuslu Gazze’den de Filistinlilerin girişine izin vermemişti.

İşgal altındaki Batı Şeria ile Kudüs arasında 2003’te inşa edilen 5 metre yüksekliğindeki beton duvar boyunca çok sayıda İsrail askeri kontrol noktası bulunuyor.

İsrail olağan günlerde özel izinliler dışında Batı Şeria’daki Filistinlilerin Kudüs’e geçişine izin vermiyor. İsrail ablukası altındaki Gazze Şeridi’nde yaşayanların ise ne Kudüs’e ne de başka bir yere seyahat etme hürriyeti bulunuyor.

Doğu Kudüs ve Batı Şeria, 1967’den beri İsrail işgali altında tutuluyor.

RAMALLAH (AA) – İsrail’in aşı konusunda görmezden geldiği ve İngiltere mutasyonlu virüsün giderek yayıldığı işgal altındaki Batı Şeria’da hastanelerin neredeyse tamamı yüzde yüz doluluk oranına ulaşmış durumda.

Yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınında birinci ve ikinci dalgayı hafif atlatan işgal ve abluka altındaki Filistin topraklarında, üçüncü dalga oldukça ciddi derecede hissediliyor.

İşgal altındaki Doğu Kudüs ile abluka altındaki Gazze Şeridi’nde salgın endişe edilecek boyutlara ulaşmasa da Batı Şeria’da durum giderek ciddileşiyor.

Yaklaşık 3,1 milyon nüfusa sahip Batı Şeria ile Doğu Kudüs’te son bir hafta içinde ortalama günlük Kovid-19 vaka sayısı 2 bin sınırına dayanmış durumda.

Hal böyle olunca da Batı Şeria’daki birçok hastanede yer kalmadı ve yeni hasta kabul edilemez hale geldi.

Batı Şeria’nın en büyük hastanesi 380 yatak kapasiteli Ramallah Hastanesindeki yoğunluk salgının ne derece ciddi boyutlara ulaştığını gözler önüne seriyor.

Yer olmadığı için bazı hastalar koridorda tedavi ediliyor

Yetkililer, hastanedeki 380 yataktan 102’sini Kovid-19 hastalarına ayırdıklarını, acil serviste de 30 koronavirüs hastasının yatış için sıra beklediğini belirtti.

Vaka sayılarındaki sert yükseliş nedeniyle Ramallah Hastanesinin acil servisinin neredeyse tamamı Kovid-19 hastalarına ayrılmış durumda.

Acil servisin yeterli olmaması sebebiyle, hastane içindeki bazı odalar da Kovid-19 hastaları için acil servis merkezine dönüştürülmüş.

Bazı hastaların koridorlarda tedavi edilmeye çalışılması ise Batı Şeria’daki hastanelerin içinde bulunduğu durumun en iyi özeti gibi.

“Yatak sayımız yetmiyor”

Ramallah Hastanesi Başhekimi Dr. Ahmed el-Bitavi, AA muhabirine yaptığı açıklamada, salgın nedeniyle Batı Şeria’daki hastanelerin oldukça zor durumda olduğunu söyledi.

Durumun çok kötü olduğunu ve mutasyonlu virüsün Batı Şeria’da hızlı yayıldığını kaydeden Bitavi şöyle devam etti:

“Mevcut Kovid-19 hastanesinde ve acil kısımlarındaki yatak sayısı artık yetmiyor. Hasta sayısı, hastanenin kapasitesinden çok daha fazla. Suni solunum cihazları yetersiz. Yatakların tamamı dolu. Hastanenin acil bölümü Kovid-19’a yakalanmış hastalarla dolu. Gidebilecekleri başka hiçbir yerleri yok. Bu durum biz sağlık çalışanlarının içini yakıyor. Çünkü evlatlarımızı, annelerimizi, babalarımızı yatıracak bir yatak bulamıyoruz. Buradaki insanların evlerine gitmesi mümkün değil.”

Yatak sıkıntısını çözmek için Ramallah Belediyesinin desteğiyle 50 yataklı bir sahra hastanesi kuracaklarını ifade eden Bitavi: “Normalde burası koronavirüs için tahsis edilmiş bir hastane değil. Son iki günde 102 yatağı Kovid-19 vakalarına açtık. Şu anda durumu ağır olan 37 hastamız var. Halihazırda en az 100 yatağa daha ihtiyacımız var ki böylece talebi karşılayabilelim.” ifadelerini kullandı.

“Annemiz gözümüzün önünde ölüme terk edilmiş durumda”

Hastanelerdeki doluluk oranı hastaları ve yakınlarını da endişeye sevk ediyor.

Kovid-19’a yakalanan annesini Ramallah Hastanesine getiren Hâni Safi, Filistin’e yardım eli uzatılmasını talep etti.

Boş yer bulamadığı için annesini hastaneye yatırmadığını anlatan Safi, “Şimdi annemiz gözümüzün önünde ölüme terkedilmiş durumda. Ne yapacağız bilemiyoruz, yardım istiyoruz. Doktorun da yapabileceği bir şey yok. Biz kahrolmuş bir halkız, imkanlarımız yok, ne kendi annemi ne de diğerlerinin annelerini tedavi edecek imkanlar üretemiyoruz. Annem 70 yaşında, bulunduğu ortamda çok sayıda hasta var. Odanın ortamı ne öyle bir hasta ne de başka hastalar için müsait değil.” diye konuştu.

İsrail aşı konusunda Filistinlileri görmezden geliyor

Dünyada nüfusuna oranla en fazla aşı yapılan ülke olan yaklaşık 9,3 milyon nüfusa sahip İsrail’de halkın yüzde 55’ine aşının ilk dozu, yüzde 45’ine de ikinci dozu yapıldı.

Vatandaşlarını hızla aşılayan İsrail, işgal ve abluka altında tuttuğu Filistin topraklarındaki insanları ise görmezden geliyor.

İsrail yönetimi, şu ana kadar Filistin’e sağlık çalışanlarının aşılanması için yalnızca 2 bin doz aşı verdi.

İsrail, 8 Mart Pazartesi gününden itibaren ise ülkedeki veya yasa dışı Yahudi yerleşim birimlerinde çalışan Batı Şeria’daki 135 binden fazla Filistinli işçiyi aşılamaya başladı.

Şu ana kadar Batı Şeria’ya 10 bin doz, abluka altındaki Gazze Şeridi’ne ise 22 bin doz Kovid-19 aşısı ulaşmış durumda.

Filistin yönetimi, Çin’in hibe ettiği 100 bin doz Sinopharm aşısının Batı Şeria’ya “yakında” ulaşacağını belirtiyor.